renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Onlar...

—Aygır devenin yularını çöz!
—Hayır.
—O zaman kendini öldü say! Çöz sürü başını!
—Çözmeyeceğim.
—Çok mağrur ve dik başlısın! Elindeki yuları aşağı doğru sarkıt.
Yularda düğümler vardı. Yuları boşa çıkarıp sallandırdım.
—Oku hangi düğüme yerleştirmemi istersin?

Şaşırmıştım, ortadakini işaret ettim. Bıraktığı ok düğüme eliyle koymuşçasına yerleşti. Seri bir hareket ile sırasıyla ikinci ve üçüncü düğümleri de okladı. Sonra yanıma gelerek yayımı ve kılıcımı aldı. Elim kolum bağlanmış gibiydi. Terkisine bindim tekrar çadıra döndük.
* *
*
Sobaya iki üç odun attıktan sonra ağzına kadar su dolu çaydanlığı bıraktım üzerine. Çay, kış gecelerinin muhabbet ortamında güzel bir ayrıntı. Mutfağa geçip bardakları hazırlarken bir tabak da çekirdek almayı unutmadım.

Bizim ufaklığı emzirmekle meşgul annesi. Bırakmıyor anasını kerata. Gürbüz maşallah. Ana sütü gibisi var mı? Doğduğundan bu yana iki buçuk ay oldu, birkaç ilacın dışında ana sütünden gayrı hiçbir şey almadı ağzına. Pek de güçlü maşallah. Kolarından tutup kaldırıyorum daha şimdiden day day duruyor. Hanım çocuğu emziredursun ben bir yandan başladım çekirdek çitlemeye.

Allah bu günlerimiz aratmasın huzurlu ve sıcak bir yuvamız var. Bir işim var. Her istediğimizi olmasa da akşam eve gelirken elimize bir çıkın alabiliyoruz. “Akşamları seni değil, elindeki çıkını bekleyen karındır.”diyor Faruk Nafiz oğluna seslenirken ama öyle değil, vefalıdır Anadolu kadını. Yeter ki bu toprağın büyüttüklerinden olsun.
Televizyonsuz bir evimiz var. Bu sayede eşe dosta daha çok gidip gelebiliyoruz. Akşamları evimizde sohbet edebiliyoruz ordan buradan, çıtır çıtır yanan sobamızın başında. Bu sohbetlerin bile az olduğunu düşünüyorum bazen. Acaba televizyonumuz olsa nasıl bir hayatımız olurdu? Bakalım teknolojinin dayanılmaz cazibesine ne zamana kadar dayanabileceğiz. Haber sıkıntımız yok, ayda iki dergi giriyor evimize .Gazete ve interneti de buna eklersen yetiyor artıyor bile.
Dalmışım. Yaşadığımız hayatı düşünüyorum. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan hayatları; kimi deprem ile kimi savaş ile kimi nefsi ile uğraşta. “Böyle mi yaşamalıyız ki?” diyorum. Bu rahatlık!..
Peygamberimiz, Yesrib’in sıcak günlerinin birinde bir ashabının hurma bahçesinde bir bardak soğuk su ikram ediyorlar da içince hüzünleniyor. O bir bardak soğuk suyun hesabının sorulacacağını söylüyor.
Ashabını düşünüyorum, çekilen çileler… Sonra Zeydül Hayr düştü aklıma, nerden bilmiyorum ama düştü işte. Yukarıda cahiliye dönemindeki hayatından bir kesit aktardığım mübarek insan. Ne güzel insanlar Allah’ım…

Diyorum ki kendi kendime şurada iki satır bir şeyler okuyalım da bir sevap alalım. Bu düşünce ile kitaplığa, yan odaya gidiyorum. Ashap geldi aklıma ya, onların hayatını anlatan bir kitap alıp dönüyorum. Kapıdan girerken soruyorum hanıma:

—Bir sayı söyle.
—Yetmiş iki

Hiç düşünmeden söylemiş olduğu sayfayı çevirdiğimde ne görsem beğenirsiniz? “ Selim fıtrat-Güçlü şahsiyet -Tebliğ aşkı ve azmi (Zeydül Hayr )” Evet yanlış okumadınız Zeydül Hayr’ın hayatının anlatıldığı kısmın ilk sayfası. Çok heyecanlandım.”Allah şahidimdir” diyorum hanıma. “Bu güzide insan düştü aklıma çekirdek çitlerken” Bu ne tevafuk Allah’ım.

Lavaboda dişlerimi fırçalayıp bir güzel abdest aldıktan sonra, okuyorum doyasıya. Kim bilir, belki burada ruhu…

Amir oğullarından eş ve çocuklarına yiyecek bulmak için yola çıkan bir zat Zeyd’in terkisine binen. Ve bu zat yaşlılık zamanlarında kendisi anlatıyor olayı. Bu şahıs Zeyd’in hasta ve yaşlı olan babasının çadırına sessizce girer, gece olunca da sürü başı olan deveye atlayıp ardına takılan deve sürüsünü de beraberinde kaçırır.

Ertesi gün öğle vaktine kadar durmaksızın sürdüğü halde develeri, Zeyd’e yakalanmaktan kendini kurtaramaz. Zeyd, çadırına girdiği halde babasını öldürmediği için Amir oğullarından bu zatı affeder. Hatta birkaç gün misafir ettikten sonra yaptığı bir baskından elde ettiği yüz kadar deveyi ona hediye eder.

Amir oğlu, Zeyd’i tarif ederken:

—Hayatımda ondan daha cüsseli, daha endamlı, daha güzel daha görkemli birisini görmedim diyor.

Evet, Zeyd o. Zeydül Hayr ibn Mühelhel ibn Zeyd. Tayy kabilsinin efendisi. Bu gün bile bizi heyecanlandıran bir şahsiyet.

Allah Rasulü ona diyor ki:

—Ya Zeyd! Bana methedilen, özellikleri anlatılan, tasvir edilen kimseler olurdu. Her kim böyle övülür tasvir edilirse kendini gördüğümde anlatılanın altında bulur, biraz mübalağa edildiğini görürdüm. Ama sen farklısın.
—Ya Zeyd sen de iki haslet var ki; bu hasletleri Allah da sever Resulü de.
—Bu hasletler nedir ya Resulallah?
—Vakar ve Hilim
—Allah ve Resulünün sevdiği hasletleri bahşeden Allah’a hamd olsun!
Kendinden bilmiyor Zeyd. Gurura kapılmıyor. “Ben!” demiyor. Allah’ın bir lütfu olduğunu, bir ikramı olduğunu biliyor.

Zeyd…

Cahiliyenin, Arap Yarımadası ve dünyanın üzerine bir karabasan gibi çöktüğü zamanda, ömrünün çok büyük bir kısmını tamamlamıştır bu sahabe. Zeydül Hayl ( Atlı Zeyd ) denilirmiş ona. Atları çok sevdiği ve birçok cins atın sahibi olduğu için bu adı almıştır.

Yesrib’den haberler gelmektedir.Çok net olmamakla birlikte sıra dışı haberlerdir.Arap yarımadasının kuzey doğusuna Irak topraklarına yakın bölgede konup göçen Tayy kabilesini, gelen haberler hakkında konuşmak üzere toplar Zeyd.

Yapılan istişare sonunda kabilenin ileri gelenlerinden oluşan oldukça kalabalık bir ekip Yesrib yolcusudur. Mescid-i Nebi’de Allah Resulünü ve ashabının O’na kilitlenmişçesine dinleyişini görür Zeyd. Resulullah’ın sözü bitince ayağa kalkarak şahadet getirir.

—Bize adını bağışlar mısın?
—Zeydül Hayl İbni Mühelhel ibn Zeyd. Bu ismi uzaktan uzağa bilen şöhretini duyan Allah Rasülü:

Hayır, sen Zeydül Hayl değil Zeydül Hayr’sın ( Hayırlı Zeyd )

Yedi günlük beraberliğinde efendimizi o kadar seviyor ve o kadar bağlanıyor ki

— Ya Resülallah bana üç yüz yiğit ver Bizans’a baskın yapayım. Söz veriyorum canlarını yakarım.

Yüzyılların imparatorluğun ordusu ve Zeyd’in üç yüz kişilik yiğidi… Zeyd bu…

“Allah için Zeyd sen nasıl birisin” diyerek cevap veriyor Resul bu teklife. Rasül O’nu uğurlarken ufuktaki siluetine bakarak : “ Ne adam? Eğer Yesrib Vebası yakasını bıraksa idi İslam tarihinde büyük bir yeri olurdu”
Zeyd Yesrib’den ayrılır ayrılmaz eski düşman Kays kabilesinin yolunu tutunca arkadaşları şaşırıuyor. Zeyd :

—Olanlar cahiliyenin ırkçılık, aşiretçilik zihniyetinin getirdiği ahmaklıklardı. Vallahi ne olursa olsun hiçbir Müslüman ile savaşmayacağım!

Kays kabilesinde yaşanan güzellikler ile gönlü sürur bulan Zeyd, kendi kabilesine İslamı tebliğ edemeden yolda vefat ediyor.

İmanı ile ölümü arasında hiçbir günahını gören olmadı Zeyd’in. Kabilesine yetişemiyor ama arkadaşları onun duygu ve heyecanını anlatınca Tayy kabilesi o aziz insanın ümitlerini boşa çıkarmıyor İslam ile şeref buluyordu.

Zeyd… Hayırlı Zeyd…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Allah onlardan razı olsun, olmuşta ...

ellerinize sağlık
tek solukta okudum yazıyı
devamını dilerim
hayr'dan ve ardan adamlar için böyle
yazılarımızı çoğaltalım inş

Allah ın razı oldugu bu güzel adamlardan daha iyi örnek aramaya ne hacet!
Muhabbetin ailenizde daim olması dilegi ile...
teşekkürler...

Mükemmel Bir Kavrayış

Ahmet Kardeşim,
Allh(cc) seni kavrasın ve hiç bırakmasın, kendine seçtiklerinden edip en güzel makamlarda konaklatsın!
Sen yazı yazmak için yaratılmışsan buna hiç şaşmam!
Devam etmelisin kardeşim, yazıyorum sananlara inat, beş para etmez hikayeden hikayelerini yayınlayabilmek için kuşe kağıtlı dergi basan ama ayakları yere bir türlü basamayan o BÜYÜKlere inat!
Seni hep "Oku!"yacağım/z...
vesSELAM

"Onlar..." ya da güzel insanların yeniden anlatımı

Hikâye içinde sahabe hayatına yer verilmesi, o güzel insanlardan günümüze bir ışık tutulması güzel olmuş.Örneklerimizi yeni bir bakışla(=anlatımla) bugüne taşımalıyız.Yazar, hikâye türü içinde, bu türün yazım imkanlarıyla bir yola işaret etmektedir.Yeni çalışmalar ile bu yol daha bir belirginleşecektir.Selam ve dua ile...