"Şehrimizin en büyük hipermarketi yakında açılıyor" cümlesiyle tanıtıma başlayan market bundan kısa bir süre önce açıldı.
Konya gibi holdingler ve dolayısıyla marketler cenneti! olan bir şehrin marketlerine İngiliz kardeş geldi. Tesco Kipa törenlerle açıldı.
Çok yakınımızda bulunmasına rağmen izdiham nedeniyle uzun süre gidememiştik. Eee mahallemize komşu gelmişti ve bizde bir hoşgeldine gitmeliydik.
Yeri ise daha önce büyük bir park olarak hazırlanmış daha sonra ani bir manevra ile çark etmiş ve çark dönmeye başlamıştı. Park için yapılan çalışmaların tamamı durduruldu, havuzlar söküldü yavuzlar için hazırlandı. Aklımın ermediği , Sille'yi İngilizlerin neden seçtiği...Hani pek parlak bir muhit değildi buralar. Konyalılar Sille'nin kırı der geçerlerdi.
Alçakgönüllülüğün sınırı olmuyor. Geçen gün bir yerlerde okudum.Tesco helal çikolata üretiyor diye. Bu kadar düşünceli olmak da görülmüş birşey değil doğrusu.
Dahası var. Dünya çapındaki bu marka, marketine bir de mescit ilave etmiş, kapıdan girerken tabela gözünüze çarpıyor. Söylentilere göre İzmirde de Kipa varmış ama mescit yokmuş. Gidip yerinde incelemek gerekir! Sakala göre tarak kullanıyorlarmış diyorlar.
Bu adamlar hakkında yıllardır duyduğum şeylerin hepsi fos çıktı. Dedikodudan ibaretmiş meğer. Meğer ki adamlar ne merhametli ne halden anlayan insanlarmış.
Akşam arkadaşla markete gittik, geziyoruz. Falan kaç para, feşmekan diğer marketlerden ucuz mu muhabbetleri arasında...Bundan yıllar sonra gelecek neslimiz buralarda gezerek atalarımız ne aç gözlü insanlarmış her yere market açmışlar diyecekler. Ya bir karın doyurmaya devasa mekanlar. Tarihçi bilgiç bilgiç guruba anlatacak.Şu görmüş olduğunuz reyon tamamen ekmek doluymuş. Zaten hepsi obezmiş diyecek. Üzülecek gençler. Vah vah çok yazık.İçlerinden zeki birisi soracak :"Peki koşu bandı icat edilmemiş miydi?"
Ben bu tarihi atmosferde dolaşırken aniden müşteri hizmetlerinin önündeki şık cam masada hafifçe eğimli duran şeref defterini görüyorum.İşte o an düşüncelerimden sıyrılıp deftere doğru yürüyorum. Yazarlık var serde defter görünce heyecan yapıyor. Daha önce böyle özel koşullarda hiç yazı yazmamıştım nasıl bir tavır almalı ve neler yazmalıyım. Bu arada canı sıkılmasın diye yanımdaki arkadaşa "sen istersen mest lastik satılan reyona git, bakarsın , önümüz kış." Şaşkın şaşkın:
"Mest lastik reyonuna mı?" diyor arkadaş. Burada ha...
Ne olmuş. İlla Aziziye camiinin yanında bulunan küçücük
dükkanlardaki sakallı adamlardan mı alınır mest. Bu işten esasen İngilizler anlar.
Deftere önemli bir mevzu yazdım, hepsini sizlerle paylaşacak değilim elbet neticede özel bir defter.Yıllar sonra tarihçiler onu keşfedecekler. Ancak bir konuyu da yazdığımı size söyleyebilirim.. Bir kabak oyacağı parası ödemek için onca kredi kartı sahiplerini beklemek istemedim. Bir nakit kasası açsanız diye yazdım. Oysa benden önce yazan talihli müşteri keşke mescit büyük olsa diye not düşmüş. Kinaye falan değil, adam camii talep ediyor. İster misiniz çok yakında Selçuklu Kipa Külliyesi hizmete açılsın. Gelsin ardından tekke ve zaviyeler.
İşte böyle. Adamlar bizim mestimize kadar düşünüyorlar. Bizde oğlumun arkadaşı bakkal Murat abi ile alternatif market açacaktık. Gavurlara para yedirmeyelim diye. Fikrimizden utandık hizmeti görünce.
Çok yakında inanıyorum ki Hac malzemeleri de satılacak burada. tesbih takke v.s. Daha sonra ver elini Çarşamba...
Bizim market açma fikrimiz bu durumda suya düşecek. Oysa oğlum marketi ciddiye almış olacak ki şu soruyu sordu:
Bizim markette coca cola satılacak mı?
Doğru ya ne yapacağız? Her gün bir başka yerden aman içmeyin aman ha sakın ha... Farzı muhal açtık, satacak mıyız?
İmdada üçüncü bir ses yetişti şükür. Satın bari ama parasını kendiniz harcamayın mazlumdere verin.
Aklım için Adalet bakanlığından koruma talep ediyorum. Duyrulur.