
Kardeşliği emreder dinimiz; kayıtsız şartsız iman ederiz; çünkü Müslümanız.
Bayramlarımızın bayram olması için duaya açılır ellerimiz; çünkü Müslümanız.
Amin dediğini duyarız ağacın taşın; yürüyenin, duranın. Biz duyarız; çünkü Müslümanız.
Coğrafyalarda yel olur gezer yüreğimiz; güneşle mağripten maşrıka ulaşır; saba rüzgarlarıyla ummana taşarız. “El-Emin” gibi döneriz yüzümüzü kıbleye, ensar gibi kucaklarız muhacir kardeşlerimizi; çünkü Müslümanız.
“Ruhum sıkılmış ve olanca genişliğine rağmen koskoca yeryüzü başıma dar gelmiş” dememek için tevbe imbiklerinden süzülüp gece - gündüz, yaz - kış demeden tenine, memleketine, ahvaline, kimliğe bakmaksızın “kardeşlerimiz”le musafaya koşarız; çünkü Müslümanız.
Biz yürürüz yedi iklim dört bucak. Biz yürürüz daim ve muvaffak olacak mıyız, hangi deryalar ardımızdan kıyama duracak diye bakmayız. Biz işimize bakarız; çünkü Müslümanız.
“Ben af ile emrolundum” diyen Nebi’nin Mekke’nin feth edildiği o kutlu günde, “Bugün siz, muaheze edilecek değilsiniz, gidiniz, hepiniz hürsünüz” muştusunu ebabillerle dünyanın dört bir yanına ulaştıran merhametin atar damarına muhabbetimiz ilanihayedir; çünkü Müslümanız.
Kötü hayallerden ve ihtiraslardan, tul-i emel ve arzulardan uzak dururuz; aldığımız nefes adetince, hayatın her anında, her zamanda, her mekanda Rabbimizin bizimle olduğunu, bizi koruduğunu, gözettiğini biliriz; Allah’a güvenip O’na dayanmayı, cesaret ve güven içinde olmayı O’ndan niyaz ederiz. Ruha sükûnet ve ferahlık veren O’dur iman ederiz; çünkü Müslümanız.
Mü’miniz, hayatımızın her safhasına Yaratıcımız ile irtibat halinde olmamız gerekliliğinden her işimizin önünde sonunda, bayramımızda sabırla imtihanımızda, evvelen ve saniyen dua ile rahmetle avuçlarımıza “selam” zerkeder, şükreder, hamd ederiz; çünkü Müslümanız.
Kurban da bir temizlenme, bir arınmadır ve Allah adına yapılan, Allah adıyla başlanılan ne varsa onlar ruhumuzda bir dinginlik, bir huzur, bir muhabbet kökü salar. Allah’ı her an ve her eylemimizle anarız; çünkü Müslümanız.
Allah’a kulluk etme durumunda olmayı anlayanlara selam ederiz; çünkü Müslümanız.
Gerek tek tek gerekse toptan Allah’ın rahmetine sığınmak için çabalayanlara selam ederiz; çünkü Müslümanız.
Uzak - yakın kardeşine ulaşmak için yola koyulanlara, onun bir sıkıntısını gidermek için koşturup duranlara, Allah adıyla işe başlayıp hayr ve hasenata sebep olanlara selam deriz; çünkü Müslümanız.
Yönünü kaybetmeyenlere, zorlaştırmayıp kolaylaştıranlara hem kendini, hem çevresini, hem de çevresinin ötesini düşünüp “emr” olduğumuz şeylerin güzelliğini, haklılığını yaşayan ve yaşatanlara “selam üzerinize olsun” deriz; çünkü Müslümanız.
Elhamdülillah…
Allahu ekber, Allahu ekber.
Lâ ilâhe illallahu v’Allahu ekber.
Allahu ekber ve lillahi’l-hamd.
Yorumlar
eyvallah
Cts, 30/12/2006 - 03:03 — ismail kılıçarslanIşıl ışıl! Eyvallah Kâni Abi! Eyvallah!
İyi ki Müslümanım!
Cts, 30/12/2006 - 23:54 — aysun yollardagezerMüslüman olmayan için de, Müslüman olup din kardeşine eziyet eden için de Allah'tan onlara hidayet nasip etmesini dileriz, çünkü müslümanız...
Elhamdülillah Müslümanız!
İyi ki Müslümanız!
Bayramını kutlamayan, Allah'ın fırsatlarını değerlendirmeyen Müslümanlar geldi aklıma, bu yazıdaki Müslüman tarifine uygun olamayanlar...
Allahım, hepimizi senin yoluna doğru sür! Kurban olalım! Her sene, her sene, ölene kadar kurban olalım!
Elinize sağlık...
Nerede ve Hangi Müslümanlığımız?
Paz, 31/12/2006 - 16:13 — Rüstem BudakHer gün yüzlerce kurban ettiğimiz kadın, çocuk, genç, yaşlı insanlarımızla yine karşıladık bayramı. Vahşilerden adalet, özgürlük dileniyoruz. Sadece savaş alanlarında her yıl yüzbinlerce insan feda ediyoruz. Birbirimizi saçma mezhep kavgalarında kesiyoruz hala. Savaş olmayan ülkelerimizde ruhumuz, düşüncemiz yok oluyor. Nedir bu Ey Allahım! Biz buna mı layıkız. Senin özgürlük dininde köleliği yaşıyoruz.
Kan, gözyaşı yok artık akıtacak. Çekilmiş damarımızdan kan, gözlerimizi feri sönmüş, merhametimiz kalbimizden çekip alınmış. Yenile yenile zaferler düşlüyoruz. Zulümleri, kan ve vahşeti kaderimiz saydığımız gibi yenilgiyi de kaderimiz saymışız. Özgürleşmediğimiz bir benlikle varmaya çalışıyoruz Allah’ın huzura. Tapındığımız Allah değil liderler, şeyhler, abiler, ideolojiler olmuş. Her gün düşlerimiz işgal ediliyor coğrafyamız gibi.
Birbirimizi sevmiyoruz. Herkes araziye indirdiği gecekondusunu ve mahallesini önemsiyor. Mülkiyet savaşları yaşanıyor. “Şii imamet mitolojisi” ve “Sünni saltanat ideolojisi” arasında sıkışmışız. Akıl’sız müslümanlığımızla dalgalı denizde rotasız sallanıp duruyoruz. Köhne gelenekleri din gibi benimseyip onların muhafazasına çalışıyoruz. “Kültürel geviş getirme” olgusunu aşacak bakış açımız yok henüz. Işık burada var! diyenler yanına gittiğinde seni derin uçurumlara davet ettiğini görürsün. Bilgi ve hikmetin izini sürmektense yerimizde saymayı hüner saymışız.
Milyonlarca müslüman şimdi Kabe’de dua ediyorlar. Arafata çıktılar. Hani kabul edilen dualarımız. Milyonlarca müslümanın duası bu kadar mı zayıf kalıyor düşmanın kurşununa ve topuna karşı. Yanı başımızdaki yangını söndüremeyecek kadar zayıf mı dualarımız? Yoksa hep nefsimize mi yonttuğumuz herşey gibi onları da sadece kendimiz için mi istiyoruz. Haccın ruhunu havalanlarında bırakıp evimize sadece hurma, zemzem ve türlü uyduruk çin işi berbat hediyerimizi mi getiriyoruz.
Neredesin ey bilinç! Neredesin ey özgürlük!
emredilenler ve yaptıklarımız
Paz, 31/12/2006 - 16:31 — Halid AslanŞu emredilenleri yerine getirmiyoruz da sıkıntı buradan doğuyor Allahu A'lem... Allah cümlemize hidayet nasip etsin.
1. Tevazu içerisindedirler:
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...” (Furkan 25/63)
2. Tatlı dil ve güzel sözlüdürler:
“Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
3. Geceleri namaz kılarlar:
“Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.” (Furkan 25/64)
4. Allah’ın azabından korkarlar:
“Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.” derler. (Furkan 25/65)
5. Harcamada itidal içerisindedirler:
“(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” (Furkan 25/67)
6. Şirk, kasten adam öldürme ve zinadan uzak dururlar:
“Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı (nın cezasını) bulur.” (Furkan 25/68)
7. Yalancı şahitlik yapmaktan ve yalan konuşmaktan sakınırlar:
“Onlar, yalan yere şahitlik etmezler, boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler.” (Furkan 25/72)
8. Yapılan vaaz ve nasihatleri kabul ederler:
“Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağırlar ve körler gibi davranmazlar.” (Furkan 25/73)
9. Daima Allah’a tazarru içerisinde dua ederler:
“Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan eyle ve bizi takva sahiplerine önder kıl.” (Furkan 25/74)
Rahman'ın Has Kulları
Paz, 31/12/2006 - 16:19 — Halid AslanYüce Allah, inanan insanları Kur’an-ı Kerim’de çeşitli surelerde çeşitli ayetlerde anlatmakta ve onların özelliklerini açıklamaktadır. Mü’minlerin özelliklerinin anlatıldığı surelerden biri de Furkan suresidir. Nitekim bu surenin 63-74. ayetlerinde Yüce Allah, mü’minlerin özelliklerinden bahsetmekte ve onları Rahman’ın has kulları olarak nitelendirmektedir.
Ayetlerden birisi şudur:
“Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
Cahil insanlar, kendilerine kötü söz söyleseler, onlara kötü sözle karşılık vermezler. Çünkü onlar yüce değerlerle meşguldürler. Beyinsizlerin beyinsizlikleriyle, ahmakların ahmaklıklarıyla zihinlerini meşgul etmezler ve onlarla tartışma ve çatışmaya sarfedecek vakitleri yoktur. Onlara sadece “selam” der geçerler. Bu şekilde davranmaları onların zayıflıklarından değil yüceliklerinden, acizliklerinden değil üstünlüklerindendir. Şerefli bir kişi, edepsizlerin edepsizlikleriyle meşgul olup vakit harcayacağına daha önemli, daha yüce değerlere vakit ayırır ve cahillerin yaptıklarına ve söylediklerine önem vermeden geçip gider. Bu iki vasıf onların gerek kendi aralarında gerekse diğer insanlarla olan münasebetlerindeki özellikleridir.
Üçüncü Gün.
Salı, 02/01/2007 - 13:58 — Fethi SERHATselamdan sonra;
"Yönünü kaybetmeyenlere, zorlaştırmayıp kolaylaştıranlara hem kendini, hem çevresini..."
'bulanmadan akmak ne güzel!' diye özetlemiş dedikleriniz Kâni bey... Dua niyetine okuduk yazdıklarınızı
bu güzel bayram gününde.
bugün üçüncü günü bayramın, cemaat'e şöyle bir selam verelim dedim... çorum'da herşey normal, bugün hava düne göre biraz daha soğuk. kar yok. ah bi kar yağsa da setretse...
Allah'ın selamı üzerinize olsun ey cemaat, iyi bayramlar...
____________________________________________
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...
Gerçek Bayram
Çar, 03/01/2007 - 22:43 — aysun yollardagezer"Bir gün Hz. Ali, eğlenen şarkılar söyleyen, def çalan bir cemaat gördü ve:
-Bu nedir, neyin eğlencesidir? diye sordu.
Dediler ki:
- Ey Mü'minlerin emiri! Bugün onların bayramıdır.
Hz.Ali buyurdular ki:
-Bizim bayramımız da,günah işlemediğimiz gündür."
Müslümanın Bayramı:
Defterine suç kaydettirmediği gün'dür.
Son nefeste imanla gittiğinde defterini sağdan aldığı gün'dür...
Mizanı ağır geldiğinde, sıratı selametle geçip cennete girdiği gün'dür;
Müslümanın Bayramı Cemalullah'a ulaştığı gün'dür...
Allah hepimize "gerçek bayram"ı yaşamayı nasip etsin!
Selam olsun!