Özür Beyanımdır: Başörtülü Bayanlar İçin Çok Geç Olmadan

Sadece erkeklere kalan meydanlar, sadece Gazze bombalandığında dolacak
Ümmühan ATAK, Gerçek Hayat, 429. Sayı

Bu konuyu düşünmeye nasıl geldiğimi anlamak için zihnimin son uğrak yerlerinde biraz gezindim…

Geçen ay (2008/Aralık), Ermenilerden özür dileyen aydınların açıklamaları, açıklamaları yersiz bulanlar, yerli bulanlar, yerini hiç bulamayanlar, bazen bulup bazen bulamayanlar ve hiç bulamayanlar ile bu açıklamalara dünya durdukça karşı çıkacak olanların açıklamaları ve tartışmaları ile geçti.

Yine arkasından geçen haftaki Gerçek Hayat (sayı: 429) dergisinde yayınlanan Ümmühan Atak’ın Kızlar Burada başlıklı yazısı ise tuz biber oldu.

Konu, başörtülü bayanların (sosyal) hayatta, erkeklerin erki altında hâlâ biçimleniyor oluşuydu.

Atak, dindar erkeklerin ancak İsrail’in Gazze katliamını protesto mitingi için Bayezit Meydanı’nı doldurabildiklerinden dem vuruyor.

Aşırı bir yorum gibi dursa da, içinde bir gerçeklik taşımaktadır.

Gerçek olan şu ki, özellikle 28 Şubat sonrasında mağdur olanlar hep başörtülü öğrenci ve çalışanlar oldu.

Dindar/İslamcı/Müslüman/Muhafazakâr erkekler hep, İslâm’ın sosyal hayattaki kişiler üzerindeki görüngüsünün, en çok da kadınlar üzerinde etkin olduğu gerçeğine yaslandılar.

Yani başörtüsü kadınlar için dînen farz, buna mukabil sakal da erkekler için sünnetti.

Erkekler, 1 Mart’ta sakallarını keserek okullarına ve çalıştıkları kamu işyerlerine elini kolunu sallayarak giriş yaparlarken; arkadaşları/kız kardeşleri için hayat ve/veya istikballeri karar(tıl)mıştı.

Erkekler, davaları(?) için sınavlara ve geleceklerine hızla yol alırken, yürüdükleri yolun yanı başında, başörtüsü eylemlerindeki kızları, kimisi üzüntü ile kimileri kabullenmişlikle, kimimiz de sıcak yuvalarımızdan sadece izledik.

Erkekler için açıklaması/analizi çok kolaydı: Yapacak bir şey yok!

Devam etmekte olan bir on yıl boyunca başörtülülerin yaşadıkları üzerine ne yapıldı?

Sistem malum… Ezmişti…

Peki ya dindar erkekler ne yaptı? Yani sadece Gazze bombalandığında meydanları dolduran erkeklerden bahsediyorum.

Anadolu’dan kopup gelmenin psiko-maliyetini düşünmeden -kendisi uzaydan gelmiş gibi- başörtülüleri zimmetlerine bile geçirmeyi bir lütuf olarak düşünen/yapan erkek haberleri hiç de az değildi bu süreç ve sonrasında.

Başörtülüler, geleneksel tarihin ezdiği, sistemin ezdiği bu insanlar, bir kez de dava arkadaşlarınca(!) ezildi.

Para toplamada pek mahir ve uzman olan yardım kuruluşları o tarihlerde, biri (İHH) hariç, yoktu ama yardım toplayan insanlar pekâlâ vardı.

Tek tük bunu yapan dernekler de vardı ama bu o kadar azdı ki…

İstense/uğraşılsaydı, o sorunları yaşayan insanlar yurtdışında en iyi üniversitelerde okutulabilirdi de. Bunlara hiç girmiyorum burada...

Tüm bunları bir kenara koyalım. Erkeklerin, bu tarz fizikî sorunların üstesinden gelemediğini/gelemeyeceğini kabul etsek –ediyormuş gibi yapsak- dahi, kim/ler başörtülülerin bu mağduriyetinden ötürü onlara saygı duyabildi?

Oysa saygı duymak, hiç de maliyetli bir şey değil/di.

Faturalara yansımaz; ev, araba hatta yazlık taksitlerinizi bile etkilemez/di.

Peki, kim/ler dersini aldı da, başörtülülere bakışını, söylemini, dilini yeniden gözden geçirme zahmetine katlandı?

Sakın yanlış anlaşılmasın, seküler hayat tarzını dayatmaya kalkanlara değil sözüm.

Onlar, üzerine düşeni gayet-bayat yapıyorlar.

Konuya dönersek, artık herkesin bir değil, belki sayısız takım elbisesi var. Elbiselerimize uygun kravatımızın sayısını biz bile bilmiyoruzdur… Elbiseleri yenilemek, diye bir kavram bile yerleşmişken dilinize, bakışınızın dekoru lime lime olmuş, her yerden pul pul döküldüğünü nasıl da fark edemiyorsunuz…?

Hâlâ nasıl da, ortam müsait olunca meydanlara dolup, hatta meydanların bile en merkezine dolup, başörtülülerin yerini (onların yeri var mıdır sahiden?) gayet doğal olarak -evet doğal olarak- arkalara bırakıyorsunuz?

Okul kapılarında peruk değiştirmenin sizin için sadece maliyeti söze konu olabilirken, bu duruma katlanmak zorunda kalan ve Türkiye’nin en onurlu insanları olan başörtülü öğrencilerin ya da çalışanların psiko-maliyetini hayal bile edemeyen düz mantık erk/eklere söyleyecek fazlaca bir sözüm yok.

Sadece Türkiye değil, yeryüzünün tüm başörtülüleri!

Ben de üzerime düşeni tam olarak yapamadım. Bunu biliyorum.

Ama saygımı ve size olan umudumu hiç yitirmedim.
Saygı duymayan erkeklerin ortasında yaşadım, yaşlandım, yaşla doldu kimi zaman gözlerim.

Ama saygımı ve size olan umudumu hiç yitirmedim.
Size saygı duyan ve duymayan, tüm erkek ve bayanlar adına, yeryüzünün bütün dil ve lehçelerinde,

Sizden,
Türkiye’nin en onurlu olan insanları olan sizden,

ÖZÜR DİLİYORUM!

Çünkü siz, bizim adımıza bir tarih yazdınız…

Başörtüsünü savunurken bizi, yani yeryüzünün tüm Müslümanlarını savunuyordunuz…

Nasıl ki, Gazzeliler Filistin’i savunurken İstanbul’u savunuyorsa,

Nasıl ki, Suriyeliler Hatay bizim derken, Şam da bizim oluyorsa…

Aynen öyle işte!

Özür diliyorum sizlerden öylece…

Dikkat çekerim 1: En hayat dolu olduğunu ima eden, en eleştirel, en delişmen, en gerçekçi siyasi dergicilik yaptığı zannı uyandıran Gerçek Hayat dergisinin internet sitesinde böyle bir konuyu dile getiren yazar Ümmühan Atak, ne yazarları arasında gösteriliyor, ne de sitede arama yaptığında çıkıyor. (13.01.2009 itibariyle bu böyleydi). Dilerim ki bu bir “unutma”dır.

Dikkat çekerim 2: Derginin, başörtülülerden özür dilemeyi kapak/dosya konusu yapacakları sayıyı iple çekiyorum.

Dikkat ekerim 3: Hayatın gerçeklerine gözünü ve kalbini açmış biri için Gerçek Hayat’a saldırdığım sanılmasın. Dergiye saldıran Google’ın arama motorudur. Google’da Gerçek Hayat dergisini arayan birinin önüne serilecek sayfanın birinci ve ikinci sırasında site bilgisi çıkıyor ama önemli bir uyarıyla: “Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir”! Üstelik tıklandığında bile sayfa açılmıyor. Google’ın saldırdığını ben ancak savunurum.

Kategori:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

2 kız, 10 erkek...

üniveristeyi yeni kazanmışız: ankara ilahiyat...

kayıt yaptırırken kız öğrencilerin(%85`tir oranları)başörtülerinin üzerine peruk taktıklarını görüyorum... kusmak istiyorum.

okul başladıktan iki ay sonra sıhhiyede "beyaz buluşma" adı altında bir miting düzenlendi... arkasından abdi ipekçi parkına çadır kuruldu: zulüm bitene kadar buradayız denilerek...

sonra arkadaşlarla, ilahiyat öğrencileri olarak, bir destek ziyareti yapalım dedik... gerekli duyuruları yaptık. bütün sınıflara girdik... saat 13:00`te orda olunacak... gidiyoruz: 2 kız, 10 erkek...

başörtülü kızlar evlerine dönseydi ya da evlerinden hiç çıkmasalardı daha güzel olurdu bence...

"ilim öğrenmek farz değil mi abi?" diyeceksiniz biliyorum. bir kuran-ı kerim mealini, bir ilmihali, bir siyer-i nebi`yi baştan sona okuyan kaç tane ilahiyatçı biliyoruz...

o protestoya gelmeyen peruklu kızların %70`i öğretmen oldu... şimdi başlarını açıyorlar... ne için; ilim için mi? ilim bir kağıt parçası kadar basit mi?

bu tartışma uzar gider...

ama tek kelime etmeyeceğim...

fatih burak cebri | Per, 15/01/2009 - 16:18

Zulum bitene kadar orada olacak insanlar hala orada mi?

Kiymetli fatih burak cebri, okuldaki kiz ogrenciler oraya ogretmen olmak icin geldiler.ve simdi ogretmen olmak icin baslarini acmalari gerekiyor. ve baslarini acmayi reddeden kizlar su anda okulda degiller. ama eger kiz olsalardi baslarini acmayacak olan erkekler hala okuldalar. yani seninle gelen erkeklerin kizlardan daha cok olmasi normal. cunku erkekler hala okula devam ediyorlar. buna sasirma. o okulda bir donem boyunca hic kimsenin derslere girmedigi gunler oldu. Ankaranin eylem yapmadiklari kosesi kalmadi. beklediler beklediler sonra beklemekten vazgectiler.
Sana tavsiyem susmak yerine konusmaya devam etmek. O okulda gordugun arkadaslarinin hepsi susmayi secenler. Sen eger tavrini oradaki basortu kizlara gore belirleyeceksen sus. Ama derdin bu yasagin devam etmesi ise yaninda hic bir basortulu kiz olmasa da oraya gidebil. ve niye yoklar diye yakinma. yoklar. eger yasak erkekleri de iceren bir sekilde olsaydi erkek de bulamaycaktin yaninda.Cunku artik daha onemli meselelerimiz var: okulumuzu bitirip, adam yerine konulup, para kazanip musluman ogrenciler yetistirmeli, toplumu etkilemenin modern yollarini bulmaliyiz(!).

aysenurerken | Per, 15/01/2009 - 21:14

affettim. ozur dilediniz kurtuldunuz.

bir gun insanlar "basortulu kizlar" dan ozur dilemek yerine, kendilerinden ozur diledikleri zaman bir seylerin degismis oldugunu dusunmeye baslayacagim. Diyelim ki ben bir basortulu olarak sizi affettim.sonra ne olacak? ya da diyelim ki affetmedim. ozur bosa mi gidecek.Bu, basortululer ile basortulu olmayanlar ya da basortululerle erkekler arasindaki bir mesele degildir ki birbirimizden ozur dileyelim. Basortu benim basimda diye benim meselem mi oluyor. NIye olsun: basortuyu ben icad etmedim ki. Erkekler, kadinlardan daha once kilik kiyafetlerini degistirdikleri ve artik bir batili ile yanyana geldiklerinde hic bir ayirdedici ozellikleri kalmadigi icin kendilerini bu meselenin disinda tahayyul edebiliyorlar. Sonra, kiymetli, basortulu, magdur bacilari icin uzulup, aglayip, yanlarinda olamadiklari icin ozur diliyorlar. Tabi allah razi olsun. en azindan bir farkindalik gelistirmek icin adimdir. HAyirli olur insallah.

aysenurerken | Per, 15/01/2009 - 16:42

Burası zindan değil mi?

Bu yasakla herkes birer birer imtahanını verirken ,ruhlara yaşatılan tahribatın hesabını da sorumlu olan herkes verecektir.

Kimileri yola devam dedi ,birileri tarafından tecrit edildi ;kimileri tamam artık buraya kadar dedi ve onlar da tecrit edildi.Herkes verdiği kararın sonucunu bir şekilde görecektir;mühim olan Allah'ın huzurundan tecrit edilmemektir.Düşünülmesi gereken konu ,hayatının birden büyük bir değişikliğe uğramasıyla hayallerinden vazgeçen insanların ızdıraplı günlerinde onların sıkıntılarını kimler ne kadar paylaştı?.Pek çok konu var akla takılan; ama beni en çok rahatsız eden yollarına devam eden dindar kesimin beyleri eğitim süreçlerinde gün geçtikçe bu sancıyı zamana karıp unuttular mı?Yola devam ederken hayat standartlarını yükseltmeye çalışıp yasak yüzünden mağdur olan hanım kardeşlerini düşünmedüler mi?Maalesef...Yanlarına bile yakıştırmadılar. Bakıyorum çevreme eylemlerde başörtüsü için meydanları yıkan beyler! çalışan hanımları tercih edip beyinlerinin bilinç kısmını hipnozla uyuşturarak hayatlarına devam ettiler.Şimdi herkes sessiz sedasız din gününe doğru yol alıyor.Zamanında çok bağırdılar(!),yeter bu kadar, di mi?

Kim eleştirirse eleştirsin mağdur değil mağrur olarak herkes bir şekilde hayata bir yerinden tutundu.

'Dünya mü'min'in zindanı,kafirin cennetidir'hadisinde dile getirildiği gibi burası bizim zindanımızdır.

Rabbim her türlü zulme uğrayanın yanındadır.

Not:Gooogle'dan hilal tv yazdığımda da'' Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir” yazısı çıkmıştı.Ben bir anlam verememiştim;ama şimdi daha iyi anlıyorum.

Batı dünyası, yanlışlar üzerinde yaşadı.
Doğu dünyası, doğrular üzerinde uyudu.

Sevde Ateşyürek | Cum, 16/01/2009 - 00:34

ben de tek kelime EDEMEYECEĞİM!

imam hatiplerde başörtü zulmü...kızlarımızın kendini bahçe kapısına kelepçelediği zamanlar...bakınız gazete arşivlerine...dava arkadaşları da(!) tenefüslerde gelip okulun içerisinden polisleri yuhlayarak destek oluyorlar...o kadar yürekliler ki;kız kardeşlerini joplayan polislerin azarlarını işitmeyi göze alıyorlar...
fatih kardeş tek kelime etmeyeceğim demişsiniz,isabetli bir karar...miting alanına gitmek,protesto etmek,kamp kurup eylem yapmak,kısacası direnmek;bir kızın "başörtünle giremessin"cümlesini işittiği anda,yani dünyasının başına yıkıldığı anda,diğer dava kardeşleri(!)nin vicdanlarına yaptığı pansumandır sadece,"destek olduk ya" demektir...zira onlar davasına sahip çıkmadığında(!) senin söyleyecek sözün olacaktır...şimdi olduğu gibi...
bu arada gelmeyen kızlardan ruh
sağlığını yitirmeyenlerdir,şimdi öğretmen olanlar....
her neyse,bu konu tartışılmaz,uzayıp gitmez...çünkü söylenebilecek hiçbir şey yok...ben tek kelime EDEMEYECEĞİM...

merve kahraman | Cum, 16/01/2009 - 01:09

cetrefil

ummuhan atak'in yazisini gercekhayat dergisinin sayfasina ulasamadigim icin okuyamadim. bu nedenle burada alintiladiklarinizdan yola cikacagim. oncelikle sizin uc bir yorum olarak gordugunuz ama icinde gerceklik payi tasiyor dediginiz yaklasim: 'erkeklerin gazze sozkonusu olunca meydanlari doldurmasi'basortu meselesini ele alisimizdaki garipligi ortaya koyuyor.acaba burada yazar ne demek istedi? 'gazze icin eylem yapiyorlar ama basortusune gelince yoklar' mi dedi. elele eylemine katilan milyonlarca kisi vardi mesela; erkek kadin coluk cocuk. sonra, gazzede, afganistanda, Irakta ve daha bir cok yerde yillardir devam eden bir zulum var, kadinlar ve erkekler yillardir meydanlarda miydilar?
diyelim ki basortusu sorunu degil de sadece erkekleri dogrudan ilgilendiren bir sorun olsaydi, kadinlar meydanlari dolduracak miydi?
Bizim yitirdigimiz bir sey var evet. ama bunu hepimiz birden yitirdik; erkekler ve kadinlar, herkes. kadinlarin da erkeklerin de bu olayi donup dolasip birbirleri uzerinden tartismalarina anlam vermek zor. su olaylra biraz daha uzaktan bakip 'bu muslumanlarin hali ne olacak' desek ya.

aysenurerken | Cts, 17/01/2009 - 03:48

Varolan sorunu

Varolan sorunu karşı tarafı suçlayarak ortadan kaldıramayız elbette.Bu kimsenin işine yaramaz.Sadece yitirilen değerler ve yalnızlaşan hayatlar her zaman için can sıkıcı...

Hürmetler..

Batı dünyası, yanlışlar üzerinde yaşadı.
Doğu dünyası, doğrular üzerinde uyudu.

Sevde Ateşyürek | Cts, 17/01/2009 - 20:13

Başörtüsü sebebiyle

Başörtüsü sebebiyle üniversiteyi bırakmış biri olarak ancak kendi adıma yorum yapabilirim tabii.Evet erkek öğrencileri sakallarını kesmiş olarak ilk gördüğüm anı hatırlıyorum,kaynar sular dökülmüştü başımdan. Ama şimdi zaman geçip düşününce, onlar da üzüldü, onlar için de kolay olmadı.Yollara döküldüler bizimle,kimisi disiplin cezası aldı. Erkek olmanın ayrıcalığını bu konuda da kullandılar tabii. Size saygı ve umutlarınız için teşekkür ederim sadece. Tek yol diploma değil ne meslek, ne hizmet için.Herkes çizdiği yolda ilerler,Allah pişman etmedi asla. Tekrar teşekkürler.

betül.gümüş | Paz, 18/01/2009 - 02:25

Başörtülü bayanlar için

Başörtülü bayanlar için çok geç olmadan" bu ne demek, neye göre geç olmadan?
Biz kimseden şikayetçi değiliz… kimmiş saygı görmeyip horlanan? Yok böyle bir şey, abatmayın!
10 yıl önce “karartıldığını” düşündüğünüz istikbal, şimdi yaşadığımız an değil mi? Kim karanlıkta? Var mı sokakta aç sefil kalmış, dilencilik yapan, kötü yola düşmüş olan?

zehracinar | Paz, 18/01/2009 - 23:29

Neden?! Meydanlar sadece Gazze bombalandığında doluyor?

Müslüman erkekler ya da müslüman kadınlar farketmez bize bir şeyin zararı dokunmadan harekete geçmiyoruz. Bunun tesbit ettiğim tek sesbebi var o da tefekkür yoksunluğu. Ümmet neden bugünkü çöküş durumuna yuvarlandı? soruusuna doğru bir cevap aradığımızda bizi bu duruma getirenin "Aydın Düşünme"yi gerçekleştiremeyişiz olduğunu görürürüz.

Bu yüzden Müslümanlar normalde fikirle hareket eden insanlar olması gerekirken duyguyla, heyecanla hareket edip; heyecan geçince, duygusallık azalınca artık hareket etmez oldular. Filistin meselesinde bunun örneklerini çokça görebiliriz. Meydanlar 1948'den bu yana dolu olması gerekirken sadece gözle görülür bir kıyım olduğu zaman meydanlara dökülüyor insanlar. Sonra evlerine ellerinden geleni yapmanın rahatlığıyla, ya da yapacak bir şey bulamamanın çaresizliğiyle dönüyorlar.

Fakat olması gereken ise "Aydın Düşünme"yi gerçekleştirip meselenin neden bu hale geldiğini bulup Şer'i hükümden çözümü mesele üzerine indirmektir. Eğer Filistin'in çözümü nedir? diye sorulursa yegâne çözümün İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışmak olduğu görülecektir ki bunun yolu İslam ümmetinin yıkılan o devletlerini tekrar tesis etmeleridir. Fakat bunun için çalışırken de kitlesel ve fikri-siyasi çalışma şarttır. Çünkü ilmi çalışmalar sonuca götürmeyeceği gibi medrese görevi görecektir ki eğitim çalışması da, fakirleri doyurmak da müslümanların beldelerini kafirlerden korumak, cihadı başlatmak ve İslam Risaletini yaymak için fetihler yapmak da halifenin görevidir. Bunun dışında yapılan çalışmalar da toplumsal olarak yapılması gereken(yani devletin işi olan) meseleyi fertlerin yapmasıdır ki bu da meseleyi köklü olarak çözmez. Ancak bataklıktan gelen sinekleri ilaçlamak gibidir. Yegâne çözüm ise bataklığı kurutmaktır.

Başörtüsü meselesine gelecek olursak bunun çözümü de yukarıda bahsettiğim çözüm olduğu gibi başörtülü bacılarımızın da bunu Allah'ın emri olarak görmeleri gerekmekte, Özgürlük, İnsan hakları gibi (aslen kapitalizmden geldiği için alınması haram olan) fikir ve mefhumlardan uzak durmalıdırlar.

Günümüzde ise başörtüsü meselesi öyle bir hal aldı ki başörtülüler (okula devam edenler) başlarını açarak okumakla beraber başörtülerini modaya uydurduklarını, modern giyimli kızlardan daha çağdaş yaklaşım içinde olduklarını görüyoruz. Fikirlerinin dahi yozlaştığını söyleyebilirim ki (Aydın İslami fikirli bacılarımı tenzih ederim) geçen sınıfta (Türkiye'de öğrencilerin dereceyle geldiği ve başörtüsü serbest olan tek devlet üniversitesinde) gayri ahlaki bir meseleyle ilgili açık bir öğrenci ve ben fikir beyan etmeme rağmen kapalı kızlar ve kendilerini müsbet olarak adlandıran erkekler kendilerine tek tek sorulmasına rağmen bu meselenin problem olmadığını söylediler. Ders bittiğinde şöyle bir baktığımda en az benim gibi fikir beyan etmesi gereken 8-10 kişi vardı. Mide bulantısı geçirmek üzereydim ki Cuma saati de yaklaştığından terk-i sınıf eyleyerek oradan uzaklaştım. Ne diyeyim sanki şu en basit meselede bile korkacaksak artık Allah bize yardım eder mi. Üstelik konuşan açık kızdan da utanmaları gerekirdi. Allah hepimizi hidayet(dosdoğru olmak) üzere olanlardan eylesin...

Halid.Aslan | Salı, 20/01/2009 - 23:08

tarantula yazdilar diye gogsumdeki yaftaya....

dogrusu zehracinar in degindigi 'cok gec olmadan meselesini' ben de pek anlayamadim. yani ozur gerekiyorsa basortusu sorunu 30 yildir var, yani vakit epey gecmis gorunuyor. yok hemen ozur dileyelim yoksa yakin zamanda basortulu bulamayacagiz demekse bu konu tartisilabilir tabi.
zehracinar, basortululerin bazi kesimlerce horlandigi, saygi gormedigi hatta eziyet edildigi cok acik.buna itiraz etmek mumkun degil sanirim. lakin bu horlanmayi kaale alan basortulu insanlari anlamak zor. Bir sembol olarak basortusunun cagristirdigi seyleri reddedecek asagilayacak insanlar butun caglarda var olmus. Onemli olan insanin guclu olmasi. ve gucunu neye dayandirdigindan emin olmasi. 'En guclu' nun senin yaninda olduguna inaniyorsan, hic bir asagilama seni asagi kilmaz?

aysenurerken | Per, 22/01/2009 - 00:37