kemiklerimi sıyırdım etimden
bıraktım kalbimi rüzgarlarına çölün
işittim ve itaat ettim
yele verdim sözcüklerimi
akşamdı meydanlarından geçtim kentlerin
akşamdı elime tutuşturan
adreslerini çöl meyhanelerinin
gözlerim ışısa da
hangi saki sunar ben gibi bir uğruya
gülden damıtılmış içkiyi
hangi meyhane basar bağrına
irinli sokaklarda
yunmuş birini
ben kendi eliyle yontan celladını
kendi soluğuyla diri tutan
kendi eliyle savuran geleceğini
bir umut işte gönlün umudu
bir geçebilsem
yolumun üstünde dikelen hayaletleri
dil çıkaran ecinnilerin
aşabilsem üzerlerinden söyleyebilirim
ödeyebileceğimi
geçmiş ve gelecek zamanların kefaretini
şartsız kayıtsız bil-a istisna
ama
fakat
yalnız demeden
çünkü yele verdim sözcüklerimi