renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Solino

Tarih 06/03/2005 "Solino" filmine girmek için Sinema Paradiso'da bekliyorum. Aklımda tek bir şey var zamanı nasıl geri çevirebilirim? Bu imkansız bir şey, rasyonel olarak gerçekleştirilemeyecek bir istek. İmkansızı alt edecek biri çıkmışmıdır ki diye düşünüyorum. Eğer varsa böyle biri gidip bulmalıyım, nasıl yaptığını öğrenmeliyim. Çok eskilere değil sadece 24 saat öncesine gitmek istiyorum. Bunu söylerken imkansız olan sanki imkanlı olacak gibi geliyor, gülümsüyorum. Film başlamak üzere yerimi almalıyım.

Solino, Fatih Akın'ın son filmi değil aslında. Ülkemizde yeni vizyona giren filmi demek daha doğru olur sanırım. Fatih Akın'ın ilk filmi "Kısa ve Acısız", ikinci filmi "Temmuz'da" dan sonra çektiği bir film. Ticari kaygılardan dolayı "Duvara Karşı" ile tüm dünyada tanındıktan sonra vizyona girmeyi başardı. 4 Mart'ta Sır Film sayesinde vizyona girmesi ile Fatih Akın'ın filmografisinin de tamamlamış olduk.

Fatih Akın'ın yönetmenliğini yaptığı film diğer filmlerinin aksine senaryosunu yazmadığı tek film. Senaryosunu Ruth Toma kaleme almış. Filmlerinde Almanya'da yaşayan Türklerin aidiyet duygularını anlatan Fatih Akın bu filmde ise İtalyan bir ailenin Almanya'daki öyküsünü anlatıyor. Solino için hem farklı hem de tipik bir Fatih Akın filmi demek doğru olur sanırım.
1960'lı yıllar. İtalya'nın güneyinde iş bulmak çok zordur. Gigi, ağabeyi Giancarlo ve anneleriyle babaları, yoksul ve tozlu kasabaları Solino'yu bırakıp Almanya'ya gider ve Ruhr Bölgesi'ndeki ilk pizzacı dükkânını açarlar. İki çocuk, çevrelerindeki yeni ve yabancı dünyayı keşfe çıkar; Gigi açık ve coşkuludur, Giancarlo ise ihtiyatlı ve kurnaz. Yıllar geçer, çocuklar asi delikanlılara dönüşür. Aralarındaki gizli rekabet, çocukluk arkadaşları Johanna'ya âşık oldukları zaman su yüzüne çıkar. Daha popüler olan küçük kardeşinin gölgesinde kaldığını hep hissetmiş olan Giancarlo, Johanna'yı kendisine ister. Gigi'nin, çocukluğundan beri vazgeçmediği film çekme düşünü gerçekleştirme konusundaki azmini de kıskanır. Tam ilk filmi bir festival için seçilmiştir ki, Gigi geçici olarak Solino'ya döner ve hem Johanna'yı hem de filminin kaderini ağabeyinin ellerine terk eder...*

Film 3 farklı bölümden oluşuyor. İlk bölüm 1964 yılını anlatıyor ve İtalya'nın Solino kasabasında geçiyor. Ailenin Almanya'ya gittiğini zamanı ve iki çocuğu olan Gigi ve Giancarlo'nun çocukluk dönemi anlatılıyor. Gigi'nin hassas ve farklı olduğunu, Giancarlo'nun ise asi ve kabalığı tasvir ediliyor ve Almanya'ya geldiklerinden sonra film bir 10 yıl sonrasına gidiyor. Yetmişli yıllarda ise iki kardeşin gençlik yıllarında anne babasıyla olan iletişim sorunları, filmin son döneminde ise düğümlerin çözüldüğünü ve dengelenmiş hayatlarını anlatılıyor.

Solino bir abi kardeş filmi. İki erkek kardeş arasındaki geçebilecek bütün olayları anlatıyor. Bir erkek kardeşin en iyi arkadaşınız olduğunu aynı zamanda her zaman aralarınızda bir rekabet olacağını anlatan sıradan iki kardeşin öyküsü. Okuldaki başarılarından, yaptıkları işlere, aşık oldukları kızlara kadar bir çok konuda rekabet halinde olan yine de birbirlerininden kopamayan ve her hâlde birbirlerine destek olan iki kardeş.

Filmdeki Giancarlo rolünü canlandıran Bleibtreu ilk olarak "Koş Lola Koş" filminde görmüştük. Daha sonra Fatih Akın'ın ikinci filmi Temmuz'da da yine başrolde oynayan Bleibtreu bu performansı ile Almanya'da en iyi aktör ödülünü aldı. Gigi rolündeki Metschurat ise daha önce "İspanyol Pansiyonu" filminde beğenilen genç bir oyuncu. O da "Solino" ile Bavaria Film Ödüllerinde en iyi genç oyuncu seçildi.

Sıradan bir öykünün bu kadar güzel, sıcacık ve şiirsel anlatımı gerçekten görülmeye değer. Ayrıca en güzel yanı da filmin müzikleriydi. Jannos Eolou'nun yaptığı filmin müzikleri, filmin anlatmak istediklerini seyirciye çok güzel aktarılıyor, sözlerini anlamasak bile. Fatih Akın'ın "Cinema Paradiso"dan etkilendiği ve bazı benzerlikleri olan bu film kesinlikle Sinema Paradiso'da izlenmeli. Benim burada izlemem güzel bir tesadüf oldu.

Film'in son sahnesi öyle güzel bitiyor ki çalan müzik ile insanın yerinden kalkması çok zor. Şarkı hiç bitmesin diye içimden geçirirken gitme vaktinin geldiğini ışıkların açılması ile anlıyorum. Hayatın bütününü anlayamadığımdan ve gözlerimin hepsini görmediğinden, ayrıntılara bakıp ilerliyorum. Bahariye'den sahile inen yokuşta hızlı adımlarla inerken kulağımda son dinlediğim müzik, aklımda imkansızlıklarım, gözlerim yıldızlarda.

Bir daha ki filme kadar hoşçakalın:)

*www.sinema.com

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Duvara Karşı

Fatih Akın'ın büyük ses getiren filmi "Duvara Karşı"yı izleyemeyenler bugün saat 21:45 'te Show tv'de izleyebilirler.

İyi seyirler...

Cemaline çevir yüzümü Başkasına rağbet ettirme kalbimi.

neye karşı?

filmden , yönetmenden , rejiden , ışıktan anlamam..
film benim için , "perdeye koşup adamın yakasına yapışarak hesap sormak" hissi vermiyorsa eğlencedir sadece, boş vaktim varsa izlerim. dogville deli olduğum , yeşilçam sinemasının rahatsız koltuklarını bile unutturacak kadar içine girdiğim bir filmdi. zaman zaman sıkıldım , yüzümü çevirdim sahneden , bazen gözlerim yaşardı sevinçten , ohh gördün gününü ahbap dedim. film benim için böyle bir şey. sinema çıkışında cd'sini alıp arkadaşlarıma dağıttım. izlemelisiniz bunu dedim , film budur dedim.

gazete köşesinde , hakikaten köşesinde bir haber : "almanya'da bir markette kasiyerlik yapan Türk kızı Sibel ilk filminde başrol oynadı." ilgimi çekti. yıllardır necip Türk milletinin kahraman çocukları bir şekilde avrupaya açılalım(!) derdin ya...

bir kaç gün sonra : "altın ayı" diye bir kavram öğrendim. ayıdır sonuçta altında olsa gümüşte diye espiriler dolaşırken , fatih akın'ı tanıdım. "çanakkale geçilmez" edasında elinde malum ayı objektiflere poz veriyor. yanında hanım hanımcık Türk bacımız.helal olsun kıza diyorum , demek oyunculuk içinde varmış. sen kalk markette kasiyerken koskoca film yıldızı oluver , helal olsun..

aynı gün : kadıköyde saat 11 suları.. sigaram tükenmiş , açık şarkuteri arıyorum. o zamanlar rıhtımdaki deniz otelin yanındaki apartmanda kalıyorum. bilen bilir yazıcıoğlunu o saatler, 18 yaşından küçüklerin yaklaşması sakıncalı tezgahlar ve aynı tezgahın etrafında 18 yaş altı kardeşlerimiz.. "sidi lazım mı abi?" diyor bir doğulu kardeş arkasından ekliyor "kekilli'nin son filmi geldi!" işte diyorum avrupaya en çok açılan(!) kardeşlerimizden biri.. göğsüm kabarıyor..

ertesi sabah : "dilara" diye birini tanıyorum artık. Malum Türk bacımıza çok benziyor. dilara ablamın oyunculuğunu bilmiyorum , filimin kapağında gördüğüm kadarı ile hemen hemen her sahne "duvara karşı" çekilmiş , her sahne zevk içinde.. yağsın ödüller bu filme diye sokaklarda bağırasım geliyor. neye ve nereye karşı tartışılır ama yağsın bu filme bütün ödüller..

o gün & bu gün : hala düşünüyorum nedir "duvara karşı" nın tılsımı. o gün karar veriyorum ki ben filmden anlamıyorum. bugün ahmet hakanın köşesinde eleştirdiği filmlere gitmeyi tercih ediyorum. en azından kötü bir filme gittiğimi bileyim diye. "motorsiklet günlüğü" en iyi müzik dalında oscar alınca şaşırmış bu adamlar dedim. ben bu filme gittim ve bir sahne haricinde ( dozu iyi ayarlanmıştı , aşırılık yoktu) hiç bir yere karşı duran tarafı yoktu. neye verdiniz bu ödülü.

cumhuriyetin ilk yıllarında dünya güzeli olan ablamızı rahmetle anarak şunu düşündüm , en özlü düşünce kaslarımı kasarak ve kendimi yorarak "türk kızı soyununca ayrı bir güzel" diye düşündüm. bir şiir tutturdum dilime "Aynada başka güzelsin Yatakta başka Aldırma söz olur diye Tak takıştır Sür sürüştür İnadına gel" şimdi boşver şiiride , ya sahiden bunlar bizim kızları soyunca niye hep ödül veriyorlar ??

İzleyemeyenler için show tv de yayımlanıyormuş arkadaşlar.
Melike Hanım , bu sözüm sana . yıllardır insanları amerikan sineması diye kandırdınız. söyleyin bana kızkardeşlerimizin bu filmden çıkaracağı dersler nedir?

ders mi çıkartmak gerekir?

Faruk Bey sorduğunuz soruya bir cevap vermeyeceğim çünkü ben bu filmi beğendiğimi söylemedim ya da ders çıkarılacağını. Ayrıca ben filmi ders çıkarmak için de izlemem siz böyle düşünüyorsunuz bir şey diyemem. Bence Fatih Akın'ın en kötü filmi bu filmi. İlk izlediğimde ben de dedim neresine vermişler bu ödülleri diye. Tv'den yeniden izledim bu arada sansür uygulanmış, yorumu anlayamayabilirler tv'den izleyenler:)

Cemaline çevir yüzümü Başkasına rağbet ettirme kalbimi.

Spartaküs!

Spartaküs!
öncelikle bahsettiğin film sanırım "Duvara Karşı" ama bu blog "Solino" adlı filmin tanıtım yazısıydı bunu anlayamadın sanırım. Solino için dediysen tüm bunları bu çok anlamsız, yok eğer Duvara karşı için dediysen bir daha adam akıllı blogu tekrar oku derim sana.

Yorum olarak sadece tavsiye edilmiş film duvara karşı ne ben ne de bu yorumu yazan kişi bu filmi ne övmüş ne de beğendiğini söylemiştir. Solino hakkında varsa sözünüz buyrun!
Tabi sadece populer filmleri izleyenler sizler böyle filmleri izlemezsiniz ama illa bir şeyler söyleyip ahkam kesmeniz gerekir. Tekrar ediyorum bu blog Solino hakkında yazılmış bir blogtur bu filmi izlediyseniz onun hakkında konuşalım derim ben.

Vesselam...

Berlin Duvarındaki Ayı. Pankisi Ovasındaki Ayılar.

Dün bu filmi/filimi ve Cahit'i bir kere daha anımsadık. Enikonu Yeni Dalga akımının (F Troffout&J L Godard) basit bir taklidi gibi duran, M Altıoklar'a oldukça yaklaşan, bağımsız film sin-kaf demektir'in gülünç bir tezahürü olan, hiçbir vakir bir Sundance, bir Cannes, bir Venedik hatta bir Jerusalem olmayacak Berlin'den büyük ödülle dönen; Türkler kadına el kaldırır ve hatta sinirlenir emaneti saplar, adım başı Abbas ve çilingir sofrası kurulur, ilh. diyen bu filmi/filimi bir kere daha anımsadık.
Anlıyorum ama katılmıyorum::: İzliyorum ama önermiyorum:::

Hazirun'a not:
:::Hadi kalk kardeşim
:::Bir Fatiha oku
:::Mashadov vuruldu
Bir Fatiha'yı çok görmeyin Erenler...

"...
Mavzerle vurulup toprağa düşen ülkem,
Ölüme yürüyen çocuklarının yerine ben öleyim
..."¹

¹ Özgürlük Marşı, Ali Dimayev.

Duvara Karşı

Ben izledim ve beğendim. Neyi var bu filmin bu kadar tepki gösterilecek anlamadım? İyi bir film bence. Hak ettiği değeri de almış. Sadece rol alan artistin karıştığı karanlık ilişkiler beni ilgilendirmiyor. Filmin felsefesi iyi bence.

düzelti

Günseli Işık'ın bloguna alakasız bir yorum yazdım , ilk ben yazdım. arkamdan bu kadar yoğun "alakasız" yorumlar yazılacağını tahmin etmemiştim , eşeklik ettim. kusura bakmasın Gülseli Işık. Blog "solino" ile alakalı iken ben "duvara karşı" dan bahsettim , sonra kimse "solino"dan bahsetmedi , yazarı sıkıntıya soktuk. ne "varoluş gayesinden kopan bir nesil.." olmadığımız kaldı ne " TV.de hazım sıkıntısı" çekmediğimiz kaldı. yorum yazanların hepsi aslında haklı ama blog "duvara karşı" ile alakalı olsaydı : ))

velhasıl , içimizde birikmiş demek ki tutamadık kendimizi, olmadık yere olmadık şeyler yazdık, -galiba- iyice okumadığımız için yazıyı yanlış yorumlayarak yazara kızdık , ayıpladık , kınadık. Tanıtımı yapılan "solino" yu izledikten sonra " bu tanıtım neden cemaatte yapıldı? heryere yazabilirdiniz ama burası olmamalıydı." demeyi ve "hadi bu yazı yazıldı yayınlayanların film hakkında hiç fikirleri yok muydu? " diye merak etmeyi kendimce tercih ediyorum. ve "tanıtımı" yapılan filmi izledikten sonra bütün önyargılardan sıyrılarak -misal :fatih akın,sibel kekilli- bir yorum daha yazmayı planlıyorum.

verdiğim geçici rahatsızlıktan dolayı kendi(!) adıma özür dilerim : ))

Teşekkür ederim.

Faruk Bey duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederim. Siz televizyondaki film tanıtımı üzerine yorum yazdınız, bunu anlayışla karşılarım ki o yorumu yazan arkadaş da size cevap yazmıştı zaten. Her neyse olur böyle şeyler...

Solino hakkındaki yorumlarınızı merak ediyorum. :)

ha gayret

ya aslında bi delikanlı çıksa duvara karşı ile ilgili bir blog girsede orda kapışsak holivuud filimleri ile yada ne bileyim goldenbear lerle.. yazdıklarımızda boşa gitmese..

aks-i sada , ha gayret. burda yazdıklarımızın hepsini toplar oraya yapıştırız , ne güzel olur : ))

Holivuud

Pazar günü TV5'te Hollywood'la ilgili bi belgesel tarzında program vardı. HollyGun diye epistemik bir espri ile yaklaşmışlar film sektörüne. Bence çok güzel bir programdı tavsiye ederim. Faruk holivuud karşılaştırması yapalım dedi de, diyeyim dedim.

holivuud ve avrupa sineması

tv5 deki programı izlemedim ama şöyle bir soru sorayım sizlere.. holivuud sineması ile avrupa sineması kaynağını nerden alıyordur en temelde? konuların işleniş biçimlerine bakarak bir analiz yaptığımızda ortaya hakikaten ilginç bir şey çıkıyor.. hadi bakalım cevabı haftaya : ))

Kaynak hep aynıdır aslında: hegemonya

Örnek olarak Raki filmi dikkatimi çekti benim. Beyaz adam siyah olanı ringde yenemeyince sinemada yeniyor. Raki Apollo'yu deviriyor yani...

Cassius...

Muhammed Ali Clay nasıl olur da bir nigger iken beyaz ırktan birilerini dövebilir sermayesi, bütçesi, kurgusu, yönetmeni Hoolywood'u... Amerikan ruhunu temsil ediyor (O zaman Apollo'da amerikan ruhsuzluğunu temsil etmeli düz bir mantıkla) spotu ile gösterime giren film en iyi film dalında akademi ödülüne layık görüldüydü. Müziği vardı, Eyes of The Tiger diye, güzel müzikti. İlk iki filmde Muhammed Ali Clay'le özdeşleştirdiği Apollo'yu, İtalyan Aygırı Sylvester Stallone'ye harcatan Hoolywood, serinin üçüncü ayağında bu kez, hem de Apollo'ya iade-i itibar yaparaktan Komunist USSR şahsında Ivan Drago'ya ringleri dar ettiydi.
Garip olan nedir ki? Türk sineması da yıllardır kekeme, üçkağıtçı, düzenbaz, ilh, vasıflarına malik figüranlarla (bilerek figüran dedim) Din Adamı motifini öcü göstermiyor mu? Sinema bu işe yaramayacksa zaten, Hitler veya Lenin neden o denli eğilsinler bu 'sanatın' üstüne?

Duvara Karşı

Bir zamanlar Duvara Karşı ile ilgili bir blog girmek istemiştim ama filmin içeriğinde yer alan cinsellik nedeni ile hoş olmayacağı gibi bir iki kelam nedeni ile yazmamıştım, Fatih Akın filmlerini oldukça beğeniyorum aslında baştan sona sadece Duvara Karşı, Kebap Connection ile Kısa ve Acısız ı izledim, Temmuz' da, Solino' yu ise evde bölük pörçük izledim, yönetmen hakkında şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Almanya ve Almanya' daki Türkler üzerine çok güzel paylaşımları ve saptamaları var, belki bazılarına abartı gibi gelen bu olayların tamamı gerçek hayat işte burada da benim aciz görüşüm olarak Hollywood ile Avrupa sinemasının farkı ortaya çıkıyor, Hollywood tarzı filmlerde gerçek üstü kahramanlar, imkansız olaylar ve kilise destekli korku hakim iken Avrupa sineması daha çok gerçek hayatı ele alıyor, pek çok izleyenin özellikle kullanılan dil ve bağırtılar yüzünden Fransız ve İtalyan sinemasını beğenmediğini söylemesine rağmen bence çok sıcak, fazlasıyla insani duyguları ortaya koymaktadırlar, Fatih Akın' da filmleri ile Alman sinemasını ayağa kaldırmıştır, Alman sineması diyorum çünkü yönetmen ya da oyuncuların Türk olması ile filme Türk kimliği kazandırılabileceğine inanmıyorum.

Saygılarımla.

Körler Ülkesinde Tek Gözü Olan Kraldır.