helal organik tavuk





Şeytan Marka Kullanır!

20 Oca 2009
Yazan: serpil kendir

Reklamları seyrediyorum... Sunumu yapılan ürünlerin onda sekizi Yahudi yapımı. Takdir ediyorum adamları, dünya piyasasının neredeyse tamamını ele geçirmişler. Ürün kalitesi, reklam, pazarlama konularında gerçekten dehalar. Tüketiciyi öyle şartlandırıyorlar ki en mükemmelini istiyorsanız o ürünü almaktan başka şansınız yok! Dikkat edin hemen her alanda önder markalar onların elinde.

En şık olmak istiyorsanız şu marka giyineceksiniz!
En doğal ve kaliteli gıda ürünleri onların!
En güzel olabilmek için bu kozmetik malzemelerini kullanacaksınız!
En enfes içecekler yine onların!
Hatta ve hatta şu cürete bakın ki başımın örtüsünü dahi bana satma çabasındalar!

Takdir ediyorum dedim ya sanırım onlar da bizi takdir ediyorlardır. Yoo ticari başarılarımızdan dolayı değil. Canla başla tükettiğimiz, servetlerine servet kattığımız için. Benim saf müslümanım elinde ki üç kuruşuyla gider bilmem ne marka elbiseyi alır.Ve bundan da büyük mutluluk ve tatmin duygusu yaşar. Öyle şartlandırılmıştır çünkü. Beyninin bir noktasına işlenmiştir. Artık o da önemli, seçkin bir insan olmuştur. Marka taşıyordur üzerinde ve o da markadır artık. Hiç düşünmez ki bu kararı kim vermektedir? Markalar ruhu da yüceltebilir mi?

Allah katında en makbul marka hangisidir?

Ederinin onlarca katı değer biçilen bu mallara verilen paralar nerelere gitmektedir? Sarfedilen meblağlarla kaç insanın zaruri ihtiyaçları giderilir, yüzü güldürülebilir? Düşünmez, düşünmesine fırsat verilmez... Çünkü düşünebilen insan kötü tüketicidir. Biz düşünürsek onlar kaybeder. Nasıl olsa onlar bizim yerimize de düşünür ve üretir. Bizim görevimiz ise ise çalışmak, kazanmak ve onlara kazandırmaktır.

Oldum olası garibime gider bu marka takıntısı.Psikoloji kariyerim yok (ukalalık da yapmak istemiyorum) ama fikrimi söylemeden de geçemeyeceğim.Bana öyle geliyor ki kendimize olan güvenimizle ya da güvensizliğimizle alakalı birşey bu. Noksanlıklarımızı bunlarla tamamladığımızı düşünüyoruz. Arabamıza, giyimimize, mücevherimize, mobilyamıza, parfümümüze verdiğimiz miktar ölçüsünde değerlenip sıradanlıktan kurtuluyoruz. Maddi etkenlerle kalitemizi yükselttiğimizi düşünerek rahatlıyor, kendimize güvenimizi pekiştiriyoruz.

Kim iddia edebilir bu markalar olmadan hayatımızı sürdüremeyeceğimizi? Acaba biz mi onları onlar mı bizi kullanıyor? Bunun farkına ne zaman varacağız? Müstemleke kompleksinden nasıl kurtulup onurumuza kavuşacağız?

Kanaat, mütevazilik, alçak gönüllülük... Komşusu açken tok yatmamak... Bu kış sadece beş altı kıyafet alabildiği için üzülen, bazı indirimleri kaçırdığı için dertlenen bizler için ne kadar da yabancı kelimeler...

Öfkeliyim... Öfkem onlardan daha fazla kendimize. Şu marka elbise giyen, şu marka telefon taşıyan, şu markayı içen müslüman beylere... Şu markadan başka şampuan kullanamayan, bulaşıklarını, çamaşırlarını başka türlü temizleyemeyeceğine inanan müslüman hanımlara... İşletmelerinde gönül rahatlığı ile Yahudi ürünleri pazarlayan, bizim bildiğimiz kurumlara...

Gazze'ye insafsızca yapılan saldırılar karşısında yeniden diriltilmeye çalışılan boykot bilinci ne kadar tutacak dersiniz? Maalesef ben pek ümit besleyemiyorum. İnsanlarımız bu eylemin ne kadar etkili, nasıl hayati önem taşıdığını bir türlü idrak edemiyor, etmek istemiyor. Herkes bir mazeret üretme çabasında. Oysa sonuçlar, sebepler değiştiğinde değişir. Bu kadar basit. Bu mali gücü onlara veren bizleriz, geri aldığımızda güçleride zayıflayacaktır elbette. Zulümlerinde pay sahibi olmayı nasıl sindirebiliyoruz içimize? An-la-ya-mı-yorum. Ayrıca anlayamadığım bir şey daha var ki: İsrail ilk defa mı işliyor bu cinayetleri? Olaylar durulunca tekrar desteklemeye devam mı edeceğiz? Paramızın nereye gittiğinin hesabını verebilmek için bu bilinci hayatımızın her safhasına yerleştirmemiz gerekiyor. Çocuklarımız öğrenmeli önce, vereceği parayla bir kardeşine bomba gönderebileceğini. Ve bunun farkında olarak büyümeli.

Öfkemin sebebi biraz da geçen hafta yaşadığım bir olaydan kaynaklanıyor. Tüm iyi niyetimle kendilerinden emin olduğum bir kuruma pazarladıkları malların kaynağı hakkında uyarı gönderdim. Gelen cevap da, benimle aynı fikirleri paylaştıklarını fakat yaptıkları anlaşmalar ve iş presipleri dolayısıyla hiç birşey yapamayacaklarını söylediler. Hayal kırıklığı, hayret, öfke...

Ya bizim Rabbimize verdiğimiz söz?

Hangi sözleşme ondan daha önemli olabilir?

Ya şehid edilen onca kardeşimiz?

Anlaşmalarını bozduklarında kaybedeceklerinden korktukları meblağ onların kefaretini ödemeğe yetecek mi?

Beni en çok yaralayan, içimi acıtan ise bunu söyleyenlerin bizden dediğimiz kardeşlerimiz olması. İşte hal-i pür melalimiz...

Yüreğimin sesiyle yolalmakla, duygularımı kılavuz kılmakla yargılanırım hep. Fakat bu sefer durum farklı.Görüyorum ki sevdiklerimizin yüreğimizde, içimizde olması deva olmuyor yaralara.Çok acı ama bir o kadar da hakikat;
Maalesef:

Gazzeler cebimizde!

Sarfettiğimiz her kuruşla yok oluyorlar yavaş yavaş.

Tags:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Şeytanın Markaları

yazıdaki bütün cümlelere tamamen katılıyorum. Kesinlikle İsraili, yahudi mallarını, ve israili destekleyen bütün sermaye gruplarını boykot etmeli ve onlara para kazandırmamalıyız.

ancak bir sorun var ki sanırım bu nokta önemli, bu şeytan markalarının yerine koyacak neyimiz var ve biz ne yapıyoruz?...


soru işareti,ünlem,soru işareti,ünlem..

Bismihu..
Selamullahi aleykum ve rahmetullahi,inayet'ul,ihsan..
Öncelikle cümlelerin için,yani ki kalemine sirayet eden yüreğin için kendi adıma teşekkür ederim serpil kardeşim..

''Tüketiciyi öyle şartlandırıyorlar ki en mükemmelini istiyorsanız o ürünü almaktan başka şansınız yok!''
,demişsin hemen yazının başında..

Reklamları gerçek manada 'izleyip' 'düşündüğümüz'de,ürünlerin aslında tanıtılmadığını,'kesinlikle tüketilmesi gereken' ürünler olarak empoze edildiğini görürüz.Ki bu,insanlara öyle aşılanır ki,reklam 'reklam' olmaktan çıkıp,tam manasıyla propagandaya dönüşür.
Misal;çocuklarını düşünen/seven annelerin ve babaların,o markaları kullanmaları örneklenmekte ve reklamdaki(!)o markaları kullanmayan,çocuklarına o çikolatayı,o hamburgeri almayan/yedirmeyen,bankalarda hesap açtırmayan anne-babaların,çocuklarını düşünmediği/sevmediği imajı yerleştirilip,böylece,anne-babalarını yargılayan çocuklar ve suçluluk duygusuna kapılan ebeveynler oluşturulmaktadır.
Bunların hepsi medyanın yayıncılık anlayışından kaynaklanmakta.Öyleyse reklam olgusu/medyanın yayıncılık anlayışı değiştirilmeden,bunlar üzerinde 'doğrusu nedir' sorusuna cevaben cümleler kurmadan,parça parça yanlışları saymanın çok da bir manası yok.
Bu çok derin bir yara ve öyle üç beş cümleyle geçiştirilebilinecek bir mesele değil aslında.

Boykot edilmesi gereken ürünlerde de öncelikli olan gıda ürünleridir.Zira bu ürünlerin hiçbirinin tüketimi zaruriyet taşımamaktadır.Keyfiyet vardır işin içinde.İslam hukuku açısından bu durumda,bu ürünler içerisinde bilhassa gıda ürünlerini almak kesinlikle haram hükmündedir.Boykot konusunda öncelikle ve özellikle bu gıda ürünlerine karşı bir tavır,bir duruş sergilenmelidir diye düşünüyorum.
Rabb'imiz celle şanuhu Kitab'ında bir çok yerde buyurduğu üzere 'derin bilgi' üzerinde sabit kılsın bizi..

''etasbirune''


Almak ya da almamak...

İsrail'le yapılan her alışverişin haram olduğuna canı gönülden inanıyorum.Onlarsız hayatımı sürdüremeyeceğimi yada kaçınamayacağımı ise asla düşünmüyorum.

Yaklaşık on yıldır bu konuda hassas ve seçiciyiz.İnanın hiçbir yoksunluk hissetmedim.Aslında tüm mesele nefsimizle...Dayatılan yargılarla mücadele önceleri zor gelsede, teslim olmadığınızda zamanla kazanıyorsunuz.

Sevde kardeş, ben henüz dört yaşında çikolatasını seçerken, ne malı olduğuna dikkat eden ve bu konuda amcalarını,teyzelerini uyaran bir çocuk biliyorum.Sanırım meselemiz bunu genelleştirememizden kaynaklanıyor.Bu şuurla yetiştirilip büyüdüğümüzü düşünün...Başlamadığımız birşeyi bırakmamız sözkonusu değildir.

Hani şu sizin her yorumun sonunda tekrarladığınız söz var ya...İşte bütün mesele bu.

Ahmet Bey yorumunuzu okurken güldürdünüz bizi Rabbim de sizi güldürsün inşaAllah.Yaşadığınız ülkeyi bilemiyorum ama burada oldukça alternatifimiz var.Çözüm önerinize de neden olmasın diyorum.Düşmanım güçleneceğine varsın biraz ben zahmet çekeyim.Zaten bu kadar keyfimize ve rahatımıza düştüğümüz için bağlanmadık mı birilerine?

Ben de katkınızdan dolayı size teşekkür ederim Büşra kardeş.Bence, çocuklarını hatta tüm dünyadaki çocukları en fazla seven anne babalardır bu ürünleri almayanlar.

Dediğim gibi on yıldır kullanmıyoruz bu ürünleri.Ne çamaşırlarımız lekeli, ne çocuklarımız gelişmemiş, ne hayatımızda bir noksanlık hiç ama hiçbir şey eksilmedi dünyamızdan.Hatta tam aksi müsbet etkilerini yaşıyoruz.Sorumluluğunu yerine getirmenin verdiği huzur mesela...


ortada kalmislik

bir yanda listeler, bir yanda izahi cok degisken olsa da mazeretler/durumlar..

pratik bir cozum bulamamislik, ortada kalmislik halimiz...

kucuk ve basit bir ornek;
son gelismeler uzerine, ne kadar guvenilir oldugunu da bilmedigimiz listeler uzerinden eleye eleye basladik market alisverisimizi yapmaya.

Kullandigimiz iki bebek bezi de listede, listede olmayan bir ucuncusunu bulduk, aldik. (yurtdisindayiz, tr`deki kadar cok secenek yok malesef) 2. gun sonunda cocugun her tarafi pi$ik, onu gecirmek icin kullanilan krem`in ureticisi de listede var.

Seytan ne kullaniyor bilmiyom ama bu zamanlarda orta yolu tutturma gayretindeki bireylerin hayatlarinda koklu degisimler yapmadan mevcut listelerdeki markalara bulasmadan yasama pratigi pek mumkun gozukmuyor. Uzun uzun yazilar yazmak, ha bire emailler gondermek bir yana, bahsettigim degisimin ilk denemesi olarak bebekli bayanlar hazir bez kullanmayi birakip, eski usul bezleri elde yikamayi deneseler, belki bu kadar curetkar cumleler kuramayacaklar, bu kadar cok email forward`lamayacaklar.

Bahaneler, mazeretler, kendince hakli gordugun gerekceler uretilebilir, vaktinde yapilan "sana yagi" - domuz katkili urun listerleri uzerinden maruz birakildigimiz kandirilmisliklardan ornekler verelebilir ama soyle bir gercek var ki sonuc olarak bu boykotu bizim kicimiz yemedi, allah affetsin. Becerebilenlere helal olsun, allah ecirlerini arttirsin.


Dikkat! İsrail var!

Bir söz bu madde -marka- takıntısının nedenini çok iyi izah ediyor.Ruhlarında eksiklik olan insanlar bu boşluğu maddeyle doldururlar.Durum bundan ibaret..

Dün akşam alışveriş için yeğenimle markete gittim.Yeğenim çikolata almak istedi ve bir tanesine uzandı .O israil ürünü ,olmaz dedim. Başka bir ürüne yöneldi; o da israil ürünü olmaz dedim. Yeğenim çikolata almaktan vazgeçti. Çünkü ürünlerin çoğunda israil damgası vardı.Acaba hangi yanımız Gazzeydi.Maalesef her yanımız İsraildi.

İsrail ürünlerini boykot söz konusu olduğunda bir sürü markayla karşı karşıya kalıyoruz.Bunca ürün karşısında pek çok kişi bir köşeye sıkışıp kalıyor.Hayrettin Karaman ,Engin Noyan ve bir çok kişinin de bu boykotta vurguladığı bir husus var. Bu husus,belli başlı bazı ürünlerin(coca cola,pepsi,dove,burger king vs ..) sistemli bir şekilde büyük bir kesim tarafından boykot edilmesidir.Bu boykotu daha etkili kılacaktır.

Not: Haham Maşaallah Gülistaninejad Adam öldürme, katliam, zulüm ve insanlığın kötülüğü için kullanılacağından İsrail ile her türlü alışverişin ve bu ülkeye ait ürünleri kullanmanın haram sayılacağını" söyledi.

Batı dünyası, yanlışlar üzerinde yaşadı.
Doğu dünyası, doğrular üzerinde uyudu.