Kur'ân'a yönelik en ufak saldırı, sarkıntılık, yasak vs. kocaman bir olaydır ve asla üstüne yatılamaz, geçiştirilemez. Dahası, unutulmaz ve unutturulmaz. Kur'ânî kavramların, İçişleri Bakanlığı genelgesi ile yasaklanması da öyle. Bunun yenilir yutulur bir tarafı yoktur ve bu işgüzarlığı yapan her kim ya da kimlerse bu yapılanı izah etmek, aylardır bu konuda açıklama ve tashih bekleyen Müslüman kamuoyunun tepkisini dikkat alıp gerekeni yapmak zorundadır.
Yenişafak gazetesinden Sami Hocaoğlu dünkü köşe yazısına bu cümlelerle başlıyor. 15 Ocak 2005'te ajanslara düşen "Yasak kavram genelgesi" (1) haberinin yankıları hala sürüyor. Bu genelge iptal edilene kadar da tepkimiz sürmeli. Akla ve mantığa uygun olmadığı gibi insan haklarına, din ve vicdan özgürlüğüne de aykırı olan bu yasaklar en başta Başbakan Tayyip Erdoğan'ın günahları hanesine yazılacaktır. Kendi tabiriyle "halk bunları affetmez".
"Neler oluyor böyle? "Cemaat" dedi diye mümin dedi diye, münafık kelimesini kullandı diye öğrenciler hakkında rapor mu tutulacak? Şehit kelimesini şura kelimesini tevhid kelimesini kullanmak nasıl yasaklanır?
Binlerce resmi imamın bulunduğu bu ülkede imam demek suç mu olacak cemaat kelimesi telaffuz edilince rapor mu tutulacak? Yaşar Nuri hoca şirkten tağuttan bahsettiğinde ertesi gün bir öğrenci ondan öğrendiklerini arkadaşlarına anlatınca suç mu işlemiş olacak? " (2)
Bu satırlar İktidar partisi AKP'nin milletvekili ve aynı zamanda Yenişafak gazetesi yazarı Resul Tosun'a ait. "Dindarları incitmemek" başlıklı 15 Ocak 2005 tarihli " yazısında ilk defa O dikkat çekmişti bu genelgeye. Ve mensubu olduğu partinin bir icraatını gazetedeki köşesinden eleştirerek bu hatadan dönülmesini istemişti..
Görüldüğü gibi olay çok vahim. Bizi de birinci derecede ilgilendiriyor. Bu "skandal genelge"yle, sitemize isim olarak seçtiğimiz "cemaat" kelimesi, okullarda, kamu kurum ve kuruluşlarında zikredilmesi yasaklanmış oldu. Konuşulması, yazılması yasak olduğuna göre ziyaret etmek, üye olmak tehlikeli, terör örgütlerinin eline koz verici, illegal örgütlerin ekmeğine yağ sürücü, dindarları incitici (!) olmalı.
Gizli olduğu gerekçesiyle milletin vekillerine bile gösterilmeyen genelge acaba neye hizmet ediyor? Bir miktar akıl ve mantığa sahip, orta zekalı her insanın "illegal örgütlerin farklı anlamlarda kullanması" gerekçesinin bu genelgeye haklılık kazandıramayacağının bilincinde olduğunu düşünüyorum.
Resul Tosun'un yazısından 2 ay sonra Ali Bulaç konuyu tekrar gündeme getirerek "Dinin dilini zayıflatmak" başlıklı yazısında;
"Genelge kapsamında yasaklanan kelimeler, İslami literatürün belli başlı terimleri, yani anahtar kavramlar. Büyük bir kısmı Kur'an'da geçiyor. Dini hayatın giderek zayıfladığı bir ülkede temel dini kavramlara da yasak koymak, insanları sadece dini evrenlerinde değil, genel olarak gündelik hayatlarında da lal (dilsiz), hafızasız, köksüz hale getirmenin başka yoludur. (3) diyerek genelgenin ne gibi snuçlar doğuracağına işaret ediyordu.
Halkın inancıyla, değerleriyle, yaşantısıyla hiçbir alakası olmayan suni gündemleri sürmanşet yapabilen boyalı basının köşe başını tutmuş, dört köşe yazarlarının ilgisini çekmeyen böylesi önemli bir konu hakkında Türker Alkan Radikal gazetesinde "İnatçı felaketler" başlıklı yazısında tepkisini şöyle dile getirmişti:
"Ali Bulaç dünkü yazısında bu konuyu ele almış ve 'Dinin dilini zayıflatmak' başlığını kullanmış. Belki dinin dilini zayıflatmak gibi bir sonuç yaratabilir. Fakat, daha önemlisi, ciddiye alınıp gerçekten uygulanacak olursa, böyle bir genelge bütün düşünce hayatımıza ciddi bir darbe vuracaktır.
Yasaklar listesine alınan sözcükler olmadan bugünkü tartışma ortamında konuşmak ve yazmak mümkün müdür? Hem çocuklara zorunlu din dersi koyacaksınız, hem de bu derslerde kullanılması zorunlu olan sözcükleri yasaklayacaksınız, bu nasıl olur? İşin daha da akıl almaz boyutu, demokrasi havarisi olarak ülke yönetimine talip olan AKP iktidarının bir taraftan basını baskı altına alacak yasal düzenlemeler yaparken, bir taraftan da konuşulan dili yasaklayacak kadar otoriter bir yola sapmasıdır. 'Okullarda tartışmalı eğitime geçilecek, ezbercilik sona erecek,' sözleri de unutulmadı. Okul dili böyle yasaklanarak mı bütün bunlar gerçekleşecek, bilmiyorum." (4)
Yazımı başladığım gibi yine Sami Hocaoğlu'nun cümleleriyle bitirmek istiyorum:
"Düşünsenize, "mümin" kavramını kullanmadan İslam hakkında üç beş kelam etmek mümkün mü? Hele Kur'an'dan birkaç ayet okumak, ya da onları açıklamak? Kur'an'da bu kelime kadın-erkek, tekil-çoğuluyla 85 kez kullanılır. Türevleriyle bu kullanım 300'ü aşar. Onun karşıtı "kafir" de öyle. Bu da 160'a yakın yerde kullanılır. Türevleriyle birlikte sayı 500'e ulaşır. "Şehit" kelimesi yasak. Peki şehitliği "genç belleklere" nasıl anlatacaksınız? Şehit ve şehadeti kullanmadan Çanakkale'yi nasıl anlatacaksınız? Kurtuluş Savaşı'nı nasıl anlatacaksınız? Bu vatanın neden ve nasıl vatan olduğunu nasıl anlatacaksınız?"(5)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
1-http://www.tercumangazete.com/hoku.aspx?id=19142
2-http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/ocak/15/rtosun.html
3-http://www.zaman.com.tr/?hn=150030&bl=yazarlar&trh=20050307
4-http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=145814
5-http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/mart/21/shocaoglu.html