Geçen gün aklıma okulda geçen günlerim geldi. İlkokuldan üniversiteye uzanan en güzel yıllarım. İşlevselliğini,varoluş sebebini, hayatımdaki katma değerini sorguladığım senelerim. En güzeliydi belki de ilkokul. Okumayı öğrendiğim, dört işlem yaparken parmaklarımı kullandığım, nasıl dünyaya geldiğime dair ilk soruyu sorduğum, güneşi portakala ampülü armuta , beyini cevize benzettiğim fakat stresin ne olduğunu bir türlü anlayamadığım yıllar. Ali’nin sürekli ata baktığı, Işık’ın hep ılık süt içtiği, Ömer’in se mısır yemekten bıkmadığı yıllar.
Sonra ortaokula başladım. İlk defa zayıf aldım. Üç tane birden hem de. İlk defa karneyi eve götürmekten korktum. İlk defa arzuhalciyle vicdanım arasında med-cezirler yaşadım.
Nedense o yıllarda anlattılar bana müzik, beden eğitimi, resim ve din kültürü v.a.b. dersinin gereksiz olduğunu. Müzikten 5 alsan ne yazar çoban olup kaval mı çalacaksın? Bedenden 5 alsan kaç yazar gangster mi olacaksın? Din’den 5 alsan kime ne imam mı olacaksın?Resimden 5 alsan kimi ırgalar, kalpazan mı olacaksın? Matematikten, fen bilgisinden, sosyal bilgilerden haber ver sen, dediler. Sönük geçti bu yıllarım.
Akabinde Lise’ye devam ettik. Edebiyatta Çalıkuşu’nun Feride’si yobazlara savaş açmış, Halide Edip, vurdurmamıştı kahpeye. Tevfik Fikret sonradan papaz olan oğlu Haluk’u Prometheus’a benzetmiş , Nef’i hicivlerinden ötürü boğdurulmuştu. Tarihte Abdülhamit’in vatana ihanet ettiği, Baltacı Mehmet Paşa’nın Katherina’yı çadırına aldığından bahsediliyordu. Biyolojide evrim masalını dinledik, labaratuarda kurbağa kesip deney yaptık. Kimyada turnusol kağıdıyla asit-baz testi yaptık. Ama hiç sabun yapıp kullanmadık. Hasan iki salak Osman dörde sülfirik asit; haş iki O’ya da su dendiğini öğrenmekle kaldık. Fizik gördük ama hiç elektronik devre kurmadık. Matematikte ; logaritma, trigonometri, türev, integral gördük ama sadece bakkala giderken hesap yaptık.
Öyleyse neden bu kadar okuduk?
Yorumlar
Okumanın Arkeolojisi
Çar, 26/04/2006 - 12:11 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Nuh A. Tuna Bey
Sanırım siz biraz da bu cümleleri kurmak için okumuşsunuz, bana öyle geldi. Okulda öğrendiklerimiz hayatta karşımıza belki de çok az çıkan yahut çıkmayan şeyler, ama hiç değilse yaşanmış olmasının hatrına bu kadar üstüne gitmeyin eski zamanın. Hatırlarsınız "hayat bilgisi" diye bir ders vardı, bu ders belki de şimdiki hayatımızın bir minyatürü. Aslında öğrendiğimiz herşeyin bir anlamı olduğunu düşünüyorum, elbette daha iyisi olabilirdi, hayata limit olarak daha yaklaşabilirdik, ama olmadı, limit matematik kitaplarında kaldı. O günler geçti, tatlı hatıralar olarak kaldı zihnimizde...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Karşılık Bulma Sorunu
Per, 27/04/2006 - 14:51 — Nuh A. TUNABen dört işlem ile birlikte minik birkaç bilgi kırınıtısı hariç okullarda öğrendiğim şeylerin hayatımda karşılık bulduğuna inanıyorum.Ki bu karşıklık bulma oranı binde 1i bile geçmez.Anlayacağınız hepten angaryaymış..
Türk eğitim sistemi önyargıları pekiştirmekten başka bir işe yaramıyormuş.
Aklıma gelmişken sizlere bir soru sorayım.
1=5
2=25
3=125
4=625
5=?
Hadin kolay gelsin..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Sorunun Cevabı
Per, 27/04/2006 - 15:21 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Cevap 3125 olacak. Bu kolay oldu, daha zorlarını bekliyoruz. :)
... Mutluluk anlamaktır ...
Bu soru bana daha önce bir
Per, 27/04/2006 - 15:27 — Hacer Nazan T.Bu soru bana daha önce bir çikolata kazandırmıştı...Şimdi burada görünce tebessüm ettim doğrusu...
Bu sorunun cevabı 1=5 ise 5=1 dir...
Konuya dönersek taleb ettikçe beni talebe kılan Rabbime şükürler olsun diyorum...Talebeyim ve bir ömür boyu talebeliği taleb ediyorum...
Ezberci sistem bize bir şey katmadı görünsede katmadığını anlamamız bile bu sistem sayesinde değil miydi?
Önyargılar
Per, 27/04/2006 - 17:15 — Nuh A. TUNABu soruyu yüz kişiye sorduysam en az 90 ını
3125 dedi.
Doğru bilenler ise genelde çocuklar.
Büyüdükçe önyargılarımızın kurbanı oluyoruz...Vahamet ortada yani..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Önyargı ve Cevap
Per, 27/04/2006 - 18:28 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Eğer sormuş olduğunuz sorunun cevabı 1=5 , 5=1 ise bu sorunun soruluş mantığı yanlıştır. O zaman 2=25 3=125 'i niye veriyorsunuz? Hepsini birden düşünün, ortaya saçma bir durum çıkar. Ancak cevabın 3125 olması 5'in kuvvetleri açısından doğrudur. Eşit işaretini bir yakınlık olarak düşünürsek, yani böyle bir mantık yakalarsak bunun nesi yanlış olsun? Büyüdükçe önyargılarımızın kurbanı olmamız bu soruyla ilişkili değildir. Vehamet varsa bu sorunun kendisindedir.
... Mutluluk anlamaktır ...
Cevap ve Önyargı
Per, 27/04/2006 - 20:34 — Fatih M. TiyanşanBu soruda 1=5 ise 5=1 demek sorunun bütünü düşünüldüğünde yanlıştır, çünkü mantık eğer buna göre kurulmuşsa bunun diğer sayılar için de geçerli olması gerekir ki, böyle bir mantık bulunamaz. Ancak 3125 cevabının bir mantığı var. 5'in kuvvetleriyle eşitliğin sol tarafındakiler birebir bağıntı oluşturuyor. Bu sorunun önyargı ile ilgisi yok, eğer bir vehamet olduğunu düşünüyorsanız bu, sorunun soruluş biçimindedir.
... Mutluluk anlamaktır ...
Ezberci Sistem
Per, 27/04/2006 - 20:43 — Fatih M. TiyanşanEzberci sistem göründüğü kadar kötü bir sistem değildir. Eğer İsmet Özel'in bu konudaki görüşünü biliyorsanız ona hak vereceksiniz. İnsan bir şeyi ezberlemekle onu hafızasında tutabilir. Gerektiği zaman bilgiyi çağırmak ve onunla ortaya bir şey koymak için ezberin güçlü olması gerekir. Ağzımıza sakız olarak bu "ezberci eğitim" lafını vermişler, biz de çiğneyip duruyoruz. Daha dikkatle mevzuya eğilirsek göreceğiz ki, ezberci eğitim tek başına bir şey ifade etmez, ancak bunun verilmesi belli sınırlar içerisinde şarttır. Dediğiniz gibi eğer bu sistemin bize tam manasıyla bir şey veremediğini düşünüyorsak, bu, biraz da sistemin kendinden gelen bir şey olsa gerek. Dolayısıyla sistemi eleştiriyorsak, onun bize kazandırdığı şeyleri de unutmamamız gerek...
... Mutluluk anlamaktır ...
Karşılıksızlık
Per, 27/04/2006 - 22:41 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Türk eğitim sistemini bunca hakir görmek, öğrendiklerimizin hayattaki karşılıklarının kırıntı nisbetinde olduğunu düşünmek size ne kazandırır, bunu düşünün derim. Bence karşılıksızlık sizin içinizde, bunu diğer insanları da kapsayacak biçimde genelleme eğilimine girmeniz hayret verici sadece. Önyargıları oluşturan şey sistem değil, sadece sisteme bakışımız. Sistem biziz, sistem bizde başlıyor, bizde bitiyor. Eğer bir cevher varsa, bunu çamurla da örtseler, gün gelir yağmur yağar, cevher meydana çıkar. Ben işin sonucunun fertte bittiğine inananlardanım. Sizin de kendinize daha fazla inanıp, her şeyi sistemin aksaklığında aramamanızı dilerim...
... Mutluluk anlamaktır ...
Ezbere Fatura Kesmek
Cum, 28/04/2006 - 15:39 — Nuh A. TUNABen yazımda ezberi günah keçisi yapmadım F.Mehmet bey.Ezber şüphesiz ki kafi derecede elzemdir.En basit örneğiyle matematiksel bir takım işlemleri gerçekleştirebilmek için çarpım tablosu,açılar,fonksiyon kuralları gibi vs. şeyleri ezberden bilmemiz gerekiyor.Sorun o değil burada.Sorun onca yıl boyunca gerekli gereksiz birçok şeyin yüklenmesi,öğrencilerin önyargılarının pekiştirilmesi.Ayrıca sorduğum soruda ortada 5 in kuvvetleri şeklinde bir kural yok bunu sadece siz türetiyorsunuz.Öncekilere bakarak sonraki de böyle olacak diye bir mantık geliştiriyorsunuz.Bunu çocuklar niçin böyle yapmıyor.Çünkü henüz onlar bizim kadar düşünce dünyalarına ket vurmamışlar.Zira 1=5 e bakarak doğrudan 5=1 diyebilecek kadar özgür düşünüyorlar.
Eğitim sistemine gelince.Evet eğitim sistemini apaçık hakir görüyorum'.Onca yıl gördüğüm eğitimin bana çok da bir şey kattığını düşünmüyorum.Düzmece,masal,demode şeyler çoktu.Diyorum ya işe yarayan şeyler bilgi kırıntısıydı.Kullandığım şey , akşam bakkala ekmek almaya giderken yaptığım 4 işlemten fazlası değil.
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Çocuklar ve Yetişkinler
Cum, 28/04/2006 - 16:32 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Nuh Bey
Ben mantık geliştiriyorum, çünkü ben çocuk değilim. Bir çocukta akıl ve mantık henüz yerine oturmamıştır, o yüzden bakar 1=5 ise 5=1 der. Ama yetişkinler bakar, bu dizide bir mantık var, cevabı farklı verir. Şimdi ben çocukça düşünmüyorum diye özgür düşünce sahibi olmaktan mahrum mu oluyorum, yoksa mantık geliştirerek, mantık çerçevesinde bir sistem kurarak özgür düşüncenin kapısını mı aralıyorum? Bunu düşünün. Sizin kullandığınız aritmetik işlemleri bile aslında çok değerli ve kullanabileceğiniz daha fazla şeyler mutlaka olmalı diye düşünüyorum, çünkü siz şu anda en azından belli bir seviyeye gelmiş bir insansınız. Mesleğinize baktım, "Okur, yürür, düşünür" diyor, takdir ettim, ne güzel özetlemişsiniz. Dediğiniz gibi düzmece, ıvır zıvır, boş olan birçok şey var, ama biz dolu olanları alalım, onları kullanalım, yeter inşaallah bize...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Sen de haklısın
Pzt, 01/05/2006 - 17:59 — Nuh A. TUNANasreddin Hocanın fıkrası geldi aklıma :)
Sen de haklsın ; o da haklı ; ben de haklıyım...
Son olarak bu konu üzerine şunu söylemek istiyorum.Bence asıl mesele otodidaktik olabilmekte gerisi fasa fiso...
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Gidi/yorum
Çar, 26/04/2006 - 16:23 — Fehmi YakutS.a Nuh A. TUNA bey.. Gerçekten niye okuduk. Bize verilenler neydi ve nasıl öğrendik. Hayat pratiğinde kullanımı var mı? Kalsik laflar. Ezbere dayalı öğretim. Öğretim demekte yalnış olur aslında. "Ezberletim" desek daha doğru olur. Mesela; limonu hiç tanımayan birisine limonu tarif ediyoruz. 'limon sarıdır, limon ekşidir, limonun içinde küçük küçük odacıklar vardır ve suludur' vs. vs. Ama hiç kimse; al şu limonu kes, ye ve nasıl olduğunu bana anlat demiyor. Her şey imkân meselesi diye bir masal anlattılar yıllarca. Bir örnek daha vereceğim müsadenizle; Öğrencilere tortul kayaları anlattılar yıllarca, hiç bir öğretmen, öğrencisine, çık dışarıya git bana bir tane tortul kaya bul getir demedi. Öğrenci gidip o tortul kayayı bulup getirebiliyorsa, öğrenmiştir tortul kayayı. Yoksa gerisi hikaye.. Neyse yorum kısa olmalı.. Maksat hasıl oldu herhalde... Kaleminize sağlık...
Fehmi Yakut
Küçük Prens
Per, 27/04/2006 - 14:46 — Nuh A. TUNAmüfredat okumakla geçti yıllar.
birçoğumuz okumuşuzdur ''Küçük Prensi''
orada bir coğrafyacı vardır.gezegendenin tek sakini aynı zamanda alimidir.hiç koltuğundan kalkmadan kitap yazmıştır.gelene gidene neler gördüğünü sorarak seyahatnameler döktürmüştür.ama hiçbir zaman evreni keşfe çıkmamıştır.Aslında sorun'un bir yönü bu...
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Bendeniz...
Cum, 28/04/2006 - 02:25 — Ahmet InamBendeniz, almanyada dogmus ve büyümüs de olsam, hayatimin bir senesi Türkiye'de gecti. Orta okul bir Bursa IHL Ipekcilik subesi. 86/87 galiba , tam hatirlamiyorum.
Oraya gelip okumamizin az cok tatli daha cok aci,trajik bir gecmisi var ki, bu baska bir husus. Almanyadakilere Imam olalim derken, neler olduk neler.. neyse. Bu daha cok kaldigimiz yurtdan kaynaklaniyor.
IHL'den neler aklimda kaldi:
Bayan ögretmenlerin mini etekleri aklimda. Erkek ögretmenlerin gururlari ve az da olsa sicak tavirlari(özellikle kuran ve Arapca hocalarin). Sinifimiz 95% benim gibi almanyadan gelenlerle dolu oldugundan, hocalarin daha cok tatilde bana ne alacaksiniz sorusuna cevab vermekle mesgulduk, bu aklimda. Almanca ögretmenin caresizligi, kendisine biz verirdik dersi=). Abilerimin (iki abim IHL mezunu olabildiler) ayni dönemde IHL'de olmalari hasebiyle bir hocamin torpilleri aklimda. Sinif baskani oldugumdan dolayi yedigim dayaklar aklimda.
Ders icerigiyle ilgili lakin hicbirsey aklimda kalmamis.
Ve Katherina, Prometheus, Kücük Prens, evrim teorisi vs. buradan tanidik geldi. Yani birsey kacirmamisim.
Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!
Hatırda Kalanlar
Cum, 28/04/2006 - 10:08 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Ben de Kartal Anadolu İHL / 1999 mezunuyum. Okulumda gerçekten güzel bir eğitim aldığıma inanıyorum. Yorumunuzda bahsettiğiniz üzre benim de tatlı İHL anılarım gözümde canlandı şimdi. Hey gidi günler... Şimdi bakıyorum da geçen zamana, fazlasıyla özlüyorum bazı şeyleri. En çok da o samimiyeti, o arkadaşlığı özlüyorum. "Yakın" kelimesinin anlamını ben o yıllarda öğrendim. Sonra hayat çıktı karşımıza, zaten hep vardı ya, sağolsun, zihnimizde uçuşan anlara döndü yıllar. Aldığım derslerin bana çok şey kattığını ve onları Allah'ın (cc) izni ölçüsünde hayatta kullandığımı düşünüyorum. O yüzden mesele bu kadar kuru değil, içinde biraz yaş var. Su var, gözyaşı var, hayat var...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Ezbere karşı
Cum, 28/04/2006 - 09:56 — Abdullah BirokurEzberci sistem elbette eleştirilmeli...Bunu işin içinde olan bir kişi olarak ifade ediyorum.MEB bünyesinde görev yapan bir öğretmenim.
Bundan ezber bütünüyle kötüdür yargısı da çıkmaz.Bir sureyi, bir duayı, bir şiiri ezberlemek güzeldir ama a n l a m a k, metindeki duyguyu yaşamak daha güzel daha etkili olandır.
İstiklâl marşımızın tamamını ezberletmek yetmiyor.İstiklâl marşımızdaki anlama, hayata, ruha yakınlığın ezber egzersizleri ile olması mümkün değil.
Bir müfettiş tanıdım.Teftişinde öğrencilerden Gençliğe Hitabeyi ezbere okumalarını istedi.Bir öğrenci ezbere okumaya başlıyor; bir kısmını okuduktan sonra durdurup diğer bir öğrenciye kaldığı yerden ezbere okumaya devam et diyor.Bu eylem bu şekilde devam edip gidiyor.Sadece ezber... O da zor olanı tercih etmek suretiyle yapılıyor.İnsaf ya hu !...Metnin içeriği, anlamı hakkında öğrencilere ders süresince hiçbir şey sorulmuyor.
Ezberleyemediği için azarlanan, küçük düşürülen çocukların güzel varlığı; ezbere derslerden daha kıymetlidir, daha muhteremdir efendiler !...
Herşey Ezber Değil
Cum, 28/04/2006 - 10:12 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Abdullah Bey
Nasıl insan sadece fizik varlığıyla değil aynı zamanda ruhi varlığıyla insansa, o şekilde bilgi sadece ezberlenmekle bilgi değildir, anlam bilginin ruhudur, ona ulaşmadan bir şey ifade etmez kanımca. Size can-ı gönülden katılıyorum.
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Bir de böyle bakalım...
Cum, 28/04/2006 - 10:09 — Kevser BanuAslına bakarsanız ben şikayet etmiyorum öğendiklerimizden , zorla ezberlediklerimizden, ya da kullanamayacağımız bilgileri edindiğimizden...
Bilmekten üzgünlük duymak nankörlük gibi geliyor bana...Sosyal bilimlere hiç ilgi duymadım, matematiksel konulara ilgim oldu ve öyle eğitim aldım ama lisede nefret ettiğim tarih dersini ve küçük magazinsel anektodları o zaman işkence gibi görsemde şimdi dağarcığıma çok şey kattığını düşünüyorum.
Ya da bakış açım, algılayışım, anlamlandırma sürecim öğrendiğim herşeyin yardımıyla şekilleniyor.
Servet-i Fünunlar, osmanlıca tamlamalar, savaşlar, zaferler, falezler , deltalar, suyun kaldırma kuvveti, Ephicurus...Ben hepsini öğrendiğime memnunum... Biraz da şöyle bakıyorum; hayata şahit olduğum her şeyden öğrenebileceğimi öğrenmek, merak etmek, nedenler, niçinler ve yorumlarla zihni harekette tutmak...Doğru olanı bulma sürecinde daha geniş bir bakış açısı beni daha şanslı yapmaz mı?
Bakalım Efendim
Cum, 28/04/2006 - 10:24 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Kevser Hanım
Yazdıklarınızın altına imzamı atarım. İnsan diledikten sonra, tabi ki izin verildiği üzre her türden bilgiyi kullanabilir. İnsan, bilginin değerini ortaya çıkarmak için vardır. Gaye, anlama ulaşmaktır. Bunun birçok yolu var şu hayatta. Öyle bir ağ ki bu hayat, noktalar arasında öyle bağlantılar var, öyle topolojiler kurulmuş ki, anladıkça hayret ediyor insan. Bakış açıları ne denli geniş ölçekte ise, o derece doğru bakar insan olaylara. Hareket şart, aksiyon şart, devinim şart, herşey dönüp dururken biz yerimizde mi sayalım? Eşref-i mahlukat olan insana bu yakışır mı? Yakışmaz elbet. Hamurumuz çamurdan olsa da, bu sadece içimizdeki cevherin gizlendiğine delalet eder. Değil mi?
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Okulu eve Getirmek
Cum, 28/04/2006 - 15:52 — O. Deniz YemenliABD'de Avrupa'da ve dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde birçok insan çocuğunu okula göndermiyor.Özel hoca tutup evde eğitiyor.Yanlış hatırlamıyorsam ünlü sanatçı İlhan İrem de böyle yapıyor.Ben de böyle yapmayı düşünüyorum.
Hakikaten eğitim sistemi vahim...
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...
Pzt, 01/05/2006 - 16:07 — aysenurerken
bir nokta(.)'nın neresindeyiz acep!
Salı, 02/05/2006 - 11:05 — Emre Uğurmatematik başlığı altında tanımladığımız nokta(.), grafiklerin temel parçacıklarıdır. Yani doğru diye bildiğimiz yada ifade ettiğimiz düz çizgiler, yada düz olarak gördüğümüz aslında, noktalardan oluşur. Binlerce noktanın bir araya gelmesiyle oluşur çizgiler. Ve matematiksel yaklaşımlarda , çizgisel olarak doğru diye birşeyde yoktur, ne vardır peki? eğri vardır. Yani doğru dediğimiz aslında bir eğridir.
Eğrilikler üzerinden ifadeleşiriz yada ifade ederiz herşeyi. "eğri oturup doğru konuşma çabasıdır yaşam", yaşam; çabadır bir yerde yahut heryerde, herşeyde. Yaşam, çabadır.
H2O (su)'yu laboratuvar ortamında kimyasal analiz yaklaşımıyla hiç irdelemedik belki, ama bereketine inandık, inanarak içtik, ateşler içindeki hastamızın alnına sürdük inanarak dua tadında, onla beraber yaşadık çabaladık, yaşıyor, çabalıyoruz.
matrisle beraber yanyana bilgisayar dünyasında dolaştık dolaşıyoruz, türev integral ile beraber yattık kalktık evimizin içinde, kolonlarımızda kirişlerimizde gizledik türevi integrali. Hani tekte, yok olup tekte çoğaldık ya, integral ile türev arasında seyrü sefer ettik işte, tümden geldik, tüme gittik habire. Trigonometri ile yolumuzu bulduk, evimize gelip işimize gittik, arkadaşlarımızla buluştuk, adres tarif ettik, tanışmamız kaynaşmamız oldu , ayasofyaya sırtını verecen , yüzünü güneye dönecen yaklaşık 500m sonra sağ taraftaki yeşil alanda bekledik birbirimizi.
Hayat fizikten ibarettir, matematikle desteklenir, edep soylu edebiyatla şekillenir.
sisteme şikayet, marifet değil. sistemi kuran zekaya hürmet olur.
öyleyse! okumaya devam. Ki acınmaya, acındırmaya, masal anlatmaya, masal dinlemeye son.
dua:
" Ya Rabbi, verdiğin cümle nimetler için sana şükürler olsun, artı; "Türkiye " adlı bu güzel ülkede doğup büyümeyi nasip ettiğin içinde şükürler olsun Allah'ım"
dualarla kalalım
Bir Noktanın İçindeyiz, Nokta İçimizde
Salı, 02/05/2006 - 11:54 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Emre Bey
Bu noktayla benim de başım dertte, çünkü bir noktayla başladı her şey, "Allahu A'lem" bir noktada son bulacak. Cümlelerin başına da geliyor, sonuna da. Her başlangıcın bir bitiş, her bitişin bir başlangıç olabileceğini öğreniyoruz noktadan. İki noktanın üstüste geldiği de oluyor, düşünüyoruz, konuşuyoruz, içimizden kelimeler kopuyor. Hele üç nokta yanyana geldi mi, susup kalıyoruz, başka bir dünyanın kapılarını aralar gibi oluyoruz bazen. Besmelenin "be"sinin noktası geliyor gözümüzün önüne, herşeyin içinde dürüldüğü muazzam şey, sıfır boyutlu varlık, ama yokluğu da sızdırıyor zihinlerimize. Sıfır arapçada nokta ile gösteriliyor, ne atarsan içine düşüyor, kayboluyor derinliğinde. Karadeliklerin merkezleri, tekillikler tanımlanıyor karanlığın derinliklerinde. Noktalar birleşiyor, çizgiler oluşuyor, çizgiler birleşiyor alanlar oluşuyor, alanlar birleşiyor hacimler oluşuyor, hacimler birleşiyor dünyalar oluşuyor, uzay beliriyor, harflerin bir araya gelmesi gibi noktalar da biraraya gelip bu koskoca kitabı seriyor gözlerimizin önüne. Allah(cc) öyle yüce ki, bize noktayı lütfetmiş, sıfırı ve sonsuzluğu dercetmiş tek noktada. Sonra aşk geliyor, noktaların noktası, menzil-i maksud noktası, varlığın kemal noktası, "hiç" diyor ya bir levhada kûfi yazıyla, işte o. Allah(cc) diyor her nokta, noktadan noktaya yol var, kalpten kalbe yollar, bu nasıl bir ağ, akıl sır ermiyor. Bize kumsalda çakıltaşlarıyla oynayan bir çocuk gülümsüyor sonra, ötesinde koskoca bir okyanus duruyor...
Selam ve muhabbetlerimle(nokta)(nokta)(nokta)
... Mutluluk anlamaktır ...