renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Ramazan

Ramazan Geldi !..Ahmet, evin önünde oynamakta. Komşu kadınlar ağacın gölgesinde toplanmışlar, konuşuyorlar.
-Ramazan geliyor.
-Hayırlara…
Ahmet, ramazan ismini duyunca kulak kabarttı.
-Yaza yaklaşıyor ramazan.
-Mübarek ay…
Ahmet, elindeki tahta silahı taşın üzerine bıraktı. Annesine doğru yaklaştı.
-Anne ramazan mı geliyor?
-On bir ayın sultanı derler oğlum, ramazan geliyor.

***

Günler sular gibi akmaktadır. Okullar açıldı. Okul yolunda mavi önlüklü, beyaz yakalı, çantalı çocuklar. Yerlerde sarı sarı yapraklar… Rüzgâr bazen sert esiyor. Arkadaşlarına kavuştu ya içi kıpır kıpır… Kitaplarını özenle ciltlemiş. Kurşun kalemi, silgisi, boya kalemleri, defterleri hazır. Öğretmeni dört gözle bekliyor. Uzun yaz tatili bitti. Şimdi okul zamanı… İşte ders zili çaldı.
-Hoş geldiniz çocuklar, yeni eğitim-öğretim yılı hayırlı olsun ! Sınıfta bir ses yankılandı:
-Sağ ol öğretmenim !
Dersler, teneffüsler, dersler, teneffüsler derken paydos. Çocuklar geldikleri yoldan tozu dumana katarak eve doğru koşmaktalar. Kimse tutamaz onları.

Çantasını bir kenara özenle bıraktı. Önlüğünü çıkardı. Dışarıya koşarak çıktı. Annesi arkasından seslendi ama ne dedi, duyamadı.

Evin ardındaki boş arsada oynarlardı hep. Birazdan arkadaşları gelir. Uzaktan sesler duyulmaya başladı bile. En sevdikleri oyun futbol. Şimdi sahada hepsi hazırdı.Tahir seslendi:
-Haydi kurun takımı !
Takım kurmak kolay mı ? Adam beğenmezler. Bizden olacaktı, sizden olacaktı derken iş uzadıkça uzar. Sonunda -eh işte- anlaşırlar ve maç başlar. Artık dünyaları oyun olmuştur. Ter içinde top peşinde… Ve bir gol. Sevinir bir taraf, üzülür diğer taraf. Yorulmak nedir bilmezler. Arada kavgalar da olur ama uzun sürmez araya diğer çocuklar girer, yatıştırır iki tarafı.
Küskünlük pek uzamaz ve yeniden oyuna başlanır.

Sahadan yorgun ayrılan çocuklar, toprak damlı evin duvarına sıra halinde dizildiler. Sırtlarını duvara vermişler. Sahaya doğru bakıyorlar. Derin derin soluk alıp vermekteler. Pantolonları toz içinde kalmış. Birbirleriyle atışır gibi konuşuyorlar.
-Maçı nasıl aldık ama !...
-Hadi canım, sizin takım güçlüydü.
-Biz mi güçlüydük ?
-Evet
-Yok ya, oynayamadık desene oğlum !
-Ah, şu kaleci yaktı bizi.
-Oynayamadınız, iyi oynayamadınız.
-Tamam, yarın görüşürüz.
-Yarına yine oynar mıyız arkadaşlar?
Sesler yükselmeye başladı:
-Her zaman oynarız.
-Biz buradayız.

Yarın için sözleştiler. İçlerinden bazıları ayrılıp evin yolunu tuttu. Kalanlar maçın havasından uzaklaşmıştı. Kendi hallerince konuşuyorlar.
-Ramazan
-Söyle…
-Ramazan
-Ne diyeceksen söyle Ahmet !
-Ramazan geliyor haberin var mı?
-Biliyorum Ahmet, haftaya ramazan başlıyor. Geçen sene kaç gün oruç tuttun ?
-Sayısını unuttum ama az da değildi.
-On gün mü?
-Yok daha fazla…
-Var mısınız bir ay oruç tutmaya !
Birbirlerine bakıyorlar. Bütün yorgunlukları kaybolmuş sanki. Çocukların gözlerinde bir ışıltı. Ahmet:
-Ne güzeldir ramazan günleri…
Metin oturduğu yerden seslendi:
-Bazen çok acıktığım, susadığım oluyor ama dayanıyorum. Ahmet:
-Akşam ezanı okununca, top patlayınca…
Süleyman sözü tamamlayıverdi:
-Doğru sofraya…
Ramazan toprağa bir şeyler çiziyordu. Sevinçle söze katıldı:
-Teravih namazında buluşurduk. Bazen arka saflarda doğru durmayanlar olurdu. Büyüklerimiz hemen uyarırdı. Bazı amcalar, çocukları kendi saflarına alırdı. İşte o zaman sesler kesilirdi.
Süleyman:
-Hiç unutmuyorum, bir amca sırtımı sığazlayıp da yanına almıştı. Aynı safta namaz kılmıştık. Büyümüş gibiydim o ân, ne güzeldi !

Çocuklar tatlı tatlı konuşuyorlar. İşten dönenler yorgun bir halde yanlarından geçip gidiyor. Anneler şimdi çocuklarını çağırmakta.

Oturdukları yerden kalkıp üzerlerini iyice çırptılar. Eve gitmenin zamanıdır. Akşam oluyor.

Murat Soyak