Materyalist zihniyet ihtiyaçlarımızı kullanarak bir tüketim sistemi oluşturdu. Ve bu istemde insanları kendi çıkarları için tüketmeye sevk etti. Biz de nefsimizin karanlığında yok olarak tüketim çarkına-usulca-bir dişli olarak eklendik.
Peygamber Efendimizin, hayatımızı en güzele doğru götürmemiz için üsvei hasene olduğunu her alanda hatırlamamız gerekmektedir. Ancak biz imanımızı zedeleyen bir hayatın yollarında kaybolduk. Bunun sonucunda da güzel ahlakı uygulayacak hiçbir alan bırakmadık şu kısacık ömrümüzde.
Tüketim konusuna gelecek olursak ,hayatımızın her alanında fena halde harcamaya meyyal bir ruha sahip hale geldik. Her fert anne, baba, çocuk, nene, dede kim olursa olsun yüreğinde tüketim sınırı yoksa, fazla malın hesabının nasıl verileceği korkusu yoksa, düzenin desteğiyle bir canavar olup çıkıyor. Televizyon, internet gibi beyin uyuşturucu araçlarla da canavarlaşan nefis, sürekli bir şekilde yenilik adı altında sisteme sürülen tüketim maddeleriyle besleniyor. Akabinde insan, doymak bilmeyen yapısını doyurmaya çalışarak-ki ancak toprakla doyar-parayı ister istemez ilahlaştırıyor. Ve hayatını daha çok para kazanma uğruna feda ediyor.
Gelelim şu tüketim sistemimizin kılcal damarları olan reklamlara! Kimilerince sevimli, güzel müzikleri olan bu reklamları severek izleyemiyorum. Sadece sömürmek için kurgulanan süslü püslü görüntülerle insanları kandırıyorlar. Bundan sonrasını zavallı tüketici düşünsün artık.
Pek çok reklam var ama şu kredi reklamları gerçekten sinirimi bozuyor. Öyle bir mantıkla giriyorlar ki insanların zihinlerine görüntülerdeki her şeyi haklı gösteriyorlar adeta. Şirkette çalışan bir adamın bunalması sonucu tatile ihtiyaç duyması, bir gencin lap top’ a ihtiyaç duyması, gayet lüks bir evde oturan bayanın perdeye ihtiyaç duyması !!sonucu, buyurun, madem bu kadar muhtaç bir haldesiniz, gelin sizi kurtaralım sahteliğiyle kredi yolu açıyorlar insanlara. Gerçek ihtiyaç sahiplerini gündem dışı tutarak, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir takım insanları sömürme stratejisidir bu.Başka hiçbir izahı yoktur.
Bu nedir efendiler! Millet açlıktan ölürken, kışın giymeye mantosu yokken,parasızlıktan hastane köşelerinde sürünürken bir kısım zevat lüks içinde mutsuz,perişan halde. Perdesi yok, arabası yok, lap top’u yok! Pes doğrusu. Elinde olanlarla şükretmeyi bilmek yerine, eksiklikleri görerek çılgınlaşıyoruz. (ruhunda eksiklik olanların maddeyle mutlu olduğunu düşünüyorum). Haliyle yoksulun fakirin halini anlamaya ne vaktimiz ne de paramız kalıyor. Zaten sistem insanları duyarsızlaştırarak, maddenin doruklarında körleştirmeye çalışıyor. Biz de gösteriş uğruna, marka takıntısı uğruna, şükrümüzü unutarak manevi güzelliğimizi maddenin kollarında harcıyoruz.
Yaşadığımız hayatı nasıl geçirmemiz gerektiğini hep arka sıralara itip, üzerini örterek kendimizi kandırdık. Bize sunulan bu hayatı, sadece para kazanıp harcamayla geçiremeyiz. Sistem daha kazanmadığımız paralarımızı bile bize harcatırken, biz hala hangi zihniyetin köleleri olduğumuzu idrak edemedik.
Binlerce hayat var, sistemin içinde kullanıldığını bilmeden, maddenin esaretinde yaşayan. Rabbim bu durumda olanları kurtarsın ve bu çarka dişli olmama mücadelesi veren yiğitleri korusun.
Amin, amin, amin.
Hürmetler Efendim.
Batı dünyası, yanlışlar üzerinde yaşadı.
Doğu dünyası, doğrular üzerinde uyudu.