Konya’da yaşanan bi deprem hikayesi bu anlatacağım. Konya’da deprem olmaz demeyin sakın. Bir bayram günü yaşanan Zümrüt Apartmanı’nın yıkılışından sanırım hepiniz haberdarsınızdır. Ya orda geride kalan annenin feryadından? Ya orda canını veren genç kızın tam yedi yıl boyunca depremden korktuğundan, rüyalarla uyanıp ağladığından ve bi şey olmaz burası deprem hattında değil, telkinlerinden? Bunlardan kaçımız haberdarız acaba.
İstanbul’a geleceği söylenen depremi beklerken(!) orda burada ya da başka bi yerde kendimizi emin ve emniyette mi sanıyoruz?
Bi anne düşünün ki, yedi yıl boyunca kızının rüyalarına anlam vermeden ona destek olmaya çalışırken, gerçekten bi göçük altında bıraktığı, elinde çay tepsisi tutan kızını ve bundan dolayı kollarındaki yanıkları anlamaya çalışan kurtarıcıları, nasıl unutur?
Yine bi anne düşünün ki, üniversite son sınıfa getirdiği oğlunu karşılamanın ve bayramın sevincini kendi anne ve babasının evinde yaşarken, biraz sonra olacak felakette; annesini ve babasını değil sadece; kocasını ,evlatlarını ve çok sevdiği yirmi beş yıllık eşini kaybedeceğini
Nasıl aklına getirir?
‘kaybetmek’’
Biz gerçekten neyimizi kaybettik?
Acaba bu sınav olan dünyada, yalnız kendimizle meşgulken, kaç yaralı yüreği dinlemeye ve onlarla üzülmeye cesaretimiz var.
Genç kız yıllarca günlük tutar, inşallah, Allah izin verirse, nasipse diye bitirir hep cümlelerini…
Ve Allah ım, göçük altında kalmaktan korkuyorum diye yazar defterine. Korkuyorum…
Hayal edin şimdi, bi bayram ziyeretinde elinde çay tepsisiyle ikramda bulunan sizin kızınız ve bi an lamba sallanıyor; diyorsunuz ki bu sadece bi sarsıntı o kadar, ufak bi sarsıntı; anne bu anı anlatırken hep daha önce çocuklarımı tehlike anında korurum zannettiğini söylüyor; ve sonra ekliyor bu asla mümkün değil.
Tüm apartman yerle bir olurken, odadaki eşyalar ordan oraya savrulurken, olanlar bi rüya gibi.
Uyandığında ise ölmüşüm ve burası da mezar diyor anne , bi süre sonra ama diyor beni neden kıyafetlerimle gömmüşler, neden kefen yok. Kısa bi süre sonra ise;
‘’eyvah diyor ‘’
‘’eyvah’’
Tüm Konya yerle bir oldu…
Bakarmısınız , buna nasıl dayanılır, etraftaki iniltilere, evlatlarından bi ses gelmemesine ve hayatta olmaya…
Bu yıkıntıda aileden tam beş kişiyi toprağa verir anne, bi başına kalır. Tek değildir elbet, Allah vardır ve her yanını kuşatmıştır.
Hayattadır anne, nefes alıp vermeyi sürdürür, yaşam devam eder, ama etrafındaki dünya hala kendi aile fertleriyle örülüdür.
Diyeceksiniz ki bunları neden anlatıyorsun; bu acı zamanla geçer, üç buçuk yıl oldu bu olay geçeli. Her ateş düştüğü yeri yakarmış anladım da ondan yazıyorum bunları ve ateşten büyük ateş olurmuş da ondan söylüyorum .
Bu yaralı anneyle tanışıp da hayatına tanık olduğum o günden berili oruçlu ağzından çıkan nefesi hissediyorum, yalnızlığında kaldığımı ordan bi türlü gelemediğimi görüyorum.
Şimdi lütfen kendimize bakalım.
Modern dünyanın iğreti yaratıkları,
Ne de çok önem veriyoruz kendimize.
Ne de çok şey biliyoruz.
Aczini ve kendini bilmeyen Allah’ı bilemez biliyorsunuz.
Kendini bilmek için de ayna gerekli...
Acılı yüreklere bakın lütfen ve geçici olan bu dünyada hazzın yedi gün acının bi ömür boyu olduğunu görün.
Ve dua ederken sabır dileklerinizi annelere, kendiniz dışındakilere çevirin.
Çünkü öte dünya bu dünyadan daha hayırlıdır ve ne yaşayacağımızı bilen yalnız Allah’tır.