caddeler ikindi sonu kuru dallar
şımaran kalabalıkta hür
yalnız çaybardakları belleri kalın
değişen tadına inat poyrazın
sonbaharda insanlar
şehir ay sonunu getirecek güç bela
kar meleklerini süreyecek koca makinalarla asfaltlardan
soğuk halbuki yüzleri makinistlerin
ışığını silkeleyen ay mahzun
gece bir o kadar miskin
kömür yerine kokusuz bir kış geçireceğiz belli
mahalli idarelerin başarısı çocukluğumu çalmak
oysa şehir bu
genzimi köreltmeli kısa günü kışların
evet köreltmeli de
ve dahi
ben mahzun durmalıyım kapı önlerinde ay gibi
ıslak odunlara bakıp kara kara düşünmeli annem
tutuşturacak sevgi olmalı
tutuşmazssa üşümeli bodum katları
sarılmalı birbirine yalnızlar
kırık hikayeleri göçedenlerin
ufukta ilerzik tütsüsü alınan maaşa nazardan uzak
yeni kıyafetleri okul çocuklarının
şaman dansı yapsak şaman dansı yapsak
yer altlarında yılan gibi kıvrılan menzillere
şükürler olsun ayağımızı yerden kesen muassır medeniyete
şaman dansı yapsak sokak lambalarına bez bağlasak
böyle ummazdım kışları kaybedeceğimi ummazdım
ummazdım mavi gözlü kızların kör kalacağını soğuktan
soğuktan bunu ummazdım çocukluğumun koca köyünden
kalbimi parselleyen bu kadar genişliği
zenginliği ummazdım
fakir ama onursuz kalacakmışlar aşıklar
aşık gibi yapacakmışlar ummazdım
cahilliğime verdim
baloncu vardı yokuş çıkardı ona verdim kelimelerimi
alsada uçursa bir mazi
yükselse kıyılar boyunca denizssiz olsada şehir
mavi kalsa hatıratı şekilsiz kalsa
bakkal amca ufacık aşırmalara sessiz kalsa
dıt dıt ötmese kaçarken yalnızlığına insancıklar
kaçmaktan ummazdım bu dağıtılan yardımdan gün boyu
sahte gülüşünde heybetinden ummazdım tarihin
beni oyuncak edip menkıbelere korkutmasını ummazdım
kış geliyor diye değil
üşüyorum anlayamamaktan güneşi
oysaki ekmeğimin üzerine salça
kuru ayazda serkentte serseri çocukardık
güvercin kanatları boynumuzda akşamüstleri uçardık
okul çıkışında çantalarımız göğsümüze yapışık
ibadet edercesine koşardık
çamurlu kestirmelerine ev yolunun
paçamızdaki kir kadar basitti yediğimiz dayak kadar önemsiz
şehirde hür olmak
böyle ummazdım işte esareti
servis önlerinde paçasız çocuklar
kanatsız güvercinler ummazdım
kimsesiz ummazdım göğü bu kadar
caddeler ikindi sonu kuru dallar
şımaran kalabalıkta hür
yalnız çaybardakları belleri kalın
değişen tadına inat poyrazın
sonbaharda insanlar
bana bakmayın
yaşayın yaşayabildiğiniz kadar
şaman dansı yapın...
Yorumlar
Şaman dansı yapmasak şaman dansı yapmasak
Salı, 14/10/2008 - 22:52 — Ayşegül Elif'Şehir ay sonunu getirecek güç bela'şaman dansı devam edecek metroda pc başında 'şükürler olsun ayağımızı yerden kesen muassır medeniyetlere'.Belleri kalın çay bardaklarındaki hayat dediğim demsiz çaylara bisküvi batırıyorum hala,şaman dansı mı,evet galiba.İmar planlarından mı mahalli idarelerden mi Ce sertifikalı çin malı oyuncaklardan mı pezik turşusu yaparken kökünden yapılacak arabalara sevinmeyecek çocuklar.Erdem Beyazıt bir şehre veda etmişti şiirinde'gururu yıkılmış soyatlar gibi'.Söyleyecek çok şeyim var iyisi mi susmak bu durumda.Ellerinize sağlık yüreğinize,ne güzel yazmışsınız yine ne güzel.
şiirin size dokunması
Çar, 15/10/2008 - 18:33 — serkan şafakşiirin size dokunması yazan için en büyük ödül inanın . nazik kelimeleriniz için teşekür ederim
ilk şiiriniz
Pzt, 20/10/2008 - 20:33 — nurdan ayilk okuyuşum şiirilerinizden birini
ama ne güzel anlatmışsınız sonbaharın şehirdeki halini.yüreğinize sağlık.kaleminize bereket...