Bosna-Hersek Müslümanlarının sembol lideri Aliya İzzetbegoviç hakkın rahmetine kavuştu. Saraybosna'daki Kosova hastanesinde görevli doktor İsmet Gavrankapetanoviç dün yaptığı açıklamasında, İzzetbegoviç'in öldüğünü söyledi. İzzetbegoviç, 10 Eylül'de evinde düşmesi sonucu kaburga kemiklerinde 4 kırık teşhis edilmiş ve omuzunu incitmişti. Hastane yetkilileri Cuma günü, akciğerindeki kanama durdurulamayan 78 yaşındaki İzzetbegoviç'in sağlığının kötüye gittiği bildirilmişti. İzzetbegoviç, kalp problemleri nedeniyle Slovenya'da ve Suudi Arabistan'da tedavi görmüştü. Dünya Müslümanlarının gönlünde taht kuran İzzetbegoviç, tüm dünya liderleri tarafından seviliyordu. İzzetbegoviç, kronik kalp hastalığı nedeniyle iki hafta önce Saraybosna'daki Kosova hastanesi'ne kaldırılmıştı.
Aliya bir barış adamıydı
1992-1995 Bosna Savaşı'nda anahtar rol oynamış olan Aliya İzzetbegoviç, Sırp katliamında halkı için yaptığı fedakarlıklar ve mütevazı yaşamı ile tam anlamıyla bir örnek şahsiyet olduğunu dünyaya kanıtlamıştı. Bosna halkı tarafından "Baba" olarak da isimlendiriliyordu.
Bosna-Hersek 20. yüzyılın sonuna yaklaşırken Avrupa'nın göbeğinde unutulmaz bir vahşete tanıklık etmişti. İzzetbegoviç, savaşın ardından, Bosna-Hersek'in Yugoslavya'dan bağımsızlığını kazanmasında büyük bir rol üstlenmiş ve Batı dünyası ile İslam ülkelerinin desteğini kazanmıştı. Kasım 1990'da ikinci tur seçimlerde yüzde 44 oyla Bosna-Hersek'in ilk devlet başkanı seçilen Begoviç, bu görevi 2000 yılındaki üçlü devlet başkanlığı dönemine kadar sürdürdü. İzzetbegoviç daha önce yaptığı açıklamalarda istifa gerekçesinin sadece sağlık sorunları olmadığını, Avrupa'nın kurduğu Bosna yönetiminin Müslümanlar'a baskı uyguladığını ve kabul edilemeyecekleri tavizlere zorladığını dile getirmişti.
Tarih tanığını kaybetti
Bu yüzyılın başlarında Hind yarım kıtasında nasıl Muhammed İkbal Doğu İslamı'nın derin ve şiirsel bir soluğu oldu ise, onun gibi aynı yüzyılın sonlarında İzzetbegoviç de Batı İslamı'nın soluğu olmaya aday bilge bir kişiliktir. İzzetbegoviç yakın tarihimizin en önemli ve seçkin Müslüman bilge düşünürlerinden biridir. İzzetbegoviç'in "Doğu ve Batı Arasında İslam" adlı eseri onun entellektüel birikiminin zenginliğini ve derinliğini ortaya koyuyor. Aliya İzzetbegoviç'in hatıraları "Tarihe Tanıklığım" adı altında geçen hafta içinde Klasik Yayınları tarafından okuyucularına sunulmuştu.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Aliya İzzetbegoviç'in dolayısıyla bir taziye mesajı yayınladı. Arınç, mesajında, sadece Bosna halkının değil, dünyanın bir "bilge kralı" kaybettiğini belirtti.
Mücadele adamı: ALİYA
BİLGE kral Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925'te doğdu. 24 yaşında İslâmcılık suçlaması ile 5 yıl hapis yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra önce hukuk, sonra ziraat fakültelerini bitirdi. 25 yıl avukatlık ve bir inşaat firmasında yöneticilik yaptı. 1970 yılında yazdığı İslâm Manifestosu adlı bir kitap, 1983'te kovuşturmaya uğradı. 12 Müslüman aydınla birlikte tutuklandı. 1950 öncesinde kurulmuş olan Mladi Müslümani adlı örgütü yeniden örgütlemek suçlaması ile 14 yıl hapse mahkum edildi. Yargıtay bu cezayı 11 yıla indirdi. 1989 yılında Yugoslavya'nın dağılma süreci sırasında ilan edilen af sonucu özgürlüğüne kavuştu. 1990 yılında İslam Manifestosu'nu yeniden bastırdı. Bu kitap İzzetbegoviç'in İslâmi kimliğinden ziyade, siyasi kararlılığının ve mücadelesinin bir simgesi oldu. İzzetbegoviç'in, komünist dönem Yugoslavyasında cezaevinde geçirdiği yılların, sağlık problemlerinin artmasına yol açtığı belirtiliyordu.
ALİYA İZZETBEGOVİÇ:
Biz Doğu ile Batı arasında yaşayan Müslümanlarız
Biz değişik topluluklarız. Dünyanın dört bir yanından gelmiş olmamıza rağmen bir ortak yanımız vardır. O da dinimizdir. Biz Doğu ile Batı arasında yaşayan Müslümanlarız. Bu bölgede herkes kendi dinini güzel yaşasın diye çaba sarf ediyoruz. Diğer dinlerle diyalog içerisinde olmamızın gerektiğine inanıyorum. Boşnak Müslümanlar, Ortodokslar, Katolikler, bunların hepsi büyük dinlerdir. Bunların merkezi de Saraybosnadır. Biz örnek olacak bir toplum oluşturmaya çalışıyoruz.
Büyük bir savaş atlattık. Bugün barış sürecindeyiz ve ülkemizi onarıyoruz. Bin ikiyüz günden fazla kuşatma altında kaldık ve bu kuşatmaya dayandık. Yıkılan, yok olan hastahanelerimizi, okullarımızı ve diğer alt yapıyı onardık. 1995 yılının sonlarına doğru Saraybosna ölmüş bir şehirdi. Biz onu yeniden canlandırdık.
Mostarda, savaş sırasında bin güne yakın kuşatma altında kalmıştır ve büyük yıkım görmüştür. Buna rağmen burada da Müslümanlar ayakta kalmayı başarmışlardır. Bu dönemlerimizde İslam dünyası bize yardım etmiştir. Bu savaştan çıkarılması gereken sonuç, Müslümanlar daima birbirlerine yardım etmelidirler.
Haber: Yeni Şafak Gazetesi ve Milli Gazete