Yeni şarkıları dinlemenin üzerimde oluşturduğu ağırlığı kaldıramamanın belirtisiydi gözlerimdeki uyku ifadesi..
Olduğum yerde birden sıçramama sebep olmasa şu rüyalar, çok daha güzel olacaktı; ölümün küçük kardeşi...
Ah rüyalar...
Rüyalar da olmasa ne yapardım bilmiyorum şu hayatta? Belki de sadece hayal kurardım. Acaba tatmin edermiydi bu?
Hayal dünyamın, bilinçaltımın, öteki dünyalarımın iletişim kapısı.
Hani bazen rüyalarda en derin yaralarımı kapatırım, en büyük acılarımı unuturum rüya filmini izlerken; ruh sessizliğimde.
Rüyadan korkanlar kendinden korkarlar diye düşünürüm; "rüya ile amel edilmez" tablo lafının arkasına sığınırlar çoğu zaman.
Ah rüyalar...
Arzulayıp gerçekleştiremediğim, özleyip de ulaşamadıklarıma kavuştuğum. "Benimle konuşmak isteyip de konuşamayanlarla" iletişime geçtiğim mekan.
Sanki orada; uzansam dokunacakmışım gibi hatta bazen dokunup hissettiğim gerçeküstülerin dünyası..
Rüya olmasa nasıl tutacaktım onun elini?
Nasıl başaracaktım hayat sınavımı?
Nasıl ulaşacaktım o mevkiye? Nasıl elde edecektim onu?
Uyandığımda yüzümdeki gülümsemeye sebep "O", elbet bir gün benim olacak...!