renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sezai Karakoç'u Anlamak

Aramızda samimi, izzetli, başı dik bir şahsiyet olarak bulunuyor. Aşk ile yoğrulmuş, şiirle kanatlanmış, derviş sabrı ile kök salmış bir fikir sisteminin (diriliş) mimarıdır Sezai Karakoç. Bir ömür boyunca devam eden uyanık kalabilme ve uyandırma çabası... Bütün eserlerinde bir şarkıyı terennüm eder.
Eğilip bükülmeden, yiğitçe bir duruşla seslenir insanlığa. Sınırların ötesindedir. Düşüncesinde sınır taşlarını, dikenli telleri aşıp birlik denizine ulaşır. Başlayan ve devam eden kutlu bir çağrıdır. Bu çağrı, yitik cenneti zamana adanmış sözlerle, hızırla kırk saatle, kıyamet aşısıyla yeniden bulabilme çağrısıdır. Ahmet Taşgetiren'in tespitiyle:
"Bir gün anlaşıldığında Sezai Karakoç, bizim dünyamızda anlaşıldığında çok şeyin değişmiş olacağını müjdeleyebilirim. Onun fikir ve duygu derinliğine, onun ufuk genişliğine ulaştığında bizim dünyamız.."

Mütefekkir Sezai Karakoç

Son devir düşünce tarihimizde şiir ile fikir içiçedir. Bir fikrin sözcüsü olanlar, şiirle düşüncelerini yaygınlaştırmışlar. Şinasi'den başlayarak Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet ve bu isimler çevresinde halkalanan diğerleri. Sezai Karakoç, şaire 'önder olma' misyonunu yükler. "Şair, geleceği bu güne çeker. Bizden birkaç yüzyıl ilerde yürür (...) Veliliği, önderliği, kahramanlığı, savaşçılığı, aşkı ve ölümü, millet adına, insanlık adına kelimeler için bir daha yaşamak borcundadır. O, yalnız milletin geçmişini değil, geleceğini de yüklenmiştir. Gelecek felaketleri sezip çığlık çığlığa haber vermek, halkı uyarmak, ona yön göstermek, bunu da kalplere ve ruhlara işleyecek bir güçle yapmak ödevindedir" der.
Bu ifadelerden hareket edecek olursak şair, bir bayrak şahsiyettir. Sezai Karakoç, duygu kadar düşüncenin de önemini vurguluyor. Şair kişide, duygu ve düşüncenin bir terkip halinde içiçe olmasını ve böylelikle uyanışın, dirilişin gerçekleşeceğini savunur. Sezai Karakoç'un mütefekkir vasfı üzerinde yeterince durulduğu söylenemez. Gözden kaçan bir husustur bu. Bir şahsı anlayabilmemiz için değişik cephelerden incelememiz gerekir.
Sezai Karakoç'un adı "Diriliş" fikri ile anılır. "Diriliş" kelimesi, Sezai Karakoç'un dilinde müthiş bir anlam yoğunluğu taşır. "Diriliş", anahtar kelimedir. Belli bir süreç dahilinde aşama aşama kendi düşünce sistemini kurmuştur. Kendi ifadesi ile: "Diriliş, aslında bir edebiyat akımından çok, bir hakikat akımıdır. (...) Yeniden inanmak, yeniden düşünmek, yeniden duymaktır. Diriliş, İslam'dan ayrılışın sona erişi, ona yeniden kavuşmanın başlangıcıdır."
İlhamını İslam dininden alan ve "medeniyet" ekseninde yeniden var olmayı, dirilmeyi amaçlayan; İslam'ın aydınlığında hayatı, insanı, kavramları, kurumları, olup bitenleri sorgulayan, tanımlayan ve çözümler üreten bir düşünce sistemidir "diriliş". Dünden bu güne uzanan bir çizgide, "diriliş mektebi"nden söz edilebilir.

Şair Sezai Karakoç

Sezai Karakoç, şiir geleneğimize bağlı ama özgün bir şiiri söylemiştir. Hemen her şiirinde hikmet pırıltılarını görebilirsiniz. Sezai Karakoç'un şiiri, bir yönüyle "hikemî şiir"dir. Bazı mısraları, mısra-ı berceste hükmündedir. Sezai Karakoç, edebiyat tarihimizde "İkinci Yeni" şairleri arasında gösterilmektedir. Ahmet Kabaklı, "Türk Edebiyatı Tarihi"nde su tespitlerde bulunmuştur: "Şiir üslubu bakımından az çok 'İkinci Yeni'ye bağlanabilir olsa bile sanatında görülen temalar ve inandığı değerler bakımından şiirimizde daha ileri yeni bir ses." Sezai Karakoç, İkinci Yeni ile ilişkilendirilmek konuda şu açıklamayı yapmakta: "Benim 'İkinci Yeni' ile ilgim, aynı dönemde şiir yazmam ve belki biçim bakımından bazı ortak yanlarımın bulunmasından ibaretti." Yunus Emre, Mevlânâ, Fûzûli, Şeyh Galip, Mehmet Akif, Necip Fazıl çizgisinin günümüzdeki asıl temsilcisi Sezai Karakoç'tur. Sezai Karakoç'ta, klasik şiirimizde Nabi'nin başlattığı bu akımın, değişik bir biçimde devam ettiğini görmekteyiz. Arif Ay'ın deyimiyle: "Hikmet burcunda bir şair/İnsan-ı kamil burcunda bir yazar"dır.

Murat Soyak

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Aşk ve Çileler

Biliyorum ki herkesin en iyi bildiği şiir bu. Bir dönem ezberlenip, yüreklere fısıldanan şiir. Yeniden okumak isteyenler için..

I. Aşk ve Çileler

Monna Rosa, siyah güller, ak güller;
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
Monna Rosa, bugün bende bir hâl var,
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan...
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi...
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Açma pencereni, perdeleri çek:
Monna Rosa, seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek;
Anla Monna Rosa, ben öteliyim...
Açma pencereni, perdeleri çek.

Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lâmbalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları...

Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O mâsum bakışlar... Su kenarında
Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza,
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak:
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.

Altın bilezikler, o korkulu ten,
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
Bir tüy ki, can verir gülümsesen,
Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
Altın bilezikler, o korkulu ten!

Monna Rosa, siyah güller, ak güller,
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

Monna Rosa / Sezai Karakoç

İthaf..

ARZUHAL

Çiledinmi
Dünya tutar inilemen
Ne saltanatı dünya pahada
Ne kalbi altın mezarı şöhret
Yer şahit
Şahit bizler kardeşlerin
Alevli hüzünlerdin mevla için

Ne atın yıllar verdin hep
Dirilsin diyordun ve yöneliyordu binlerle
Kapkara parlak ışıklı ve ışıtan göz
Kıvırcık utangaç ve uçurumlardan güvenlere götüren
Ve yalın
Henüz gelmiş gibi kınından
Ne altın yıllar verdiğin hep
Ve ağır ağır çeviriyordun
O dalgın ve ağır yüzünü devrin
Yuya yuya o güzel Elçiye

Ne altın yıllar verdiğin hep
Biriki bronz kişi konabilseydi önüne
Ve ne altın yıllar daha çiledin
Artık yalnız değil adımların
Şimdi daha iri doğuyor sabahları
Horantası bir hayli arttı güneşin

Kişinin güzelliği ağa ustalarına göredir

senin köylün olayım
o uzak iklimleri erişilmez beldeye
bakabilemezdik senin götürmen olmasa

şu küçücük kalpte
(yaman halimiz helal ettiremezsek)
nice hakkın yüklü.

[Abdurrahman Cahid Zarifoğlu'nun Sezai Karakoç'a ithaf ettiği şiir)
(Tüm Şiirleri, Beyan yay. - Biat Dergisi, Sezai Karakoç Özel Sayısı)

Selçuk Küpçük

Selçuk Küpçük, "Monna Rosa'nın orada okunmasına karşı idim, ancak yapımcım şiir olmazsa kaset de olmaz deyince mecbur kaldım." diyor. Belki de Selçuk Küpçük'ün bir ara en az Monna Rosa fotokpileri kadar meşhur olmasının altında bu şiir yatıyordur. (Kurutulmuş Gül Mevsimi)

"senin hatıran gibi yeni, büyük, karanlık
senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi...

"ne güzel bineceğin vapuru kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde...

"bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar..."
(a.g.k.-İstanbul)

istanbul

monna rosa selçuk küpçük'ün sesine çok yakışmıştı.ve dahi yavuz bülent bakiler'in "gözlerin istanbul oluyor birden"i ile güzel bir çalışma oluvermiş idi.

F.Bilge'un istanbul gezisi bloguna yorum olarak bu şiir yakışır kanaatimce...

ama sanırım devamı gelmedi bu çalışmaların. bildiğim kadarıyla ordu ilinde öğretmenlik yapıyor kendisi...

Hayat; İman ve Cihad...

S. Küpçük iii

Geçtiğimiz ay bir şiir kitabı çıkardı. Sanırım önümüzdeki ay da bir kırkbeşlik çıkartacak.
ps: İstanbul adlı eserinde Monna Rosa şiirini okuyan Selçuk Küpçük değildir. Galiba Mustafa Özçelik okuyordu.

Kum Yazıları

Selçuk Küpçük, Ordu ilinde evet. Kum Yazıları adında mükemmel bir dergiye imza atmıştır. Bir bakıma underground bir dergidir bu. Mükemmel bir üslup kullanmışlardı ve kendi söylemleriyle "iktidar ilişkilerini reddetmişlerdi". Severek okuyordum. İki yıl önce yayım hayatına son verdi Kum Yazıları. Keşke devam etseydi...