-Yirmibeşi aştıktan sonra evlenmek zordur. Kimseyi beğenmiyorsun. Vakit çok geç olmadan taliplerinden birini kabul et. Bak söylemedi deme yoksa evde kalacaksın!
Bu günlerde annem aynı nakaratı diline dolamış, temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüme sürüyor. Eee yaş yirmibeşe yaklaştı ya, bizim için de alarm kurulmuştu artık.İyi güzel de sanki evlenecek biri vardı, ben evlenmiyordum. Bahsettiği taliblere gelince... Hepsi birbirinden muhteşem, seç beğen al! Hangisinden başlasam?
Sırasıyla gideyim en iyisi. Muhasebeci olan annesini görevlendirmiş, kendisine iyi bir eş seçsin diye. Anne, tavsiye ile geldi gördü. İyi hoş geleneklerimiz böyle. Ertesi akşam istemeye geldiler. Münasib bir dille evlenmeyi düşünmediğimi ilettim. Ertesi akşam tekrar geldiler, aynı cevap. İnanmayacaksınız ertesi akşam tekrar... Ve bu süre zarfında damat adayı bir kez dahi teşrif etmediler. Ya bu mesele onun için çok sıradan basit meseleydi, ya da kendisine eş değil annesine gelin aranıyordu. Hani biz başörtülüyüz ya! Neyimize gerek görüntü, muhabbet, fikir birliği... Evlilik mi, evlilik işte.
Doktor adayı olan genç görmüş beğenmiş, talib oldu. Yaşam biçimleri tamamen farklıydı. Beni beğenmesi ilginçti. Fakat onun niyeti de kazara ağızlarından kaçtı. Fiziksel güzelliğimden etkilendiğini söylemiş, başörtümü evlendikten sonra çıkaracakmışım! Ne sakat bir mantık Yarabbi! Onca başörtüsüz varken sen gel... Başörtülü eşini yanında gururla taşıyamayacak olan birisi neden ona talib olur ki? Sanki onun için örtündüm de, onun için vazgeçeceğim. Tövbe tövbe...
Birde şu teknisyen vardı. Evlenirsek bilmem kaç tane bilezik takacağını, nasıl altın setler alacağını referans olarak sunan. Acaba erkekler kadınları, mal mülkle gözlerini boyayıp satın alacakları bir meta olarak mı görüyorlar?
Bıktırıcı ısrarlar sonucunda yüzyüze görüşmeyi kabul ettiğim ilk ve son aday macerası ise tam bir şenlikti. Ne büyük sıkıntı Yarabbi, ne konuşacağım bu zatla? Benim için en makul soru, sevdiği yazarlar, okuduğu kitaplar, önemsediği fikir insanlarını, sordum. Kitapların, fikirlerin o kadar önemli olmadığını söylemez mi! Bunun üzerine bir tartışma başladı. Benim dünyama o kadar yabancı, cehaleti inanılmaz ki... Ama çok zenginmiş! Ardımdan çok ukala olduğumu söylemiş. Amenna... Bu macera da böyle alnımın akıyla sonuçlandı.
Bu yaşadıklarım karamsarlığımın en hafif etkenleri aslında. Tereddütlerimin en vahim, en çekinceli sebebi, çevremde şahit olduğum evlilik örnekleri. Bir ömür,( inancıma göre ebedi ömrümde de) onunla birlikte yürüyeceğim yolda ki engeller, kazalar, hatta uçurumlar korkutuyor gözümü. Kesiyor dizlerimdeki takatı. Öyle manzaralar var ki önümde hiç bu yola çıkmadan ölesim geliyor.
Pür tesettür bir genç kızken, evlendikten birkaç yıl sonra kocasının kariyer hırsı sebebiyle manken edasıyla dolaşan arkadaşımdan mı bahsetsem?
Severek evlendikten sonra geçen yıllarla birlikte karısını artık beğenmeyip genç bir kızı bekar olduğuna inandırıp, ikinci eş olarak almaya uğraşan ilahiyatçı abiden mi bahsetsem?
Bir zamanlar imanla, inançla dünyalar kurup dünyalar yıkan mücahide ablaların akademisyen ya da siyasetçi eşlerine halel gelmesin diye sıradanlaşıp o gün senin bu gün benim gezip köhnemelerinden mi dem vursam?
Evlenene kadar kendisiyle aynı cephedeymiş gibi görünüp, her arzusuna boyun eğen kocasının evlendikten sonra ki hayatıyla şoke olan biçareyi hiç anlatmasam mı? Aklına dahi gelmeyecek günahların şahidi şimdi o. Baba evi dul kadını istemez, evde ki hayat çekilesi değil. Bir de omuzunda masum yavrunun yükü...
Bunca menfi örnek gözünüzün önündeyken gelin de evlenin şimdi. Birşey değil, adım "kendini beğenmişe" çıktı, kimseyi beğenmiyormuşum! Oysa istediğim çok şey değil, anlatamıyorum. Ne mal, mülk; ne ün, kariyer... O kul ki:
Gönülden Hak desin, gönlünü Hakka versin.
Hani bir ağabey soruyor ya: Başörtülü kızlarla kim evlenecek diye,
Bence mesele başka: Başörtülü kızlar kiminle evlenecek?
Yorumlar
Elinize Sağlık
Pzt, 22/12/2008 - 15:10 — Emrah KAYAGerçekten Harika bir yazı olmuş. Şunu unutmayalımki kadın evleneceği erkeğin ateş çemberine girer. Evlenene kadar ailesinden evlendikten sonra da eşinden sorulur. Endişelerinizi çok iyi anlıyorum... Hayatta başarılar. Bu site de ilk yorumum :)
önemli bir konu
Pzt, 22/12/2008 - 15:41 — eymen doğuBahsettiğiniz gibi zor mesele evlilik. Aslında çok da önemli bir mesele. Ancak şunu da unutmamak lazım ; bayanlar veya erkekler uzaydan gelmiyor. Bir erkek nasıl biri ile evlenmeliyim diye düşünürken yakın çevresindeki bayanlara bakıp bir ortalamasını almalı ve buna göre düşünmeye başlamalıdır. Çünkü evleneceğimiz kişi hiçbir kusuru olmayan, tüm bilgi ve becerilere sahip, uzaydan gelen birisi olmayacak. Bayanlar için de bu geçerli onlar da bu şekilde düşünmeli yoksa hayal kırıklığı olabilir ya da evlenmek bir hayal olabilir.
Bir yolun hayali...
Pzt, 22/12/2008 - 17:24 — Muhammed Yasin ...Evlilik için baskılar, manalı takılmalar (latifeler) sırf bayanlara özel bir durum olmasa gerek.
Doğruyu bildiğimiz halde bazen yorulur yürek, bazen de doğru uzaklaşır bizim manevi düşüşümüzün tersi istikametinde.
İnsan ister ki birlikte Rabb'e yönelebileceği tertemiz bir eşi olsun.
Birlikte kuracağı düşler
Oluşan düşüşler akabinde, dirilişler olsun
Öyle bir ev olsun ki içi nur dolsun.
Ama böyle bir eş özlemi için önce kendi yüreğini güzelleştirmeli , değerlerini en değerliye ayarlamalı ve Hakk'tan istemeli.
Sıkça zikrettiğim bir cümle var.
İnsanın yüreğinde ne varsa o sunulur kendine.
Yürekteki hoşluk ise erişir o hoşluk size inşaallah.
Rabbim her daim yüreklerinizi ferah tutsun.
nasip
Pzt, 22/12/2008 - 17:31 — aysenurerkenKiymetli Serpil, insanlarin dinle iliskisi degistikce, bir cok kurum gibi evlilige bakislari da degisiyor. kadin ya da erkek, insanlarin dertleri daha sekuler artik. ama muhakkak yakinda, seni yalnizca kul oldugun icin tercih eden biriyle karsilasirsin,insanlar da sana kendini begenmis demekten vazgecerler.
güzel bir yazı
Pzt, 22/12/2008 - 20:31 — yıldız köksalgüzel bir yazı olmuş.kaleminize sağlık. bu konuda toplumun ciddi sıkıntısı olduğu kanısındayım .zira bu işlerin nasip işi olduğunu unutmuş durumdayız.kızların evlilik konusunda ciddi psikolojik baskı altında olduğunu düşünüyorum.evlilik çağındaki kızlar ve erkekler için bir dua tavsiye...'Rabbena heblena min ezvacina ve zürriyyatina gurrate ağyunin vecalna lilmüttagıne imama...(furkan suresi 74)
Herkes dengini aramalı elbet..
Pzt, 22/12/2008 - 20:31 — Selim SevkiogluBaşörtülü kızlar diye homojen bir grup/kategori yok artık. Eskiden var mıydı? Var olmasa bile var'a bugünkünden daha yakın ve yatkındı. İş bu nedenle 'başörtülü kızlar kiminle evlenecek' diye bir sual biraz muhal ve problemli görünüyor. Çünkü günümüzde başörtülü olmanın sınırları dar değil çok geniş bir alana tekabul ediyor. Hatta başörtüsüz olmakla çoğu yerde kesişiyor. Durum erkekler için de aynı. Bence soruyu genişletip, belirsizliğin -ya da ne idüğü belirsizliğin- neşet ettiği ve eğilimlerin çeşitlilik arz ettiği şu ortamda 'gençler denklerini nasıl bulacak' sualine bir yanıt aramalı. Nacizane şahsi kanaatim, herkes kendi dengini, anlaşabileceğini bulup onunla evlensin. Bu şekilde birbirlerine daha az kazık atacaklarını düşünüyorum. Hiç değil, sadece daha az. Belki bu metod, her zaman ve zemin için geçerliydi de şimdi aklımıza geldi.
kafam çok karışık
Pzt, 22/12/2008 - 22:11 — okan şahinBende Selim Bey gibi düşünüyorum. evlenilecekse bir insan kiminle anlaşıyorsa, sevebiliyorsa ve aynı dili kullanabiliyorsa onunla evlenmeli. bence başörtüsü şartı aranmamalı. ben şimdiler de evlenecek olsam kesinlikle aramazdım. hatta açık bayanları tercih ederdim sebebini de bilmiyorum. kaba kanaatim şu ki bir erkek garip ama aradığı dünyayı onlarda bulabiliyor ya da onlar erkeklerin ne istediğini daha iyi anlayabiliyorlar.
serpil hanım bu yazısını çok genel bir kabul ile bitirmiş. aslında kapalı bayanlar da sadece gönülden hak desin insanları aramıyorlar. arıyoruz diyenlere de bu onlar için yetmez derim. sevgili olmak başka bir şey. yani insan flört edebilmeli anlatabiliyor muyum? çok özel şeyler bunlar. yani bir çekim olmalı. bu çekimde de kadına çok iş düşüyor.
aslında kafam çok karışık:)
selamlar
Durum gerçekten vahimmiş
Salı, 23/12/2008 - 02:49 — serpil kendirBaşörtülü kızlarla evlenilmediğini ima eden yazılara bir tepki niteliğindeydi yazdıklarım.Tercih edilmemekten ziyade evlenecek vasfa haiz adam bulamamaktan muzdarib olanlarında bulunduğunu hafif şaka yollu hatırlatmak istedim.
Fakat görüyorum ki bambaşka bir yöne taşındı konu.Evlilik gibi derin bir meseleyi irdelemek için bu satırların çok basit kalacağını takdir edersiniz.Öyle bir niyetim de yoktu zaten.Yine de kafama takılan birkaç meseleye cevap vermeden geçemeyeceğim:
Maddelerden değil insandan bahsediyoruz, tabi ki homojen bir gurup yok karşınızda.Fakat değerlendirmelerinde dini kaygıları hala ilk sırada olan başörtülülerin varlığınıda inkar edemeyiz herhalde.Denklik meselesine gelince, işte bu kaygılarda başlıyor ilk ayrılıklar. Aşk, sevgi, saygı, alışkanlıklar, farklı beklentilerle sürüp gidiyor...Dengini bulmak zor mesele...Bende bunu anlatmaya çalıştığımı zannediyordum.
Ayrıca dindar kızların dini yükümlülükler haricinde başka vasıfları olmadığını kastetmek nasıl bir aklın, mantığın ürünüdür anlayamadım.Çevremdeki kızların genelde şikayetidir bu.'Bizleri evdede tesettürlü zannediyor erkekler' derlerdi de ,ben ihtimal vermezdim.Kişileri giyimleriyle yaftalamak, genellemek hangi insafa sığar?Tesettür kadının duygularını, düşüncelerini, tavırlarını örtmez ya da köreltmez.Fakat inancı gereği yabandan gizler.Buda onu mahremine özel kılar ve bence yüceltir. Kadın olarak ben böyle düşünüyorum tabi erkeklerin de (en azından dindar olanların) böyle düşüneceğini umuyorum.Bilmem yanılıyor muyum?
Gönülden Hak demenin yetmeyeceğini söylemek ne büyük yanılgı!
Bizce gönlünden HAK diyen aşkıda, hakkıda en iyi bilendir.
Durum Vahim :)
Pzt, 22/12/2008 - 23:46 — Seçkin DenizBir vakittir yazayım diyordum. El atmak lâzım diyordum bu konuya. El atıp içini dışına getirmek lâzım. Eskilere meram anlatılmaz, yenilere de tecrübe. Bakalım ne yaparız o gün gele İnşaAllah. Ama baştan söylemek lâzım. Gülümsemek lâzım. Eski deyişle 'Koca da Karı'da tebessümde saklıdır, nasıl gülümser kişi hesabı böyle yapmak Lâzım":)
Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz
bu zaviyeden bakmak
Salı, 23/12/2008 - 00:06 — canan ayselSevgili Serpil'
Meseleye bir de buradan bakınca,Siz yazıyla hemhal olmuşsunuz kendinizi yazıya çiziye düşünceye edebiyata vermişsiniz anladığım kadarıyla,şimdi böyle olunca size sıradan muamele yapamayız.Sizin beklentileriniz farklı,değer yargılarınız farkı...
Ali Çolak bir denemesinde "Şiirlerin kadını başkadır, evin kadını başka..!" yazmıştı.Şimdi bunu ters çevirerek okursanız ne demek istediğim anlaşılır.
Birde geçen gün Elif Şafak bir araştırma sonuçlarını yazmıştı en çok evlenilecek meslek seçimden yazarlar kaçıncı sırada çıkmış bunu da bir araştırın...
velhasılı kelam işiniz zor Allah yardımcınız olsun..
Sizi bir bayan olarak analayabilirim, birde eşimin yazar olması hasebiyle anlayabilirim...
bilmem anlatabildim mi...
Saygılar....
evlilik bilinci
Salı, 23/12/2008 - 01:11 — berna pakislami düşünceyi yada yaşantıyı bölük bir şekilde değerlendirmemek gerekir benim fikrimce hepsi bir zincirin parçaları gibi başörtüsü,namaz,zekat,iman v.b
birbirine bağlandığında boyna takılacak bir zinciri oluşturur.
dünya hayatı içerisinde dinini yaşamaya çalışan insanları belli kalıplara koymaya çalışıyoruz gerçek anlamıyla yüreklerimize indiremiyoruz, inançlarımızı yudumluyoruz ve boğazımızdan aşağıya indiremiyoruz.
yarım ve eksik bilgilerimizle yürüdüğümüz hayat yolculuğunda elbette ki seçimlerimizde o ölçüde eksik ve yarım oluyor.yol arkadaşımızıda o güne kadar belirlediğimiz kriterlerimizle seçiyoruz.
günümüzde herşey maddeye dayalı hale geldi,menfaatleri olmadan kimse birşey yapamaz oldu eş seçimide bu eksenin dışına çıkılarak yapılamıyor statü,etiket, maddiyat,güzellik veya yakışıklılık oturulan ev,kullanılan araba örnekleri daha da çoğaltabiliriz.bütün bunlar düşünülerek seçimler yapılıyor
başörtüsü yada dıştan görünebilecek dini yansıtan herhangi bir objeye takılmamak gerek diye düşünüyorum ben yapılan ibadetler yalnızca insanın kendini ilgilendirir bunun başka birine faydası yoktur bunların üzerinde duran bizler kimin namaz kıldığıyla başörtüsü takıp takmadığıyla ilgilenen bizler. ahlakı nasılda köşelerde unuturuz, inceliği, merhameti, hassaslığı insanı hayvanatı, nebatadı sevebilme, affedebilme, hatasını kabullenebilme,cömert olmayı bukadar önemsemeyiz.
ayrıca başka bir bakış açısıyla; şahsen ben beni anlayamayacak,beni taşıyamayacak biriyle zaten evlilik müessesine girmiyim bu benim hem dünyam hemde ahiretim için hayırlı olmayacaktır hiç şüphesiz.yapılan şey herneyse onun hazmedebilmeli ve ne yaptığının gerçek anlamda bilincine varılmış olunmalıdır bu evlilikse de ciddi anlamda bu özel müessesenin hem dünya hemde ahiret için kadın ve erkeğe yüklediği sorumluluğun bilincinde olunmalıdır.
ekilen masum tohumlar ihanet etmeyecektir topraklarına
yüreğinde hakkın sevdasını taşıyanlar, vakti geldiğinde herşeyi sırasıyla gerçekleştirecektir hakkı uğrunda yani diyeceğim o ki insanların inançlarına sadece şekilleriyle karar veremeyiz başı kapalı olan biri açılabilir, açık olan biri de kapanabilir olaya bu kadar dar açıdan bakmamalıyız bana kalırsa...
"KÖTÜ KADINLAR VE KÖTÜ SÖZLER , KÖTÜ ERKEKLERE; KÖTÜ ERKEKLER, KÖTÜ KADINLARA VE SÖZLERE; TEMİZ KADINLAR VE TEMİZ KELİMELER TEMİZ ERKEKLERE; TEMİZ ERKEKLERDE TEMİZ KADINLARA VE TEMİZ SÖZLERE YAKIŞIR"Nur Suresi 26
bu ayetteki gibi yaşantınızdan ALLAH razıysa duaların neticesinde, istenilen halis kalple yine ALLAH içinse er yada geç gerçekleşecektir.
Cevap Aşikar
Salı, 23/12/2008 - 01:26 — Serkan SERDARBaşörtülü kızlar başörtülü erkeklerle evlenir. Olur biter. Var mı ötesi.
"Neden bayanlar kendi seçimlerini yapmıyor ?"
Salı, 23/12/2008 - 01:29 — ahmet bayramKonu biraz derin bir o kadar da popüler olunca herkesin zihninde bir şeyler canlanıyor tabi. Ben mümkün olduğu kadar farklı açıdan değerlendirmek isterim konuyu.
Evlenmenin Peygamber Efendimiz’in önemle vurguladığı bir sünneti olduğunu biliyoruz ve insan fıtratının da buna yatkın olduğu yadsınamaz. Kadınlar ve erkekler, özel olarak Müslüman kadın ve erkekler evlenme konusunda sancılı süreçler yaşıyorlar, bunun cinsiyet ile alakası da yok bana kalırsa. Hayattan beklentilerimiz, dünyayı algılama biçimimiz, alışkanlıklarımız eş seçimi ile ilgili bizi yönlendiriyor. Hızla sekülerleşen, kapitalistleşen, modern dayatmalara direnemeyen bizler eş seçimi konusunda yüzeysel özellikleri ön planda tutmaya başladık maalesef, bu çoğumuz için geçerli . Hayatımızın her alanına yansıyan bir sekülerleşme sözkonusu olduğu için manevi değerlerimiz kriterlerler listemizde arka sıralara kadar gerilemekte. Güzellik, zenginlik, makam, mevki veya soy ön planda tutulan kriterler haline geldi, bu da zenginleşen ve hızla modernleşen biz Müslümanların en büyük imtihanlarından biri belki de.
Bunların çoğumuz farkındayız muhtemelen. İlave olarak söylemek istediğim başka bir husus Serpil Hanım özelinde “Müslüman Bayan”ların genel olarak evlilik kurumunun teşkil edilmesindeki edilgen tutumları. Toplumumuzda “görücü usulü” evlilik gelenek olarak benimsenmiş ve bu tür evlilikte erkek seçen taraf konumuna gelmiştir. Bir erkek olarak beni pek bozmaz bu durum ama hakikatı vurgulamak gerekirse bunda bir adaletsizlik var. Bayanlar da evlenmek istediği erkeği seçebilmeli ve talip olabilmelidir kanaatimce. Ancak bayanların bu noktada “toplum baskısı”nın da etkisiyle çok cesur davrandıkları söylenemez. Serpil Hanım kendi taliplilerinden bahsetti ve karşılaştığı“kötü” örnekler nedeniyle de evlilikten soğuduğunu ima etti. Peki Serpil Hanım özelinde tüm bayanlara sormuş olayım “sizler neden evlenmek istediğiniz erkeği kendi kriterlerinize göre seçip cesurca niyetinizi açığa vurmuyorsunuz?”.
Bunun örneği var mıdır ? Diye soracak olursanız en başta Hz. Hatice validemizi örnek verebiliriz. Burada bize örnek olması açısından ilahi bir takdir olabileceğini de ihtimal dışı tutmamak gerekir kanaatimce. Zira Peygamberin her tavrında ve yaşamının her anında bizlere ibretler var. Elbette yaşadığımız toplumda bu çok kolay değil, özellikle sosyal hayata katılmalarına başta ebeveynleri tarafından ciddi sınırlamalar getirilen mütedeyyin bayanlar için. Ancak seçilmeyi kabullenmiş bir şekilde, benim hazin bulduğum tabirle “evde koca bekleme” durumunda bırakılmaya da bir itiraz olmalı değil mi ? Ben bunları söylerken kendi kardeşim için bu durumu kabullenip kabullenemeyeceğimi derinlemesine düşünmedim açıkçası. Ama söylediğim şeyi de farklı bir şey söylemiş olmak için söylemiyorum bilesiniz.
Müslüman kadınlar evden dışarı çıkmadan, kendi kimlikleri ile sosyal hayatın içinde yer edinmeden, dine dayandırıldığı halde gelenekten öte bir anlamı olmayan önkabulleri aşmadan, evlilik müessesesinin kuruluşuna baştan iştirak etmeden “doğru evlilikler”in sayısı çoğalmayacak herhalde. Burada nasip, kısmet, takdir elbette çok etkili olabilir buna itirazım olmaz. Ama cüzi irade diye de bir şey var ve yerinde kullanılmalı diyorum.
Belirttiğim hususun sadece “bayanların” biraz daha cesaret göstererek pratiğe dönüşebilmesi kolay değil farkındayım. Burada bayanların cesareti yanında erkeklerin feraseti ve geniş açıyla bakışı da önemli. Tartışmaya açmanın önemli olacağını düşündüm, belki üzerinde konuşulursa farklı açılımlar gelebilir. Son zamanlarda Evlilik konusuna bayanlar erkeklerden daha mesafeli davranmaya başladılar, o da ayrı bir tartışma konusu tabi.
ahmet bayram
seçimler
Salı, 23/12/2008 - 10:56 — berna pakbütün bunlar elbette tartışılabilir
bütün bu savunulanları gerçekleştirmek isteyen bayanlar vardır, başarılı da olabilirler şüphesiz.
bunun için öncelikle karakteristik özelliklere dikkatle bakmak gerekir.bu her bayanın tercih edebileceği bir şey değildir. nedenleri alt alta sıralanabilir elbette,
başta kadınlar tercih edilmek seçilmek isterler.
hatice validemizin olayına gelince şüphesiz ki o zamanlarda ki islamiyeti kabul etmiş kadınlarla bugünkü kadınların arasında dağlar kadar fark var tıpkı peygamber efendimiz (s.a.v) ve sahabi erkekleriyle şimdiki erkeklerin arasında fark olduğu gibi.
yaşantılarımız onlara ne kadar benziyor ki seçimlerimiz ve evliliklerimizde onlar gibi olsun..
kadınlarda seçim yapabilirler evet bu olabilir ama seçtiğiniz aday, seçildiğiniz adaydan ne kadar farklı olacak?
evet cüzi iradenizi kullanabilirsiniz ama kaderiniz ne kadar değişebilecek yaşayacaklarınız,imtihanlarınız,çileleriniz ve mutluluklarınız
sınanıyoruz bu kimilerimiz için eş, evlat,ebeveyn....
Bizim Mahalle
Salı, 23/12/2008 - 13:36 — yavuz akenginBaşörtüsü ne zamandan beridir hafızalarımızda "mağduriyet aracı" olarak yer alıyor acaba? Başörtüsü mağduru erkekler, başörtüsü mağduru kadınlar... Başörtülü diye evlenemeyen kızlar, eşi başörtülü diye utanan "kariyer dindarı" erkekler... Herkes başörtüsünden öyle böyle muzdarip.. Anlamadığımsa şu: Hem onu savunup hem de "bir şekilde" onun hayatı kısıtladığı-mesela evliliği zorlaştırdığı iddiası- düşüncesi nasıl yerleşti zihinlerimize? Bu kadar mı açık verdik?
Yazıya bir diyeceğim yok ama "28 şubat" sonrası geçirdiğimiz olağanüstü değişimi göstermesi bakımından önemli buluyorum... Çok değişti "bizim mahalle" çok değişti... Öz'ünü unutacak derecede...
Hayali...
aynı endişeleri ben de yaşıyorum
Salı, 23/12/2008 - 20:45 — enes bilalaynı endişeleri ben de yaşıyorum hemde fazlasıyla. hep sahabe hayatına bir özlem var içimde. daha çok gencim ve toplum etrafım okadar bozukki tüm mücadeleme ragmen her seferinde biyerden sızıyor bu gayrımeşru hayatın kiri pası. ve her seferinde pişmanlıktan, vicdan azabından mahvoluyorum. tövbe ediyorum, tekrar kalkıyorum ayağa ama yine yine yine... rabbim biliyo ama içimde hep onun rızası var. pişmanlıklarım tekrar kalkışlarım hep onun için.
çok zor genç olmak ! hayal ettigim, hep istedigim o tertemiz, sadece rabbimin rızası olan hayatı kurabileceğim bir eşim olsun, destek olalım birbirimize, düşünce kaldıralım, gönülden hak diyelim birlikte. ve şu iğrenç ehli dünyanın karşısında daha sağlam olalım, sızmasın kiri pası içimize.
of of çok dertliyim... istiyorum ama haketmiyorum bu günahkar halimle. ama rabbimden umutluyum. inşaallah o gafur, o selim, o vedut, o rahmanddır, affeder beni. inşaallah bir gün daha güçlü durum ayakta..
selametle..
enes bilal
insan iki kişidir
Salı, 23/12/2008 - 23:56 — hamid aydın" kul padişahsız olmaz padişah kulsuz değil
padişahı kim bileydi kul etmese yort savul"
apartman sahipleriyle...
Çar, 24/12/2008 - 05:53 — Ömer Talip İlhanBu soruna ciddi ciddi eğilmek isterdim; lakin nedendir bilmem hiç içimden gelmiyor. kısaca cevap vermek yeterli gibi gözüküyor:
Apartman sahipleriyle...
Yok islamcı erkekler başı açık bayanları tercih ediyormuş, baş örtülü kızlar evde kalıyormuş, bekleyen geleni beğenmiyormuş, gelen beklediğini bulamıyormuş, ilh...
onlara islamcı denmezmiş, islamcı öyle olmazmış, böyle olurmuş...
Allah aşkına biz ne zaman tasvir yapmayı bırakacağız da öze geçeceğiz. özümüze bakacağız..
Allah aşkına biz ne zaman komisyonculuk yapmayı bırakacağız da mülk sahibi "şahsiyet sahibi" olmaya başlayacağız...
Allah aşkına biz ne zaman ilah olmayı bırakıp kul olmaya başlayacağız...
Allah aşkına biz ne zaman yer yüzüne inip insan olmaya başlayacağız...
Allah aşkına biz ne zaman bağırıp çağırmayı kesip kafamızı vicdanımızla dinlemeye başlayacağız...
Allah aşkına biz ne zaman üç cins insandan vazgeçip erkek ve kadın bundan da ileriye geçip insan göreceğiz karşımızda...
Allah aşkına farkında değil misiniz dönen oyunların..
yok baş örtülüymüş değilmiş...
Allah aşkına "kişi layıkıyla karşılık bulur"u zihnimizden ne zaman attık biz de; layığımıza kendimiz karar vermeye başladık...
Allah aşkına "kader" inancı ne vakit uçtu zihnimizden de başımıza gelecekleri biz belirler olduk...
Allah aşkına siz neyden bahsediyorsunuz...
nasip,kısmet, inşallah, maşallah, hayırlısı, ahh benim güzel kavramlarım siz ne hale geldiniz...
Buraya kadar okuyan varsa uslubümdan dolayı kendisinden özür dilemiyorum. Zira erkeğin de kadının da yaptığı ortada..Kim kiminle evlenecek? nasibi kimse onunla evlenecek... STK'da karşılaşan STK'da, Starbucks'ta karşılaşan orada, McDonalds'da olan orada...Tesettür defilesinde olanlar da orada...Yazar okulunda olan hakkaten yazarsa büyük ihtimal evlenemeyecek...bu kadar basit...
Bana sorarsanızda kimin kiminle değil de kimin nasıl evlendiği tartışılmalıydı burada...
Sözün kısası; -çok uzadı bu yazı canım sıkıldı- apartman sakinleri apartman sahipleriyle... Tarih tekerrür ediyor...
Vesselam...
teşekkürler Serpil Kendir
Çar, 24/12/2008 - 11:48 — yusuf baybarsMüslüman ailelerin kız ve erkeklerine yapılan en büyük zulüm, onlara zamanında evlenme bilincini yerleştirmek yerine evlenmeleri için dayatma yapmaktır. İnanın tüm hatalar bu ayrımı yapamamaktan kaynaklanıyor. Çünkü sırtına sopayla vurulan bir adamdan daha fazla iş yapar gönlüne iş yapmanın bilincini ilhâk eylemiş biri.
Bu adeseden bakınca olaylar daha bir anlaşılır oluyor bence. Bahçıvanlığı öğrenmeden gül yetiştirmeye kalkanlar, ellerine batan dikenler ve yüzüne bulaşan kanlarla başbaşa kalır. Oysa terziye sökmek değil dikmek öğretilmelidir.
Çok samimi ve trajikomik bir yazıydı Serpil Hanım, kalbi teşekkürler. Ben de bir 25 yaş sendromuzede olarak sizi çok ama çok iyi anlıyorum. Annemin her akşam ütülediği başım şahittir azizim:) Fakat biz kendimizi tamama erdirmeden başkasının hayatına entegre olamayız. Daha zaman var allahualem.
Allah eğlenenlerden değil evlenenlerden eylesin inşallah. Hak getire, Hak götüre...
Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası!
Andrei Tarkovsky ( Nostalghia )
Modern sapmalara
Çar, 24/12/2008 - 12:33 — Selim Sevkioglu(Ömer Bey)
Modern sapmalara ve değişen şartlara karşı kaderci ve teslimiyetçi bir tutum ve bir de üzerine azarlama. Sorunu çözecekse ne ala. Meselenin boyutlarını görmek açısından bu da iyi oldu ama. Siz azarladıklarınızdan özür dilemeseniz de ben size teşekkür ederim.
trajikomedyamız...
Çar, 24/12/2008 - 19:57 — gül çiğdemhep içimizdeki problemler nasıl da trajikomik yansıtılmış...
ne yazıkki görülen hayatıyla gercek hayat tarzları farklı olan özellikle kendini mutaasıp gösterip de niyetlerinde hiç de öyle olmayan o kadar cok örnekle karsılaşıyoruz ki;yani şu dünya da niyeti halis kendini Allah yoluna adayıp da eşini de peşinden sürükleyen adaylar gün gectikçe azalmakta ve bizde sanırım böyle sorular sormaya bu sekilde devam etmekte olacagız...
içine düştüğümüz durum aslında üzerinde düşünüldüğünde cok vahim çünkü kendiyle celişen bir toplum olduk ve bu bizim aile ilişkilerimize direk yansımaya basladı...
üniversite tahsilli bayanları ekmek kapısı olarak gören zihniyet gün gectikçe artıyor...
insanlar kime güvenecegi sasırırken nasıl salih temeller üzerinde bir evlilik kurulabilir...herşey maddiyata dökülmüş ve ilahi lezzetleri sofrada paylaşmak yerine eşler eşyaları bir kağıt üzerinde paylaşır olmuş...
çok yazık ve üzücü bir durum!!!
Sen gene iyisin Serpilim...
Per, 25/12/2008 - 02:21 — Serife Sefildeli mavi
Bende yurt disinda okuyorum... buralarda kismet evlilik cok uzak... bende fazla girmiyorum o meselelere henüz ama burda okulu bitip dönen arkadaslarin hergün veryansini var... malüm yaslar 30 a dayandi... yasakti.. mücadeleydi.. yurt disi derken okul bitti... döndü kizlar...
kismet cikiyor ama olmuyor... kizlarin istemediginden de degil... beyler istemiyor... cevap da hep ayni" bana fazla, coksey biliyor ben ona yetemem... vs vs.."
buyur burdan yak... en son hikayesini msn de anlatan arkadasim... görüsmede fazla konusmamaya calistim... cocugu korkutmuyum dedim... begenmistim onu... bir önceki beni kendine fazla bulunca aman kizim bu sefer konusma dedim sustum... nerden anladi bilmem ki.. oda fazla bulmus bizim kizi...
eee ne olacak bu kizlarin hali??? ben hic dönmesem mi? acaba???
hayır ve şer
Per, 25/12/2008 - 13:36 — berna pakevlilik sünnetir ve dengini bulabilirsen hayatı çekilir kılan da birşeydir bana göre ama ya bulamazsan.
herşeyden önce başımıza gelen herşey Allahın denk getirmesiyle taktir etmesiyle cereyan eder hiçbirşey bizim elimizde değildir sabahları yataktan kalkabiliyorsak ve dışarı çıktığımızda kazasız belasız evimize geri dönebiliyorsak, karşımıza iyi insanlar çıkıyorsa bunların hiçbirini biz yapmıyoruz bir dileyen taktir eden bizim kimi zaman tesadüf diye adlandırdığımız bir çok şeyin zuhur etmesini sağlayan şey yada şeyler tevafuktur.
eğer size uygun biri çıkarsa dünya ve ahiret görüşünüze uyduğunu da düşünürseniz evlenirsiniz ama çıkmazsa da bunda bir hayır vardır benim için neyin hayırlı olduğunu yalnız CENABI ALLAH BİLİR dersiniz ve teslimiyet gösterirsiniz yada daha vakti gelmemiş olabilir diye geçirirsiniz aklınızdan.
herşeyin bir vakti var ölümünde doğumunda o saniye geldiğinde herşey incecik bir ipe dizilmişcesine önümüze dökülüverir pat pat. bugün olanca gücüyle siyaha boyamaya çalışsalarda dünyayı hala kalbi Allah için çarpan ve yaşayan yürekler var ve hala cenabı Allah onları biraraya getiriyor ve soylarının devamını sağlıyor yaşantımıza çeki düzen vermeli iyiye layık olmaya çalışmalı taktiri de ALLAHA bırakmalıyız bazen bazı şeyler yapmaktan sa yapmamak daha hayırlı olabiliyor tıpkı peygamber efendimizin dediği gibi;ÖYLE BİR DEVİR GELECEK Kİ ÇOCUK DÜNYAYA GETİRMEKTEN ÇOK, GETİRMEMEK HAYIRLI OLACAK...
bazen insanlar evlilik yapıyor çocukları olamayabiliyor yaptıkları bütün mücadelelere rağmen demekki bizim göremediğimiz ilahi olaylar var...
hayır ve şerrin nerede olduğunu bilemiyoruz.
"hiçbirşey bizim elimizde değildir " mi?
Per, 25/12/2008 - 14:26 — Alper Selçuk"hiçbirşey bizim elimizde değildir "
Berna Pak Hanımefendi. Büyük bir yanlışın içindesiniz. Ayetler,insanın kendi eliyle yaptıklarından sorumlu olur,diyor. Bu söyleminiz;Kur'an'a ve İslâm'a aykıdırıdır.
Hiçbir şey sizin elinizde değilse siz neden mükellef olasınız ki? Hiçbirşeyi sizin elinize vermeyen Allah sizi neden sorgulasın? Ahret ve hesap günü niye var? Cennet-cehennem niye var?
İslâm akâidini bilen yok mu kardeşlerim. Sizin İslâm dediğiniz nedir? Herşeyin üzerine konumlandığı sorunmluluğu ortadan kaldıran bu zihniyet İslâm zihniyeti değildir.Tasavvuf mudur size bunu söyleten acaba?
Yanlış anlamayınız,kardeşim. İslâm sandığınız şeyi Kur'andan öğrenmenizi tavsiye edeceğim.
Alper SELÇUK
işte tam da yazdıklarımı
Per, 25/12/2008 - 16:39 — berna pakişte tam da yazdıklarımı delillerle gösteren bir yorum geliyor tamda benim yorumumun altına
tanımadığınız belki de asla tanıma fırsatı bulamayacağınız insanın yada insanların hakkında yorumlarda eleştirilerde bulunuyorsunuz. yaşam biçimi inandığı şeyler hakkında en ufak bir bilgiye sahip değilken hemde
savunduğum şey tam olarak bu kimse kimseyi yaftalayamaz ötekileştiremez ve inançlarını, giyim şeklini, kendini ve fikirlerini ifade etme biçimini engelleyemez çünkü birisini alıp değiştirebilme imkanınız asla olmayacaktır
bütün bu iddiaları yapmadan önce atıflarda bulunmadan önce rica edeceğim yorumumu bir kez bir kez daha dikkatlice okuyabilirmisiniz çok sayın ALPER SELÇUK bey.
ben neye bizim elimizde değildir diyorum sizce;
bir dolu günaha girmek
harama bulaşmak
farzlardan bahaneler uydurarak kaçmak
yada hayatımızda aldığımız kararlar bizim elimizde değildir mi diyorum???
altını her seferinde olduğu gibi yine çiziyorum ve yazdığım cümleleri aynen alıyorum:
herşeyden önce başımıza gelen herşey Allahın denk getirmesiyle taktir etmesiyle cereyan eder hiçbirşey bizim elimizde değildir sabahları yataktan kalkabiliyorsak ve dışarı çıktığımızda kazasız belasız evimize geri dönebiliyorsak, karşımıza iyi insanlar çıkıyorsa bunların hiçbirini biz yapmıyoruz bir dileyen taktir eden bizim kimi zaman tesadüf diye adlandırdığımız bir çok şeyin zuhur etmesini sağlayan şey yada şeyler tevafuktur.
burada bahsettiğim önünüze binbir çeşit yemek dolu masa kuruluyor bu sizin elinizdemi?
altınıza en lüks model araba alıyorsunuz bu sizin elinizde mi? (çalışırsınız Allah nasip ederse olur )
sabah yataklarınızdan sapasağlam kalkıyorsunuz bu sizin elinizde mi?
dışarıya çıkıyorsunuz ve evinize sağlıklı bir şekilde geri dönüyorsunuz bu sizin elinizdemi?
peki ya karşınıza çıkan kısmetler sizin elinizde mi?
nasıl birinin geleceğini değiştirebilirmisiniz
konuyla alakalı olarak kız arkadaşlarıma bunu anlatmaya çabalıyordum hiç bir şey tesadüf değildir size uygun olmayan kısmetler çıkıyorsa karşınıza bunda da bir hayır vardır demeliyiz evlilik hayırlı değildir belki de
ama burada bize uymadığı halde izdivaç gerçekleştirmek bizim irademize kalır
bu kısmet bana geldi Allah gönderdi deyip dünya ve ahiret adına hiç uyuşmadığınız biriyle evlenip evlenmemek sizin elinizdedir
bilmem anlatabiliyormuyum???
peki benim anlayışım çok tersse annenizi neden seçemediniz babanızı
bunlar sizin elinizde mi???
çok ters ve asla olmayacak kısmetlerin çıktığından bahsetti arkadaşlar bunlarda onların elinde mi o halde ???
birilerini suçlamadan, haklarında yargıya varmadan önce ötekileştirmeden önce lütfen daha dikkatli olalım karşımıza hiç inanmayan ayetleri inkar eden insanlarda çıkabilir burada da sınandığımızı unutmamalıyız...
HİÇBİRŞEY!
Per, 25/12/2008 - 19:50 — Alper SelçukBiraz daha bağırsaydınız ya Hanımefendi?
Bağırın ki;bu konuda ne düşündüğünüzü düşünmeden söyleyebilesiniz.
Biraz düşünerek konuşunuz. Zahmet olacak belki. HİÇBİR ŞEY ne demektir düşündünüz mü? Büyük laflar etmek ne kadar kolaylaşmış. Birilerine birşeyleri izah etmek için doğru olmayan yaklaşımlar sergilemek gâliba sıradan bir alışkanlık oldu,insanımızda. Öteki. Öteki değil misiniz siz? Bende ötekiyim. Bu ne biçim öteki ki,elinize kolayca alabiliyor ve kullanabiliyorsunuz. Yanlış düşünen birini uyarmak ÖTEKİLEŞTİRMEK öyle mi? O zaman sizi eleştiren ebeveyniniz de sizi öteki yapıyor? Size akletmediğiniz için uyarılarda bulunan herkes sizi öteki yapıyor? ÖTEKİ nedir? Moda olduğu için mi öteki? Öteki gel öteki git.
Sizi bilgilendireyim hanımefendi. Anlayın,anlatmaya çalıştığınız yanlışları görün. Gücenmeyin de. Teşekkür edin,bir uyaran var diye. Belki kızgınlığınızı yenip,nefsinizin bağırtılarından kendinizi kurtarabilirsiniz diye söylüyorum. Sizi uyarmam kişisel nedenlerle ilgili değildi. Görmezden gelen herkes gibi bende görmezden gelebilirdim. Bu size birşey anlatmıyor mu?
Hiçbir şey dediğiniz anda yapacağınız açıklamalar işe yaramaz. İnsanın irâdî sınırları içinde olanlar ile olmayanları ayırdetmelisiniz önce. Bunun için de iyi düşünmelisiniz. Sakince,acaba ben ne yapıyorum,diyerek. Allah'ın izni ve yaratması olmadan hiç birşey varolmaz. Ama bu siz diskoteğe Allah öyle yarattığı için gittiniz ve orada bazı kötü insanlarla karşılaştınız demek değildir.
"herşeyden önce başımıza gelen herşey Allahın denk getirmesiyle taktir etmesiyle cereyan eder hiçbirşey bizim elimizde değildir sabahları yataktan kalkabiliyorsak ve dışarı çıktığımızda kazasız belasız evimize geri dönebiliyorsak, karşımıza iyi insanlar çıkıyorsa bunların hiçbirini biz yapmıyoruz bir dileyen taktir eden bizim kimi zaman tesadüf diye adlandırdığımız bir çok şeyin zuhur etmesini sağlayan şey yada şeyler tevafuktur"
Siz yukarıdaki parağrafta irâdi sınırlar içinde olan olmayan herşeyi birbirine karıştırmışsınız. Ve ben de diyorum ki;kafanızın bu karışıklığından sorumlusunuz,kardeşim. Ben de sizi uyarmakla sorumluyum. Bunu da Allah takdir etmiştir. Neden kızıyorsunuz? Bu da o kastettiğiniz Hiçbirşey ile ilgili değil midir? Siz yoksa tevafuklara kızar mısınız? Size uyarıda bulunmak benim elimde değilse bana neden kızıyorsunuz? Bu denk gelmeyi yaratana kızmanız gerekmez mi? Sizin karşınıza beni çıkaran Allah değil midir? Bana neden kızıyorsunuz? Bana söylediklerinizin de sizin elinizde olmadığını anlatmaya kalkışmayın şimdi. Kafatasınızın içindeki neden yaratılmıştır diye sorar biri sonra.
Anlayabiliyor musunuz BERNA PAK Hanımefendi? Taşıma suyla değirmen dönmez. Bazen farkında olmadan söylediğiniz bu türden şeyler yüzünden ağır sorumluluk altına girdiğinizi unutmayın. Kendinizi "benim böyle yapmam da Allah'ın takdiriydi ve elimde değildi" diye savunamaz ve kurtaramazsınız. Öyle hiçbirşey deyip de işin içinden çıkamazsınız.
Konum siz değilsiniz güzel kardeşim. Bu yüzden sizin kişiliğiniz görüntünüz veya herhangi birşeyiniz beni ilgilendirmiyor. Neden konuyu kişiselleştirip saldırganlaşıyorsunuz? Nefsine söz geçiremeyenler ne zamandan beri başkalarına söz geçirmeye çalışıyor? Yorumumu tekrar okuyun ve güzelce anlayın. İşinize gelirse dikkate alırsınız,gelmezse geçer gidersiniz. Hakkım geçer size sonra.
Ayetlere inanmayanlar konum ve muhatabım değildi. Sizin gibi İslâmî bir formda konuşan kişilerdi.Sizdiniz.Sizin söylediklerinizdi. Bunu çarpıtmanız gerekmezdi. Tekrar söylüyorum sizdeki kafa karışıklığının sebebi tasavvuftur. Kur'an değildir. Müslüman'ın tek rehberi de Kur'andır. İtirazınız var mı?
Alper SELÇUK
niyetim incitmek değil
Cum, 26/12/2008 - 19:00 — berna pakbütün incitici sözlere rağmen, incitmeme savaşı vererek son yorumumu yazmak istiyoruml lütfen beni anlayan bir arkadaş varsa Allah rızası için yorum yazabilirmi acaba ?
öncelikle ne dini inançlar nede bir toplum içerisinde ki ortak yaşam, bir siteyi paylaşmak ve yorum yapmak da dahil birini ele alarak ve hedef göstererek doğruya ne kadar kolay erişilebilir?
size dini inanışlarımı yada yaşam biçimimi anlatmak yada savunmak zorunda değilim fakat o kadar ince bir dinden ve anlayıştan geliyorum ki; ne incininiz nede incitiniz yapılan ibadetler kırılan kaplerin yerini alamıyor maalesef.
bütün izahatlerime rağmen hala benim üzerimden mesajlar vermeye çalışıyorsunuz
ve görüyorum ki hiç bir hakkınız olmadığı halde anladığınızı ve keşfettiğinizi zannettiğiniz inançlarımı eleştiriyorsunuz
bir önceki yorumda yazdığım gibi tanımadığınız ve belki de asla tanıma şansınız olmadığı kişi yada kişiler hakkında bir yargıya varmak ne kadar doğrudur
neredeyse işi kuranı bilmediğime ve ona göre yorumlarda bulunmadığıma getiriyorsunuz.
alay eder gibi; burada yazmakta sizin eliniz de değil öylemi
hiç birşey sizin elinizde değilmi türünden ibarelerde bulunuyorsunuz
Allah aşkına söylemek istediğimi anlayan ucundan yada kıyısından yakalayan yokmu çok sayın arkadaşlar;
ben hiçbirşey bizim elimizde değildir mi diyorum
evlenemediğinden yakınan ve uygun aday olmadığını yazıya döken arkadaşlarıma gelen kısmetler bizim elimizde değildir bunda da bir hayır vardır demeliyiz ve teslim olmalıyız demek ve onları rahatlatmak istedim
Allah denk getireceği zaman bütün engeller ortadan kalkar ve iki gönül bir olur demek istedim.
nasip işi ne başörtüsüyle ilgili ne de başörtüsüz olmakla.
şimdi yine soruyorum etrafınızda ki bütün evlilik hikayelerine bakın; özellikle bayanlarda kaç tanesi gidip kendi nasibini seçmiştir hepsinin kısmeti istisnalar hariç ayağına gelmiştir size gelecek kısmeti değiştiremezsiniz ki, o gelecektir
AMA EVLENİP EVLENMEMEK SİZİN KARARINIZDIR
SEÇİMİNİZİ NE İÇİN KİM İÇİN YAPTIĞINIZ SİZE BAĞLIDIR
bu benim karşıma çıktı evlenmeliyim diyemezsiniz ki iradenizi kullanıp artıları eksileri gözden geçirerek dininiz dünyanız ahiretiniz için ALLAH için bir karar verirsiniz ve yolunuza tek yada çift devam edersiniz ve sçimlerinizden siz sorumlu olursunuz
kız arkadaşlarım için size uygun aday gelmiyorsa bu bizim elimizdemidir şimdi yukarıda anlatılan bir çok şey boşa mı yazıldı hepsi istedikleri gibi denk bir adayın olmadığından bahsettiler bende nasip bu bizim elimizde değildiri anlatmaya çalıştım....
bu son yorumumdu
Allah AŞKINA bir anlayan arkadaşım varsa yorum yazarsa
çok memnun olacağım
kedidir kedi!
Cum, 26/12/2008 - 19:20 — ebuzer sefer (doğrulanmadı)açıkçası berna pak'ın yorumlarında tasavvuftan hiç bahsetmediği halde alper selçuk'un tasavvuftur o tasavvuf deyip deyip, "Tek rehber Kur'an'dır var mı itirazınız" filan demesi oldukça garibime gitti. Niyet okumacılığı dedikleri bu olsa gerek. Anlam veremediğim için yorum yazıyorum; halbuki Alper Selçuk'un kalemi kuvvetlidir büyük ihtimalle ille de tasavvuf tartışılacaksa yazardı bir yazı, kime neyi rehber gösterecekse gösterirdi.
Bir de bu bana bağırma diye bağırmalar, hakaretler hoş görünmüyor bence.
...........................
suyu biz böyle geçeriz
bizi afet sanırlar
Ya İlâhî...Sen Görüyorsun.
Cts, 27/12/2008 - 16:14 — Alper Selçuk"açıkçası berna pak'ın yorumlarında tasavvuftan hiç bahsetmediği halde alper selçuk'un tasavvuftur o tasavvuf deyip deyip, "Tek rehber Kur'an'dır var mı itirazınız" filan demesi oldukça garibime gitti. Niyet okumacılığı dedikleri bu olsa gerek. Anlam veremediğim için yorum yazıyorum; halbuki Alper Selçuk'un kalemi kuvvetlidir büyük ihtimalle ille de tasavvuf tartışılacaksa yazardı bir yazı, kime neyi rehber gösterecekse gösterirdi.
Bir de bu bana bağırma diye bağırmalar, hakaretler hoş görünmüyor bence"
Bu bir yorum. Ama neyin yorumu? Sondan başlayalım mı ebuzer sefer? Hakaret ettiğimle ilgili iftiranızı kanıtlar mısınız?Yorumlarım yukarıda.Allah'tan utanıyorsanız ve korkuyorsanız, bunu kanıtlamanız gerekir.
"Tek rehber Kur'an'dır var mı itirazınız?"
Siz bu soruya, filan mı diyorsunuz? Diğer seçeneğinizi söyleyin, filan dediyseniz. Rehberlerinizi söyleyiniz. Benim Rehberim ve müslümanım diyenlerin rehberi Kur'an'dır.
Bu tarz saldırınızın sebebi, insanların beyinlerini yıkamanızla ilgili bir deşifre yapılmasına tahammül edememeniz mi? Bu günahtan sizi kim kurtaracak? Benim özel bir yazı yazmama gerek var mı? Kur'an ayetleri yetmiyor mu size? Kul sözüne bu kadar tamahkâr olmak bir alışkanlık mı?
İnsanın elinde hiçbirşey yok diyen tasavvuf değil mi?
Berna Pak kardeşim. Bu telaşınızın sebebi ne? Bu panik neden? Sözleriniz boşlukta sallanıyor. Bu sallantı sizi de sarsmış. Hem hiçbirşey elimizde değil diyorsunuz. hemde kararı siz verin diyorsunuz. Eşinizi siz seçin. Seçme hakkı yoksa elinde bir şey yoksa kişi nasıl seçecek? Bu çelişkinin sebebi size öğretilenlerin zihninize bulaşan çelişik içeriği değil midir? Ellerinizle yaptıklarınızdan sorumlu olmayacak mısınız? Yaratılışınızla ilgili olan şeyleri neden elinizde olan şeylerle karıştırıyorsunuz? Neden bu feveran? Sizi uyarmak dışında ne dedi Alper Selçuk? Sizi kime neden hedef gösterecek? Nasıl bir dünyada yaşıyorsunuz?
Alper SELÇUK
Beyin yıkamak?
Pzt, 29/12/2008 - 01:41 — ebuzer sefer (doğrulanmadı)"Bu tarz saldırınızın sebebi, insanların beyinlerini yıkamanızla ilgili bir deşifre yapılmasına tahammül edememeniz mi? Bu günahtan sizi kim kurtaracak? Benim özel bir yazı yazmama gerek var mı? Kur'an ayetleri yetmiyor mu size? Kul sözüne bu kadar tamahkâr olmak bir alışkanlık mı?"
Cevap yazıp yazmamakta epey düşündüm diyerek başlayayım.
Şimdi yukarıdaki paragraf nedir ki? "İnsanların beyinlerini yıkamanızla ilgili" demişsiniz. Kimin beynini ne zaman yıkamışım? Bakın beni de kendi kafanıza göre bir gruba yerleştirivermişsiniz. Hangi tarikattayım, kime bağlıyım onu da söyleyin de tam oluversin. Kimin beynini yıkamışım ve nasıl, ne zaman? Bunun cevabını vermekle başlayın işe lütfen. Cümleyi koyultmamın sebebi diyaloğu(varsa) hararetlendirmek değil, sadece dikkat çekmek içindir. Aman sesinizi yükseltmeyin yine.
Sonra deşifre derken, neyi kast ediyorsunuz? Neyi deşifre ettiniz? Bu da önemli.
Hangi günahımı kast ediyorsunuz. Günahkarız elbette ama ne sizin önünüzde günah işledim ne de size bir günahımı açık ettim. Hangi günah?
Hangi alışkanlık hangi tamahkarlık benimle konuşun lütfen. Benim üzerimden başkasına/başkalarına laf atmayın. Ben birini temsilen burada değilim. Bir ekolü de temsil etmiyorum.
""Tek rehber Kur'an'dır var mı itirazınız?"
Siz bu soruya, filan mı diyorsunuz? Diğer seçeneğinizi söyleyin, filan dediyseniz. Rehberlerinizi söyleyiniz. Benim Rehberim ve müslümanım diyenlerin rehberi Kur'an'dır." demişsiniz ya.
ben size rehberinizi sormadım efendim.
Dedim ki, -"Tek rehber Kur'an'dır var mı itirazınız" filan-
Evet böyle dedim. O filan da sizin cümlelerinizeydi. Kur'an'a değil. Bakın orada bir tırnak işareti var. O, bu işe yarar. Yani bu tırnağın içindeki filan. Şöyle söyleyeyim "x+1" filan dediysem bu x filan manasına gelmez. x+1 filan manasına gelir. Bilmem anlaması bu kadar zor mu?
Ha bu arada sorunuza cevap vermiş olayım. Benim esas rehberim de Kur'an'dır. Yani aynı rehberden besleniyoruz. Başka rehberlerim de vardır onda da haklısınız. Annem mesela, bana çok emeği geçmiştir. Dedem bana ilk sure öğretendir. İlk rehberlerimdendir. Bir Din kültürü öğretmenimiz vardı, tek cümlesiyle bana rehberlik etmişti. Dur bakıyım adı Ahmet'ti sanırım. Ahmet Hoca. Kader mevzusuna takılmıştım ortaokulda, iyi olmuştu. Eh Peygamber var, sahabeleri var, ki Hz. Ömer'in yeri başkadır bende. Benim yıldızım odur. Rehber yıldızım müsadenizle. Bir sürü kitap yazarı, müslüman alim var. Hatta Sartre var, Dostoyevski var, Camus var, Niçe var, Kirkegor var. Var oğlu var. Bunların çoğu müslüman bile değil, hatta ateist olanı bile var. Sorunuza cevap olmuştur umarım.
"Hakaret ettiğimle ilgili iftiranızı kanıtlar mısınız?Yorumlarım yukarıda.Allah'tan utanıyorsanız ve korkuyorsanız, bunu kanıtlamanız gerekir."
Son olarak ilk sorunuz ve talebiniz var.
Bu konuyu da fazla uzatmayacağım. Bağırmak ve muhatabının kendisini hakarete uğramış gibi hissetmesine sebep olacak sözler hakarettir. Bakın ben yorum yazdığımda henüz Berna Pak yorum yazmamıştı ama gördüğünüz üzre kırıldığını beyan etmiş yani hakaret etmiş olmalısınız. Üslubunuz da buna çok yatkın mesela bana bile ayaküstü hakaret ediverdiniz. Beyin yıkayıcı dediniz değil mi? Hakaret olayını kabul etmeseniz bile dediğim gibi bağırmak bile yeterince gereksiz bir davranıştı değil mi?
Unutmadan ortada birşey yokken yani ilgisiz bir başlığın altında tasavvufa ve tasavvufu savunduğunu iddia ettiğiniz Berna Pak'a ateşten kelimelerinizle salvo yapmanızın sebebini hala anlamadım.
Vesselam
............................
suyu biz böyle geçeriz
bizi afet sanırlar
''takdir etme yoktur...''
Cts, 27/12/2008 - 00:55 — murat tuzcu (doğrulanmadı)selamun aleyküm
''herşeyden önce başımıza gelen herşey Allahın denk getirmesiyle taktir etmesiyle cereyan eder hiçbirşey bizim elimizde değildir...'' bu yazdığınızın yanlış olduğuna inanıyorum. bu mantıkla giderseniz iradesiz bir ümmet ortaya çıkar. irade olmayınca eylem olmaz. sorumlulukların bilinciyle yapılmayan eylem olmayınca vaad ve vaid olmaz. vaad ve vaid olmayınca ahiret ne olur? hicri 1. asırdan beri tartışılan ve safları belli olan bu ayrışmanın sonunda ''ben yapmadım allah yaptı'' demek olan bir akide baskın çıkmışsa -ki çıktı- ümmete indirilen bu darbenin sorumlularından elbet hesap sorulacak. elbette allah'ın vaad ve vaid'i haktır.
islamcılık rövaşta!
Cts, 27/12/2008 - 19:41 — Selman Ertaş (doğrulanmadı)bu sitenin iyice tadı tuzu kaçmış. şu muhabbete bakın hele; başörtülü kızla kim evlenecek? evlenmek farz mı bir defa? evlenmek zorunda mısın? hayat hikayeni, isteyicilerini anlatmak zorunda mısın? bunu yapmanın amacı koca bulmak mıdır? hangi boşluğu dolduruyorsun? başörtülü kızlara da inanmıyorum ben. nedir bu feryat bu figan? ne okuyosun yoksa senai demirci, nurullah genç mi? ayvakti dergisinden edebiyatı takip edin, turuncu dergisini okuyup feminist olun. evet, evet islamcılık rövaşta. ben böyle islamcılığa inanmıyorum kardeşim. bu değil yani.
şimdi hayallerinde kocayı bulamıyorsan. hayallerini değiştir. yani biri müslümansa neden evlenmeyesin ki? pekala cemil meriç'i bilmeyebilir. bilmek zorunda mı yani? evlenince öğretirsin. armut piş ağzıma düş resmen! ve malı için birisiyle evlenebilirsin bu gerçekten normal bi olay. birde karanlık senaryolar kurmuşsun kafanda. sorunlarının büyük bir kısmı psikolojik benden söylemesi.
ismail kılıçarslan da neden böyle bi yazı yazmış, o da ayrı bir merak konusu benim için. başörtülü kız milli eğitim müdürü mü olacak okuyunca? derdi bu mudur yani? koltuk. iş. para. pul. esas dert bunlar ki öyle gözüküyor. bunun en kestirme yolu isteyiclerinden o zengin olana -evet- diyeceksin. akıllılık bunu gerektirir. artislik-makam-mevkii istiyorsan, show yapmak istiyorsan bi doktor bulacaksın. yani böyle... akıllıca tavsiyeler bunlar.(başörtüsünün ağırlığını taşıyan biri burada böyle bir yazı yazmaz!)
şimdilerde şöyle bi sorun başladı. psikolojik sorunlu oluyor başörtülü kızlar, ezik oluyor. ondan sonra da 25-27 yaşına kadar bekliyor, evlenmemiş. biraz uyanık olanları erkenden evleniyor genelde. yani daha önce işte verdiğim taktikleri uygulayanlar.
hem islamcılığı elden bırakmıyorsunuz, hemde popülistliği. birini bırakın da arkadakilere biraz bişeyler kalsın. ayakkabı fırlatma muhabbeti, başörtülü kızın muhabbeti... bayadır takip ediyorum da buranın tadı epeyce kaçtı. ha bir de yusuf kaplan'a göre hizaya gelelim de tam olsun. islamcılıkta rövaşta.
Allah'ın emri, peygamerin kavli...
selamlar,
selman.
Durum vahimden daha öte
Paz, 28/12/2008 - 01:03 — serpil kendirBir yazar her hikayesinin kahramanı olabilir mi?
Tüm romanlarıyla kaç hayat yaşamış farzedeceğiz yazanı.
Sadece tutan eli mi anlatır kalem?
Cehaletin bu kadarı olur mu?Yoksa düşünmeden konuşmak marifetten mi sayılıyor?
Yazımın başlığında ki soruyu neredeyse inanarak soracağım
ama elhamdülillah istisnaların varlığına şahidim.
Keşke hiç yorumlamasaymışsınız Selman Bey !
Paz, 28/12/2008 - 01:22 — ahmet bayramSelman bey kusura bakmayın ama yazı hakkında yazılan yorumlardan en özensizini ve alakasızını yazdığınızı düşünüyorum, keşke hiç yazmasaymışsınız!
Sanki doğrudan yazının başlığını okuyup bir cevap yazmaya karar vermişsiniz de üstünkörü yazıya da bir bakmışsınız gibi.
Hakarete varacak derecede sert tartışmalar yapılsa da yazıyla ilgili hepsinde iyi kötü bir mantık var da sizin yorumunuzdaki mantığı pek kavrayamadım.
Evlenmenin farz değil sünnet olması bunu hafife alabileceğimiz, hayatımızın dışına kolayca atabileceğimiz birşey olduğu anlamına mı geliyor?
"Hayallarinde koca bulamıyorsan hayallerini değiştir". Bu nasıl bir üslup hiç yorum bile yapmıyorum.
"show yapmak istiyorsan bi doktor bulacaksın. yani böyle... akıllıca tavsiyeler bunlar."
"şimdilerde şöyle bi sorun başladı. psikolojik sorunlu oluyor başörtülü kızlar, ezik oluyor. ondan sonra da 25-27 yaşına kadar bekliyor, evlenmemiş. biraz uyanık olanları erkenden evleniyor genelde. yani daha önce işte verdiğim taktikleri uygulayanlar."
Hangi paragrafı nasıl değerlendireceğimi şaşırdım, belki de buna hiç girmemeliydim ama dayanamadım.
"Buranın tadı kaçtı"ysa bunda sizin payınız da vardır belki ne dersiniz?
ahmet bayram
basından farklı bir bakış açısı
Pzt, 02/02/2009 - 16:06 — nihan akkayaBu kızlar kiminle evlenecek? - Tuğçe Tatari
tugce.tatari@aksam.com.tr
Son günlerde, herhalde biraz da hastalık yüzünden eve kapanmak zorunda kalınca internetin kullanmadığım sayfalarına dadandım. Özellikle kendilerinden 'Müslüman' olarak bahsedenlerin yazı yazdığı ve fikir paylaştığı bu sitelerde tahminimin çok dışında bazı 'iç karışıklık'lara rastladım.
Özellikle de evlilik gibi sosyal konularda... www.cemaat.com'a 25 yaşındaki Serpil Kendir, içini döken, uzun bir yazı yazmış. Kullandığı dil gayet iyi ve akıcı. Zaten yazı yazmakmış uğraşı. Kendir, ailesinin 'Artık evlenmelisin' demeye başladığından bahsediyor ve işin özünde 'Etrafta doğru düzgün, inançlı adam kalmadı' diyor. Ya 'Evlenince açılacaksın, kariyerim senin inancından daha önemli' bakış açısıyla gelenler ya da görücü usulü evlenmenin dozunu kaçırıp istemeye bile gelmeyen, anne-babasını yollayan genç adamlardan şikayet ediyor. Ederken de 'Hani biz başörtülüyüz ya! Neyimize gerek görüntü, muhabbet, fikir birliği... Evlilik mi, evlilik işte' diyor.
Aslında bu genç kadının kafasındaki tek mesele evlenmek de değil, evlendikten sonra neler yaşayabileceğini de düşünüyor. Kafasında dolaşan olası senaryolar şöyle;
1- Pür tesettür bir genç kızken, evlendikten birkaç yıl sonra kocasının kariyer hırsı sebebiyle manken edasıyla dolaşan arkadaşları...
2- Severek evlendikten sonra geçen yıllarla birlikte karısını artık beğenmeyip genç bir kızı bekar olduğuna inandırıp, ikinci eş olarak almaya uğraşan ilahiyatçı ağabeyleri...
3- Bir zamanlar imanla, inançla dünyalar kurup dünyalar yıkan mücahide ablaların akademisyen ya da siyasetçi eşlerine halel gelmesin diye sıradanlaşıp o gün senin bu gün benim gezip köhnemeleri...
4- Evlenene kadar kendisiyle aynı cephedeymiş gibi görünüp, her arzusuna boyun eğen kocasının evlendikten sonraki hayatıyla şoke olan arkadaşı. 'Aklına dahi gelmeyecek günahların şahidi şimdi o' diye anlatıyor yazıda arkadaşının evlilik deneyimini.
5- Baba evi dul kadını istemez.
Serpil Kendir içinde bulunduğu durumu gayet net ifade ediyor 'İyi tamam evlenelim istiyorsunuz da kiminle evleneceğiz?' diye soruyor.
İşin aslında ilginç kısmı burada başlıyor. Yazıya yüzlerce yorum geliyor. Ve bu yorumlar arası bir tartışmaya dönüyor. Kimi 'Müslüman bey'ler 'Şimdi evlenecek olsam kesinlikle başörtüsü aramazdım. Hatta açık bayanları tercih ederdim. Bir erkek, garip ama aradığı dünyayı onlarda bulabiliyor ya da onlar erkeklerin ne istediğini daha iyi anlayabiliyorlar' diyor.
Bu açıklama üzerine tartışma hararetleniyor. Kimisi beyefendiye hak veriyor kimisi kınıyor onu. Arada bazı 'Müslüman kadın'lar da aynı şeyi düşünüyor, 'Artık genç nesil başörtülü kadınla evlenmek istemiyor.' Öneriler yapılıyor 'Erkek seçmesin, siz seçin artık evleneceğiniz adamı. Flört edin, tanıyın' deniyor... Kimi bu fikre tamamen karşı çıkıp 'Kadın seçilmek ister' diyor kimi ise 'vicdan azabı' çektiği için flört edemiyor.
Genç 'Müslüman' kesimin ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı tartışma konusu ise şu; yurtdışında üniversite okumaya giden kızlar okul bitince evlerine dönüyor. 'Kısmet' çıkıyor ama olmuyor. Kızlar istemediği için de değil, erkekler istemiyor. Tanışmadan sonra aileye yollanan haber 'Bana fazla, çok şey biliyor, ben ona yetemem...' oluyor!
Anlayacağınız hiçbir şey uzaktan göründüğü gibi olmuyor. Her kesimin genci kendi içinde büyük bir bunalım yaşıyor...
Şaşırtıcı bir sonuç da olsa 'evlilik' sağcı ve solcu gençlerinin aynı fikir karmaşalarını, aynı düşünceleri, aynı sorunları, aynı korkuları paylaştıkları tek ortak konu haline gelmiş oluyor!
Serpil Hanım; Sizi anlıyorum...
Paz, 08/02/2009 - 00:08 — ismail demirYazınızı gazetede gördüm, Bir bayan yazar yorumlamış kendince, sonra siteye üye olmak ve yazınıza yorum yapmak istedim. Ben 28 yaşındayım, Öğretmenim Ankarada. Vurguluyorum çünkü evlenecek olan kızlar ve erkeklerin elimden geçtiği bir meslek sahibiyim. Lise çağlarında çocuklarda işte sizin karşılaştığınız problemlerin yaşanmaması için çocuklara evliiğin ne olduğunu ve nasıl önemli bir makam olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Karşımızda GÖRÜNTÜLÜ MEDYA ve YAZILI MEDYA gibi kocaman ve aşılması çok zor iki rakip var. Sizce her gün karşısında dansöz gibi oynayan medyanın evlilik modeli mi yoksa Gariban İsmail hocanın idealdeki modelimi çocuklara cazip gelecek! İşte maalesef 1000 kişi geçse bunların 100 ü ile muhatap olsam ancak 20 tanesini etkileyebiliyorum. Yazınızda bahsettiğiniz o ideal eş bulma konusunda bence konuyu baş örtlü bayanlara daraltmayın. Bence konuyu geniş tutun. Ki benim evlilik modeli konusunda sıkıntılarım hemde erkek olarak mevcut. Sadece kadınlar mı olacaktı sizce? Sadece yoğunluk kadınlarda elbet, ama unutmayın ki erkeklerinde sadık, ideal Hak diyen Gönlünü Hakk'a veren eş arayanları var. Bakın ben aradım, bulamadım, gönlü zengin zannedip evlendim, 1 yıl önce de ayrıldım. Çilelerin boyutları cinsiyetle mi ölçülüyor sizce! Ben baş örtülü kardeşlerime yoğun bir saygı içindeyim, inanın akşam saatlerinde okuldan çıktıklarında kapının önünde üşüyerek başını örtmeye çalışan öğrencişlerime nasıl bir saygım var. Neden biliyormusunuz, inanarak kapatıyorlarda ondan. İşte asıl ortak konu neye inandıkları, bende onlara inandıkları eşleri bulmaya yöneltiyorum, Yani aynı sizinde dediğiniz gibi. He yokmu açık seçik kızlarımız veya erkek öğrencilerimiz! Var elbet, İşte herkesin kendi fikrine göresi! Özgür dünya görüşüne saygılıyım ve onlara da öylesi öğütler veriyoruz kırmadan, koparmadan. Ama lütfen Siz yanlış fikirlere kapılmayın. Artı umudunuzu yitirmeyin. Hakkınızda bu sitede okudum, burnu yükseklerde, kendini beğenmiş yorumları yapılmış, bunun sebebi ise aradığınızı yanlış yollarda aramanızdır bence. Yoksa bakın ben okudum yazınızı ve benim yorumuma göre dertle dolmuş, çıkış noktası arayan insansınız. yukarıda da bahsettiğim gibi müslüman asla umudunu yitiremez, Hakk'tan bahseden Hakk'ı tanıyan bi insan olarak sizin bunu iyi bilmeniz, ve hayrı vermesi için Rabbinize dua etmeniz gerekir. Dilerim Allahtan en yakın zamanda hakkınızdaki en hayırlı kişiyi bulur ve mutlu olursunuz. En azından ben böyle yapıyorum. Dilerim Rabbim bana aradığımı verir diyorum. Allah gönül kapınızı açık etsin. nice güzel öğütlerle yazı yazan arkadaşları da bizlere nasip etsin. İsmail DEMİR - Bilgisayar Öğretmeni...
Sonuna Kadar Katılıyorum
Per, 28/05/2009 - 13:53 — selcan nesil''AŞKSIZ KALMA Kİ ÖLÜ OLMAYASIN!AŞK İLE ÖL Kİ DİRİ KALASIN''Hz.MEVLANA
Öncelikle yazını çok beğendim.Böyle bir zamanda seçim yapmak oldukça zorlaştı.Yani ne görücü usulü nede severek evlenme usulü yolu tamamlayamadılar...Kaldı ki bu kişiyle bir ömür paylaşacaksın.Nasıl olurda seçici olmaz insan bu mümkün mü?
Yoksa herşey çocuk oyuncağımı sanılıyor.Evlen gitsin gerisi mühim değilmiş gibi...Ya sonradan ömür boyu mutsuz olunacağına baştan düşünerek mantıklı seçim yapmak en doğrusu seninde dediğin gibi...Bence evlilik kararı tamamen mantık çerçevesinden bakılmalı ve bununda yaşı yok.Allah elbet kalbine göre uygun bir kişiyle karşılaştıracaktır.Rabbim yar ve yardımcın olsun!
ama günümüzde bi cok
Cts, 06/06/2009 - 20:08 — emrullah demirama günümüzde bi cok kızda mala mülke ve kariyere önem vermiyomu.belkide erkekleri böyle davranmaya iten kızların menfaat gözetmesidir olamazmı?
tesettüre riayetin bedeli ağırdır
Cum, 26/06/2009 - 20:19 — cihangir cadebu hanımlara bu zulmu yapanlar mahşer günü cayır cayır yanar inşaallah.. ve bu zulmu kabul edenler ve onaylıyanlar ve alkışlıyanları Allaha havale ederim..
Öyle veya böylede olsa elinden geldiğince TESETTÜRE riayet eden hanımların hakkını kimse ödiyemez.bunlar gerçekten Mücahidelerdir..
başörtülü kızlar
Salı, 30/06/2009 - 10:04 — berna pakaslında belki de toplumca yapmış olduğumuz en büyük yalnışlıklardan biri de tam da bu konunun ana damarlarını oluşturmakta.
islamiyeti parçalara ayırmak ve bir başkasını kendimize benzetme çabası içerisinde etrafa saldırgan tavırlar sergilemek dine çekmek şöyle bir yana dursun aksine insanları korkutur ve Allahtan uzaklaştırmaya yarar gibi geliyor bana.
kimsenin mükemmel olmasını bekleyemeyiz tıpkı kendimizin de olmadığı gibi.
türkiyenin geldiği yer ve konum belli başörtülü kızlar elbette evliya değil, melek yada üstün varlıklı insanlar değiller ama aynı hayatı sürdürüyorsak ve aynı güneş ısıtıyorsa içimizi yaşanılan hak ve gerçekleri de meydana çıkarmak boynumuza borçmuş gibi geliyor bana
gençlerin bakış açısı, maddiyetın ön plana çıkması, mal mülk şöhret bunlar bugün aranılan özelliklerin listesinde en baş sıraları oluşturmakta sadece evlilik için değil ki bu konu, elbette evlenmek farz değil bu oturulup düşünülecek bir şey de değil karşına bir ömür geçirebileceğin inancını verecek biri çıkar ve evlenirsin çıkmaz evlenmezsin bu bu kadar basittir.
ama başörtülü kızların geldiği noktada bellidir toplumun büyük bir kesimi özelliklede genç nüfus hayat arkadaşını bugün modern diye tabir edilen, bara gidebilen,gece dışarı rahatça çıkabilen, dini sadece nüfus kaıdından öteye geçemeyen gençleri alkışlamakta. biraz olsun dinini yaşamaya çalışanları da aforoz etmekte kendinden uzak tutma çabasında yanii bugün Allah aşkına kaç genç namaz kılan biriyle evlenmek arzusunda yada kaç erkek başörtülü bir eşim olsun düşüncesiyle eş adaylarını değerlendirmekte
bu konuda arkadaşıma hak veriyor ve gönülden destekliyorum...
"Başörtülü erkekler" ile kim evlenecek?
Çar, 01/07/2009 - 04:51 — Uğur Mustafa DinçSelâmun aleyküm Serpil Hanım,
Öncelikle başlıktaki "başörtülü erkekler" ifademi izah edeyim, izah ederken de "başörtülü kızlar" ifadenizi neden tamı tamına doğru (İng: accurate) bulmadığımı ifade etmiş olayım.
Sizin tarif ettiğiniz kendiniz, ifademi hoş görün, "sıradan" bir başörtülü kardeşimiz değilsiniz öncelikle. Siz, öncelikle kendi aklıyla düşünen ve ilme tutkun bir Müslümansınız. Çoğu başörtülü kardeşimiz, en azından kitap, ilim ve düşünceyi önemsemeyen o bey gibi birini, sırf cahil, ilimden uzak ve ilâveten bu konuda açık sözlü diye, kabul etmemezlik yapmazdı.
İşte bu yüzden, başlıktaki "başörtülü kızlar" tabiri çok doğru olmamış. Âciz bendeniz, ben olsam, "öğrenen ve düşünen müminler kiminle evlenecek" diye yazardım. Sizin benzeriniz erkeklerin arasında da sizin sıkıntınızı yaşayanlar var, bana inanın. (Başörtülü erkekler ifadesi de burada bunu ifade ediyor.)
Pekiyi bu kızlar ve erkekler neden birbirlerini bulamıyorlar, tamamlayamıyorlar? Bence soru budur ve cevâbı da açık gibidir: Çünkü düşünen ve öğrenen erkekler değil, daha doğrusu nitelikli düşünen ve nitelikli toplumsal ilim öğrenen erkekler değil, modern teknik medeniyete sadece kaba, teknik çalışmayla hizmet edecek erkekler (mühendislerin başarılı olanları) ve başarılı ticaret erbabıdır ki evlenmek için yeterli parayı ve maaşı zamanında toparlayabilirler.
Gerekli maddiyatı geç elde eden, zaten uzun yıllar okuyan bu erkekler, ancak otuzlu yaşları civarında evlenebildikleri, bir kısmı da o yaştan sonra (Serpil hanım sizin verdiğiniz alıntıda anlattığınız gibi) artık hayatını biriyle paylaşma düşüncesinden ister istemez soğudukları için, onların evlenmek isteyen erkekler arasındaki oranı çok düşüktür. Dolayısıyla da bunlar evlenme çağındaki kadınların karşısına zor çıkarlar.
Bence sizin durumunuz bundan ibarettir. Şimdilik yegâne çözümü de bence Nur suresi'nin 32. ayet-i kerimesinin, Müslümanların ileri gelenlerince ciddiye alınmasıdır; bu ayetin sadece bir öneri değil, bir emir olduğunun anlaşılmasıdır. Lütfen bu konuyu daha iyi anlamak iyi bir internet arama motoruna "Elmalılı Tefsiri" yazınız, bu ayetin izahını üstadımız Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde bulunuz. İnternette mevcud sadeleştirilmiş bu Hak Dini Kur'an Dili'nin bu konuyu anlamaya hayli hayli yettiğini düşünüyorum.
Hürmetle,
Mustafa
başörtülü erkekler
Çar, 01/07/2009 - 10:04 — berna pakbaşörtülü erkekler benzetmesi doğru bir benzetme bana kalırsa çünkü geldiğimiz şu zamanda bir çok insan başörtüsünü bir şekil ve tarz olarak benimsemekte bu bakış açısıyla yaklaşmaktadır oysa bu yalnızca bir örtü değildir görebilenler bunun altında ne değerler olduğu bilirler.
erkeklerinde görünüşte başörtüleri olmasada yüreklerini en şeffaf örtülerle saklayanlar ve hayat yolculuğunu edeple yürüyenleri mevcuttur...
serpil hanıma cevaben......
Cum, 10/07/2009 - 15:01 — Aslıhan Gelerievlilik,bazı anneler adına;gelin almak!
bazıları için de;oğluna eş aramak!
bayan ve erkekler için de;beden ve ruhun birleşmesi şeklinde,yani manen mutluluk!
fikirlerin uyuşması... düşünce yapısı... hayat şartları...çevresel faktörler ve illaki dini esaslar mutlak ön planda olması gerekenlerdir.
şu bir gerçek ki, sevgi ya da aşk boyutunu da göz önünde bulundurmak lazım değil mi?
görücü usulü kısmı zaten sizin de değinmiş olduğunuz gibi sonuçlar ortaya koyar hep... ama diğer türlü yani aşk ve sevgi boyutu olunca da manevi hisler daha ağır basabilir.
zaten bir evlilikte ; sevgi, ve en önemlisi saygı devredeyse ,eksikliler bir şekilde giderilir.
kişi zaten, erkek bayan farketmez fıtratı ğereği ihtiyaç duyacağı bir hayattır evlilik.
bir kaç örnekle, genelleme yapacak olursak,hep frenleyeceğiz. bir şekilde evet deyip düşünceleri, fikirleri bakış açılarını değiştirip birilerine çok farklı hayat sunma şeklinde de düşünülebilir.
başörtülü bir bayan olarak bu şekilde endişeli boyutta düşünmüyorum. tabir yerindeyse"elimi sallasam ellisi" hiç olmadı. vakti saati gelince olur. belki de evlenmeden kabre girebilirim. bilinmez!
yazınızı beğeniyle okumuş olmama rağmen farklı düşüncelere de yer vermek istedim. saygılar.
Karışık Meseleler
Cum, 17/07/2009 - 08:48 — Talha YorulmazSelamün aleyküm,
Sözlerinize kısmen katıldığımı söylemeliyim Serpil Hanım, fakat yazınızın anafikrinin doğru olmadığını ve bu yanlış anafikri kendinize -de- empoze etmeye çalıştığınızı düşünüyorum: Yazıdan böyle bir fikre sahip oldum.
Yazınızda özellikle bir şey dikkatimi çekti. Paylaşayım:
"İyi güzel de sanki evlenecek biri vardı, ben evlenmiyordum."
"...ya da kendisine eş değil annesine gelin aranıyordu. Hani biz başörtülüyüz ya! Neyimize gerek görüntü, muhabbet, fikir birliği... Evlilik mi, evlilik işte."
"Bıktırıcı ısrarlar sonucunda yüzyüze görüşmeyi kabul ettiğim ilk ve son aday macerası..."
Bu iki alıntı arasında açık bir çelişki görüyorum. Ve bu çelişkinin sebebi de kendisini şurada ele veriyor:
"Tereddütlerimin en vahim, en çekinceli sebebi, çevremde şahit olduğum evlilik örnekleri."
Allah yardımcınız olsun.