
YouTube diye bir internet sitesi var (daha ilk cümlem bile reklam içeriyor galiba, ama inşallah yazının bütünü sitenin bir reklamı değil, kritiği vazifesi görür ve öyle algılanır). YouTube son yıllarda artık herkesin duyduğu popüler bir site. Google'a bağlı bir vidyo paylaşım sitesi olan YouTube'un, kısa zamanda çok büyük bir ilgi topladığını hemen herkes duydu artık. Meşhur sitemiz, gazetelere, dergilere, televizyonlara haber olmaya başladı. Hatta sitede yayınlanan bazı vidyolar ülkeler arasında ciddi çalkantılara neden oldu. Özellikle ilk kez YouTube'da yayınlanan ve uluslararası haber değeri taşıyan vidyolar sitenin izlenirliğini oldukça artırdı.
Günümüzde ilerleyen teknolojiyle birlikte iletişim, görüntüleme, vidyo çekim ve paylaşım olanakları arttı, kameralı cep telefonları çok yaygınlaştı. Bu yaygınlık, paylaşım olanaklarına olan ilgiyi ve farklı paylaşımların ortak bir zeminde görülmesi ihtiyacını artırdı elbette. Özellikle gençler bu imkânlara yoğun ilgi gösterdi, ve bu ilgi YouTube'da zirveye ulaştı. Ve sanki bir tür vidyo paylaşım akımı oluştu. Sanki değil, oluştu gerçekten. Öyle ya, günde 100 milyondan fazla vidyo izleniyor YouTube'da.
YouTube sitesinin en farklı yanı herkese, hemen her türlü vidyosu için açık bir site olması. Ayrıca siteye sanırım istediğiniz kadar vidyo gönderebilme imkânınız var. İlginçtir ya da değildir, ama, YouTube'da milyonlarca izleyiciye ulaşan, gösterime giren pek çok sinema filminden daha çok izleyiciye ulaşan vidyolar var. Bu da tabi gençliği damarından yakalayan bir şey, yüzbinler, milyonlar... seni izleyecek, ya da sen'in yaptığın bir vidyoyu.. vay canına!.. durumu yani.
YouTube için hepten kötüdür, berbattır ve iğrençtir, kapitalisttir ve keferedir demiyorum; ama sitenin ve siteye gösterilen ilginin, özellikle gençlik üzerindeki önemli bir çöküntünün, arzunun, psikolojinin yansıması olduğunu düşünüyorum. YouTube'un olumlu, hoş karşılayabileceğimiz özellikleri de vardır, bunlardan bahsederiz belki; ama öncelikli konumuz sitenin gördüğü ayna vazifesi olmalı.
Popüler kültür dediğimiz şeyin, her bireyin içine soktuğu, her bireye kaçınılmaz olarak hissettirdiği bir şey var: Star olmak.
Popüler kültürün araçlarına ve üretimlerine katkıda bulunan her bireyde, böyle bir arzu oluşuyor: 'Star' olmak, meşhur olmak, herkes tarafından tanınmak... Bir sürü gazete, dergi, televizyon, alışveriş ve eğlence merkezi bunu aşılıyor insanlara. Sürekli ünlülerden onların özelliklerinden, nasıl ünlü olduklarından, zevklerinden, ünlü olma yollarından, ünlü olanlara gösterilen rağbetten, sevgi ve saygıdan... bahsediliyor.
Sıradan konular-uğraşlar gibi gözüken şeyler içinden birden parlayan tiplerden bahsediliyor; herkesin aslında böyle olanakları, şansları olduğundan...
Böyle bir ortamda yaşayan insanların, bu ortamı besleyen bir yaşama biçimine sahip insanların, üzerlerine boca edilen starlık hâlleri, görüntüleri, saygınlıkları durumuna karşı bir haz beslemeyeceğini düşünebilir miyiz? Ben de keşke... demeyeceğini yani? Düşünebileceğimizi düşünenler varsa düşünmeye devam etsinler bakalım...
Bu popüler kültür, her bireyde oluşturduğu star olmak arzusunu Youtube kanalından da parlatıyor. Kimi vidyoları çekenler televizyonlara çıkartılıyor, gazetelerde konuşturuluyor, dergilere röportaj verdiriliyor. Bunları gören genç de elbette ben de diyor, ben de.. ama nasıl olabilirim ben de meşhur? İşte YouTube karşında! Çok basit bir sürü vidyo var YouTube'da. Çek sen de bir vidyo, meselâ biriyle dalga geç, ya da bir çılgınlık ânını görüntüle bir şeyin, vaaav dedir, anormal bir şey yap!.. Şansını dene! Şans şans şans! Onlar kazandılar!
Gençlik dikkatini buraya doğru koşturmasın da ne yapsın değil mi? Hadi, seni izleyecek yüzbinler, durma, bak görmedin mi onları beyaz şova çıktılar, ilginç bir iş çıkaran dikkat çekiyor abi, kimse kimsenin hakkını yemez, bak görmedin mi onları beyaz şovu izlemedin mi?:)
Böyle işte.
Sisteme yeni giren bir şey, sisteme birçok açıdan malzeme sunuyor. Öyle olmasa zaten sisteme giremezdi, ve bu kadar parlatılmaz reklamı yapılmazdı. YouTube'dan önce kurulmuş, Google ve bazı başka kurumlara bağlı vidyo paylaşım siteleri de var. Ama onlar YouTube kadar ilgi çekmiyor. Bunun pek çok sebebi vardır. Ama zaten, bir şey, diğer popüler olanlardan daha popüler olmalıdır; popüler mekanizmaların ilkesidir bu. Aynı konunun ünlüsü birden fazla kişi ya da kurum olabilir; ama bir kişi ya da kurum "en" olmalıdır her zaman. O en'lerdir; reklamda, reytingde, saygınlıkta, güçte en iyi olanlar. Ama eğer, Dünya Sistemi'nin (kapitalizmin), popüler kültürün, oluştuğu ve yaşadığı mekanizmalardan, bu mekanizmaları işleten siyasetten bîhabersek, işte YouTube'un da diğer sitelerden daha popüler olmasını teknik sebeplere filan bağlarız. Meselâ reklam imkânları, veritabanı kapasiteleri, içerik genişliği, vidyo seçim ve sunum biçimleri filan. Bunlar bir şeylerin sebebi değil, sonucudur oysa. Sebep mantıkta, sonuç araçlardadır.
Ne diyelim, YouTube gibi bir araç bir imkân böyle bir çılgınlık oluşturmasaydı keşke. "YouTube Kitlesi", "YouTube Gençliği" diye bir tanımın oluşmaması lâzım! Popüler, magazinel bir çılgınlık alanına dönüşmemeli YouTube; meşhur olmak isteyenlerin ya da gürültü çıkarmak isteyenlerin, provakasyon meraklılarının, reklamcıların düzeysiz vidyolarıyla dolup taşmamalı. YouTube'un bu yönüne katkıda bulunmamalıyız!
Yukarıda yeni bir vidyo paylaşım akımı oluştuğunu söylemiştim (akım yani 'belli' bir 'yoğunluğun' belli bir 'yöne' doğru akışı, her akım kendine göre bir merak dalgası da oluşturuyor). İşte YouTube'un başkanı Chad Hurley'in tırnak içindeki ifadesi konumuz açısından çok türlü yorumlanmaya müsait sanırım. Harley, YouTube'un "insanların medyadan yararlanma biçiminin değişmesinde ve yeni bir klip kültürü yaratılması sürecinde önemli bir rol oynadı"ğını söylüyor.
Harley'in bahsettiği yeni medya algısı ve klip kültürünün sakıncalarını konuşmaya çalışıyoruz. Harley'in, YouTube ile sözünü ettiği küresel kültür tüm ülkelerin içine giriyor, tüm ülkeleri etkiliyor; fakat bu evrensel modeli, etkiyi kontrol eden sadece bir kurum ve onun yöneticileri. O yöneticilerin dünya görüşü, ahlâk ve estetik anlayışı. Bu durum farklı kültürlerin hassasiyetlerinin gözardı edilmesine yol açıyor ister istemez. Bir kişinin tek başına çekip (tüm dünyaya) gönderdiği bir vidyoda kimi ülkelerin milli ve hatta anayasal hassasiyetlerine aykırı unsurlar bulunabilir (defalarca bulundu da). Bu genişlik ve dağınıklıktan istifade edenler de var tabi. Bazı provakatörler çektikleri vidyoları YouTube'da yayınlayarak kitlelerin karışmasına neden olabiliyor. YouTube'da bu şekilde yayınlanıp da ülkeleri karıştıran, ciddi diplomatik tepkilere neden olan vidyolar bulunabiliyor. Geçtiğimiz ay yaşanan bir vakıa meselâ: Yunanistan'da bir komando askeri birliğinin eğitimi sırasında askerler, söyledikleri marşları, şarkıları cep telefonlarına kaydedip YouTube'da yayınladılar. Arnavutlar hakkında aşırı milliyetçi hakaretler içeren bu vidyolar çok tepki topladı ve Arnavutluk hükümeti sert tepkiler verdi. Fieri şehrinde protesto gösterileri düzenlendi ve Yunan bayrakları yakıldı. Yunanistan Savunma Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı ve soruşturma açıldı. Böyle pek çok spekülasyona konu oldu YouTube. Bir misal de Türkiye'den: Atatürk'e İngilizce hakaret eden bir vidyonun yayınlanması üzerine, açılan dava sonucu, sitenin Türkiye'den yayını bir süreliğine durdurulmuştu. Ve daha sonra Peygamberimize yapılan bir hakaretten dolayı da... İşte başta da dediğimiz gibi sitenin, "hemen her türlü" vidyoya açık olması, ve yayınlanma sürecinde içerikler konusunda yeteri kadar hassas ve titiz olunmaması ciddi bir sorun. Bir ülke için yasal olan bir vidyo başka bir ülke için suç unsurları bulundurabiliyor. Ve dünyanın her yerine yayılan internet bağlantısı sayesinde, bir vidyo her yerde izleniyor, böylesine geniş bir etkiyi ise, sadece bir şirket ve onun yöneticileri kontrol ediyor. Bizler ancak suç unsuru oluştuktan sonra müdahele edebiliyoruz. O da bir sürü uğraşla; bizim Rtük'ün Türkiye'deki durumu gibi...
YouTube reklam amacıyla da çok kullanılıyor. İş yerlerinin, kimi ürünlerin, ünlülerin, hatta reklamların reklamları... Gerçi başlı başına bir reklam sitesi gibi YouTube aslında ama...
Ve geçenlerde bir gazetede okumuştum, ABD ordusunun YouTube sitesinde kendine ait bir bölümü varmış, yani kendilerinin kontrol ettikleri ve daha çok Ortadoğu'yla alakalı vidyoları yayınladıkları.. hoş özel bölümleri olsa ne olur, diğer bölümler sanki yabancıların da...
Ayrıca sitede içerik düzenlemesi hususunda şöyle bir sorun da var: Vidyo arama yaparken, yazdığınız normal bir kelime için karşınıza gelen vidyonun yanında, liste hâlinde uygunsuz resimlere sahip vidyolar ve yazdığınız kelimeyi içeren uygunsuz cümleler gelebiliyor! Bu dağınıklık, olumsuzluk hakkında bir şeyler yapmalı herhâlde sitenin yöneticileri. Ve fakat onlar bir şey yapmadan önce biz daha dikkatli olmalıyız bu konuda!
Dediğimiz gibi YouTube'un hem olumlu hem olumsuz tarafları var. Gerçi hep olumsuzluklardan bahsettik ama, olsun. YouTube'un olumlu yanlarından da istifade edebiliriz. Meselâ, herhangi bir konuda yaptığınız vidyo çalışmasını herkesle ücretsiz paylaşabilmek (ve belki bu sayede ortak ilgi alanlarına sahip olduğunuz kişilerle iletişim kurabilmek), yahut başkalarının paylaşımlarına kolayca ulaşabilmek önemli bir yenilik, önemli bir imkân olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda YouTube'a teşekkür edelim. Teşekkürler YouTube :)
YouTube hakkında başka şeyler de söylenebilir. Mevzu hakkında uzun boylu düşünmek ve yazıyı uzatmak istemiyorum. Sonuçta site, olumlu taraflarından faydalanılması gereken iyi bir imkân; fakat öte yandan, olumsuz: fazla popüler, uygunsuz-mahrem yanlarından da sakınılması gereken bir çılgınlık alanı...
Ve maalesef benim de böyle bir yazı yazmama neden oldu.