Her medeniyet kendi tasavvuru doğrultusunda toplumsal sınıflar ve örgütlenmeler ortaya çıkarır. Doğuda kastlar, aşiretler, cemaatler, tarikatlar, mezhepler, loncalar Batı’da ise burjuvazi, feodalite, din adamları(papazlar, rahipler) gibi yapılanmalar oluştu. Devletin yönetim biçimi, ekonomik yapılanma, dinsel alan, askeri tarz ve toplumsal yapı belli bir süreç içerisinde çeşitli isimlendirmelerle de tanımlanan bir yapılar oluştururlar. Beslendiği düşünceye göre şekillenen bu yapılanmalar diğer toplum ve devlet yapılarını da etkiler.
Cemaat ve parti kavramları oluşum kökeni açısından farklı medeniyetlere aittir. Toplumsal katmanları tanımlamada ve ifade etmede en etkin kullandıkları ve ürettikleri olguların başında gelir. Cemaat(tarikat) İslam kültür- medeniyet tasavvurunun, parti ise batı medeniyetinin ürünüdür.
Cemaat kelimesi, Sosyal Bilimler Ansiklopedisi’inde "insanlardan kalabalık bir grup, bir gaye etrafında toplanmış insanlar" anlamına gelir. İslami terim olarak ise: "bir emir (imam) etrafında toplanmış Müslümanların birliği"ne verilen İsimdir. İslam geleneğinin oluşturduğu bir kavramdır. Dini birey, toplum ve devlet alanında daha iyi yaşanmasını esas alan yapılanmadır. Değişen zaman içerisindeki ortaya çıkan yeni durumları dinin belirlediği perspektifle yorumlama ve bunu kendi üyelerine yansıtmayı esas edinir. Dinin eğitiminden, ekonomik işbirliğine, toplumsal- bireysel ilişkilere kadar yarı- kapalı bir yapılanma doğrultusunda genişleyen bir etki alanına sahiptir.
Parti ise parça, kısım, aynı siyasi gaye etrafında birleşenlerin meydana getirdiği, siyasi kuruluş, fırka anlamına gelmektedir. ( Mehmet Doğan- Türkçe Sözlük) Demokrasilerde toplum taleplerinin siyasi düzlemde ifade ve temsil edilmesini sağlar. Parti toplumun siyasi, ekonomik taleplerini önceleyerek varlığını ifade eder. Temsil dışında birebir toplumsal ve bireysel olarak bir işlerlikte bulunmaz.
Cemaat dinin belli bir yorumunu kendine esas alır ve bunu hâkimiyeti için mücadele eder. Çünkü dinin yorumu ülke, bölge, şehir ve ulusa göre yorumları farklılaşabilmektedir. Cemaat kendi tasavvurunun merkezine koyduğu yorumu hakim kılmaya ve yaymaya çalışır. Parti ideolojiye dayanarak kendini ifadelendirir. Savunduğu ideolojik argümanlar zaman içinde değişebilir. Parti ülke gerçekliğinde şekillenen toplumsal taleplerin –ki bunların çoğu dünyevi- karşılanması, dikkate alınması ve uygulanmasını esas alır. Ülkenin içinde bulunduğu siyasal, ekonomik şartlar bu taleplerin önceliklerini belirler.
Cemaatlerin liderleri değişken değildir. Cemaat lideri öldüğünde veya cemaat parçalandığında ancak yeni bir liderin ortaya çıkmasına fırsat verir. Cemaat(tarikat)lerde liderin sözü ve bakış açısı belirleyicidir. Bu bakış açısına itaat dini bir vecibedir. Partide ise liderler değişkendir. Batı demokrasilerinde seçimi kaybeden liderliği bırakır. Parti liderinin düşünceleri tartışılabilir, ret edilebilirliği her zaman vardır.
Cemaat üyelerini oluşturun kişiler bazı durumlar dışında ölünceye kadar bu aidiyetini korur. Bağlığını her zaman korur. Bağlılığı ifade eden maddi ve manevi yükümlülükleri yerine getirmeye çalışır. Parti ile insanların bağlılığı değişkendir. Seçim dönemleri bu ifadenin en canlı yansımasıdır. Önemli bir seçmen kitlesi partilerin kendilerine sunduğu teklifler ve programlarıyla icraatlarına bakarak oy tercihini kullanmaya çalışır.
Batı kültür ve medeniyetinin ürettiği bu toplumsal yapılanma biçiminin İslam dünyasında algısı problemli olarak şekillenmeye devam etmektedir. İslam dünyasında cemaat ile parti arasındaki ikilem devam etmektedir. Parti cemaat olgusu ile tarif etmeye çalışılmaktadır. İçerikte benzeşmeler olsa da batı geleneğinin ürünü olan parti cemaat kavramıyla örtüşmez. Bu noktadan bakıldığında İslam dünyasında ortaya çıkan parti örgütlenmelerinin başarılı bir sınav verdikleri düşünülemez. Cemaat yapılanmalarının siyasi aktörü olarak düşünülmektedir. Partilerin yönetim tarzı cemaatleri yönetim tarzına benzemektedir.
İslam dünyasındaki hareketler ilk çıkışlarında cemaat temeline dayalı bir anlayışla yola çıktıkları için iktidara geldiklerinde bu süreci şekillendirecek ve dönüştürecek algıdan yoksun oldukları ortaya çıktı. Mısır, Pakistan, Suriye güçlü bir muhalefet ile ortaya çıkan yapılanmalar merkezi iktidarla yaptıkları mücadeleyi kaybettiler. Cezayir örneğinde tümüyle seçimler gibi demokratik yolla gelinmesine rağmen yerleşik siyasal güç grupları bu sürecin normal işlemesini engelledi. Lübnan’da Hizbullah’ın elde ettiği başarı partileşme sürecinde attığı adımların ürünüdür. İktidarı ele geçirme arzusu gerçekleştiğinde projesizlikten dolayı muhalefette iken elde ettikleri toplumsal desteği yitirdiler. Devlet ve toplum yönetimini cemaat yönetimi gibi algıladılar.
Türkiye’de İslamcı düşüncenin en somut biçimde kendini ifade ettiği zemin olan MSP-RP- FP ve devamı olan Saadet Partisi olmuştur. Ak Parti bu sürecin bir parçasıdır. Bazı cemaat(tarikatler) partileşme deneyimini yaşamaya devam etmektedir. Bağımsız Türkiye Partisi, Diriliş Partisi, Sağduyu Partisi gibi partiler de bulunmaktadır. Ercüment Özkan 90’lı yıllarda İslam’ın siyasal ifadesi olacak parti çalışmaları başlatmış ancak tamamlayamamıştı. Bunun yanında birçok tarikatlar siyasi desteklerini değişken olarak farklı partiler yönünde kullanmışlardır. Necmettin Erbakan liderliğindeki hareket cemaat- parti ikileminden kurtulamamıştır. Kuruluşu ile birlikte dindar insanların duyarlılığının ifadesi olmaya çalışmışsa da cemaat tipi yapı olmaya 90’lı yıllar dışında aşamamıştır. Refah Partisi bu dönemde parti kimliğine bürünerek ülke gerçekliğinde önemli rol oynamıştır. Ancak yönetiliş biçiminde cemaat tipi yapılanma ağır basmaktadır. Değişmez liderlik kültü ve oluşturulan ideoloji cemaat olmaktan kurtulup parti düzlemine geçmesine engel olmaktadır. Son seçim yenilgisinin izahını yaparken bile başvurdukları halk tercihinin anlamını yorumlamaktan ziyade dinsel bir tasavvur yüklenerek giderek içe kapanmaya doğru gitmektedir. Partinin şeyhi ve müridi olmaz. Ancak bazı cemaatler partilere verecekleri topyekun desteği kalıcı kılmak için ayet- hadislerden delil getirilmekte, liderler fetva vermektedir. Açılımlar parti yapılanmasının alt yapısına uygun hareket etmedikleri müddetçe tıkanıklığı aşamayacaklardır. Türkiye İslamcılığı içerisinde Tarikatlarda Esad Coşan, Nur hareketinde Fethullah Gülen, Partide ise Ak parti önemli açılımlar yapmaktadır. Modernleşme aldığımız kurumları “kendimize görelik” düşüncesiyle içi boşaltıyor ve sonrasında da bunalımların önünü alamıyoruz. Cemaati yönetir gibi parti yönetmeye çalışmanın hiçbir geleceği olamaz.
İslam dünyasında demokrasi deneyiminin içten ve dıştan akamete uğratıldığı bir gerçektir. Ancak İslam dünyasındaki yapılanmalar parti olgusunu anlayacak ve uygulayacak bir düşünce alt birikimine sahip oldukları söylenemez. Bir ülkeyi yönetme mantığını cemaati yönetme mantığına indirgenirse bu sürecin uzayacağından şüphe yoktur.