Türk milletinin kendisine karşı kaşlarının çatık olması nedeniyle Corc amcanın bize gücendiğini duydum. Tebessüm etmemiz gerektiğini düşünüyormuş. Oysa biz, Dallas isimli dizinin müptelası olduğumuz zamanlarda bile Ceyar'a karşı suratımız hep asık durmuşuzdur. Sanırım o dizinin iyi karakteri Babi'ydi. Biri Babilik yapmış da biz kendisine nankörlük etmiş değiliz.
Kinayeli sözleri ve metaforları bir yana bırakalım ve hemen sadede geçelim. Şahsen ABD hükümetinin, Türk halkının ABD politikalarından rahatsız olmasına fazla bir mana veremediğimi ifade etmeliyim. ABD değil de, niçin ABD politikaları diyorum? Çünkü anket yapanlar, sorularını sokakta karşılaştığı vatandaşlara soruyorlar ve çok da sıhhatli olmayan böyle bir kanaate sahip oluyorlar.
Artık hem ABD aleyhtarlığımızın nedenlerini sıralamaktan gına gelmesi, hem de her şey ortada iken abes karşılamam nedeniyle savunma maksatlı hiçbir şey yazmak istemiyorum. Ancak dikkatimi çeken ve önemli bulduğum bir hususu hem de üzerine basarak dile getirmek gayesindeyim
Şahsi kanaatime göre ABD hükümeti'nin yeni bir Ali Cengiz oyunu ile karşı karşıyayız. Diğer pek çok Avrupa ülkesinde ABD karşıtlığı ciddi oranları göstermesine rağmen, ABD neden sadece Türk halkının kendileri hakkındaki menfi düşüncelerinden rahatsız oluyor ve bu durumu üzerine basarak dile getiriyor. Bence bunun asıl nedeni son derece bayağı. Bir millet, kendilerinin diğerleri tarafından beğenilmiyor oluşundan hoşlanmayabilir. Bu her zaman normal karşılanmasa bile anlaşılabilir bir dürtüdür. Lakin durum bizce bundan çok daha başka bir nedene dayanıyor. Bizce ABD hükümeti yetkilileri, çoğu kez yaptığı gibi -bir kısım- medya mensupları ile işbirliğine girmek suretiyle psikolojik savaş unsurlarını kullanarak, Türk hükümetini maniple etmeye çalışmakta.
Danışıklı dövüşün, Dışişleri Bakanı Rice'nin Türkiye'yi ziyareti ile başladığı bize göre son derece aşikar. Hatırlayacağınız üzere kendisi Türkiye'ye adımını atar atmaz, ABD'li bir yetkili birinci tezkerenin mecliste onaylanmamış olmasına vurgu yaparak, Irak savaşında zora düşmelerinin asıl nedeninin Türkiye olduğuna dair bir açıklama yapmıştı. İşte her şey o gün başladı. Ve o gün, bu sözlerin sadece Rice'nin elini güçlendirmek maksadı ile söylendiğini düşünüyordum. Ancak ardından vuku bulan yeni gelişmeler, bunun sadece bir başlangıç olduğunu ve daha büyük bir balığın izini sürdüklerini gösterdi. ABD hükümetinin asıl derdi ve arzusu, Türk Halkı'nın kendileri hakkındaki menfi düşüncelerinden çok daha öte bir nedene dayanıyor. O da Türk Hükümeti'nin dizginlerini tamamen kendilerinin eline bırakmamasından bir başkası değil. Bu sebeple psikolojik savaş unsurlarını devreye sokuyorlar. Çünkü, bölgedeki amaçlarını gerçekleştirmek için Türkiye'nin desteğine son derece muhtaç durumdalar. ABD gibi hükümetler meyve bekledikleri ağaca boşu boşuna işemezler. Küstüm, kırıldım, gücendim diyorlarsa şayet.. yani mesaj her şeye rağmen dostane tavırlarla ortaya konuyorsa, politik bir oyunla karşı karşıya olduğunuzu anlamalısınız. Şayet durum böyle olmasaydı, her şeye rağmen sürdürmeye çalıştıkları yakın ilişkiyi ve alışılmadık sıcak tavırları kendilerinden görmek mümkün olmazdı.
Sözü fazla uzatmaya gerek duymuyor ve gündemdeki mezkur mevzu hakkında farklı olarak tek bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Türk halkından ziyade Türk hükümeti son derece basit ancak etkili olabilecek yeni bir oyunla karşı karşıyadır. ABD, Türk hükümetinin ABD'ye karşı kullandığı kamuoyu kozunun (belki de tek) farkında ve bizce hükümet bu kozdan istifade etme hususun da hiç de fena sayılmaz. ABD basit bir manevrayla, gözünü korkutmaya çalıştığı kamuoyunu ve medya unsurlarını kullanmak suretiyle, bu kozun etkisini kırarak hükümeti kıskaca almaya çalışıyor. Bu bir oyundur ve en azından (Irak sorununu çözmeden) bu kertede Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi göze alamayacaktır. BOP projesinin idamesi gereği halkımıza göz dağı vermek suretiyle Türk hükümetine blöf yaptığını düşünüyor ve bu basit oyuna gelmemek üzere herkesi teyakkuzda olmaya davet ediyorum

Yorumlar
Sıcak gelişmeler
Per, 24/02/2005 - 18:49 — Name LimonAz önce heberleri izledim. ABD yetkilileri, İncirlik üssünün kullanımı ile alakalı hususları görüşmek üzere Türk yetkililerle pazarlık masasına oturacaklarmış. Ve bu üssün, kısıtlama olmaksınız kullanımına müsaadesini talep edeceklermiş. Mesele gerekirse TBMM'ye taşınacakmış.
Yine bu gün AKP Hatay Millet vekili partisinden istifa ettiğini öğrendim. Millet vekillerinin istifa nedenlerini henüz bilmiyorum. En azından şimdilik, tüm bu gelişmelerin birer tesadüf olmadığını düşünmeye başladığımı ifade edmeliyim. İstifaların, diğer hadiselerle belki alakası olmayabilir lakin yeni gelişmelere hazırlıklı ve dirayetli olmak gerektiğini düşünüyorum.
Az önce Yeni Şafak Gazetesi'nin 23 Şubat tarihli sayısına baktım. Deniz Baykal da oyunun farkında. Böylesi ciddi bir meseleyi iktidar ile birlik içinde aşabileceklerini ümit ediyorum.
AKP, yakalamış olduğu başarıyı hasbel kader de olsa birinci tezkerenin onaylanmamasına borçlu. Umarım bu durumu dikkate alır ve ucundan döndüğü uçuruma tekrar yönelmez.
chp için bir not:
Cts, 26/02/2005 - 21:56 — Enes Turgutchp'nin amerikan karşıtlığını ciddi bulmuyorum..
ama tabii ki bu konudaki reaksiyonlarından fayda umabiliriz.
'Amerikalı değilim ve hiç olmayacağım'!
Cts, 26/02/2005 - 14:40 — Kâni Çınar'Amerikalı değilim ve hiç olmayacağım'! Bir zamanlar Gerçek Hayat için objektiflerin karşısına geçen İsmet Özel üzerinde bunların yazılı olduğu bir tişört giymişti.
Sloganlarımız olmalı. marşlarımız, türkülerimiz... bizi dinç tutan neler varsa onlar. Tıpkı 'Amerikalı değilim ve hiç olmayacağım'! gibi. Derviş hesabı en azından dilimizde olsun ki kalplere yol bula.
Araştırmalar öyle diyor:
-------------
Türkiye'nin İngilizce günlük ikinci gazetesi olan The New Anatolian, yayın hayatına girdiği ilk hafta, Türk halkının ABD ve İran'a bakışıyla ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koyan bir anket yaptı. Ankara, İzmir ve İstanbul'da, çarşamba ve perşembe günleri The New Anatolian muhabirleri, 1512 kişiye üç soru sordular.
"ABD'yi dost olarak görüyor musunuz?" sorusuna verilen yanıtlar, çoğunluğun ABD'yi 'dost' olarak görmediğini ortaya koydu.
Ankete katılanların yüzde 87.7'si bu soruya 'hayır' yanıtı verdi, ABD'yi "dost" görenlerin oranı yüzde 12.3'te kaldı.
'İRAN TÜRKİYE İÇİN TEHDİT DEĞİL'
"ABD, İran'a müdahale etmeli mi?" sorusuna verilen yanıt da, benzer bir sonucu ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 87.3'ü "hayır" yanıtı verdi. "İran'ın Türkiye için bir tehdit olduğuna inanıyor musunuz?" sorusuna verilen yanıtlar da, olumsuz oldu. Yüzde 7.12 "İran, Türkiye için tehdit değildir" dedi.
Şehirlerin kalabalık ve değişik gelir gruplarının yaşadıkları bölgelerde gerçekleştirilen ankete katılanların yorum yapmaktan kaçınmaması da, önemli bir nokta olarak kaydedildi.
-------------
Bence bu kuru kuruya bir istatistik değil... Şu da göz önünde bulundurulabilir. ABD Türkiye'ye yönelik çıkışlar yapacak, kendisi için küçük küçük malzemeler devşiriyor. Ne olursa olsun ABD o kadar alt ve üst yapımıza ait dejenerasyon uygulamasına rağmen hala "yeterince" sevilmiyor. İyi ki de sevilmiyor. İster nabız yoklasın ister gündem değiştirmek çabası olsun, adına ne derseniz deyin, ABD medya desteğine, Hoolywood yapımı mizansenlerine, satın aldığı "aydın" yazarlarımıza rağmen bu cepheye yeterince hakimiyet kuramayacaktır. Bu toprağın mayasında olan "ecza" umuyor ve bekliyorum ki meclisin çatısı altında bulunanlara da şifa ve kan pompalamaya devam edecektir.