Yok artik daha nelerdi yani, bir de keyif almayı bildiği için böbürleniyordu. söylediğine göre tecavüz kaçınılmazmış. "Biz böyle gördük büyüklerimizden " dedi. Biz de görmüstük bir şeyler büyüklerimizden şüphesiz ama aynı şeye kesinlikle denk değildi.
Utanç duvarlarımız vardı mesela bizim. birileri bizi utandırmadan önce, biz bu duvarın dibine çömer, kendi kendimizden utanır başkalarından önce ayağımızı denk alırdık. "Yok artık" dedi, duvarları yıkmak lazımmış ona göre. O zaman ne böyle zulüm olurmuş, ne de böyle şarkılar. bu sözü bir yerden hatırlar gibi oldum, büyüklerimin dinleme dediği şarkılardan birinde geçerdi bu söz. demek o bu şarkıyı çoktan dinlemişti.
Bakışlarımdan şarkıyı tanıdığımı çıkarınca, "biz bunlarla büyüdük " dedi. "ya, demek öyle " dedim. "öyle" dedi. sustuk bir zaman. "biz de... "dedim, "birşey dinlememek gerektiğini dinleyerek büyüdük". afalladı çokça. "izah edemiyorsun sen" dedi, "eğriyi doğruyu bilemiyorsun. yoktur sonu hiçbir şeyin, o halde ben varsam bile çok değildir varlığım, kendimi bile kestirip atmalıyım. afalladım çokça. "ben..." dedim, "iz bırakmalıyım."
Kahkahası gırtlağıma takıldı. yutkundum, "ne için güldün böyle" dedim, "salyangoz musun sen ? " dedi, "iz bırakacaksın." utandım. duvarımı aradım..