“Müzik alır. Verirsen…
Şiir verir. Alırsan…”
Bir şiir ile bir şarkı sözü arasında ne fark vardır ? Eğer bahsiniz, mâni tadında, günlük dile özgü yazılan ve çizilen bir takım örneklerse bir farkı vardır. Ama “Asırlardır yalnızım” diyorsanız bir farkı yoktur. Geliniz ve görünüz ki, bugün şarkı sözleri “mobil yaşam” teranesinin sağlam (!) bir ayağıdır. Durumu, bayağılığın bile taklidinin olduğu ucûbe bir hal almıştır. Daha da vahimi, sıradanlığın taklidi bile yanlış telaffuza sahiptir. Kim’den bahsetmiyorum aslında; kim’lerden bahsediyorum. Ama size bir “kim” söylemem gerekirse, sıcağı sıcağına Ferhat Göçer örneğini verebilirim.
Hangi bakkala, markete gitsem, hangi büfenin girişine kafamı uzatsam, ya radyoda, ya da teyplerde, ya da ya da wolkmen denen aletlerde hep şu şarkı çalmakta :
“Dünyaya bir daha gelsem sevgilim
Arar bulurum seni yine severim
Cenneti değişmem saçının teline
Ömrümün yettiği kadar seni severim..”
Herhangi bir şey kullanıla kullanıla pas tutar mı ? Eğer kullandığınız bir “söz” ise, yani dile dairse evet. İşleyen, demir de olsa pas tutar. Daha önce bilmem kaç kez tekrarlanan bir sözdür Göçer’in bize yutturduğu. Bu parçayı dinlerken müziğin ılık sesine kapılıp gidiyorsunuz. Hoş, aman aman bir beste de değil. Ama şairseniz sözleri de pekâla ilgilendiriyor sizi. Tam bu noktada büyük harflerle ve altını çizerek diyorum ki: Ferhat Göçer’in bu bayağı olduğu halde, bangır bangır her yerde çalınan, aslında her yerde sürünen bu şarkısının sözlerinde mantık hatası vardır. “Cenneti değişmem saçının teline…” derken sözde, sevgiliye olan aşkının ne kadar devâsâ olduğunu anlatmaya çalışıyor Göçer. Ama sadece çalışıyor. Anlatamıyor. Hatta sevgilisini yerin dibine sokuyor, bizleri de şahit göstererek. Yani, “Sen kimsin ki cenneti değişeyim…” “Cenneti değişmem saçının teline…” diyor. Halbuki Göçer’in göçük olan şarkı sözlerinin doğrusu ise “Cennete değişmem saçının telini…” şeklinde olmalıdır.
Netteki arama motoru vasıtasıyla bu cümleyi teyit etmek için tarama yapayım dedim. Acaba dedim sadece bende mi bir algılama sorunu var, yoksa kastedilen başka bir şey midir, diye. Nihayet bir web sitesinde Göçer’e ulaştırılmak üzere yazılan onlarca mesaj takıldı gözüme. Ama genelde “Harikasınız. Sizi çok beğeniyorum…” tarzı yorumlarla bezeliydi site. Konuya vâkıf olan bir Allah’ın kulu yoktu. Çok sevdikleri Ferhat Göçer söylemişse doğruydu. Olsundu. Desindi. Biz (!) dinleyip övgüler yağdıralım’dı.
Halbuki zamanında bugün Göçer’in söylediği, ya da söyledim sandığı bu sözleri Cemâl Sâfi daha önce yazmıştı. Ferhat Göçer belki bilmez Cemâl Sâfi’yi, ama bilen bilir. “Sensiz cennet bile sürgün sayılır…”dan bahsediyorum. Evet, mübâlağadır. Sâfi’nin beşeri olana yazdığı bu mısralar ifrat-tefrit noktasında tartışılabilir; orası ayrı bir mevzuu. Ama demiştir. Sâfi bu sözü ilk söyleyendir. Ve bir intihâl söz konusudur. Öyle veya böyle…Ne ki yarım kalmış, eksik söylenmiş, hatalı, defolu bir söylemdir Ferhat Göçer’inki.
Diğer yandan şarkı sözlerinin şiire karşı cılız savaşından galip ayrıldığı su götürmez bir gerçektir. Aslında çok derinlemesine irdelenmesi gereken bir konu. Galip demek onun üstün olduğunu çıkarmaz. Zaten bir şair olarak, savaşı cılız olan bir mücadelenin galibinin şiir olmasını istemem. Ama bu balon, beyazcamın en nadide (!) köşelerinde salına salına yayınlanan magazin ve müzik programlarının desteği ile büyümektedir.
Şarkı sözlerinin terakkiye mani oluşu şiirin varoluşuyla ilgilidir. Şiir olmasa idi şarkı sözlerinin âmiyâneliği gündeme gelmeyecekti. Şiirde söylenmedik söz kalmadı, diyenler neden şarkı sözlerine göz atmaktan imtinâ ederler ? Bugün şiirin bittiğini var saysak bile ardında bıraktığı devasa hazineyi nasıl göremeyiz ? Şarkı sözleri hiç mi asırlık şiir geleneğimizden nasiplenmedi ?
Bahsim,
“hadi yine iyisin
İyisin iyisin
sen işini bilirsin
bilirsin bilirsin
deli dolu birisin
birisin birisin
reçeteni ister misin
muck! sevdiğimsin…”
ile tetiklenip, bugün “Shake It Up Şekerim …” ile melez bir şekilde devam eden sürece dairdir. Bu arada bir müzisyenin “Madem müzik evrenseldir. Neden Erovizyon’a Arapça veya Farsça eserlerle katılmıyoruz ? “sorusuna imzamı atıyorum.
Derdimiz:
“Ters dönecek anahtarlar, bir gün elbet çıkacaksın ışığa”
“Sen kokunu sıkardın, o da sen kokardı…”
”Gecenin güneşi ile yakalım sigaramızı…”
“Bâtınım sen oldun zâhirim sensin…” diyen ile, ve daha niceleri ve niceleri ile elbette değildir. Aslında evet, derdimiz bunlarladır. Onlarca çakıl taşları arasından seçerek ancak çıkardığımız elmas taneleriyledir. Derttir bu. Çiledir. Bu gibi mısralar şiirden beslenen ve şiirin yatağından akan mısralardır. İçlerinde bizatihi şiir olanları dahi vardır. Diğer yandan söz’e dair bir şeyler yapmak için kollarını sıvayanlar da yaptıkları hatalarla komik duruma düşmektedirler. Yazdıkları -hani nasıl derler- “karalamanın” ötesine gitmemektedir. Onlar karaladıkça, karalanıyoruz.
Diğer yandan, şarkı sözlerini yazan kalemlerin şair oluşları ise moralimizi bozan bu nahoş duruma karşı güçlü olmamızı sağlıyor. Yusuf Hayaloğlu, Selçuk Küpçük, Cemal Safi bunlardan bazıları. Ne yazık ki, şiirin bağdaş kurduğu meclisin duruşu daha dik olunca "sol müzik" ya da "yeşil pop" yaftasına muhatap oluyorsunuz. İroni kendi içinde devam ediyor yani. Mevcut ortamın bunca sisi içinde şiirleri bestelenenlerin de oluşu bir başka mutluluktu : Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Attila İlhan, Ataol Behramoğlu, İsmet Özel ilk aklıma gelenler…
İmdi, ne zaman böylesi bayat, ham, kaba güfte ve bestelere muhatap olsam “müzik” kelimesinden “k” harfini kaldırıp “ç” harfini koyuyor ve bu tür çalışmalara kalın harflerle “müziç” diyorum. Bunalttılar ! Yüksek sesle : Olanlar terakkiye manidir !
Ve bu yazı “Ne varsa eskide varmış...” sözünün “eskimeyeceği” korkusuyla yazılmıştır.
Selam ile…
Yorumlar
nenni nenni
Çar, 06/06/2007 - 04:39 — Meryem AkgünMerhaba,
Müzik ruhun gidasidir!
Tabiki ya müzik ruhun gidasi,hatta bol vitaminli a,b,c hepsi mevcut,doyuruyor insani..
Gidasiz kalmamiz mümkün degil zaten,zira 2 dakikada internetten alabilirsin bedava nasil olsa..
Radyolar,televizyonda,magazalarda,cep telefonlarinda v.s v.s diledigimiz her an mevcut bu gidayi almak..
Hele sasirdik ne dinliyecegimizi,kimi dinliyecegimizi..
Uyusun da büyüsün nenni nenni,misil misil uyutuyorlar artik bizi..
Ayrica cennet cehennem de mevcut ki,sormayin.
Tam unutuyorum cennet cehennemi ki,ruhun gidasi hatirlatiyor sagolsun,(Cenneti degismem sacinin teline)..
Dünyaya bir daha gelsem sevgilim diyor ve devam ediyor,kac kisi sorguluyor bu gibi sözleri acaba?
Örnegin dese ki "cennet ucuz degil,cehennem dahi lüzumsuz degil ,sevgilim"dang edermi acep beyinlerin de?
Hos bende müzik dinliyorum,fakat ne müzigin nede Siirin bir faydasini gördüm.
Siiri de ekledim,cünkü müzik yahut siir farki yok,fark ancak kalitededir..
Kaliteli müzik yahut Siirlerin de bir faydasini görmedim:)
Sadece okuruz ,begeniriz yazani tebrik ederiz..
Olur bir gün sende yazarsin siir sarki sözü herneyse,okurlar begenirler tebrik ederler,fakat Hayatini belirliyemezler...
Müzikden Siirden etkilenip yasam tarzini olumsuz degistirenle sözüm,"olumlu degistirenler ile karsilasmadim cünkü".
Saygilarimla
Göçerler...
Çar, 06/06/2007 - 20:08 — Turan ÇetinMerhaba E.Şimşek;
Yazınızın bir kısmını atlamak zorunda kaldım -nedeni adamın beni baymış olması, dayanamıyorum bu adama, bu şarkısına- özellikle adı geçene ait dörtlükten başlayıp ondört'üncü satırınıza kadar ki kısmını... bu dörtlük kulağımı o kadar kirletti ki yazı olarak dahi görmeye tahammülüm yok... Bu arada yazınız da müzik geçtiğinden belki ulaşabilecek arkadaşlar vardır diye bir meramımı aktarayım... T.Yüncüoğlu bir aralar ACZ'in şiirlerinden oluşan bir kaset çıkaracağını belirtmişti, ne oldu diye bir soruverseler de cevabını bizimle paylaşsalar, çok iyi olacak. hiç değilse fakirin merakını gidermiş olurlar. bekliyoruz efendim... bu arada yazı için eyvallah...
"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar
El-cevap
Per, 07/06/2007 - 11:13 — emre şimşek (doğrulanmadı)Hakan bey,
Aslında haklısın. Emre’m Yunus:
“Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene sen ver onu
Bana seni gerek seni…” diyerek İlahi Aşk ile son noktayı koymuştur. Sonra söylenenler galiba laf-ı güzaf. Hatırlattığın için sağol. Ama Eşrefoğlu Rumi’nin de ne dediğini merak etmiyor değilim.
Sâfi’nin Yunus’dan el aldığını biliyorum. Hece şiirinin dehlizinden geçen herkesin aynasıdır Yunus, aslında. Sâfi bana heceyi öğreten insandır. 3 sene şiir toplantıları yapmıştık. Hece şiiri eskidi, diyenlere de tebessüm ediyorum. Ali Ural demişti en son bir sohbetimizde : “Hece stadyumda koşmak, serbest şiir maraton’da koşmaktır… “ Şiir mi değil mi, sorgulayan yok da nasıl yazıldığına bakıyorlar.
Meryem hanım,
Aslında yazım, “Cennet de cehennem de Rabbin yarattıkları…” deyip, her ikisini de önemseyen anlayışın şarkı sözlerinde baskın olmadığına da atıfır.
Ne ki, “müzik ruhun gıdasıdır…” diyen de sizsiniz, “ne müziğin ne de şiirin faydasını gördüm…” diyen de. Kendi içinizde tutarsızlığınızın olduğunu düşünüyorum. Eğer şair olsaydınız, bu sözlerin ağzınızdan dökülmesi kolay olmayacaktı. Bir ara Haydar Ergülen de demişti, “Şiir faydasız…” türünden bir şeyler. “Faydasız” kelimesi geniş anlamlara haiz bir kelime. Neye göre ? Misal, yemeğinizi yedikten sonra üzerine şiir okumanızın bir faydası yok. Ama âşıksanız öyle bir var ki…(Bknz. Bu aralar ben)
(Ya da: Hem aşık hem de işçi-kapitalist ve daha nice farklı sınıftan olan bir “insan”)
”Aşk imiş her ne varsa alemde
İlim bir kıylü kâl imiş ancak…”
Turan bey,
Yazımın bir kısmını Ferhat Göçer isminden dolayı okumamanız da o kişiye dair bir eleştiridir; ve yazımı belki de tamamladı. Bu yazı, sadece övülmeyi hak etmeyen bir şarkıya, ve dolayısıyla şarkıcıya küçük bir sitemdi.. Hoş, hayatta kimsenin övülmesinden yana da değilim. Bir de övgüyü hak etmeyenlerin olduğunu gördükçe kulağına eğilip söylemeyi uygun görüyorum.
“Birilerini gördüm, gemileri batmış
Bir gemi gördüm, yolcuları batmış…”
Kulaklarımız kirlenmiyor, kulaklarımız kirletiliyor. Evet, kirlenen yine de biz oluyoruz. Ama zorla. Kerhen katılarak. Sorun sadece bozulan Türkçemizde de değil. Aynı Türkçe ile, pamuk şekeri tadında sözleri de duyuyoruz; arz talep (!) dengesi diyerek: “Yakalarsam muck muck” ilk aklıma gelen…Hakkımızda hayırlısı, desem çok mu yaşlı göstermiş olurum :)
Teşekkürler…
sair degilim
Per, 07/06/2007 - 20:40 — Meryem AkgünMerhaba insanlar,
1.Müzik ruhun gidasidir ,bu söz bana ait degildir,dikkat ederseniz ironi tarzda yazdim...
2.Ne müzigin ne siirin faydasini gördüm,evet bu yazi bana ait,zira müzik dinliyen ve siir okuyan biriyim,lakin bir faydasini görmedim,kendimi ifade etmekde ,problem yasiyorum ve anlasilmiyorum.
Anlatmak istedigim bu denli mesgul oluyoruz müzik ve siir ile(genel olarak kasdim)ciddi anlamda olumlu yönünü kestiremedim,ve lütfen "ciddi" anlamda olumlu yönü nedir? bilen varsa buyursun aciklasin..
Ki siiri seven biriyim,özelliklede siirde ki anlatim gercek ise bu beni etkiler...
3."Eger sair olsaydiniz"...demissiniz,efendim sair degilim,ve sair olmaya niyetim de yok:) Ben olur ki kendi efkarim ca,"yazar" ve "okurum"varsin sair olmayayim ,varsin sair demesinler..
iyi günler
Beklenti ve üzüntü
Paz, 17/06/2007 - 01:17 — emre şimşek (doğrulanmadı)Yorum yapanlara teşekkür ettim; ettim etmesine ama direk konuya dair net bir cevap alamadığım için üzüntülüyüm. Keşke cemaat.com biraz daha duyarlı olsaydı diye düşünmüyor değilim. Ortada şiddetli bir durum var. İntihal var. Dahası defolu...Şiire karşı yapılan haksızlık var. Şarkı sözlerinin geldiği bozuk durum, ve dört nala gittiği uçurum var. Bu vesile ile daha geniş kapsamlı tartışma yapılabilir ümidi ile yazıyı kaleme almıştım ama olmadı. Neyse, canınız sağolsun...