renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Aşağıdakilerden Hangisini Yaptığınızda Farklılaştığınızı Düşünürsünüz?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

susarak tabiki

benim gevezeleri sevmem..
her yerde gürültü var..
ben susmayı severim..

susarak tabiki..

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...(imza)

herkes gündemin peşindeyken...

Herkes birileri tarafından oluşturulmuş bir gündemin peşine takılıp yuvarlanmaktayken gündemin dışında kalma seçeneğinin dğer seçeneklerin farklılaşma noktasında bir adım önünde yer alması gerektiğini düşünüyorum.

Farklı normallik..

Son zamanlarda insanların farklılaşma adına yaptıkları tüm farklılıkların, birbiriyle giderek aynılaşmaya başladığını düşünmeye başladım. Kendi açımdan baktığımda, aslında tüm çabamın normal olmaya çalışmak olduğunu farkettim. Eskiden normal nedir, kimdir diye sorardım kendime ya da farklı olmak anormallik midir diye, ( sonuç : çıkmaz olunca) artık sadece doğru olanın peşinde olmaya karar verdim. Benim cevabım hepsi olurdu ama bunların hiçbirini farklı olma çabası içinde gerçekleştirmiyorum hatta bazı zamanlar bu şekilde farklı olup yalnız kalmanın sıkıcı olduğunu düşünüyorum. Susmak bazen yorucu olabilir, yalnız olmaksa; olduğunuz yer eğer "doğru" bildiğiniz yerse ve gerçekten yalnızsanız hem diğerleri için hem de kendinize üzülürsünüz ve o zaman farklı olmayı istemezsiniz belki.. Yürümek güzeldir, heryerde yürümek, belki de bu günün dünle eşit olmadığını anlatmak için en çok kullandığım kelimedir diyebilirim. Gündemin peşinde olmaktansa izlemeyi tercih ediyorum, gündemin niteliğine göre değer verilmesi gerektiğini düşünürüm.
"Sosyal olmak" ifadesinin de bu zamanda biraz yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Örneğin okulda herhangi bir topluluğa kayıtlı değilseniz ya da bir erkek arkadaşınız yoksa veya yeteneğiniz olmadığını bile bile sanatsal bir faaliyet toplantısına gitmiyorsanız sizin artık sosyal bir varlık olmadığınızı ( anlamadıkları işlerle uğraşmayı sevenler) söyleyebilirler dolayısıyla kendi farklılığınızı ortaya koyarken bir başkası için sıradan oluverirsiniz. Size sınırsız "mutluluk hayalleri" vadeden dünyaya sırtınızı döndüğünüzde yine ne yazık ki "dünya" insanlarına sırtınızı dönmüşsünüz demektir.
...

kendimi arıyorum? nerdeyim..

kendimi arıyorum? nerdeyim..

kenarları tırtıklanmış bir hayatın tam ortasında açtık gözümüzü..
ve halen birileri hayatlarımızdan habire birşeyler yürütmekte ve biz çaktırmadan yok olmaktayız, acil durum alarmları vermemiz gerektiği bir zamanda, hasar tesbiti için bile dönüp bakmıyoruz kendimize.. ne acı!!! günlük hayatın yorucu ve rutin temposuna kapılmış sürükleniyoruz... bence yalnız kalarak artık biraz kendim(iz)i sorgulamanın zamanı geldi sanırım...-tabi bu yalnızlık kendini insanlardan soyutlayıp biryere kapanmak anlamında değil, kendimizden başka herşeyi içimizden çıkarmak, bizi biz olmaktan alıkoyan herşeyden silinmek - benceeee!!!
ne dersiniz hoş olmaz mı?

İnsan olarak.

Farklılaşmaya çalışmanın kişiyi farksızlaştırdığı kanısı bence de doğrudur. Lakin anketi böyle değerlendirmemek lazım. Belki sadece kelimeler tam isabetli seçilmemiş olabilir.

Empati kurup anketi doğru anlamaya çalışarak, ağır basan okumak yazmak seçeneğini işaretliyorum.

Bir retorik ya da vecize babından, insanın az bulunduğu bir ortam da insan olarak! (ontolojik olarak ele aldım)

Siyasi olarak, gündemi tadını kaçırmamak suretiyle ve takip etmek koşulu ile dışında kalarak.

Yaa açıkçası kişiliğimizi oluşturan unsurları göz önüne alarak hepsi olabilir belki. Ancak ana kimliğimizden yola çıkarak "Mümin kalarak ve bu bilincle temaşa edip yaşayarak" diyebilirim.

Güzel bir anket olmuş. Farklı paradigmalardan yola çıkar ve içini doldurmayı başarabilirsek.

Kilise ve ayinle farklılaşmak

Üç sene kadar evvel sık sık gider ayinleri seyrederdim pazar günleri kilisede. Turist kafilesi gelir ve otobüsten inerdi. Sonra kilisenin bahçe kapısından içeri girerlerdi. Kırmızı güllerin olduğu bir bahçeydi. Gittiğim kilisenin Katolik kilisesi olduğunu sonradan öğrendim. Ayin sırasında o insanları seyretmek bana huzur verirdi. Korku dolu bakışları hissederdim. Papaz amca ile arkadaş olmayı bir türlü beceremedim yada buna cesaret edemedim. Ayin bittikten sonra herkes ayrılırdı, ben kilisenin duvarına oturur bir süre beklerdim. Eğer bunun adı farklılaşmaksa evet farklılaşıyordum. Şimdilerde nedendir bilmiyorum hem kilise hem cami çok uzak geliyor bana.

Yalnız kalmak seçeneği için otursam sayfalarca yazı yazardım herhalde. Her ne kadar Robinson Crusoe gibi bir adada yalnız yaşamasam da, kalabalığın içerisinde kendimi yalnız hissedebiliyorum. Bunun normal bir durum olduğu veya anormal bir durum olduğu üzerine kafa yoracak değilim. Ama yalnız olmayı ve doğayla baş başa iken ikinci ve üçüncü tekil şahıslardan hazzetmiyorum.

Okuyarak/Yazarak; ah ahh ne çok çektim ve hala da çekiyorum sizden. Okuma ve yazma eylemleriyle ciddi bir aşk yaşadığımı söyleyebilirim. Seni seviyorum Marx, Hegel v.d.

Sosyal faaliyete katılarak; geçenlerde üniversiteye bir işim düştü, neyse gidiyoruz işte bindik alamete. Önümde iki kız oturuyor. Biri diğerine "-kızım amma da ot gibi hayatın var, bu öğrencilik bir daha ele geçmez, gez, dolaş, eğlen... Öğrenciliğin tadını çıkar" dediğinden beri sosyal faaliyetlere karşı a-sosyal bir tavır sergilemekte fayda görüyorum.

Sanatsal faaliyette bulunmak; eh eh bulunmak isterdim ama zaman ve şartlar müsait değil. Bir zamanlar dergi falan çıkardık. Okul bitti, aşk bitti ve dergi de bitecekti elbette. Belki devam eder ama aşk aynı mıdır, bu tartışılır. Başka dergilerle flört etmek ise bana pek cazip gelmiyor. İnsanın kendi el emeğinin göz nurunun ve alın terinin (pardon şey demeliydim, tasarım yapmaktan gözleri kanlanmış, yazıları editlemekten elleri nasır tutmuş, klavyeyi saatlerce dövmekten parmakları kas yapmış) karşılığı başka başka oluyor. Seni seviyorum Darvakit...

Susarak; aslında insanların bir türlü beceremediği bir şey ama herkes nedense çok suskun olduğunu söyler. Benim susmak deyince aklıma tek isim gelir nedense: Nuri Pakdil. Bu isim aklıma geldikçe ya susarım ya da öfkelenirim.

Yürüyerek; severim velhasıl. Ne kadar farklılaştırıyor bundan emin değilim. Günde en az 5-6 km yürüyorum desem abartmış olmam. WC-Mutfak ve Çalışma masası (yatakta yatmıyor musun diyebilirsiniz, son zamanlarda koltukta uyumayı huy edindim) arasında geçen ömrümdeki yegâne açılımlardan birisidir yürümek. Her sabah saat onda günlük gazeteleri almak için en yakın bayiye yürümem gerekiyor ve bir saat yürümüş oluyorum. Harici her hafta sonu evden Mevlana'ya kadar yürürüm bu da yaklaşık on-oniki km yapıyor. Dönüşte ayaklarımda derman kalmadığından toplu taşıma araçlarını kullanıyorum.

Gezerek; bir ara gezmekten uyuyamıyordum. Otobüs yolculuklarına alışmıştım. Ama son bir yıldır pek aram yok. Gezdikçe acı çekiyorum bunun başka bir açıklaması yok. Farklılaştırmıyor beni artık.

Sohbet ederek; maalesef yanımda Selim Şevkioğlu yok.

Dinlenerek; İnsanlar dinlenerek nasıl farklılaşırlar bunu anlamamı beklemeyin.

Gündemin dışında kalarak; bunu becerebilsem ne kadar farklılaşırım bilemiyorum. CHP'deki durumlar, Milliyet Gazetesi'nin anketi, Serdar Turgut'la Akşam gazetesinin başlattığı milli söylem, Semranım bugün ne diyecek, Ata nerede-nasıl-kiminle nişanlandı, Tayyip beyin ulusa seslenmesi, Tülin eve dönecek mi, televole, Pazar keyfi ve pekala kördüğüm, Kurtlar Vadisi, Aliye, Bir İstanbul Masalı, Perihan Mağden yazıları, Mehmet Gündem'le Fethullah Gülen söyleşisi, kadının sesi, erkeğin feryadı, bir haziran gecesi, Avrupa yakası, Volkan ve Aslı, Beşiktaş Del Bosque'yi gönderdi ve muhalefet amacına ulaştı, futbolda şike var mı yoksa hayatın kendisi bir şike mi, AB, GOKAP, BOP'ın hayatımıza verdiği şekil, BOP masalları, Postmodern Diplomasi ve post-modern aşklar, Sinem'in albümü bahara geliyormuş, Şiir öldü sıra öykü ve hikayede, ucuz kitaplar ve ucuz aşklar...

Velhasıl, "ey ruhum kalk gidelim..."

Farklı olmaktansa farkında olmak yeğdir.

Çengel attığımı düşünmeyesiniz sakın. Bunların da görünür olmasını istedim; farklılaşmak ya da kendin olmak tabirlerini her şeyden önce popüler bulduğumu ifade etmeliyim. Sen Farklısın! sloganı, imajı besleyen içi boş bir retorik. Sen farklısın! neden? Çünkü havan ve imajın var. Sen Farklısın! Neden? çünkü şu markayı giyiyorsun? Sen farklısın! neden? tesettürün yüzünden okuyamadın (F.K. Barbarosoğlunun son yazısından esinlendim). Sen farklısın! neden? farklı düşüncelerin var.. isyankarsın, anarşistsin vs vs. Sen farklısın! boş laf bu. Her insan bir diğerinden farklıdır zaten. Nevi şahsına münhasır özellikleri vardır. Farklılaşmaktansa farkında olmayı yeğlemek gerek. Ve kişiyi farklı kılmaya kifayet edecek ciddi yetkinliklerle donanmış olmak. Bunu da farklı olmak adına yapmamak elbet. Bir de "kendin ol" sloganı var. Başkası gibi görünmeye çalışmayı öğütlüyor olsa, amenna. Ancak bu değil amaç. Aynen farklı olmaktaki kadar netameli. Birey olmaktan ziyade, bireyselciliği ve egoyu körükleyen hezeyan. Kendin olmaktansa olmaya çalışmak. Gelişerek var oluşumunu tamamlamaya gayret etmek.

Özü itibariyle ele alınırsa, bu sloganların hiç birinin insan-ı kamil olmaya hizmet etmediği görülecektir.

Hepsinden biraz ...

Şıklardaki tüm fiiller az ya da çok beni farklılaştırır.Örneğin kış aylarında daha çok okuyarak/yazarak farklılaşırım.Yazları da daha çok gezerek,sehayat ederek..

Şu sıralar gündemin dışında kalmayı/susmayı ve yalnız kalmayı tercih ediyorum...

Dinlenerek seçeneğinin hiç oy almaması dikkatimi çekti..Birçok şey insanın dinlendiriyor,susmak mesela...Hayret!

Cemaatin eyilimi yine dikkat çekici..Okuyan,susan,gündemin dışında kalan ve biraz yalnızlığı seven insanlar..Fazlasıyla entellektüel bir hayat...imrenmedim desem yalan olur..Bayağı potansiyel adamlarla beraberiz..

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

evet susmak zor olandir..cü

evet susmak zor olandir..
cünkü nefsin olgunlugu icin bir yoldur susabilmek..
bu olgunluk ise fakliliktir..

bir zorluk daha vardir; hakk bilinenin dogru yerde ifadesidir ki bu da susmak kadar zordur cogu vakit..

'farklilasmak'sa sanirim olgunlastiktan sonra 'herhalde' mümkün.
bir de hepsi diye bir secenek olsaymis.. :)

göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde..

Yumuşak konuş ki,kalplerin ka

Yumuşak konuş ki,kalplerin kapıları açılsın.sıcak kalpli ol ki; vicdanlar düşüncelerine buyur etsinler.ihlaslı davran ki;tesirin sürekli olsun.

konuşmak için iki dudak, susmak için bir yürek gerek!!

bu anket bir seçim olsaydı, seçenekler de birer parti...

Yukarıda bulunan sonuçlar bir seçimin devam eden sayımlarında ortaya çıkan tabloyu ifade ediyor olsaydı sanırım bir yerlerde aşağıdaki rahatsızlıklar ifade edilebilirdi. Nerede mi? İşte orasını çok iyi bilmiyorum.

"Sandıkların tamamı açılmadı ama görülüyor ki Okuyarak/Yazarak ve Susarak finiş çizgisine başbaşa girecekler. Onların hemen arkasından Yalnız Kalarak geliyor. Seçimlere oldukça iddialı hazırlanan Gündemin Dışında Kalarak ise barajın altında kalacak gibi. Burada dikkat çelimesi gereken husus ise şu eğer seçim süreci öncesinde bazı birleşmeler olsaydı Okuyarak/Yazarak , Susarak ve Yalnız Kalarak bu seçimleri bu kadar rahat sonuçlandıramazdı. Mesela Sosyal Faaliyete Katılarak ve Sanatsal Faaliyete Katılarak iki aynı kökten seçenek olarak birleşme yolunu tercih etselerdi, Yürüyerek ve Gezerek aynı yolun yolcusu olarak seçimlere kolkola girselerdi herhalde durum biraz daha farklı olurdu. Bu arada Yalnız Kalarak'ın yanına Dinlenerek'i alabileceği ihtimalini de gözardı etmeyelim.

Sonuçta ortaya çıkıyor ki arkadaşlar seçim sonuçları bizim istediğimiz şekilde sonuçlanmamıştır. Yalnız kalmak, susmak, okumak yazmak yolu ile farklılaşmak ağırlıklı olarak tercih ediliyorsa bizim bazı şeyleri yeniden gözden geçirmemiz gerekecek. Mesela susma sustukça sıra sana gelecek sloganı ile tezgaha alma çalışmalarımız sanırım artık sonuç vermeyecek. Kalabalıklara çekmeye çalıştığımız insanlar artık yalnız kalmayı tercih edebiliyorlar farklı olma mikrobu adına. Ya okuyup yazma meraklılarına ne demeli... Arkadaşlar bu plan tutmadı. Tek tutan plan Gündemin Dışında Kalarak'ın harbiden gündemin dışında kalması oldu:)))... Böyle bir seçime de gitmek yanlıştı zaten. Yeni planlar yapmalıyız. Çok çalışmalıyız çoook... Yeni partiler kurmalıyız. Stadyuma Giderek, Televizyon Seyrederek ve Parti Kurarak gibi... Bunlarla insanımızın aklını çelmeli ve gerçekliği onlara bir kez daha hatırlatmalıyız. Ayakları yere basmalı insanımızın. Ne o öyle susmak falan...

Haydi kolay gelsin"