
Bizim için daima bir başkası mevcuttur diyen Tanpınar, bize dair bir anlayışı çok çarpıcı bir şekilde izah etmiş.Bu anlayış bizimki nasıl olsa bizimdir önemli olan bizden olmayanı veya bizde olmayanı elde etmek anlayışının tipik bir tezahürüdür ve bu hep böyle olagelmiştir. Bizim olan veya bizden olan bir şekilde söz arasında ötekine belli etmeden satır aralarına sıkıştırılır. Cumhuriyetin ilk yıllarında misafir öğretim üyesi sıfatıyla ülkemizde bulunan Yahudi asıllı öğretim üyesi bir gafletle Türk vatandaşı olmaya karar verince misafir statüsündeki ücret ve konut hakkını kaybedip “bizimkilerle” aynı düzeyde tutulunca bir cumhuriyet resepsiyonunda İsmet İnönü’ye bu farklılığı yani statü düşmesini sorunca İnönü “evet Türk olmak kolay değil”cevabını verir.
Misafir profesör “türk” olduğuna pişman oldu mu bilinmez ama İnönü aslında devletin “Türk” algısını ve “Türk” olmanın devlet anlayışında neye tekabül ettiğini izah etmiş oluyordu. Devlet Türkiye ‘de Türk olmayı diyet ödemekle devletin sıkıntılarını taşımakla eş tutuyor aslında. Ölüm varsa işin ucunda, vermek varsa, çile varsa, öz vatanında parya olmak varsa Türk olarak bize ihtiyaç var. Türkün ruh kökü olan islamın hakikatini yaşamak, ötekiler kadar hak ve özgürlüklere sahip olmak talepleri baş gösterdiğinde ise kanımızla canımızla dualarımızla ayakta tuttuğumuz devletin silahlı silahsız tüm güçleri başımıza üşüşür. Çünkü Türk olmak diyet ödemeyi gerektirir. Benden cumhuriyetin kutsalları adına kontrollü bir dil istenirken benim kutsallarım her şekilde hakarete uğrayabilir. Koçun otomobil rantı kar marjını düşürmesin diye bir parti kapatılırken Anadolu sermayesi olarak bilinen kimseler yasal haklarını bile kullanamazlar.28 Şubat mağdurları af kapsamına bile alınmazken,Salih Mirzabeyoğlu,Hasan Mezarcı, Merve Kabakçı, Necmeddin Erbakan bir şekilde hukukun zedelendiği siyasallaştığı zeminlerde hakarete delirmeye varacak sıkıntılara uğrasa da önemli değil.Cumhuriyet mitinglerinde Sütü bozuklar Fetullah Gülen Hocaya her türlü saygısızlığı yaparken kimse bizim ruh sağlığımızın ne olduğunu merak etti mi acaba?Biz bu hakaretleri ve yok saymaları gördüğümüzde ruh sağlığımızı kaybediyoruz.Horlanan inancımızı ,yok sayılan kimliğimizi,kapatılan ve kapatılmak istenen partilerimizi hep aman asayişi bozmayalım sahipliğiyle göğüslesek de kırılan her yanımızdan yeni öfkeler bilendiğini de hatırlatmak isterim.
Millet olarak biz hep aynı yerdeyiz.Çanakkale gazileri ve şehitleri nerde hangi ruh kuvvetinde ise biz de ordayız.Bizi yönetenler ise İttihat ve terakki fırkasından bu yana hep bizden ters yerde duruyor.Madem güç bizde biz de “ötekine” haddini bildirelim demek istemiyorum.İstediğim bu milletin ,maşeri vicdanın ,milli hukukun düşmanlarına gösterilen hassasiyetin bizim değerlerimize de gösterilmesi. Cumhurbaşkanı açıktan bir de Türk ve İslam kimliğinden ve taleplerinden dolayı sıkıntı yaşayanları merak etsin, Fetullah Hoca’yı çok sevdiği ülkesine davet etsin.Orhan Pamuk’u ağırlasın güzel de kırkın üzerinde eser veren Salih Mirzabeyoğlunu da arasın.Hatta Sezer’in bölücüleri affettiğinden cesaret alarak affetsin bir yazardır diye.fikir ve düşünce özgürlüğünün sadece Türk milletinin ruh köküne düşman olanlara ait olmadığını görerek mutlu olalım bizler de.
Hakikat şu ki İnönü’nün taksimi bir devlet taksimidir. Türk olmak imtiyaz değil bir nakısadır. ”edrakı biidrakın”cumhuriyet versiyonu. İlhan Selçuk saat başı sağlık kontrolü ile azmettirici bir suçlu olmasına rağmen evden alındı diye böyle bir hassasiyet geliştiren yazarlara ve devletlülere soruyorum “bu milletin iftihar edeceği bir zat olan Fetullah Hoca’ya cumhuriyet mitinglerinde sövülürken nerdeydiniz ?” Deniz Baykal mesela ya da Necdet sezer arayıp da Hocaefendinin gönlünü alır mıydı? Burda bir gerçek daha ortaya çıkıyor Türkiyedeki Müslümanların sayısı Cuma namazı kadar şuurları ise sabah namazındaki kadar! Sayın cumhurbaşkanının cumhurun hassasiyetlerini bilmediğine kani değilim.İnce yazıyı okursak cumhurun huzuru adına böyle yapmıştır ama biz de nasılsa cumhur bizimdir satır arasına sıkıştırırız geleneğinin terk edilmesini baş sayfa olmayı hak ettik diye düşünüyorum.Karşımızdaki yapıyı doğru tahlil edelim.Bu yapı dünyanın hiçbir örgütünde ,hiçbir anlayışında görülemeyecek bir asabiye duygusu içerisinde “ötekileştirme” mantığına sahip bir yapı.Dostoyevski’nin deyişiyle ifade edersek “inandığında inandığına inanmayan ,inanmadığında inanmadığına inanmayan “ bir zümre.Dertleri de ne laiklik ne cumhuriyet sadece cumhurun inanç değerleri.Cumhur inançlarından vaz geçip bunların eline yüzüne sürdüğü çamuru kendine bulaştırmadığı müddetçe rahat edemeyecekler.Tavizkar hoşgörüye de yok sayan katılığa da düşmeden cumhurun ruh sağlığını hesap eden bir cumhurbaşkanı İnönü'nün taksimini değiştirmelidir!