Üniversiteleri ve diğer şehirlere nazaran çoğalmış fabrikaları ile gelir düzeyi olabildiğince yüksek bir şehir. Camileri, çarşıları, barlarıyla yan yana olabilen ve insan yoğunluğunu iki caddede birleştirmiş modern bir kent. İnsan görüntülerini birbirinden ayırmak zor. Bütün mahalleleri birinci sınıf ve insanları yetmişinde bile çağcıl! İdeal bir cumhuriyet kenti. Tatarından, balkan göçmenine kadar farklıların yaşadığı, bir ucundan diğerine on dakikada gidilebilir bir şehir…
Ufak ama mikro yoğunluğun makro boyutta olduğu bu şehirde, öğrencilerin hareket alanlarını genişletebilecek sosyal imkanlar olabildiğince düşünülmüş. Görünen yüzünde, velinimet olarak görülen öğrencilerin hiçbir davranışı yadırganmıyor ve harcama potansiyelinden olabildiğince nemalanan çarşı esnafı mutlu…
……
Öğrencilerin benimsendiği ve gençliklerine karışılmadığı bu kentte bir gümüşçü dükkanında asılı kocaman bir tabela: “Söz yüzüğünün çifti 20 YTL.”
Geleneğin hortlaması mı, yoksa modern olanın gelenekselleşmesi mi dersiniz bilemem ama; evlilik kurumunun iyice laçkalaştığının bir göstergesi olarak düşündürücü geldi. Dinin kurumsal yapıyı her dönem etkilediği ve tevatür olarak bir sonraki nesillere aktardığı bir toplumda günahın meşrulaşması cep harçlıklarına kalmış... Yirmisindeki gençlerin barlardan ve kafelerden dışarı fırladığı bir sokakta 20 YTL ye evlilik oyunu meşrulaştırılıyor sanki! Üstelik ailesinden aldığı evlilik öncesi nişanlılık kültürünü, kendi aralarında belirleyerek.
Gelenekteki evlilik törenlerine vurgu yapmak, nerde o eski düğünler ve adetler demek çok fazla hamasi kaçar, biliyorum. Ama bildiğim bir şey daha var: Geçmiş zamanlardakinden daha erken yaşlarda evlilik olgusunun gençler arasında yaşanıyor olması…
……..
Medeni hukuk ne derse desin ve bu kurumu istediği kadar yasalara bağlasın; yaşanan bir gerçek var ki, nikahın meşrulaştırmasına bile gerek kalmadan demokratik hoşgörü, aile kavramının anlamını ve fotoğrafını değiştirmiş durumda.
Gençlerin çocuk yaşta evlendirilmesine karşı çıkıldığı, ve bir aile kurmalarının sonraki yaşlara ertelenmesi gerektiğinin ideolojik vurgu haline geldiği günümüzde; kız ve erkek arkadaş ilişkilerindeki serbestliğin rahat karşılanması ve bunlarla ilgili toplumsal reflekslerin olmaması ciddi bir olguyu 20 YTL ye indirmiş: Ergenlik yaşına gelmeden flörte başlanılıyor, aile olmanın duygusallığı geleneksel yapılardan daha önce yaşanıyor.
Bütün bunları erken yaşta yaşayan gençler doğal olarak evlilik sorumluluklarını yüklememekte hatta saçma bulmaktalar. Hatta aileler bile bu rahatlığı o kadar olağanlaştırmışlar ki toplumsal değişimin bu tarafına birbirlerinin gözlerinden kendilerini kaçırarak, onay veriyorlar. Kızının erkek arkadaşını yada oğlunun kız arkadaşını anası biliyor. Babalar da en son duyuyor...
Söz yüzüğünün çiftinin 20 YTL olduğu barlar sokağında yaşanan ilişkiler modern zamanlarda evliliğe başlangıç mıdır? Yoksa yaşanan evlilik ilişkisinin meşrulaşması mıdır? Görüntülere bakılırsa habersiz evliliklerin gelenekle meşrulaşmasıdır. Anadan babadan uzak hayatların yaşadığı birlikteliğin umutlarla(kendini kandırmalarla) ızdırap olmaktan çıkarılmasıdır.
Böyle bir realitede geleneğe ve gençlerin erken yaşta evlendirilmesine karşı çıkan zamane elitleri, erken yaşta yaşanan bu ilişkilere ne kadar duyarlılar? Üstelik bu duyarsızlığın başında da gelenek düşmanı medya ve eğitim anlayışı gelmektedir…
………
Dizilerle seyirlik olan yada dizilere konu olan bu gizli hayatlar, aile olmada istekli olan tarafları da kuşkulandırmaktadır. Kadın erkek ilişkilerindeki bu rahatlık, kadının iş gücü olarak kendini kamusal alanda eğitimli olarak göstermesi ve postmodern algıyla flörtlerin meşrulaştırılması güvene dayalı bir kurumun ciddiyetini de sarsmaktadır…
Görücü usulü ile yapılan evliliklerdeki boşanma oranlarının düşüklüğü ile severek evliliklerdeki boşanma oranlarının fazlalığı karşılaştırıldığında; ucuz sözlenmelerin evlilik kurumunu dejenere ettiğini -modern zamanlarda nikahsız beraberlikler de aile olarak tanımlanıyor- hatta gereksiz bir toplumsal kuruma dönüştüğü görülüyor.
Bu yazı nasıl biter bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki eskilerin söylediği gibi: İyi zamanda değiliz…