
Goethe'nin bir şiirine cevap
Huri
Tatmadan bıraktığın kırmızı şarap, ve yanıma sokulmayan gözlerin,
Tuhaf, aşkın biçimleri ve teklifleri hakkında çok az şey biliyorsun!
Her nefeste çektiğin ebedi arayışın humması tutuşmuş,
Söylediğin her şarkıda büyük ihtirasların ateşi parlıyor;
Bu şarkılarla etrafımı saran öyle bir keyif alemi yarattın ki
Sanki afsunla söylenmiş, cennetin açıldığını görüyorum.
Şair
Sen aklın dikeni olan bu sözlerle avarelerin fantezilerini ayartıyorsun,
Ama çöl dikenleri şairin birlikte bayram ettiği neşesidir.
Doğam gereğiyse, aşk bende ikamet etmiyorsa, ne yapabilirim, eğer ruhum
Lâlelerin içinden kanat çırpan sabah meltemi kadar düzensizse?
Oysa bir kadın önümde dikilmiş ve sevimliliğiyle beni büyülüyor,
O zaman bile düşüncelerim çok güzel bir kadın için zayıf düşüyor;
Bir çakım içinde bir yıldız diledim, ve bir yıldız içinde bir güneş: yolculuğum-
un bir amacı, bir mola yeri yok: oyalanmak benim için ölüm.
Ne zaman şarap-kadehini kaldırsam, ağzına kadar bahar nektarıyla doluyor,
Doğmamış bir baharın arzusu, müziğimi değiştirmek için geliyor capcanlı,
Ve huzursuzluk dolu gözlerle, söndürülemez bir özlemle,
Gider doyumu bilmeyen doyumu ararım.
Sonsuz cennetlerin içinde kalpleri solan aşıklardan dolayı
Onlarla paylaşacak bir dert olmadan, ne kalp-huzuru ne de kalp-ağrısı.
Muhammed İkbal
*Pyam-i Mashriq (Şarkın Mesajı) adlı kitaptan.

Çeviri: Mustafa Burak Sezer
18 Aralık 2007 / İslamabad
BH Sanat Dergisi
Ocak Şubat 2008 6 -7. Sayı