Şiir akşamları denildiğinde akla nedense 1994'den beri kalplere taht kuran Dursunbey Suçıktı Şiir Akşamları gelir. Bu ülkenin önemli şairleri bir araya gelir bu akşamlarda. Şiirden, şairden bahsedilir. Dostlar görüşür, kucaklaşır. Suçıktı halkı misafirperverliğini gösterir ve şiir merkezli sohbetlere kulak kabartır. Gerçi son zamanlarda Suçıktı şiir akşamlarının suyunun çıktığı, şiirin ucuzlatıldığı yönünde de bir sürü eleştiri yapılır. Bütün bu eleştirilerin yanında Suçıktı şiir akşamları 1994 yılından beri bir şekilde hayat bulmaya devam eder. Edebiyatla hemhal olan bir okur Suçıktı’nın ne olduğunu –haritada yerini bilmese dahi- şairler için ne anlama geldiğini bilir. Yani Suçıktı’nın her şeyden önce bir kişiliği vardır nazarlarında.
Şiir akşamı denildiğinde aklıma ilk olarak Suçıktı geliyor benim de. Geçtiğimiz günlerde Ankara bilboardlarında bir ilan gördüm, “Altındağ Uluslararası Şiir Akşamı” varmış 18 Kasım Cumartesi akşamı. Gözüm önce katılan isimlere takıldı, Erdem Bayazıt, Cahit Koytak ve Rıdvan Canım ismini görünce cumartesi akşamımı boşaltıp gitmeye karar verdim.
Altındağ belediyesi şiir akşamlarını ikincisini düzenliyormuş bu yıl. Saat 18:30 olduğunda şiirseverler –bunun yanında ailecek gelenler, çocuklar da vardı- Altındağ Belediyesi Yunusemre Kültür Merkezi Cahit Zarifoğlu –salona kıymetli şairimizin adının verilmesi de oldukça anlamlı- salonunu doldurmaya başladı.
Salona giderken aklımda hep Suçıktı-Altındağ karşılaştırmasını yaparak gittim, çünkü bir çınarın altında şırıl şırıl akan suyun eşliğinde, açıkhavada, yıldızların altında düzenlenen bir şiir akşamının şiirsevere verdiği anlamı, tadı acaba lüks sayılabilecek bir salonda loş ışık verebilecek miydi diye düşünmekten kendimi alamadım. Bütün bunların yanında köy ve kente yüklenen anlam ve dil konusunda acaba diyordum? Taşrada okunan şiirlerle metropolde okunan şiirler ne kadar kendi ruhunu yansıtır? Bütün bu zihinsel süreçlerin yanında hayatında bir kez olsun Cahit Koytak dinleyecek ben vardı. Taşra-metropol keşmekeşine kapılmadan dinlemek gerekiyordu şairlerimizi.
Program’ı Harun Yöndem sundu ve açılış konuşmasını Altındağ Belediye Başkanı yaptı. Hacı Bayram Veli’ye ev sahipliği yapan Ankara’nın varoş ilçesinde bu etkinliğin yıllarca devam etmesi gerektiği temennisinde bulundu. Ardından Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Hicabi Kırlangıç gecenin önemine binaen konuştu ve şiirle hemhal olmamız gerektiğini vurguladı. Ayrıca Muallakatı Seba şairlerinden, Peygamber Efendimizin şairlerin bayraktarı diye adlandırdığı İmrul Kays’ın kabrinini Altındağ’da olduğunu ve İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un da yine Altındağ’da yaşamış olması ve İstiklal Marşı’nın Tacettin Dergahı’nın duvarlarına yazmasının Altındağ’ın tılsımında bir şiir var diye vurgulaması, Ankara’nın bu varoş ilçesinin aslında bir şairler toprağı olduğunu gösterir demesi bu şiir akşamını anlamlandırmaya yetti. Yine D. Mehmet Doğan şiir akşamını anlamlı kılan bir konuşma yaptı.
Şiir programı İmrul Kays ve M.Akif Ersoy bölümlerinde oluşuyordu ancak akışı gereği tek bir oturumda tamamlandı. Katılımcı şairler, Mehmet Aycı, Erdem Bayazıt, Zeynel Beksac, Vakıf Behmenli, Rıdvan Canım, Celal Fedai, Recep Garip, Nurullah Genç, Turan Koç, Cahit Koytak, Mehmet Atilla Maraş, Ali K. Metin, Mustafa Özçelik, Şemsettin Küzeci ve Ali Ural idi. Fevzi Ekrem Terzi’nin adı geçiyordu hazırlanan kitapçıkta ancak şairin milletvekili olması ve Irak parlamentosundan izin alamaması sebebiyle yerine Şemsettin Küzeci katıldı, gerçi Şemsettin Küzeci bunu mizahi bir dille “ihale yine bize kaldı” diye ifade etmesi salondakileri epey güldürdü. Yine kitapçıkta ismi geçen Adnan Özer ise programa katılmadı.
Soyadı önce Mehmet Aycı okudu şiirini, ardından Erdem Bayazıt “Sana, Bana, Vatanıma, Memleketimin İnsanlarına Dair” adlı şiirini okudu. Erdem Bayazıt’tan sonra kürsüye Kosovalı şair Zeynel Beksac geldi, “Erdem Abiden sonra şiir okumaya ben şans demem” diyerek hepimizi güldürdü. Ama Zeynel Beksac da “Türkçe” ile ilgili gerçekten harikulade bir şiir okudu. Oldukça duygusaldı şiir. Azerbaycan’dan katılan Vakıf Behmenli ise otuz yıldır bu anı beklediğini ve bir şiirle yetinmeyeceğini söyleyerek yine gülümsetti bizi. İki şiir okudu ezbere. Fevzi Ekrem Terzi’nin yerine ikame olduğunu söyleyen Şemsettin Küzeci okuduğu şiirin arasına sıkıştırdığı hoyratla Irak’ta Türkmenleri’nin bulunduğu zor durumdan Ankara’nın ve dünyanın haberdar olmadığından, ilgilenmediğinden yakındı. Ve gecenin benim için anlamlı olan şairi vardı. Şiirlerini okuduğumda afalladığım, bilgece şiirler yazan Cahit Koytak. Edip Cansever’e ithaf ettiği “Karanfil Makamında Caz Semaisi”ni okudu. Cahit Koytak’ı dinlemekten büyük keyif aldım.
Bir şiir akşamı böyle geçti. Belediyelerimizin böyle kültür sanat faaliyetleri içerisinde bulunması oldukça güzel. Bir Suçıktı şiir akşamının lezzetini vermeyebilir ancak gene de söz üstadlarını dinlemek güzeldi.