"Yığın düşünmez, maruz kalır."
Cemil Meriç

Kimin çektiği belli olmayan, uğruna Facebook gibi sitelerde binlerce kişi tarafından fan club kurulan ve internet ortamında sunulduğu 2007 senesinde binlerce kez indirilerek rekor kıran, çarpıcı ve marjinal bir belgesel Zeitgeist.
Gerçekten çok cesur, kimi zaman ürettiği teorilerin akla yatkınlığıyla çıkışa geçen, kimi zaman da yeterli araştırma yapılmadan ortaya atıldığı belli olan birtakım düşüncelerin çarpıcı görsel ve işitsel materyallerle sunulduğu bir belgesel. Olumsuz gördüğüm ve eminim izleyince çoğunuzun büyük tepki vereceği ilk bölüm(Part I) ile başlayayım eleştirime.
Dinler konusunda diğer konularda yaptığı bütüncül analizi pas geçiyor ne yazıkki film. Ki bence tek eksiği ve izleyiciyi istediği düşünce mekanizmasına ulaştırmadaki tek handikapı bu. Zira dinler zaten bireyleri domine etmekle yükümlü tek kurumdur. Dinlerin insan hayatındaki soyut ve somut yaptırımını tamda bu perspektiften bir eleştiri unsuru olarak kullanmak pek akla uygun gelmiyor. Üstelik kilise dönemini ve deforme edilen İncil'i baz alarak parçadan bütüne gidiyor film. Oysa tüm dinler içerdiği reforme ve deforme olgular hasebiyle birbirinden ayrışır. Filmde Kuran'dan yahut İslam ilahiyatından referanslar kullanılmaması bunun apaçık bir örneği. Hristiyanlığı, kutsal kitabı istediği normlara dönüştürerek halkı elinde traş etme yetkisi haline getiren Batı lobisi bir başka kümedir. Bazı kesimlerin sömürü aleti olarak kullandığı ama kutsal kitabının hiçbir zaman reforme edilemediği İslamiyet bir başka kümedir. Bu yönden bakınca tek düzlemden prizmayı yaftalayan yanlış bir düşünce ayyuka çıkıyor. Ki bu da kasıtlı bir adaletsizlikten ötürü ateizm vurgusunun yapıldığını düşündürttü bana. Filmin tek eksisini bu olarak görüyorum. Ki bu eksi Müslüman cenah tarafından öylesine bir pasla geçiştirilecek gibi değil. Hz. İsa ve Allah ile alakalı olan kesitler, ateist bir projeksiyonun perdeye ışık yansıttığını aşikâr kılıyor. Bunu hazmedebilip diğer iki bölümü izleyebilenler için devam edelim bilgi vermeye:)
Diğer yönlerden bakınca kaydadeğer bir araştırma ve mantık yürütme ile karşı karşıyayız. Rockfeller gibi ulusal para simsarlarının tarihteki sirkülasyonunu kronolojik olarak anlatması takdire şayan bir hareket. Bankerlerin ve özellikle merkez bankası sisteminin ipliğini pazara çıkardığı bölüm olan Part III, belgeselin doruğa çıktığı anlar. Bu noktada filmin izleyiciye sorular sorması ve kimliğini tespit için sert tavır takınması çok orjinal. Özellikle filmin sonundaki 'Revolution Now' ibaresi, V For Vendetta'nın yaptığından bile daha büyük bir etki yapıyor. Ki Zeitgeist'in bu anlamda kesiştiği bir başka film de Fight Club'tır.
İkinci bölümde(Part II) iliğine kadar inilen 11 Eylül düzmecesi de izleyiciye Loose Change ve Michael Moore imzalı Fahrenheit 9/11 filmlerini hatırlatıyor. Ama bir nokta var ki eminim herkesin dikkatini çekecektir : Implant Mikroçipler. Bunu duyduğumda pek şaşırmadım açıkçası. Çünkü ilk kez duyduğum yahut düşündüğüm birşey değildi. Yıllar öncesinde izlediğim 'The Final Cut' filmi aklıma geldi. Robin Williams'ın başrolde oynadığı filmde insanların beynine takılan implant mikroçiplerle o insanların hayatının tüm ayrıntısı kayıt ediliyordu. Böyle bir şey olabilir mi? Gelişen teknolojinin verdiği korku ve bilimin insanı rahatlatmaktan çok köleleştirmede araç olarak kullanılması, maalesef beni buna inandırıyor. Bahsettiğim film konu itibariyle hayli etkili ve ilgi çekici ama anlatımı ve kurgusuyla hayli zayıftı. Ama Amerika filmde yaptığı hataları reel dünyada yapmayacak kadar çakal ve kurnaz. Pearl Harbor desem yeterlidir.
Son olarak filmde beni titreten sözü yazarak yazıma son verirken, sizi birinci bölümdeki ateist söylemlerle sinirlendirecek, ama ikinci ve üçüncü bölümdeki 11 Eylül ve bankalar sisteminin iç yüzünü ortaya çıkarmasıyla hayran bırakacak olan Zeitgeist'i, izledikten sonra bana hiddetlenecek olmanız ihtimalini dahi göze alarak tavsiye ediyorum.
Ve işte o müthiş söz:
'Sevginin gücü güce olan sevgiyi yendiğinde dünya barışı tanıyacak.'
Sri Chinmoy Ghose (Hint Şair)
Yorumlar
Tamamen dayanaksız bir film
Pzt, 06/10/2008 - 21:05 — Ümit ErdalMerhaba,
Filmi izledim. Film baştan sona dayanaksız. Yazar sadece filmin 3 bölümünden ilk bölümünü eleştiriyor. Çünkü İslam bize öğretiyor ki, Hz. İsa var olmuştur ve hak peygamberdir. Fakat diğer iki bölümü destekliyor. Neden?
Bana kalırsa, filmin 2. ve 3. bölümleri de en az birinci bölüm kadar dayanaksız. Filmi izledikten sonra googleda bahsi geçen eleştirilerle ilgili araştırma yaptım. Gerek 11 Eylül, gerekse Merkez Bankası komploları tamamen yanlış. Eğer dilerseniz, tekrar araştırıp, bulduğum kaynakları sizinle paylaşabilirim. Fakat kendiniz de google'dan filmdeki iddiaları eleştirel bir gözle araştırırsanız, filmin baştan sona ne kadar çok yanlış içerdiğini tespit edebilirsiniz.
Bence filme şu şekilde yaklaşmamız daha doğru olur: Bu filmin birinci bölümü, gerçekleri tamamen tersyüz ederek, Hz. İsa'nın var olmadığını, bir komplo olduğunu iddia ediyor. Bu durum gösteriyor ki, filmin yapımcıları çok sınırlı ve tek yönlü bir araştırma yapmışlar. Pek çok gerçeği tersyüz etmişler. Öyleyse, bu filmin yapımcıları, objektiflik ve hakperestlik konusunda hiç güvenilir değiller. Madem ki, filmin yapımcıları hiç hakperest değiller, öyleyse filmde iddia edilen iddiaların hiçbiri güvenilir değildir.