yirmi nisan cuma, hiçbir tılsımı olmayan hayli sıradan bir akşam üstü. ne fırtına öncesi sessizlik ne de onulmaz bir iç gerilim. sadece radyoda nihavent makamında bir şarkı ve parmak uçlarımda bir şiir. hiçbir kaydı olmayan, ilk hecesi dahi kabzedilen bir şiir. ve ardı sıra çok ötelerden; yanar dağ eteklerinden ya da okyanus diplerinden gelen yakıcı ve ufuneti ağır bir rüzgar. gelip kendini tüm haşinliğiyle yatağa bırakan rüzgar. bütün zerrelerime kuzguni bir ateş saçan rüzgar. ah bağrı yanık gönlü deşik rüzgar ve ah bir sıkımlık neşvemi...