"önce dişlerimiz dökülmüştü, sonra saçlarımız..
ardından birer birer arkadaşlarımız..
şu canım dünyanın orta yerinde birbaşına, yapayalnız..
kırılmış kolumuz kanadımız..
tatlı canımızdan usanmışız.."
"Bu da kim?" diye sorduğum yaşlarımdan yirmi sene uzağım. Babam, ülkücü değildi, MHP'liydi ve "kahramanlık türküleri söyler oğlum" demişti. Ki Mehmet Akif Ersoy'un Cenk Marşını bestelemişti ilk kasetinde. Gürül gürül bir ses. Akıyor. Yüreğe işleyen bir tını. "Ey sürüden arkaya kalmış yiğit. Arkadaşın gitti haydi sen de git. Bak ne diyor ceddi şehidin işit..Kahraman evladım uğurlar ola.." Neyse.. Sağcıların kızdığı, solcuların anlayamadığı deli bir çağa o zaman girmiştim. 1987. Sakalın sünnet olduğunu idrak edemeden sevmiştim sakalı. Sakallarım bir an evvel çıksındı. Dost-düşman bir muhalif daha görsündü. Haber bültenlerinde gördüğüm kırılan kolların acılarıyla da yoğuruyordum harcımı, hıncımı... O zamanlar İsrail taşlarla kol kırıyordu.
Şiddetle seçiyordum O'nun islamî söylemlerini. Yormaya, evirmeye çalışıyordum. MGV'nin yurdunda karıştırdığım İslamcı dergilerin birinde röportajını okumuş ve rahatlamıştım biraz. İçten içe seviyor, daha da çok benimsiyordum. Hayat tarzlarımız ne kadar uyuşuyor bilmiyordum. Bildiğim, sanki kendi sesimi dinlediğimdi. Birgün bana bir arkadaşım birşey demişti. Anlamamıştım ama herhalde kötü birşeydi. Ve daha sonra ben "öğretmenim komunist ne demek?" diye soracaktım.. Birazdan deniz kuduruyor ve an geliyor Attilâ İlhan ölüyordu. Şafak türküsünü nedense daha çok seher vakitleriyle ilişkilendirip bonus yazıyordum. Sevdiğimin sevilmeyecek biri olduğunu biliyor ve fakat engelleyemiyordum. İçimdeki yeşilin tonu koyulaşıyor, "rejimle kavgası olmayana müslüman demem" noktasına geliyordum bazen. Fonda da: "BAŞKALDIRIYORUM" var..
Bir kasabadaydık. Ben bütün resimlerini kesiyordum gazetelerden, dergilerden, haberlerini... Tedirgin kaseti neden henüz gelmedi diye çok tedirgin olmuştum. Başım beladaydı hep. Kişisel aşkları küçümsüyor, patavatsızlığı ve bazen saygısızlığı dürüstlük ve harbilik adına cebimde taşıyordum. Şevki Yılmaz'ı dinliyordum hemen hergün. Ve aynı hemen hergünlerin akşamlarında da iyimser bir gül açıyordu dudaklarımda. Beklenen Vakit gelmişti ve ben hergün okuyordum. Metris'in önünde duruyor, hasretinden prangalar eskitiyordum. Okulun özel günlerinde boncuklardan kuş yapıp sevgilimin peneresine gönderiyordum bağlamamla. Bunu bir ben yapabiliyordum. Okul yönetimi solcu çocukların kuş yapmasına izin vermiyordu. Benim Cuma namazları için okuldan kaçtığımı da biliyorlardı. Evrensel bir büyük insanlık projesinin ideal ikliminde, biraz garipsiyordum olayları. Cem Yılmaz'ın deyişiyle "dünya barışı" istiyordum ama sağa sola tüfek motifli "sabır" yazmayı da ihmâl etmiyordum.
Bir konserine gitmiştim. Bomba patlamıştı. Ya da patlamış gibi yapılmıştı. Benim damarlarımı çatlatacak bir şiirin de olduğu ölüm dörtlüğü yeni piyasaya çıkmıştı. İçinde Kum Gibi ezip geömeyen bir sevgili de vardı. Tank gibi ezmeleri düşünürdüm, hep kum gibi ezilirdik ya.. Evet ölüm dörtlüğündeki zikir sesleri, gerçek ve canlı bir çekimmiş. Burdan ben artı puanlar yüklemeye devam ediyordum.
Attilâ İlhan'ı geçelim. Ama bir Orhan Kotan vardı. Şu "gururla bakıyorum dünyaya" şiirini yazan adam. Adam yazıyor arkadaş. Yazmış. Biraz araştırdım sonra ve negarip dedim. bağımsız Kürdistan'mış adamın amacı. İşte damarlarımı çatlatan devrim türküsüydü. Ama benim amacım Kürdistan falan değil, bağımsız bir Türkiye, onun da ötesinde Yeniden Osmanlı'ydı.. O atmosferde çok giderdik ikindi namazı için. (Ülkü ocaklarında da arka mahalle dinlemişimdir. Hatta o şarkıyı dinlemeyi abartmışımdır. Hemen her İslamcının kısa dönem bir mhp dönemi bulunur zaten.) Gözümüz çakılı ve sert adımlarla giderdik namaza. Ezilen, hırpalanan gençliğim gibi; ezilen ve hırpalanan müslümanlar için dinliyordum mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakarak. Aşk şarkıları kesmiyor ve basit geliyordu. Aynı yöne bakan devrimci aşk şiirleri iki iş yapıyordu. Aşkı ve devrimi kotarıyordu.
Evet, Ahmet Kaya Bir muhalifti. Edirne'den Kars'a kadar Türkiye sevdalısıydı. Sonra birgün "anamın başörtüsüne kimse karışamaz" dedi. Ve ben sevgimi savunmak için büyük bir veriye ulaştım. Müslümandı ve başörtüsünü savunuyordu. Tegahtar Nebahat el sallıyordu. Anneler kaçakçı oğullarına ağlıyordu. İçki içiyordu biliyordum ama, ne derin bir sevgiymiş. Alkol aldığını duyduğum kişilere selam bile vermeye zorlanan ben, deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı... üzerime yüklediler bu işi...
Uzun süren bir süreçler zincirinde sevdim, dinledim, söyledim. İlham aldım, tavır aldım, duruşlar geliştirdim. Hiçbir emaatin sevmediği bir tip olmamda Ahmet Kaya'nın emeği vardır. Soguçluk ve muhaliflik damarlarıma işlemişti. Taklid ettim, taklid etmeye devam ettim. Düşündüm. Ve sonunda susturulmuş ve zorla terör örgütünün kucağına itilmiş bir adam gördüm. Son kararım budur. Hem İskele-Sancak'ta konuk olduğunda Peygamberimiz için "ayağının tozu olurum" dediğini duyduğunu söyleyen bir abim var. Doğru değilse şayet, bu bile hoş..
Hasan Mezarcı için "dellendirilmiş bir muhalif" demişti Gerçek Hayat dergisi, kapaktan. Ahmet Kaya da, Apo'nun kucağına itilmiş bir muhaliftir. Biraz önce "Kürdüz ölene kadar, vallahi Apo'yu özledik" diye bir kaydını dinledim, Almanya konserinde söylüyor. Bu kaydı ilk dinlediğimde bütün kasetlerini saklamıştım. Dinlememe kararı almıştım. Annem kıralım demişti. Şimdi tekrar dinledim. Öldüyse Allah ile hesabı çok çetin geçecek, çoğumuzun hesabı gibi.. Eğer yaşıyorsa, tevbe kapısı her zaman açıktır.
İntihar saldırıları için "caiz değil" diyenlerin hepsi, başlarına Ebu Gureyb'deki veya Filistin'deki olaylardadn birazı kendi başına geldiğinde, ya da karısına gözleri önünde tecavüz edilip de evlatları öldürüldüğünde, hiç düşünmeden bombaları bellerine sarmak için acele edeceklerdir. Bu budur. Böyledir. Başa gelmeyince, davulun sesi hoş sanılır. Ahmet Kaya, mert, dürüst, delikanlı gibi solculuk yapacakken, Serdar Ortaç gibi Atatürk rantiyecisi sahtekârların da rol aldığı o ödül gecesinden sonra, devlet eliyle Apo'nun kucağına itilmiştir.
Ey Devletim. Onyedinci Türk devleti olarak dur ve düşün... Senden önceki hangi Türk devleti kendi halkına tavır aldı da dışladı.. Büyük barış projesine müslümanları da dahil et. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki sen hemen herşeyi biliyorsun. "Unutulanlar dışında yeni birşey yok" kitabını da biliyorsun. Biz de bazı şeyleri biliyoruz. Sahte terör ve sahte olaylarla insanlarını harcama. İnsanlarının önünü tıkama..
"Yağmur yağsın isterdim bu sabah,
Merhaba soylu sevdam merhaba..
İpil ipil düşsün betona,
Merhaba sevgili vatan merhaba.."
Yorumlar
Bu şiire, şarkı gerek! kimden olsun ?
Per, 31/08/2006 - 19:49 — Hasan Bahadırİki yalım ateş,
Dokunsan yakacak iki namlu!
Tetiksiz fişektik,
Kesik iki kurşun.
Sen ve ben !
Sevdanın son tohumu,
Herşeyin erkekçesiydik.
Korkağı bağışlamazdık,
Ve kahpeliği
Ve yalanı.
Davasında vuruşanı yüksünmeden överdik,
Bir de muhabbeti severdik,
Ağustos sıcağında iki yudum çayı.
Halimiz görkemli,
Gözlerimiz karaydı,
Hırçın bakışlara gebeydi.
Sağlam adımlarımız vardı,
Yürek yıkardık.
..............................
Bu şiirn devamı var elbette, oldukça uzun bir şiir. Dedim ki kafa kafaya vererek sazı güzel çalan arkadaşımla beraber: Şiiri ben yazdım ben okurum, fon müziği kısmınıda sen yaparsın.
- "Bu şiire, şarkı gerek, kimden olsun?"
- Ahmet Kaya dan olsun elbette,
"malatyadan çıktım yola, yollar yanıyor.
düşmüşüm bir çukura canım yanıyor.
yaşasam mı, ölsem mi, karar vermek zor"
yazınız sayesinde anılarımız canlandı, teşekkür eder akabinde tebrik ederim.
"huu"
Keşke
Cum, 01/09/2006 - 04:27 — Halil İbrahim K...Yazıyı okuyunca yakışmadığını bildiğim halde inatla kesmediğim sakallarımın sebebini anladım.Babama özenmek için ya da serserilik olsun için filan değil direkt olarak Ahmet Kaya sakalıymış meğer yüzümdeki.
Keşke Ahmet Kaya muhalif tavrını müziğinde muhafaza edebilseydi de.ülkücülere ve daha bir çok farklı görüşe sahip kişilere "Şarkılarını dinlerim ama kendisini sevmem" dedirtmeseydi.
Ne diyelim Allah rahmet eylesin.
Dualarımız kabul olsun inşallah.
Selametle...
Bir Veda Havası..
Cum, 01/09/2006 - 10:42 — Hacer HadekaAhmet Kaya dinlemesini çok severim (sanki şarkılarında benim hayat sürecim işlenmiş,inanıyorum ki bir çoğu içinde bu böyledir) hatta telefonumda ‘Şafak Türküsü’ çalar ve o her çalışında ben zevkle dinlerim.bundan uzun zaman evvel yine Ahmet Kaya şarkıları ile kendimden geçtiğim bir vakit,arkadaşlardan biri,kızım sen is-kom (islami komünist) musun,demişti.İslam ve komünistliği nasıl birleştirdi bilemiyorum ama sanırım ben gibi birinin Ahmet Kaya dinlemesi dışarıdan bu görüntüyü çiziyor.Halil İbrahim arkadaşın dediği gibi,keşke şarkılarını dinliyorum ama kendisini sevmiyorum,dedirtmek zorunda bırakmasaydı bizi.valla ne olursa olsun ben Ahmet Kaya şarkılarından vazgeçemiyorum.mütemadiyen müptalasıyım..
Vakit tamam, seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan, kanmadım sevgiye....
ahmet kaya gak-guk
Cum, 01/09/2006 - 17:12 — misafir"uzun süren bir süreçler zincirinde sevdim, dinledim, söyledim. İlham aldım, tavır aldım, duruşlar geliştirdim. Hiç bir cemaatin sevmediği bir tip olmamda ahmet kaya'nın emeği vardır."
demişsiniz.. hiç bir cemaatin sevmediği bir tip olmanızda, ahmet kayanın büyük bir emeği olması ne kadar içler acısı bir durum... tavrınızda duruşunuzda ahmet kaya'ya dair emmarelerin olması da, ondan ilham almış olmanız da hâkeza...
birkaç kere okudum bu yazıyı... ve en amiyane tabiri ile, "bu adam bu yazıyı niye yazmış yâ hû" dedim...
sahi yâ hû, şimdi sorayım; bu yazıyı niye yazdınız?...
örnek alınacak islami karakterde binlerce şahsiyet varken, ahmet kaya gibi bir silüetin tavrımı, duruşumu belirlemesine ve şeklimi şemalimi yeniden çizmesine de asla müsaade etmem ben şahsen...
mesela yeri geliyor, celine dion da dinliyorum... veya lionel richie veya mozart vesair... yani müzik yelpazesi geniş... ama bunların hiç birisi karakterimi etkilemiyor?... neden?... tek cevap, "çizgimiz var kardeşim"... ve bu çizgiyi de biz çizmedik... müzikal bir beğeni karakteri etkilememeli ve böylesi bir yazı yazdırmamalı diye düşünüyorum... ahmet kaya yaşasaydı sizinle gurur duyardı eminim...
heh, tabii şunu da diyorsunuz... kardeşim adam rakı içiyordu içki içiyordu ama adam doğruydu... e, kardeşim zaten doğru bir adam olsaydı bunu yapmayacaktı, solcu kimliği de olmayacaktı...
bir insanın ses tonu ile, şarkı yorumlaması ile karakterinin ne gibi bir bağlantısı olabilir?... adam solcuydu ve sol görüşü savunuyordu... bu adam sırf solculuğuna sahip çıkıyor diye ömür hayatında bir kere anamın başörtüsüne karışamaz deyince o insan iyi oluyor değil mi?... öyle bir yazı yazmışsınız ki, adama intisab edeceksiniz neredeyse yâ hû el-insaf!...
bana göre sakin gölün kuğusu fena gak-guk etmiş...
baki selam!
Che'li koltuklara yaslanın , Ahmet Kaya söylüyor !!!
Cum, 01/09/2006 - 18:24 — Ayşenur BulutDaha nasıl yazılar okuyacağız cemaat'ten kim bilir ?
Cemaat yönetimi, böyle bir yazıyı mail adreslerinde gördüğünde yazının sahibini içinde bulunduğu dehlizi haber veren bir cevap maili ile mukabelede bulunmalıydı,konu açılmamak üzere kapanmalıydı.Yazının yazılma amacını anlayamadığım gibi yazının yayınlanma sebebini de anlayamadım . Hatırlatın ben de bir ara Che'yi öven bir yazı yazayım eminim onun da İslami kominist(nasıl bir tabirse bu) tayfasında çok sevdalısı vardır . Cemaat'in reytingi , hiti yükselir ben biraz daha adı sık anılan biri olurum.-yani meşhur-
Anamın başörtüsüne karışamaz deyince gözleriniz ışıldıyor , Apo'dan övgü ile bahsedince omuzlarınız düşüyor ??? Vatan aşkını bize PKK'lı bir şarkıcı mı aşılayacak , biz sevdayı ,aşkı maneviyattan arınmış bir ideolojiden mi öğreneceğiz ?
Sorular üst üste geldi işte , istediğiniz oldu , polemiğin ayak sesleri bunlar .Sorun değil bu da geçer;yaslanırsınız Che'li koltuklara , en damarından Ahmet Kaya şarkıları , geçersiniz kendinizden ..(tahayyülü bile korkunç)
*İş bu yazı ,dostu-düşmanı bilen biri tarafından,her türlü hoşgörüden uzak bir halde yazılmıştır.
Biraz Sağduyu Lütfen
Cum, 01/09/2006 - 19:57 — Halil İbrahim K...Elbette Ahmet Kaya bir Mürşit,bir kurtarıcı,bir örnek adam değildi.
Sevilen yönü kimseden çekinmeden düşüncelerini dile getirmesiydi.
Çekinmedi de vesselam.
Bunlardan "Vay be ne büyük adammış o zaman adamın her dediği ve yaptığı haktır" diye bir anlam çıkaracak olursak bize yobaz derler bize ilticacı derler.
Ayşenur Hanım böyle yazıların cemaat'in bünyesinde yayınlanmasını istemediğiniz için,işte tam da bu yüzden,müslümanlar yobaz,müslümanlar ilticacı,müslümanlar dar kafalı oluyor.
Biraz Sağduyu lütfen
Selam ve Dua...
Canınız Sağolsun
Cts, 07/10/2006 - 18:41 — Remzi ArasSelamlar
Yorumunuzu esefle okudum basit ve yüzeysel konuşmak kolayda işin içeriğini ve gerçek yüzünü bilince acaba yine aynı şeyleri düşünür müydünüz bilemiyorum bence yazmak aklınızdan bile geçmezdi.düşünün anavatanım dediğiniz yerde hor görülüyor insandan sayılmıyor her türlü zorluklar içerisinde yaşamaya terk ediliyorsunuz.sesinizi duyan yok değer veren yok kıssadan hisse zere kadar sadece insan olarak değer görmediğiniz bir yerde hakkınızı arıyorsunuz (tabii bu başka çevrelerce olabilecek en iyi şekilde kullanıldı orası ayrı da bilen zaten biliyor)ama nerde .sonuç :bir yolu takip etme durumu doğuyor doğru yanlış tek çıkış yolu o olmuştur artık geri dönülmez çünkü can var hayat var işin özünde)a kaya bence böyle bir duruma yakın bir halde idi en az sizin bizim kadar vatansever milletini seven biriydi.düşünün siz inandığınız bir davadan dolayı büyük yaptırım ve cezalarla karşı karşıya bırakılıyorsunuz ne yaparsınız bu durum karşısında (umarım Türkiye de bulunduğu son dönemlerdeki o malum ödül töreni olayını hatırlıyorsunuz orası her şeyi anlatıyor)insanlık onurunun önüne hiç bir şey geçemez her şeye rağmen hayata insanlara gülümseyerek olgun ve hakça bir anlık bile baksak bence bu güzelim milyonlarca şehit kanıyla her tarafı doya doya kan kırmızısı olmuş memleketimiz hepimize yeter de artar
selam ve dua ile
Ahmet Kayanın duruşuna kurban olayım!
Cts, 02/09/2006 - 14:52 — RecepKılınçarslanAhmet Kaya. yıllardır şarkılarıyla her kesimden insanın yüreğinde yer edinmiş bir münzevi kahraman, çilekeş bir halk adamı. Şahsını sevmeyebilirsiniz, ya da dünya görüşünü. Ama bir adam solcu diye ya da nebilim dünya görüşü farklı diye onu yerden yere mi vurmalıyız,hakaretler mi yağdırmalıyız. Yaptığı müziklerle bu ülkede ender rastlanan sanatçıların en başlarında olan bir adma gak-guk diyerek hakaret etmek neyin eseri? Solcudur o, farklıdır al yerden yere vur, böyle mi olmalı? Eğer doğru yapılan bir şey varsa ortada, ben onun iyi olan yanlarını neden almayayım? Onu seviyor ve beğeniyorsak pekala ilham da alabiliriz? Bu nasıl bir mantık allah aşkına?
Bir insanı dünya görüşü farklı diye neden ayrı görelim, solcu diye herşeyi kötüdür mü diyelim? Eğer bu mantıktan yola çıkarsak bakın neye varıyoruz: Dünya klasikleri okuyoruz değil mi, müslüman olsun ya da olmasın, sağcı-solcu ayırmayarak kitap okuyoruz. Kitabı okuyup bitirdikten sonra şöyle diyebilir miyiz: " ee kitap gayet hoş, güzel. örnek alabileceğim yerler de var ama yapamam. neden: çünkü yazarı gavur, evet gavur!"
Allah ayet-i kerimede "bir halka olan kininiz sizi adaleti uygulamaktan alıkoymasın" malinde bir şey buyuruyor..
Düşünelim, tartışalım, ama hep bardağın boş tarafını, işimize gelen tarafını görmeyelim, derim ben!
Vesselam!
Kurban Olacak Duruş Mu Bitti?
Cts, 02/09/2006 - 15:45 — Fatih M. TiyanşanKim kimi, ne için savunuyor?
Neden biz böyleyiz, neden biz kendimizden olmayanları çabucak bağrımıza basmaya bu kadar hevesliyiz?
Bizim onlara ihtiyacımız mı var? Kendi kahramanlarımız yok mu bizim?
Bizden olanı görmezden gelip, başkalarını kendimize örtü yapmak ne derece bizi biz yapar, düşünelim bunu...
Nice kahraman var, nice örnek alacağımız şahıs var. Önce kendimizi bilelim, kendimizden olanları tanımaya gayret edelim bana kalırsa...
Bizim örnek alacağımız o kadar çok değerli insanımız var ki, bu çabaların hiçbirine gerek yok, bu çabalar bizi doğru istikamete götürmez, yarı yolda bırakır sadece...
Soruyorum Allah aşkına, kurban olacak duruş mu bitti?
Bitmedi elbet, kıyamete kadar da bitmeyecek...
Allah inananların yardımcısıdır. Bizi de Hakk'a inananların safında gidenlerden, onların yollarını takip edenlerden eylesin...
Selamlarımla...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
Başlıksız
Cts, 02/09/2006 - 15:59 — Melike S.AydınTamamıyla haklısınız.
Nedense son zamanlarda 'bizim kesim'e bişeyler oldu. Başörtülü arkadaşlar Ahmet Kaya şarkılarını ezberledi, abilerimiz! birtakım yazarların kitaplarına hücum etti ve baskı üstüne baskı yapmalarına yardımcı oldu, kardeşlerimiz gitar kurslarına felan gitmeye başladı. Kur'an'ı bırakıp İncil'e merak salındı. Yada şöyle diyeyim 'örnek şahsiyetler' diye sayabileceğimiz bir çok kişi görmezden gelinerek acaib garaib insanlara hürmet edilir oldu.
Bir ezilmişlik midir bu yoksa 'onlar'a özenti midir bunun adını siz koyun...
Çünkü
Pzt, 02/10/2006 - 09:23 — Erkan BAYRAKTARÇünkü kardeşim, "28 Şubat Soğuğu" pek çok çiçeği dondurdu. Aslında 28 Şubat'ı da biz kendimiz yaptık. O gün hükümetin başında bulunanlar dirayetli olup yılmasalardı. İyiler burdan çekip gitmezlerdi. Ne olduysa biz kendimiz kendi ellerimizle yaptık. Yaptıklarımızın ve yapamadıklarımızın hesabı da sorulacak. Yazdıklarımız gibi...
hoşgörünün fazlası...
Cts, 02/09/2006 - 16:11 — misafir... hoşgörünün fazlası'na dair bir tanım bulmak gerekiyor zira gereksiz yere hoşgörü beslemek de anlamsız...
yazısında diyor ki; ben bu yüzden cemaatlerden bile atıldım neredeyse, dönüp yüzüme bakmadılar vesair bir sürü şey... bu adam allah'a kitaba bile küfür etti zamanında... alayına, ilahına başkaldıran bir adamı, siz baş tacı yapıyor, hoşgörü gösterelim diyorsunuz...
ee, kardeşim adam içkiciydi, ayyaştı, sarhoştu ama adam iyiydi mi diyorsunuz?...
kusura bakmyın ama... hoşgörü tanımlarımızda, iyilik tanımlarımızda sanırım bir problem var...
klasik okumak, bir müziği dinlemek ayrı konudur... ahmet kaya dinleyin, hatta ömür boyu dinleyin... umurumda değil şahsen... ama tutup onu öven bir yazı yazıp editöryalden geçirirseniz ve bize okutursanız tepkimizi de gösteririz...
çık ömer muhtarı örnek al... başkaldırmadı mı?
çık hz. ömer'i örnek var... başkaldırmdı mı?
çık hamza'yı örnek al... başkaldırmadı mı?
tutup bir sarhoşu, bir allah kitap tanımazı örnek alıyorsunuz... onu savunuyorsunuz... bu mudur hoşgörünüz?...
kusura bakmayın ama ben bu konularda hoşgörülü olmak zorunda değilim... sağ-sol çizgisini, doğru-yanlış çizgsiini kitap çizmişken, yan çizmeye niyetim yok...
sizlere iyi günler... başkaldırmaya veya başınızı eğmeye, ahmet kaya ve ahmet kaya gibilerine kurban olmaya devam edin...
Sevmenin Ön Koşulu Müslümanlık Olmamalı
Paz, 03/09/2006 - 04:14 — Halil İbrahim K...En iyisi biz yakalım kitaplığımızdaki,yazarı müslüman olmayan kitapları,bir de set çekelim aramıza,"Sen bizim davamızın adamı değilsin,o zaman öl" diyelim hatta.Bir de ortaya bir ateş yakalım yanlız dava adamlarımız ısınsın,geri kalan canlı mı sanki?Bunun da adını bilinçli müslümanlık koyalım.Hayır abiler,ablalar Ahmet Kaya gibileri de var.
Spartaküs'ü özgürlüğe olan sevdasıyla sevdik ama bu bizim onun dininden olmamımızı gerektirmedi.Ahmet Kaya'yı da cesareti ve müziği ile sevdik ama bu bizim elimize kalaşnikofları alıp dağa çıkmamıza ve dahası bilmem nelere küfretmemize sebep olmadı.
Silelim hayatımızdan bu gavurları.Bir değerlendirme yapalım.Bakalım medeniyetin neresindeyiz,teknolojinin neresinde "aa lamba söndü"
Müslüman olmayan insan değil mi yani .Gavuru da var, onlardan da var iyi olanları.Sevmenin ön koşulu müslümanlık olmamalı.
Yaradılanı sevdim,yaradandan ötürü.
Ya siz biliyor musunuz sevmeyi?
garipsiniz vesselam!!!!
Paz, 03/09/2006 - 16:04 — misafirsakin bir adamım ama hakikaten bazen kızıyorum ve sinirleniyorum yahu...
e be güzel kardeşim... yukarıdaki ve aşağıdaki eleştirileri okur musun?... bak bakalım neler yazmışız.... ahmet kayayı sevmek mi istiyorsun sev kardeşim... müzikal olarak, ses olarak sev sevebildiğin kadar... bizim eleştirilerde bahsettiğimiz olgularla senin yazdığın olgular arasında hiç bir bağlantı yok?... hangi yazdığımıza karşılık yazdın bunu bilmiyorum...
bir müslüman çıkacak ben ahmet kayanın duruşuna kurban olurum diyecek, onu eleştirmeyeceğiz öyle mi?...
kim sana ehli müslimleri dinleme dedi? kim sana ehli müslim olmayanların kitaplarını okuma dedi? kim sana bu sosyal hayatı onlarla paylaşma dedi? ve kim sana, kim sana, kim sana'lar sıralanır gider sevgili okuduğunu anlayamayan kardeşim!...
dinlemek istersen dinle, sesini beğeniyorsan çık erkekçe! sesini beğendim de, kimse seni bunun için suçlamaz... ama onun arkasından gidiyorum, onun yüzünden atıldım satıldım diye ağlarsan bütün millletin önünde ve onu göklere çıkartırsan, belli bir kimliğe büründürüp öndermiş gibi gösterirsen o zaman sadece yazmayız, karşımıza da alırız!... anlatabiliyor muyum sevgili kardeşim? şimdi anladın mı neler yazdığımızı?...
şimdi karşıma geçmiş klasik hümanist taklidi yapıyorsun... gavuru da sevelim, çiçekleri böcekleri, cırcır böceklerini, atom karıncayı, sevelim yapmayın yahu we are the world we are the children hikayesini söylüyorsun...
sosyal bilimler ile bir kişinin gavurluğu ayrı bir konudur... iyi o zaman ampülü de kullanmayalım?... elektriği de kullanmayalım? hani gavur icadı ya? bu mu bakış açın kardeşim?... komik... bunlar aşılalı çok oldu demeyeceğim bu konulara hiç hayatımız boyunca girmedik bile diyorum...
her ne ise...
konu hakkında söylenecekler buraya yazılan konu başlığı altındaki eleştirilerde söylenmiştir... ve bu konu tarafımdan kapanmıştır... bir allahsız sarhoş için bu kadar kelime harcamaya bile değmezdi ya neyse...
siz biliyor musunuz sevmeyi diyorsun... o zaman peygamberde mi bilmiyordu sevmeyi kardeşim?.. senin gibi, hiç kaale alınmayacak allahın sarhoş, kafir insanları da sevmedi o kusura bakma!... allah için sevin, allah için buğzedin diyen din, iki kesim arasında kesin çizgileri koymuştur... örneğin kafir komşuna kafir diye kötü davranma hakkın yoktur! sosyal hayattaki bir takım paylaşımlara hakka hukuka riayet edeceksin, yani en amiyane tabiri ile sezarın hakkı sezara kardeşim!... bu kadar basit... sapla samanı karıştırmayn birbirine, neyi yazıyorsak onu okuyun... burada komşuluktan insanlıktan bahseden yok...
hoşça kalınız...
son söz:
allah herkesi sevdiği ve arkasından gittiği - örnek aldığı kişi ile beraber haşreylesin... (amin)
Şaşırmadım
Paz, 03/09/2006 - 18:30 — Musab YasirSon söz'de, zımnen bizi kendinizce cehenneme mi gönderiyorsunuz Ahmet Kaya'yı seviyoruz diye? Bu ilkel mecaza şaşırmadım. Sitenizdeki top sakallı resim size aitse şayet, bunun kimlere benzemek olduğunu bir önceki yorumumda sormuştum. Cevap vermezseniz yine şaşırmam.
ben şaşırdım...
Pzt, 04/09/2006 - 11:49 — misafirsadece ve sadece şunu söyleyip bu konuda susacağım sevgili dostum... "son söz dediğin söz, hadis-i şerif'ti"... biz ahmet kayanın fikri düzlemde hayat merkezine oturtulmasına karşı çıktık, müzikal olarak beğeniyorsanız beğenin de dedik... değil mi?... dinleyin dinleyebildiğiniz kadar... lakin, ahmet kaya'nın duruşuna kurban olurum dediğiniz an işin rengi değişti... değil mi?.... buna karşılık bir şey yazınca, benim el yazıma kadar dil uzatır hale geldiniz, sonra saç, sonra sakal vesair derken ahmet kayanın sakalını da peygamber efendimizin sakalına benzetir durumuna da düştünüz... size daha ne söyleyeyim?...
sözün bittiği yerde zaten fiziki tartışmaya girersiniz... sonuçta olacağı buydu... bize de artık susmak düşer... bir sarhoş, kafir yüzünden bu tip bir tartışmanın içinde de olmayacağım... "kişi, sevdiği ile beraberdir"; bu kadar... anında cevap yazılmayınca da, sustu kaçtı psikolojisini dayatmaya kadar da vardırabiliyorsunuz konuşmayı... pes yani!... şimdi, hoşçakalın diyorum size... ahmet kaya'yı mı savunuyorsunuz, buyrun nereye kadar savunuyorsanız savunun, artık çok fazla umurumda değil... söylenecekler söylendi...
Ya Kâfir Değilse
Pzt, 04/09/2006 - 13:08 — Musab YasirDuruşuna kurban olan ne bir yazı okudum, ne de kendime ait olan bir yorum var. Garip mecazınızın bu kadarı da geldi, evet. Sizin "el yazıma dil uzatma" diye sunduğunuz tanım, sadece sizin "o resim ve o site bana ait değil" deme ihtimalinize binaen tedbirli bir giriş olarak yazıldı. Anlaşıldı ki o site ve o resim size ait. Örnek alınacak asıl Ahmet'i örnek almamakla itham etmiştiniz daha evvel. Ben de ilm ile amil olmanın inceliğini gözönünde bulundurarak size "bu nasıl örnek alıştır" sorusunu sordum?
Necip fazıl imzalı ve o kadar islam kokan yazıların ana karakterindeki sakal kimin sakalıdır? Necip fazıl'ın mı, örnek alınmadı dediğiniz asıl Ahmet'in mi -sav-? Bunları sormaya hakkımız var kardeşim. İlm ile amil değilse bir insan, sözleri havada kalır.
Bir de şu var. Ya Ahmet Kaya kafir değilse.. Bu ihtimal müddeileri perişan etmeye yetmez mi?
anlaş(a)ma(ma)
Pzt, 04/09/2006 - 14:24 — misafiranlaşamayacağımız noktalarda fazla konuşmak, abesle iştigal... zaman önemli... ve bu zamanı her iki taraf da harcamasın...
"necip fazıl imzalı" değil, kendi el yazım, kendi imzamdır... eğer illa benzetilecekse üstadın el yazısına veya imzasına benzetilmiş olmak da benim için onurdur... hiç olmazsa adam gibi bir adama benzetiliriz...
konuyu fikir düzleminden çıkartıp, benim imzama kadar gelmiş olmanız hayli enterasan bir durum... saç uzunluğu noktasında, hiç bir evliyada uzun saç görmedim yazmışsınız... komik misiniz, öyle mi görünmek istiyorsunuz?... peygamberin saçını ördüğüne dair hadisi şerifler varken, tutup kısa saçlı olmamı mı öğütlüyorsunuz?... tabii o devirlerde herkes amerikan trşalı dolaşıyordu... amerikan traşlı olmayan, kısa saçlı olmayan kişileri dergahtan içeri dahi almıyorlardı değil mi?...
evet; uzun saçlıyım, boyun bağım var ve sakalım da o şekildir, yazılarım - şiirlerim de oradadır... el yazım da kopya değil, orjinaldir... zira ben nahhatım ve hat sanatıyla uğraşıyorum ve kaligrafi ustasıyım yazımın da öyle olması gayet normal aziz dostum... kopya çekmek bir yana, daha iyisini de yazabiliriz... imzaya mı taktınız?... buyrun, takabilirsiniz... saçıma mı taktınız?... evet, takılabilecek kadar uzundur, buyrun takılabilirsiniz!... sakalıma mı taktınız?... buyrun takınız... eylemlerimle sözlerimin çeliştiğine inanmıyorum...
sizin giydiğiniz gömleklerin markasıyla ilgilenmiyorum mesela, pantolonunuzun markasıyla da ilgilenmiyorum, saçınızın şekli ise hiç umurumda değil!... biz fikir düzleminde konuşmaya çalışıyoruz.... ne yazıyı yazan arkadaşın hayat tarzı ile ilgileniyorum, ne sizinkiyle... mesela tartışmanın orta yerinde konuyu değiştirip, hele şu giydiğin gömleğin markasını söyle bakayım deme hakkım var mı?... yok... sakal, kişisel tercihimdir, benzeme kaygım yok... sırf birilerine benzemek için ne saç uzatırım, ne sakal bırakırım... kişisel tercihimdir... anlaşıldı mı?... ahmet kaya dinlemeniz de sizin kişisel tercihiniz, zira ben de dinliyorum... dinlemek ile kurban olmak arasında, dinlemek ile yolunda gitmek arasında fark vardır... metallica'da dinliyorum... ama bu onlara kurban olacağım, yolundan gideceğim, onlar yüzünden cemaatlerden bile dışlanmayı göze alacağım anlamına gelmez... çizgim budur...
"ben ahmet kayanın duruşuna kurban olurum" şeklinde başlayan ve esas ana yazıdaki ahmet kayayı öven, onun yüzünden cemaatlerden dışlandım yazısına binaen yazıldı söylenenenler hepsi budur... burada şahsa inerseniz eğer, yanlış yola girersiniz...
şimdi size tekrar hoşçakalın diyorum...
iyi günler diliyorum size...
baki selam....
Mihenk Taşı
Pzt, 04/09/2006 - 15:51 — Musab YasirBir ortak kaleme danışalım. Çünkü yazıdaki ve başka yorumlardaki içerikten, bence yanlış çıkarsamalar yaparak faturayı bana kesiyorsunuz. Ben hemen aklıma bir çırpıda geliveren yanlış çıkarsamalarınızı yazayım: Serkan beyin Ahmet Kaya yüzünden cemaatlerce dışlanmasını yazıyorsunuz. Ben mi yanlış anlıyorum yoksa ilgili yazıda geçen bilgi, sorguçluk ve muhaliflik açısından bir yaklaşım sonucu mu? İkinci olarak Ahmet Kaya'nın tavrına kurban olayım yazısı bana ait değil. Ama kurban olma deyimini kesip yerine hayran olmayı koyarsak altına imzamı rahatça atarım.
Bu yazıya ve yoruma bir Ebu Zerr temsili ile bakmak da varken, müslümanlığın bu yönüne dikkat çekmek varken, hem eleştiriyorsunuz hem de top sakal konusuna hiç değinmeden metalica dinlediğinizi söylüyorsunuz.
Burada bir yanlış var arkadaşlar. Muhaliflik ve sorgulama bir zorunluluktur. "Neden yaptın" ve "delilin nedir" soruları olmazsa olmaz olmalıdırlar. İlm-i hâl bilgisi de zorunludur. Hâkîkât şehrine yolcu olmak ile o şehrin resmini yapmak arasında, eğer bizler ilkini tercih edeceksek; kimse kusura bakmasın ama bunu hem Resulullah-sav-ı örnek almaktan dem vurup da hem de ecnebi usulü top sakallarla yapamzsınız. Sizin yapabileceğiniz şehrin resmini yapmaya çalışmak ile yaptığını sanmak arasındaki harmonik harekettir.
Sigara içmeyin diyen öğretmenin elindeki sigara ne işe yarıyorsa, anlatmak istediğim şey de budur. Kısa saç meselesini önce kendi nefsime, top sakal meselesini de önce sizin nefsinize öğütlerim. Necip fazıl, entellektüel bir bakış açısı değildir. Şiirin ve şairin rantını alıp da üst perdeden siyer dersleri verecekseniz, asıl komik olanı bu halk seçecektir...
..
Neden bu boşluk doldurulamadı? İçimizdeki muhalif ve asi yönü tatmin edecek bir ses neden yok? Ve ayrıca Ahmet Kaya neden bu kadar dinleniyor? Son yıllarına gelmeden evvel, sürdüregeldiği bir mücadele ve o mücadelede haklılık payı yok mu? Devletin güneydoğu politikasında hiç mi hata yok? Komiserlik sınavlarına kürtleri doldurmak yahut bütün danışmanlarını kürtlerden seçmek türklüğün simetrisi midir? İşe yarar mı? Bütün bunlar öylece dururken, Ahmet Kaya'yı neden örnek almışız.. Bu mudur? Top sakallı sözde islamcıları mı örnek alacaktık? Boyun bağlı ve uzun saçlı edebiyatçıları...
Bütün bu yazı ve yorumlara dair bir mihenk taşı olarak, yahut ortak referanslarımız açısından... Hak-hukuk diyen ama düşüncelere gak-guk diyecek kadar kendini negatifleyen bir temsili ben reddediyorum. metalikanız yahut mozartınızı dinleyiniz. Rahmetli Ahmet Kaya da bunu derdi, ben de bunu diyorum:
Ulusal olunmadan, uluslararası olunmaz.
protest yanım kıpraştı....
Cts, 30/09/2006 - 17:05 — Ayşegül Gençbazen kendinizi bişeylere öyle kaptırırsınız ki;
onun devletinde yaşarsınız, onun lisanını konuşur, ona tabi olur, ona hami olursunuz... bu bazen müzik dinlerken olur , bazen film seyrederken, bazende bir şahısın yanındayken... o ortamdan çıktığınızda bu büyü kendiliğinden kaybolur....serkan kardeşimin ki de böyle olsa gerek......o muhtemelen bu yazıyı yazarken o adamı dinliyordu ve ya yeni dinlemişti....;
aslında anlam sadece bir çizgiden ibaret; çizginin ya otarafı... ya da bu tarafı....kimi de bu kardeşimiz gibi çizginin üstünde......
onu dinlerken; dağdaki üç kişi kimi için çeçen gençleri oluverir..... arka mahlede kurşunlara gelenler adı-sanı duyulmamış mücahitler olur... ve beni bul anne dediğinde sıralanır yokolmuşluklar.........hepsi bu işte .........o adam öyle anlattığı için değil, dinleyen öyle anladığı için .. hepimizin içinde protest bir yan vardır....
ve bitli teröristleri şanlı birer kahraman gibi gösterebiliyorsa bu adam; halkı için sanatını gerçekleştirdi demektir........... bizim cenahtan da birileri çıksa da mücahitlerimizi, kahramanlarımızı olduğu gibi anlatıverse yeter...
uzatmayalım vesselam......
a.g
che guevara t-shirt'li müslim
Cum, 01/09/2006 - 18:48 — misafiryukarıdaki yorumuma ekleyecektim lakin, düzelt komutu görünmüyor bu yeni bir düzenleme midir bilmiyorum...
aşağıdaki link de başka bir tartışma linki... yine serkan tekin bey'in kaleminden...
http://www.cemaat.com/?q=node/2336
4 ahmetten büyük oranda etkilendiğinizi söylüyorsunuz
ahmet altan,
ahmet hakan,
ahmet özhan
ahmet kaya...
ah ah...
serüveninize girmiş ahmet'leri gördüm... ve etkin olarak kalabilmişler!... aynı yazıda necip fazılı da kafiye fakiri olarak görmüşsünüz bu da garip bir durum ne yazık ki...
bir ahmet daha var, onu unutmuşsunuz ve hayatınızın merkezine zannedersem oturtmamışsınız ki hiç adı bile anılmıyor...
gerçek muhalif o idi,
gerçek başkaldıran o idi...
gerçek devrimci o idi...
adı da;
ahmet muhammed mustafa...
allah, kendini devrimci ve başkaldıran zanneden ve bedenini markajladığı che guevara t-shirti ile camiye girip dua eden bütün müslimlerin dualarını kabul eyleye...
...
Benzemekmiş Oysa Sevmek
Cts, 02/09/2006 - 23:36 — Musab YasirYazıyı ve yorumları okuyorum. Devletin duruşuna da değinilmiş yazıda ama bazı arkadaşlar hiç değinmiyor bu konuya. Kuru bir Ahmet Kaya severlikten ötede birşeyler de var bu yazıda. Bunları da görmek gerekiyor. Bence haklı sayılabilecek bir devlet eleştirisi de var. Belki altında bütüncül bir güneydoğu anlayışına da eleştiri var. Bunları neden görmüyoruz?
Bir önceki yorumumda Tarkan dinlediğimi yazmıştım. Şimdi de Ahmet Kaya dinlediğimi yazıyorum. Güzel bir duruş bu. Hani benim gençliğim nerede'lerle mitinglere koşmuş bir müslüman gruptuk. Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne, ağlama'larla sıla özlemiyle ağladık. Sivastopol marşıyla coştuk. Attila İlhan, Ahmed Arif gibi yazarlar/şairlerle bu vesileyle tanıştık. Bu yazı kınanmamalıdır. Bu yazıyı yayımlayanlar da kınanmamalıdır.
Şimdi bir de şu var ki, vay efendim ahmetlerden birisi koyulmamış örnek alınan adamlar listesine.. Buna dair bir bilgiye rastlamadım, yazıyı okuyup duruyorum, zan iyi birşey olmasa gerek.. Hatta Giffar kabilesinin delikanlısına benzeyen bir tavrı örnek almış da diyebilirim. Bir de şu var; Ahmet Kaya'nın sakalı Peygamberlerin sakallarına daha çok benziyor. Ben hiç bir evliyada top sakal ve uzun saç görmedim. Ve siyer kitaplarında buna benzer şeyler okumadım da duymadım da. İmzası ile Necip Fazıl'a benzemeye çalışan arkadaş bence aynaya bakmalı ve kimlere benzediğini düşünmelidir.
Bu yazı "yiğidi öldür, hakkını ver" türünden bir yazıdır. Ahmet Kaya'yı dinleriz. Hatta Necmettin Erbakan hocamız için de "yorgun demokrat" şarkısını dinlemişizdir. Her duruma uygun bir Ahmet Kaya şarkısı var arkadaş. Anne özlemi, vatan özlemi, sevgili, daha güzel bir hayat, sosyal durumlar vs.. Nihat Genç misali deli-dolu olmayı severim. Durgun olma, deli ol derler hem.
Mezdeke tarzı ilahileri dinlemiyorum. Kızılırmak, Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya, Uğur Işılak ve bazen Osman Öztunç dinlemek daha uygun geliyor müslüman duruşuma. Budur arkadaşlar.
Vayy Be!
Cts, 02/09/2006 - 13:54 — ahmet ciritDemek Ahmet Kaya gibi bir insan neredeyse vazgeçilmez oluyor. Serkan bey sizi kınamıyorum Ahmet Kaya yı neredeyse vazgeçilemeyecek yapan onu örneklik yapan adam yoksunu toplumumuzun hatası bu durum. Bir kardeşim de demiş ki bana is-kom diyorlar. Bu ne garabet Allah ım bu ne sancı. Demek biz kendimizi bile bilemeyen ve nereden ilham alacağımızı kestiremeyen bir toplumuz. Vah olsun, vahlar olsun bize. Veyl!
Bir cuma vaazında imam demişti ki "...işlediğin bir günahı anlatma. Toplumun kulağına bu durumu alıştırma sabah namızına kalkamamışsan bunu gizle ve Allah a tövbe et. Gidip toplum içinde bunu anlatma" Şimdi siz ve yorumcularınız bu yazıları yazdınız ve bu cemaat.com editörleri de yayınladı okuyanda - bilmeyenler- Ahmet KAYA'yı bir adam sanacak.
Ahmet Kaya sizin Allah ınıza bile küfretti be şarkılarında. Utanın! Bu satırları yazmaya utanın!
Birde utanmadan muhalif olmaktan bahsediyorsunuz, bu mudur sizin muhaliflik anlayışınız. Ahmet Kaya yekten kafirdi bunu şarkılarındaki ifadelerden gayet net anlıyoruz.
Allah bir müslümanın kafirlere şedit müminlere merhametli olması gerektiğini emretmiyor mu? Oysa siz bırakın şedit olmayı seviyorsunuz ve bir de bunu haykırıyorsunuz ve yayınlayabiliyorsunuz ve size izin verliyor.
Allah sevdikleriniz ile eylesin sizi. Amin!
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
boşluklar parazitlerle paralel çoğalıyor
Cts, 02/09/2006 - 15:54 — Ayşenur Bulutyayınlanmasına ve izin verilmesine eleştiri gelince de sağduyulu olmaya çağrılıyoruz ahmet cirit bey !
Oysa ben SAĞ duyunun tam ortasındayım , o yüzden de SOL görüşe zerre tahammülüm yok !Ben sizi davet etsem SAĞ SAFFLARI SIK TUTMAYA ; boşluklar parazitlerle paralel çoğalıyor
Fikirsiz Öfke ve Ahmet Kaya Gerçeği
Cts, 02/09/2006 - 20:41 — Ali DüzBu yazının altına yorum yazmazdım aslında. Gayet normal bir yazı der geçerdim, hâlen de öyle diyorum. Yani, Serkan Tekin isimli kişinin, A. Kaya'nın üzerindeki etkisi dolayısıyla yazdığı bir sevgi yazısı..
Fakat yazının altındaki yorumları görünce şaşırdım gerçekten!
Nereden başlasam oradan başlayamıyorum açıkçası! Yine de acizane fikirlerimi söyleyeyim:
Öncelikle, burada herhangi bir fikri savunan yazının yayımlanmasına karşı olmak çok saçma bence. Yani yazı kendi alanında bir yeterlilik arzediyorsa, bu, fikirleri önemseyenler için yeterlidir. Bir şey kendi alanında anlamlı-özgün-gerekli bir yerde duruyorsa, o şeyi müslümanlar konuşabilir, okuyabilir. Hangi mevzuda olursa olsun meselenin özüne yetkin bir temas var ve iyi niyet de en başta mevcut ise o konuyu konuşur müslüman. Ne yani birisi buraya sol düşünceyi savunan, ama nitelik arzeden bir yazı gönderse o yazı yayımlanmaz mı? Yayımlanınca birileri buna karşı mı çıkar? "Yuh," derim ben o karşı çıkana, "senin fikir-düşünce diye bir derdin var mı gerçekten?" derim. Yani, aslında çok açık-basit bir durumdur bu.
Şimdi burada da birisi A. Kaya'ya sevgisini dile getirmiş ise, bu yazıya sadece A. Kaya'ya karşı olduğu için (yazının niteliği için değil de) karşı çıkan kişilere de ben "tuhafsınız" derim. Kaldı ki, Türkiye'de bir Ahmet Kaya gerçekliği vardır. Bu yazı da onun bir parçası işte. Türkiye'de A. Kaya'yı seven bir sürü insan var ve bu sanatçının yaptığı bir sanat var. Şahsını sevmese de sanatının güzelliğini hep işaretleyen bir sürü insan var. Müslümanlar, dindarlar arasında da A. Kaya'yı seven, dinleyen bir sürü insan var. Bir gerçeklik bahis mevzu ise onu konuşmak da gereklidir zaten, artık burayı geçelim.
İnsan sevdiği şeyin etkisini üzerinde taşır, onu yansıtır doğal olarak. Müslüman olunca insan olmaktan çıkmıyoruz ki. Ahmet Kaya da güzel şarkılar yapmış birisidir, hakkını vermek gerekir. Dolayısıyla onun da kimi insanlar üzerinde etkisi vardır, kimisi sever kimisi çok sever kimisi üzerinde taşır... O etkinin-sevginin karşılığı olarak da birisi çıkar onu yazarsa, buna karşı çıkmak demek o kişinin hislerine de saygısız davranmak demektir. Fikir bağlamında katılmadığın yerleri bildirir, konuşursun, o ayrı. Ama sanatsal anlamda sanatçının kabul ettirdiği bir gerçeklik var, Türkiye'de bu var, bunu gözardı ederek fikirsiz bir öfkeyle konuşmak hatalı olur. Nitekim yukarıdaki yorumların bazılarında bu hata var.
Müslümanlar olarak kendi sanatçılarımız da var elbet, onları severiz, bambaşka bir sevgiyle severiz hatta, ama bu bizim A. Kaya yok gibi davranmamıza sebep olmamalıdır. Sevenlere kendisinin müslüman olduğunu hatırlatarak ya da A. Kaya'nın Apo'yu sevdiğini hatırlatarak
eleştiri getirmek durumu, artık aşmamız gereken, biraz da arabesk bir durum.
Dinlersin, çok kişi dinler, onu başka önemsersin mesela Ömer Karaoğlu'nu başka, etkilenirsin, şarkılarını ezberlersin, sevgini ifade edersin, çok kişi de seviyordur hem.. bunlar gayet normal. Sevmezsin, bu da normal.
Yani bence aslında çok da lüzumlu olmayan bir yerden konuşuyoruz A. Kaya'yı.
Onu; müziğinin sanat değeriyle birlikte, toplumumuzda bu kadar etki bırakmasının bizim sosyal-siyasal durumumuzla ilişkisi çerçevesinde konuşmak daha verimli olur bence. Bizde, muhalefete, kimi şekillerde isyana eğilimli, kimi tavırlardan bıkmış-bunalmış bir gençliğin onun müziğini hemen üzerine alışını konuşmak belki daha verimli olur.
Ben, müslüman bir genç olarak, Ahmet Kaya'nın kimi şarkılarını severim dinlerim. Bunu söylemekten çekinmem bana tuhaf bakarlar diye. Saçma bir şeydir bu çünkü, saçma dikkatsiz bir şey.
Kıral müzik yaptı
Cts, 02/09/2006 - 23:51 — Nuh A. TUNAonu bunu bilmem kardeşim..severim dinlerim..bilmem neciymiş beni hiç enterese etmez.tıpkı bi kamyon dolusu ahmet kaya dinleyen ülkücüler gibi..
kim öldüğü halde kasetleri bu kadar dinleniyor?
yaşayanlar içinde daha fazla dinleneni var mı?
pehhh.
ibo mu?
mahsun mu?
izzet,alişan,berkut?
fıss..
gerisini sen düşün.
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
rahmetli(!!!) solcu'nun ardından!...
Pzt, 04/09/2006 - 18:32 — misafirmusab b. yasir rumuzlu üye'ye cevaben:
(yanıtlar arka arkaya çok inceldiği için yeni cevap olarak yazıyorum, buyrun altına devam edin musab bey!)
Hadîs-i Şeriflerle
PEYGAMBER EFENDİMİZ SAS
Hazretleri'nin Şemâil, Ahlâk ve ÎtiyatlarıMehmed Zâhid KOTKU (Rh.A)
Hazırlayan: Dr. Metin ERKAYA
XI. DERS
29 Haziran 1975
Râmûzül hâdîs Dersi
Sayfa: 560/9 - 562/12
Euzübillâhi mineş şeytanir racîm.
Bismillâhir rahmanir rahîm...
...
SAS Hazretleri'nin hayatındaki hallerini okuyoruz. Bugün son derstir. Altıyüz küsur hadis vardır. Şimdiki okuduğumuz derste de Cenâb-ı Peygamber SAS'in zikrinden bahsediyor: Cenâb-ı Peygamber Cenâb-ı Hakk'ı çok zikrederlerdi.
Mübarek vücud-u şerifleri nur idi. Gölgesi de olmazdı. Misk sürünmese de misk gibi kokardı.
Orta boyluydu. Uzunların yanında uzun olur idi. Ne kadar uzun bir adam olsa, onun yanında otururken, Peygamber ondan uzun görünürdü.
Yumuşak yerlere basarsa izi olmaz, taşlara basarsa ayakları iz ederdi. Müzede var, gidip görebilirsiniz.
Yüzü beyaz, müdevver; sakalı top sakal idi.
Vücud-u şeriflerine hiç bir sinek konmamıştır.
(http://www.dervisan.com/kitap/peygamber/peyg11.html)
-----------------------
-----------------------
“Bıyığı almak dindendir.” Beyhaki, Şuabul İman:6452
-----------------------
-----------------------
Sakalın Mekruhları;
1-Siyaha boyamak (Ahir zamanda güvercin kursağı gibi sakalını siyaha boyayan bir takım insanlar gelecek bunlar cennet kokularını tadamayacaklardır. -Hadis Şerif- Ebu Davud ve Nesei İbn'i Abbas'dan nakil)
2-Kükürt ile siyaha boyamak
3-Sakalı yolmak
4-Ağaranları yolmak. "O mü'minin nurudur" Hz Muhammed SAV
5-Sakalı kısaltmak
6-Sakalı uzatmak (bir tutamdan fazla)
7-Gösteriş için süslemek
8-Güya zahid olduğunu göstermek için sakalını karmakarışık ve toz içinde bırakmak
9-Siyahlığına bakıp gençliği ileövünmek, aklığına bakıp yaşlılığı ile böbürlenmek
10-Gerçek salihlerden olmadığı halde kendisini onlardan göstermek için kırmızı veya sarıya boyamak. "Sarı boya müslümanların, kırmızı mü'minlerin boyasıdır. Hz Muhammed SAV (Sarı hâluk otu ile, Kırmızı kına ile yapılır)
pardon, şimdi bu mekruhlar arasında benimle alakalı olan kısım nedir?... 1. örnekte verilen mehmez zahid kotku efendi'den daha bilgili olan sizden, görüş almak istiyorum musab bey!...
* yukarıdaki hadisler harcinde başka hadisler de var... sakal konusunda hüküm oldukça geniş ve top sakal bırakmanın da, diğer türlü sakal bırakmanın da caiz olduğu aşikar... her ikisine de cevaz var... sakalın tamamen kalıp, bıyıkların tamamen kesilmesine dair hadisler de mevcut...
-------------------------
-------------------------
-------------------------
ve az önce de yine fıkhi konusunda vermiş olduğu kararlara ve bilgisine saygı duyduğum hocalarımdan da almış olduğum görüşler doğrultusunda herhangi bir beis olmadığı noktasında görüşler aldım... bunu ne sizi tatmin etmek için, ne de kendim tatmin olmak için yazıyorum...
konuyu, necip fazıl ve edebiyat üzerinden prim yapmaya kadar getiren siz, konuyu asıl amacından da saptırıyorsunuz... bunu hep mi yapıyorsunuz?... tırnak içerisinde iki cümle söylendi... size söylenmediği halde ısrarla ahmet kayayı savunuyor, "rahmetli ahmet kaya" diye bahsediyorsunuz ondan...
kim, edebiyat ve şiir üzerinden siyer dersi vermeye kalkmış?... biz, "kurban olurum, ölürüm" gibisinden sözleri tırnak içerisine alarak o sözler üzerinden konuşma yaparken, siz sayfaya gidiyor, imzamdan tutun, edebiyat ve şiir üzerinden prim yapmaya siyer dersi vermeye kadar gittiğimi iddia ediyorsunuz?... hangi dayanakla?...
sakal konusuna siz girdiğinize göre, necip fazıl konusunu siz açtığınıza göre, saç konusuna siz girdiğinize göre, elbetteki ve herhaldeki siyer dersi verecek kişi de siz olmalısınız!... prim yapacaksa eğer birisi illa ki, bunları ortaya atan yapmalı değil mi?... zira kimse burada birilerinin şekline şemaline karşı söz söylediğine şahit olmadım... bunu siz yaptınız... sonra da kalkmış, en amiyane tabiri ile ağlıyorsunuz!... ve elinize bulaştırdığınız solcu görüşleri üstüme silmeye çalışıyorsunuz... lütfen; uzak tutunuz ellerinizi...
bu arada, bana "amerikan traşlı evliyaların listesini" verecek misiniz? (buna anadoluda erzurum traşı da deniyor) :) ... zira, merakla beklemekteyim... hani, hiç uzun saçlı evliya görmedim demiştiniz ya; hatırlatayım istedim!...
bu konuda sizden daha bilgili ve görüşlerine önem verdiğim kişiler dururken, sizi dinleyecek de değilim...
ısrarla dedim ki; ahmet kaya dinlemek istiyorsanız dinleyebilirsiniz... bir solcunun izinden gitmek, ondan rahmetli diye bahsetmek, onun hakkında konuşurken göklere çıkartıcı laflar etmenin çok doğru olmadığı söylendi... bundan başka ne söyledik?... ne sizin şahsınıza ne giyiminize ne kuşamınıza hiç bir şey söylendi mi?... hayır...
peki, konuyu buralara getirmenin mantığı neydi?... ne alıp veremediğiniz var merak ettim açıkçası... hani, kraldan çok kralcı deyimi vardır ya; bir solcudan daha fazla solcusunuz gibi sanki... veya bir ahmet kaya yandaşından daha fazla yandaşsınız gibi... sizi bilmiyorum ama pkk'lı olduğunu inkar etmeyen, solculuğunu inkar etmeyen, yeri gelince allaha kitaba küfür eden, rakı masasından kalkmayan ahmet kayayı savunanla da çok fazla işim olmaz!!! hele onu savunanın tutup, siyerden, fıkıhtan bahsedip, beni eleştirmesine de hiç tahammülüm olmaz... önce safını netleştireceksin kardeşim... bir solcu neden solcu avukata ihtiyaç duysun ki?... sağcılarımız dururken... ne hacet var!...
sakal hakkında mı konuşmak istiyorsun bıyık hakkında mı konuşmak istiyorsun ayakkabı markasından mı konuşmak istiyorsun ne hakkında konuşmak istiyorsan konuş... meydan senin... hadi bakalım.... rastgele!...
ortak kaleme danışalım diyorsun... biz akaidi noktada sağ ve sol ayırımından bahsediyorduk... başka noktalara kaydın... ortak kalem; çizgiyi net çekti araya... sağ-sol... bu kadar basit... ahmet kaya'yı dinliyor olman; sevmeni, tasvip etmeni, arkasından gitmeni veya ona rahmetli demeni gerektirmiyor!... ortak kalem bunu söylüyor...
yine ortak kalemin dediğini yazdık, dedik ki; "kişi sevdiği ile beraberdir"... biz bunu yazdık, arkasından bu söz ile bizi cehenneme mi yolluyorsun yani? dedin... hadisi şerif olduğunu bilmiyordun herhalde?... bak, ortak kalem söyledi... ben değil... üstelik ben o niyetle de yazmamıştım.. sadece, saflar bu kadar netken neden bir solcuyu bir müslüman savunsun?... bunu anlamıyorum... ve istediğiniz kadar anlatmaya çalışın bütün hümanist safsatalarla karşıma çıksanız da bunu anlayamayacağım.. yaradanı sevelim yaradandan ötürü felsefesine de hiç girmeyin, zira bu konu için işlevsiz bir felsefe o...
pardon bir soru; cenaze namazı kılınmış mıydı onun?... kılınmadıysa eğer o görevi de siz üstlenin madem, rahmetli(!!)nin ardından... belki sevaba girersiniz... son görevinizi de yapmış olursunuz...
bu ileti ile beraber de yönetime cemaat.com üyeliğinden ayrılmak istediğimi de belirttim... zira yeteri kadar huzursuzluk hakim... zannedersem kırmayıp yerine getireceklerdir... böylelikle cemaatin de başını ağrıtmamış oluruz:) cemaatte, okuyucu olarak kalmayı yeğliyorum...
baki selam
Zindanlardan Taşarak...
Salı, 05/09/2006 - 01:20 — Musab YasirCevap veriyorum.
Eli böğründe analardan, yasaklardan, baskılardan
Asla ürpermiyorum.
Çünkü;
......
O yazdığınız siyer alıntısındaki top sakal ile sizin top sakal aynı mıdır? Dostum, bunu safiyane araştırmanız güzel ve fakat belirgin bir hata var ortada. Şimdi siz Peygamberimiz'in de sizinki gibi sakalı olduğunu imâ etmiş oldunuz. Bu bilgi eksikliği değil, idrak eksikliğinden kaynaklanan büyük bir yanılsamadır. Açıkça özür dileyin derim.
Hem ağlamak mı dediniz? Ağlamayan gözden Allah'a sığınmak şöyle dursun. Yine patentli bir MustafaNazif mecazı ile karşılaştık. Peygamberin örnek alınmadığına atıf yapan adamın duruşu en azından benim için önemlidir. Ağlama tabirinin değerlendirilmesini de yine halkıma bırakıyorum. Konuya, gündeme Peygamberimiz-sav-ı taşıyan sizsiniz. Asıl örnek alınması gereken kişi diyerek. eyvallah. Amenna. Ve fakat dur bakalım. Başkalarının yanlışları sizin artılarınız değildir. Ve birgün bir adama bulaşırsanız, çok daha muhkem olmalı herşey...
Uzun saçlı evliya görmedim. Duymadım da. İlki siz misiniz yoksa? Ayrıca ben sağcı değilim. Sizinki gibi bir sakala onay veren hocaları da saygıyla selamlıyorum. Şimdi aklıma şöyle bir espri geldi: Müslüman bir ajan ile bu kadar açıkça yazışmak hoştu. Zaten elimde BAY PiPo kitabı var. Sizinki gibi bir sakala, kendisini gizlemesi gereken müslüman bir ajan için müsade edilmesinden başka müsade çeşidini ben bilmiyorum. Bilen varsa beri gelsin. Yani uzun saçlı top sakallı nice yiğitler var ve bu hâlleri tamamen hizmet, istihbarat ve vatan için olan. Sizin bu durumunuza tek çıkar yol budur.
..
Ahmet Kaya ile ilgili olumlu bir yazı okuduk. Ezilen müslümanların duygularının dillendirildiği harika bir iklim olan bir adamın, müslüman bir kişilik üzerindeki etkilerini gördük.. Sürgün, hapis ve gurbette yalnız bırakılmış bir mücadelesi olan bir adamın... Bu ülkenin zencileri var. Hakları gasbedilmişleri var. Zindanlardan taşa taşa gelenler, mamakları metrisleri bilenler var. Nureddin Şirin'leri var. İşkencede devleti şaşmış Hak aşıkları var. Ve fakat benzer durumda olan başkaları da var. İlk gruba mensup birilerinin, ikinci gruba mensup birileri ile yakınlaşmasından daha doğal olan nedir? Eğer ben islamın diplerinde olmasaydım, ne kârlarını muhafaza eden sağcılardan olurdum, ne de rantiyeci kemalistlerden olurdum. Olsam olsam sosyal demokrat bir hayatın mücadelecisi olurdum. Asıl örnek alınması gereken Ahmet'in ayağının tozu olabilme olasılığım belirdi Allah'ın izniyle, elhamdulillah müslümanlardanım. Ama yılgın, ama bezgin, ama taassupçu, ama kol kırılır yen içinde kalırcı, ama rahat olan biri olamam. Olmam. İşte bunun için Ahmet Kaya bir devdi, ve işte bunun için servetin hesabını sorarım. Ben de Serkan kardeşimle hemfikirim. Devlet eliyle dışlanmış bir adamdı o. Doğuda, güneydoğuda yaşayan akrabalarınız varsa arayın da bir günlerinin nasıl geçtiğini sorun. İşte bu sebepten, şahsiyet sahibi bir müslümanın Ahmet Kaya dinlemesi de gayet doğaldır. Ahmet Kaya, Vakit gazetesi gibiydi. Bizi anca kesiyordu. Tavrı bir tavırdı. Duruşu klasdı. Çoğu silik islamcıya beş çekerdi. Sosyal demokrasi ile müslümanlığın kesişim kümesinde bulunmayı işte bu sebepten bir onur sayıyorum.
..
Selâmetle...
ahmet kaya...
Salı, 05/09/2006 - 12:32 — misafirbazı tırnak içi sözlerde ve kavramlarda anlaşamadığımız noktalar var aziz dostum... zaman zaman sert yazmış olsak da, hatta kırmış olsak da gönlümüz kırmaktan yana değil... hakkınızı helal ediniz... bazı noktalarda farklı düşündüğümüz aşikar...
dilediğiniz kişiyi sevmekte hürsünüz...
ben sevmeme hakkımı kullanıyorum...
ahmet kaya; azılı bir komunist, solcu ve şerefsizdi... bu kadar... ahmet kaya tanımı bende bunu çağrıştırıyor...
devletin ahmet kayayı dışlamış olması benim onu bağrıma basacağım anlamına gelmiyor mesela... (ne kadar dışladığı da ayrı konu tabii!)
devletin her dışladığını bağrıma basmalı mıyım?... mesela?
örneğin, hastahanede ölecek olan oğlunu bile -çarşaf giydiği için- ablama göstermeyen bu devletin hangi ferdi benim öz ablamı bağrına bastı?... hiç... hangi komunist sahip çıktı kardeşimm! hiç...
öte yandan emniyet mensubu kardeşim, anneme tenbih ediyor... anne sakın işyerime gelme... yoksa beni mimlerler!... bakınız; kaç komunist sahip çıkıyor?... hiç!... daha yüzlerce olay sayayım mı?...
bana doğunun ezilmişlğinden bahsediyorsun... çık ve o zaman önce osmalıya küfür et kardeşim!... neden mi? çünkü bu cumhuriyetin ayıbı değil ilk olarak... bunun müsebbibi osmanlıdır... bunun müsebbibi istanbul şakşakçılarıdır... evet belki de sizden daha iyi biliyorum doğuyu ve kürtlerin içinde bulunduğu durumu... neden mi?... çünkü ben bir kürdüm...
sorunumuz şu:
bir solcu kendi zihniyetindeki adamı sizin kadar savunmuyor... meselemiz ve sorunumuz bu....
türkiye'nin gerçeklerini mi konuşmak istiyorsun?... otur, konuşalım, çayımızı kahvemizi içerek gerekirse... adam gibi..... ama bunu ahmet kaya savunması yaparak yapma dostum!.... zira komik duruyor.... bu libas yakışmıyor bir müslümana... bu kadar canhıraş bir savunma görmedim...
ahmet kaya bir türkiye gerçeği olabilir... bu ona kurban olunmasını mı gerektirir?... ben hiç bir solcudan duymadığımı sizden duyuyorum şahsen... yani ortada ciddi yanlışlarımız var ama ne!... ortak nokta yakalamaya çalışıyorum ama çalıştıkça, uzaklaşıyoruz gibi sanki... sakalı karıştırıyorsunuz bilmem ne sonra ajanlık :) eee... başka dostum?...
fikir konuşalım, fikir!...
en azından yapmaya çalışalım...
şimdi ben de, bir ajan olarak görevimin başına döneyim... zira yapacak çok şey var! :) ahmet kaya hakkında hiç istemediğim halde fazlaca konuştum bile...
ahmet kaya'nın ben şahsen ezilmiş olduğunu düşünmüyorum çünkü ezilmiş halklara baktığın zaman ahmet kaya'nın ezilmişliğe dair hiç bir emmaresi yok!... aksine, ahmet kaya ezilmiş halklar üzerinden prim yapan, servetine servet katan akıllı bir komunistti...
sana şunu söyleyeyim; benim sülalemde türkçe bilmeden ölen akrabalarım bile vardı aziz dostum... ve bir çoğu ahmet kayayı tanımazdı bile, bırak kurban olmayı... hatta sülalemde hiç ahmet kaya dinleyene rastlamadım ben?... yaklaşık 6 sene de doğuda kaldım... orada da hiç rastlamadım... yanlış anlamayın, kendimi haklı çıkartmak adına yazmıyorum bunları... şuna emin olun ki hakikaten o bahsettiğiniz halklar çok umursamıyor ahmet kaya'yı... ahmet kaya'yı umursayan kürt halkı bugün bölücü diye tabir ettiğiniz kesimin ta kendisidir... normal bir kürdün ahmet kaya ile hiç bir işi olmaz, olamaz dostum (istisnalar kaideyi bozmaz)... sizi de halen çözmüş ve tam olarak anlamış sayılmam... çünkü konuları birbirine karıştırıyorsunuz gibi geliyor bana... ahmet kaya türkiyenin gerçeği, ezilen halkları savundu??.. sahi, hakikaten bunu mu yaptı?... peki bunları irdeleyelim?... var mısın?... bak yazdım ve yazıyorum...
ahmet kaya dinlemek, türklerin işi :) yani, %100 Türk işi: ahmet kaya... sistem bu oyunu iyi oynadı... kimi ne zaman çıkartacağını iyi biliyor!... ahmet kaya'yı da zamanı gelince ortaya çıkarttı... sonra kaybetti...
baki selamlar...
Heyy Serkan Tekin!!!
Pzt, 04/09/2006 - 19:05 — Hacer HadekaBir yazı yazdınız ve sonucunda siteden ayrılanlar oluyor..bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?? yazınıza yorum yapma vakti gelmedi mi??
Haybeden agresiflik !
Pzt, 04/09/2006 - 20:12 — Hasan Bahadır"Kel ölür, sırma saçlı olurmuş. Kör ölür, badem gözlü olurmuş" bu mudur yazının vermek istediği ya da demek istediği? acaba diye diye bir kaç defa okudum şahsen. değil. Adam kel yaşamış kel ölmüş, Kör yaşamış kör ölmüş. bunu zaten söylüyor yazı
Yazı da bir etkilenmişlkten bahsediliyor, bir etkilenmeden. Yanlışlığın ardına düşmüş bir adamın, doğruyum çalışkanım diyenleri de nasıl etkilediğinden. Nasıl oluyorda sevenleri ile beraber sövenlerincede dinlenebildiğinden? Burasından bakılması gereken bir olay ta nerelere gitti. tebrik ederim doğrusu!
Ahmet kaya yı, "Allah belasını versin" diyecek kadar sevmiyorum ve diyorum da! Ama bir "sivastopol marşı" "telgrafın tellerine kuşlar mı konar" "ada sahilleri" gibi parçaları onun tarz ve sesinden dinlemek ayrı bir keyif veriyor. Psikopat mıyım acaba? yeteneğin dini imanı olur mu? bi zahmet, bir hadis kitabına bakıversenizde sakata gelmeyiversek. Ben baktım bulamadım, belki gözümden kaçmıştır. Buluverinde gözüne sokuverin adamın, kımıldayamasın.
İç ses:- Mahalleden koma/ünist Çağdaş Efendi, top sakal bırakıyor, adam bilmeden sünnete uyuyor, iyisi mi uyarmayayım adamı. :) Ama adamın niyeti farklı top sakal bırakırken, neyse sonra bakarız çaresine hele şu yorumu tamamlayayım.
Arkadaşlar, konu çığırından çıkmış toparlayamayacağım sanırım. yoruldum, başım ağrıyor. Eve gideyim, anamın duasını alayım biraz. "uyuyormusun anne! ben geldim hayır sızın" diyeyim.
"huu" Serkan Tekin, bahsettiğin adamı (ahmet kaya) sevmiyorum, ama yazını sevdim, hiçbir yere asmadan, bağlamadan, dayamadan olduğu gibi okudum, anladım ve sevdim yazını.
Neler oluyor bize böyle, nedir bu bilmişlik, bu ukalalık, bu günahsızlık yalanı nedir?
Söyle söyle yar bize noldu!
Yine gönlüm derbeder oldu.
İstedim, gözünü öpeyim!
Gözlerin düşmanım oldu.
Ahmet Kaya
Salı, 05/09/2006 - 15:36 — Hilal_YıldırımÇok zamandır dinlemekteyim. Dinlemekte ve her dinlediğimde bir başka haz duymaktayım.Bu nasıl bir ses bu nasıl bir yorum çok dedim kendi kendime .... çok kızdım dinleme diyerek sonra gördümki sadece ideolijisi bana uyum sağladığı için veya başka türlü bir yerde buluştuğum için dinlememeli birini. sadece müziği mükemmel icraa ettiğ için ve dinlediğim zaman keyif aldığım için dinlemeliym .
Belki o br idol belki bir ideolijinin hemde benim tam zıttım olan bir görüşün simgesi...Ancak benim bir şarkıdan beklentim bu değil ki
O öyle sözler bestelemiş ki tınısını yürekten alıp
öylesine güzel anlatmış ki derdi tasayı belki beni düşünerek yazmadı. Mutlaka vardır banada bi pay o sözlerde..
hem nasılda bencilce tüm insanlığın benimle aynı görüşte olmasını beklemek... Tek tip bir düşünce sistemini nasılda farkında olmadan dilemekteyiz.
Yüreklerimizi saran şeytani fırtına kasıp kavuruyor bedenlerimizi
Ya hu ben Dursun Ali Erzincanlı'nın ilahisinde gözyaşı döken aleviler tanırım onlarki en koyu ve sapkın olanlardı...
Ne luzüm var böylesine sert tepkilere
var mı söyleyin şu anda onun kadar iyi müzik yapan
Tamam Serkan Tekin ona resmen aşıkmış her yönüyle ama inkar edilemez onun bulunduğu sektördeki başarısı
biraz kişiye yapılan yorumun dışına çıktı farkındayım ama olurda yorum yapmak isteyen birileri olursa karşılarına çıksın istedim
lütfen biraz daha evrensel düşünelim artık ilerleyelim böyle mevzulara takılıp kalmayalım yani dünya neyin peşinde bizse mükemmel bir müzik adamızı ideolijisi yüzünden kabul edip etmiyeceğimizi tartışıyoruz aslında komik haldeyiz hemde çok komik
Bırakın bunları yürekler bir aşklar hep aynı kim nasıl dillendirirse dillendirsin Severek Sevilerek
Sevgi dolu yüreklere selam olsun....
tek tip tüşünce sistemi üzerine...
Salı, 05/09/2006 - 19:19 — misafirmesele şarkıdan bekletiniz değil... bir şarkıdan ne bekleyebilirsiniz ki?... en fazla kalabalık meydanlarda, hamasi nutuklara eşlik ettirebilirsiniz... faidesi olur mu?.. olur... en fazla da bu beklentiniz olur...
meselemiz ahmet kayanın bir müzik adamı olup olmaması, sesinin iyi olup olmaması, toplumda kabul görmüş bir adam olması değil... meseleyi ve çıtayı zaten bunun dışına çoktan çıkarttık...
yürekleri saran şeytani firtına noktasını bir kez daha düşünün ve aslında tek tip düşünce sisteminin nereden kaynaklandığına bir göz atın...
ilk adım; "Lâ"... ve bu Lâ'nın açılımı geniş... bu akıl almaz bir senfonidir ve bir çok şeyi kapsar... bir hata yaptığım zaman .... diye soruyor ömer; bir sahabe kalkıyor, seni kılıcımla doğrulturum diyor ve elini kılıcının kabzasına atıyor... ne lüzum vardı canım bu sert tepkiye; allah allah, din kardeşi değil miyiz?... ne gerek var sertliğe canım değil mi?... farklı örnekler de verebilirim bu noktada...
evrensel düşünme noktası; evrensel düşünme boyutunun çok dışında bu yazılanlar... zaten bir müzik adamı olduğu kabul ediliyor tıpkı bir çok kişinin müzik adamlığı kabul gördüğü gibi, ahmet kaya'nınki de kabul görüyor... mesele onun komunist duruşunun, onun din dışı yaşayış ve düşünce şeklinin benimsenmiş olması ve onun savunulması... sesinin tınısını beğenmek ile savunmak farklı şey olsa gerek değil mi?...
"sırf ideolojisi yüzünden kabul etmeyeceğmiizi tartışıyor aslında komik haldeyiz, hem de çok komik" diyorsunuz... evet asılnda komik, doğru fakat komik olan nedir?... bunu tartışmak mı, birilerinin komunisti savunuyor durumda olması mı komik?... burada ahmet kayanın müziği konuşulsaydı mesela, başka bir yazı yazılabilirdi... ama konu ne yazık ki o değil ve biz de burada "tını" konuşmuyoruz... meselemiz "Lâ" boyutu... yani birilerini ötekileştireceğimiz yerde, bağrımıza basmak ve onu kendimizden öte, "kurban olma" vaziyetinde görmek...
tek tip insan modelini biz çizmiyoruz.... bunu "Lâ ilahe illallah" dediğiniz an siz zaten çizmeyi ve bu konudaki noktaları kabul etmiş oluyorsunuz... yani tek tip insan olmayı...
ah; ne kadar hümanist bir söylem, "bırakın bunları yürekler bir aşklar hep aynı kim nasıl dillendirirse dillendirsin severek, sevilerek"... pardon?... bahçenizde sulanacak çiçekler varsa sulayalım... veya isterseniz kuşlar böckeler üzerine şiirler yazalım... sevelim, sevilelim... we are the world we are the children değil mi?...
bir görüşte de, yeteri kadar konuşulmadı mı artık susalım deniyordu... konuşulması bence gayet güzel oldu; zira aslında cemaatmiş gibi görünüp de ne kadar tefrikaya düştüğümüzün bir anlamda göstergesi bunlar... bizler, henüz "Lâ" bilincine bile ermiş olduğumuza inanmıyorum... sadece inanmak istiyorum...
bir zamanlar, "go home hacı go home" diyen, can yüceli de baş tacı edenlerle tartışmıştık... savunma hep aynı; adamın şairliği ayrı, bu ayrı kardeşim...
baki selam
Bir tepki
Salı, 05/09/2006 - 16:49 — ahmet ciritBir tepki olarak bu siteden ayrıldığımı ve bir daha asla yorum ve yazı yazmayacağımı bidiririm. Ahmet Kaya'yı baş tacı edenlerin olduğu mekanda işim olmaz. Tarihimiz örneklerle doludur Ahmet Kaya' ya ihtiyacımız yoktur. Onu sevenlerle de aynı mekanı sanal da olsa paylaşmamalıyım.
http://www.cemaat.com/?q=node/1775
Dediğim gibi Allah herkesi sevdiği ile beraber eylesin.
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ ASLA SEVEMEM;
GELENİN KEYFİ İÇİN GEÇMİŞE KALKIP SÖVEMEM.
BİRİ ECDADIMA SALDIRDI MI,HATTA BOĞARIM!...
Tepki Meselesi
Salı, 05/09/2006 - 17:05 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Ahmet Bey
Ahmet Kaya'yı eğer birileri baş tacı ediyorsa bu cemaat.com'u bağlamaz bana kalırsa. O onların problemi. Biz de giderek problemi çözemeyiz. Bu şekilde bir gidiş bizi herhangi bir sonuca götürür mü, düşünün derim. Sizin de dediğiniz gibi bizim onlara ihtiyacımız yok, bizim kendi kahramanlarımız var. Onları tanımamız, onların yolundan gitmemiz, onları baş tacı yapmamız esastır. Ben de sizin gibi düşünüyorum, ama bu siteden gitmeyi düşünmem açıkçası. Birbirimize tahammül etmeliyiz. Ortada bir sorun varsa -ki var- bunu giderek değil kalarak çözeriz. Sizin gibi düşünenler olduğunu unutmayın, kendinizi yalnız hissettiyseniz, sizi temin ederim ki yalnız değilsiniz. Bu sebeple gitmemenizi rica ederim. Bunu bir kardeşiniz olarak rica makamında alırsanız memnun olurum...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
Bir fıkra..
Salı, 05/09/2006 - 17:52 — Hacer HadekaBu konu gereğinden fazla uzamadı mı?? Yeterince gerginlik ortamı oluşmadı mı?? Lütfen artık yorum yapmayın. Allah herkes hakkında hayırlısını versin diyip kapayalım bu konuyu,bence.ve hatta gerginlik dağılsın diye havada karada etkili bir fıkra anlatayım ben size.
Temele sormuşlar,kaç dua bilirsin, o da demiş ki,4,sonra sormuşlar nedir,diye,o da demiş ki,3 kulhu 1 elham .. iyi ki varsın Temel…
ahmet kaya şehadet türküsü söyleyemez.
Salı, 05/09/2006 - 18:04 — fatih burak cebridinleyen dinler...
ama ben hazetmem ahmet kaya yı. birini sevmem ve ona itibar etmem için başka şeyler gerekir: allah için seven ve allah için buğzeden birisi olabilmek için buna mecbur hissederim kendimi.
sadece sevilmesi gereken insanları severim. ve saz çalmak yeterli değildir bence. taner yüncüoğlu, hakan aykut, adil avaz, bestami korkmaz ve ömer karoğlu duruşunu sergilemeyen hiçbir sanatçıya da gönlümü açmayacağım.
dinleyen dinlesin yine. ama şunu da bilsin herkes: ahmet kaya ve diğerleri şehadet türküsü söyleyemez.
vesselam
gereksiz bir tartışma yürüyor?
Çar, 06/09/2006 - 20:54 — cihat yolcuKonu Ahmet Kaya...
Ahmet Kaya hakkında şöyle bir görüşlerimizi dile getirelim. -Korkmuyor da değilim hani. Ne me lazım. Monitör arkasından çekilen kılıçlar bana da denk gelebilir-
Ne zaman Ahmet Kaya ismini duysam aklıma hep yıllar önce okuduğum röpörtaj gelir. "Okul önlerinde coplanan başörtülü kızları gördüğümde ciğerim yanıyor" demişti. O sıralar laik-şeriat veya başörtüsü-türban savaşının en "kanlı" günleriydi. "Bizden" dediğimiz hocalar, alimler, şeyher, başörtüsü için "teferruat" fetvası verirken, elin solcusu Ahmet Kaya, bu savaşın ne kadar haksız olduğunu ve nerede durduğunu cümle aleme duyurmuştu.
Ben Ahmet Kaya'yı hep böyle hatırladım ve yaptığı müziği sevmeme bu sözleri vesile oldu.
Yazıyı kaleme alan arkadaşın yapılan bu yorumlara ses vermesi ve hala aynı şekikde düşünüyorsa arkasında durması gerekir.
Ama hiçbir şey için birbirimizin kalbini kırmamalayız.
Hep Ahmet Kaya dedik te, biraz da Yunus Emre diyelim;
"birkez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil "
Pireye kızıp yorgan yakmak; saflıktır!
Per, 07/09/2006 - 22:35 — RecepKılınçarslanEpey bekledim, bir şey yazmayayım. Tartışma bitsin. Her ne kadar bir tartışmada var olması gereken; karşı tarafı dinleme, fikirlerini idrak edebilme, dinleme, anlama, görüşleri beğenilse de beğenilmese de saygı gösterebilme onuru; olmasa da!
Ama sabredemedim. Olmadı, yapamadım. Benim görüşüm farklı diye istenmiyorsam, dinlenmiyorsam, varlığım kabul edilmiyorsa ben karşı tarafı nasıl anlayabilirim, nasıl saygı duyarım? Okuduklarıma inanamıyorum, abicim. Beyfendi, Ahmet Kayayı sevenler olduğu için Cemaat'i terk ediyorum, diyor. Buyursun, kapı açık.
Ama şunları da okuyarak: 1- Ahmet Kayayı sevenler olduğu için Cemaate kızıp, siteyi terketmek; pireye kızıp yorganı yakmaktır. Hem de daniskası. Düşünebiliyor musunuz, pireye kızıp yorgan yakıyorsun, ne hazin. Değil mi? 2- Bir insanı sırf görüşü farklı diye, kendisinden başka türlü düşünüyor diye, dışlamak, bu insana değer vermemek cahillilktir.
Herkes aynı düşünmüş olsaydı ne sıkıcı olurdu bir düşünsenize ; aynı şarkıyı dinleyenler, aynı yazıyı okuyanlar, aynı partiye oy verenler, aynı yere bakanlar, aynı şeyi görenler, vs.
Kırk yıl düşünsem inanın, Cemaatte Ahmet Kayayı sevenler olduğu için ceketimi alıp gidiyorum ben diyecek birisini hiç tahmin etmezdim.
Ben bundan sonra sokağa çıkmak istemiyorum; abiler! sokaklar farklı görüşten insanlarla dolu, artık Cemaate girmeyeceğim , çünkü Ahmet Kayayı beğeniyorum :)
hey yarabbim ne yazılara kaldık!
Kendini yollara Vuracak adam
Cts, 09/09/2006 - 16:53 — Serkan Tekinİçerden çıkacak birazdan adam
Yılların tortusu çökmüş yüzüne
Alnını güneşe serecek adam
Uykusuz ranzalar suskun voltalar
Geride kalacak ve ah hüzünle
Bir kül gibi savrulup gülecek adam
Kar yağmıştır sardunyanın üstüne
Anılar toza toza bulanmıştır
Kitaplar sobada yanmış
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır
..
Hasan Bahadır'a.. Sana güzel bir çiçek zikri, koparmaya kıyamadığım için. Şiirlerin bir bıçak gibi ışıldadığı ve devrim türkülerini, ve başkaldırmayı öğreten şiirlerini.. Teşekkür ederim dost!
Halil İbrahim'e.. Mor dağların nadide bir pınarıyla çağlıyorum. Ahmet Kaya bizim devrimimizin enstrumanıdır. Ve biz bu enstrumanı çalmaya devam edeceğiz...
Hacer Hadeka'ya.. Umut bizim gözbebeğimizdir. Umutsuz yaşanmaz. Alaşafağında ülkemin, yıldız uçurmak varken, biz, oturup yıldızlaraltında kendi buruk kanımızı içmişiz.. Hikmet bizi terkedeli çok oldu. Umutla bekliyoruz ama...
Recep Kılınçarslan'a.. Heyecanını, ve adam gibi adama olan açlığını anlıyorum. Biz şahsımızda o duruşları gerçekleştireceğiz inş...
Mus'ab Yasir'e.. Uzun Ankara seyahatimde, benim yokluğumu aratmamışsın. Mus'ab'a komşu ol inş.. Bu bir "dağlarımda zulüm var lo, düşemem yâr peşine" yazısıydı. Sen de gerçek yârin ardısıra gidenlerden olmuşsun..
Ahmet Cirit'e.. Nereye gidiyorsun kardeş? Ahmet Kaya olsaydı, dün cuma namazında Saadet Partisi genel merkezinin bahçesindeki caminin camına yapıştırılmış cansuyu derneğinin filistinde acı çeken resimleri olan afişini indirirdi. Ben indirmek istedim ama indiremedim. Demek ki çok etkilenmemişim. İnsan sureti eğer ki meleklere engelse, ha Atatürk ha Filistin'li kadın, ha Erbakan..
Ali Düz'e.. Kardeşim. Yorumuna katılmamak elde değil. Güzel ve özgün bir duruş. Teşekkür ederim.
Nuh Tuna'ya.. Evet dostum. Kral müzik yaptı. Budur yani.
Hilal Yıldırım'a.. Ahmet Kaya'a aşık değilim :)
Cihat Yolcu'ya.. Kardeşim güzel yorumun için teşekkür ederim. İslam'ın hiçbir emri teferruat değildir. İlgili cemaat lideri de öyle sanıyorum ki teferruat kelimesini kullanmamıştı..
Fatih Burak'a.. Güzel bir duruş. Dinleyen dinlesin. Ben de hem çalarım hem de söylerim. Ama Ahmet Kaya'dan da söylerim, kızmak yok..
F.Mehmet Tiyanşan'a.. Molla Kasım'lığınız için teşekkür ederim.
Ayşenur Bulut'a.. Cemaat'te Ahmet Kaya yazıları okumak, Şebnem ferah yazıları okumaktan galiba iyidir.
Mustafa NAZİF'e.. ne o sakal ? ( şaka şaka )
Belki aynı şeylerden bahsetmek istiyoruz ama pencerelerimiz farklı. Bir de penceresiz kalmak var. Bu en kötü olsa gerek..
İçerden çıkacak birazdan adam
Yıpranmış bavulu hantal sesiyle
Kendini yollara vuracak adam
Yüz çeviren dostlar sinsi tavırlar
Açığa çıkacak ve ah kendiyle
Bir ince hesabı görecek adam
Susamıştır tebessümün seyrine
Saçları hiçbirgün okşanmamıştır
Bir ihtilal kadar yalnız
Ah vefanız kadar yanlış
Mümkünse farzedin yaşamamıştır
Ne oluyor ya
Per, 28/09/2006 - 22:26 — Sule Demirtasİnsan utanır ya bu yazıyı yazmaya ve yayınlatmaya, yayınlamaya (yani bu sitede)
utanmıyorsa alttaki linke tıklasın izlesin. Umarım sindirir. Afiyet olsun
http://www.sonsaniye.net/haber7070.htm
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim