--Bu yazıda kullanılan yasak kelimelerin gerçekle ilgisi yoktur.Kör raslantıdan ibarettir.--
Telesekreterde bir mesac;
**Abi uzun zamandır görüşemedik, bir konuyu konuşmak istiyordum şirkete gelir misin?
Uzun zaman dediği bir dünya var arada! Bıraktığım Eski' ye ait bir tanışıklık! Sinematek'e karşıt kurulmuş ürün fakiri Genç Sinema mensubu Ermeni veya Rum idi tam çıkartamıyorum! Merak, gittim!
Milliyetçi - ağabeyci muhafazakar- maneviyatçı bir kanal kuruluyor Yeşilçam'ın kozalaklarına nur yağmış bizimki de bi proce kapmış hem beni oynatacak hemi de yeni boyutumdan müstefid olacak.
Anlatıyor, ben de size;
Abi sen bir mecusisin, müfrit. Bir gün rüyana beyaz aksakallı bir adam giriyor. -kesin Agah Hün dür- Hani Coşkun nasıl tecavüz uzmanı ise o günler hayatta olan Hün o kadar Bordrolu Evliya! Ben o adamı görünce imana geliyorum ertesi gün kapı çalınıyor. Aksakallı Evliya Agah bana bir küp altın getiriyor promosyon! Müslüman olma hediyesi.
Çok seviniyoruz ailecek yoksulluk canımıza yetmiş çünkü.
Ama cennet günleri az sürüyor.
Hırsızlar altınlarımızı çalıyor küpüylen.
Bitiyoruz, önceden de koyu bir yoksulluğa devriliyoruz.
İş yok güç tükenmiş çoktan.
Bir gemiye tayfa olarak giriyorum. Açık denizdeyiz kaptan zalim çizgi romanlardakinden de mübalağa! Canıma yetmiş intihar arifesinde yitikken.
Birden aniden .
Gök kararıyor fırına kopuyor deniz kaynıyor veeeeeeee
Balıklar sudan çıkartıyorlar kafalarını ağızlarında benim altınlar birer ikişer!
Tamam dedim yeter inşallah başka bir işte birlikte oluruz.
Niye ki abi?
Şimdi anlatması uzun!
Size aktarayım ancak kısaca!
Rabbimizin vaadi yardımı haktır ama posta havalesiyle göndermez, banka kartıyla da!
O teklifi ve benzerlerini hep geri çevirdim. Ee insanın nasibi yoksa!
Oysa havada uçan denizde kaçan roller oynasaydım el baş üstündeydim şimdi.
Nefesim de kuvvetlenirdi herhal!
Yok yok siz bana güvenmeyin iyisi mi.
Ne demişti bır zamanlar bir İleri Gelen İleri Giden bana nasipsizligimi kınayıp;
--Sen hiç Şeriat Ehli'nden Evliya gördün mü?
NOT : 27 Mart Pazar Dünya Tiyatrolar Günü ULVİMTRAK ile saat 16.00 da Ümraniye Kültür Merkezi saat 20.00 de Halkalı Başbakanlık Konutlarındayım. Beklerim
Yorumlar
Ulvi Bey'e bir soru
Cum, 25/03/2005 - 15:19 — Yusuf ArmağanBizim mahallede bir ölçüde bizim diyebileceğimiz sinemaya dair ilk örnekliklerin Yücel Çakmaklı ve Mesut Uçakan ile şekillendiğini biliyoruz. Daha sonra Salih Diriklik, Mehmet Tanrısever, İsmail Güneş, Metin Çamurcu gibi isimlerle devam eden bir süreçten de söz edebiliriz. Önceleri milli ya da beyaz sinema adıyla adlandırılan bu çalışmaların döneme göre değerlendirildiğinde bizim mahallenin sakinlerince oldukça ilgi gördükleri söylenebilir. Aynı filmleri geriye dönüp izlediğinizde ise çok da hoş şeyler düşünmüyorsunuz. Bir de uçan kaçan tv filmleri var lakin onlardan bahsetme niyetinde değilim...
İran'da özelde Mahmelbaf ailesinin ve diğer yönetmenlerin yapıtlarının daha içerik sahibi eserlere de bu dönemde tanıklık ettiğimizi söyleyebiliriz. Hepsi bu kadar.
Gelinen noktada -ya da son tahlilde:)- bu alanda ne yapılabilir? Elimizdeki kumaşdan nasıl bir elbise çıkartabiliriz? Eksik olan şey nedir? Tarihsel birikim anlamında elimizde oldukça iyi malzeme olduğu halde bunları günyüzüne çıkaramayışımızın altında yatan sebebler neler?
Mümkünse bir görüş istesek..
Vesselam..