Efendim lafa direkt girmekte faide var.
Biz elimize attığımız bir şeyin devamını getiremeyecek miyiz? Her şeyi yarım yamalak, her şeyi bölük pörçük mü bırakacağız? Nedir bu sebatsızlık, sonuçsuz bırakma eğilimi?
Asım Gültekin (Kitap Postası’nın editörü), Kitap Postası’nın birinci sayısında, Merhaba derken, Kitap’ı medeniyetin temeline yerleştiren bir anlayışın takipçilerine sesleniyordu. Amaçlarının bu topraklarda nitelikli şeyler söylemeye çalışan kimseye sağır kalmamaya çalışmak, kitabı reklâm etmek değil tanımak ve tanıtmak maksatlı kullanacaklarını, kitap medeniyetinin canlanmasına katkıda bulunmak istediklerini vurguluyordu. Yayıncılıktaki tekelleşmenin olumsuzluğuna da değinen Asım Gültekin, bu denli bilinçli bir körlüğe tahammül edememenin dergisi olarak Kitap Postası’nı sunduklarını ifade ediyordu.
Bu minvalde her ay koştuk, 3 – 5 günlük gecikmeyle de olsa aldık, okuduk Kitap Postası’nı. Hakikaten de bizim yazarlarımız, bizim eserlerimiz tanıtılıyor, kitap dergilerinin ve bazı gazetelerin verdiği kitap eklerinin inadına sağır kaldıkları eserler, Kitap Postası tarafından “inadına” gündeme alınıyordu. Bir çırpıda akla gelebilecek Rasim Özdenören dosyasından Kitap Hırsızlığına, Aliya’nın hapiste okuduğu kitapların listesinden eski – yeni bizim kültürümüzü, bizim değerlerimizi tanıtıcı yüzlerce eser zikredilebilir.
Kütüphanemizde müstesna bir yer edinen Kitap Postası aldığım bir habere göre maalesef mayıs sayısından itibaren yayınına son verecekmiş. Türkiye’de süreli yayınların böyle acı bir kaderi var. Bazen bir sayı çıkar kapanır, bazen bir yılını doldurur kapanır. Lakin Kitap Postası’nın kapanış sebebi çok ilginç: “Muhatabına yeterince ulaşmadığı düşüncesi…” Esasında bana pek inandırıcı gelmedi bu mazeret. Maddi yön ise mesele 1 YTL fiyatı 2 YTL ya da ne bileyim 5 YTL yaparsın, mesele hallolur. Muhatabına yeterince ulaşmadığı kanaati nasıl hasıl oldu, nereden ulaşıldı bu sonuca bilemiyorum.
Kitap Postası’na nasıl bakıyor, neler bekliyorduk, onlar neler düşünüyor hayret doğrusu. Biz elimizi attığımız hiçbir işi tam manasıyla tamamlamayacak mıyız? Cemil Meriç vurgusuyla Dergiler Çöplüğü’ne durmadan yenilerini mi katacağız? Hem niye kapanıyor ki bu dergi kardeşim. Birisi aklı başında bir izah yapıversin de bundan sonra çıkacakları böylesi sahiplenmeyelim, “nasıl olsa siz de kafanız esince kapanacaksınız” diyelim.