
Düşünce ve sanat dünyamızın önde gelen şahsiyetlerinden Sezai Karakoç, her Cumartesi Yüce Diriliş Partisi’nin İstanbul İl Merkezi’nde konuşmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz Cumartesi dördüncüsü gerçekleştirilen bu konuşmalarda Karakoç, ilkin kısaca günün gündemine değindikten sonra seçtiği asıl konu çevresinde bir saati aşan samimi ve derinlikli bir konuşma yaptı. Bu hafta günün gündeminde özet bir biçimde seçim sürecine ve sonrasına dair kimi tespitler yapan Karakoç, seçimin ne yazık ki bir değişimi sağlayamacağını, seçim sonrasında da ülkenin aynı belirsizlik ortamını muhafaza edeceğini ekledi. Fakat, ne olursa olsun umudu diri ve gündemde tutmanın önem ve gereğinin de altını çizdi.
Daha sonra konuşmasının ana bölümünü oluşturan konuya, yani Necip Fazıl’a geçti Karakoç. Konuşmanın yapıldığı Cumartesi’nin tarihine doğum tarihi denk düşen Necip Fazıl’ı 28 yıllık bir dostluk ve ilişkinin sonucunda oluşan bir birikimden ve Karakoç’un gözünden dinlemek oldukça güzeldi. Geçen asır içinde İslamcı akımın Necip Fazıl’dan evvelki durakları olarak Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi, Mehmet Âkif ve Eşref Edip’i ve dönemlerinin genel şartlarını tahlil eden Karakoç daha sonra Büyük Doğu’nun nasıl bir ihtiyacın ürünü olarak varolduğunu ve etkilerini analiz etti. Maraş’taki öğrencilik yıllarından başlayarak Büyük Doğu vasıtasıyla Necip Fazıl’ı izlediklerini ve ilk şiirinin de yine bu dergide yayımlandığını belirtti. Karakoç konuşması sırasında, 1950’den 1978’e kadar kısa aksamalarla da olsa sürekli görüştüğü, birlikte çaba harcadığı büyük sanatçıya dair aktardığı kimi anekdotların bir kısmının Diriliş’te yayımlanan Hatıralar’ında yer almadığını belirtti.
İlerleyen haftalarda da Cumartesi akşamları saat 21.00’de yapılacak bu konuşmalara isteyen herkesin katılabileceğini belirtmeye bilmem gerek var mı? Ayrıca, konuşma öncesinde Tahir Yücel, Osman Sarı, Osman Bayraktar, Kâmil Eşfak Berki gibi değerli şair ve yazarlarla ayaküstü laflama imkanına da sahipsiniz. Toplantı sırasında ikram edilen yiyecek (o kır çileklerinin tadını kim unutabilir?) ve içeçekleri ise hiç anmıyorum...
Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Merkezi Adresi: Haseki, Millet Caddesi No: 36 Hakdiyen Apt. Kat: 2. Telefon: 0212/ 531 41 36. (Ben adresten anlamam, tarif lazım diyenler için: Haseki Tramvay durağında inip Fındıkzade yönüne doğru yüz metreden az, on metreden çok yürüdüğünüz zaman sağ koldaki Hakdiyen Apartmanının ikinci katında sizi selamlayan Yüce Diriliş Partisi tabelesını gözleriniz ışıldayarak göreceksiniz.
Not: Programa birlikte katıldığımız diğer arkadaşların katkılarının önünü açık tutmak için kısa kesiyorum :)
Yorumlar
harika bir haber
Salı, 29/05/2007 - 11:13 — kadir metinüstad sezai karakoç'un konuşuyor olmasından daha güzel bir haber olur mu? cumartesi günlerini bereketlendirmenin en güzel haberi budur bence. ne olursa olsun umudu diri ve gündemde tutmanın önem ve gereğinin altını çizen bir şahsiyeti dinlemek kim ne derse desin başlı başına bir ayrıcalıktır.
üstad konuştu, biz doyduk..
Salı, 29/05/2007 - 12:29 — Burak CEMMerhaba,
Ali Gorkem Userin aslında can alıcı anekdotların birçoğunu paylaştı bizlerle, sağolsun.. Ben, belki biraz daha farklı bir noktadan yaklaşabilirim Sezai Karakoç'un konuşmasına. Dikkatimi çeken şu oldu: Karakoç, Necip Fazıl'dan bahsederken, oldukça müsbet ve sitayişkâr kelimeler kullandı. Bir üstadın, başka bir üstadı hayırla yad etmesi, her donem olması gerekene işarettir zannederim. Birçok kulvarda olduğu gibi, edebiyat ve fikir camiasında da, bir şair/edebiyatçının başka bir şair/edebiyatçıdan bahsederken -birbirlerinin dunyalarına nüfuz edemeyişlerinden oturu- negatif unsurlar uzerinde durmalarının yanlışlığına dair, belki de çok uç sayılabilecek bir ders de çıkardım Karakoç'un konuşmasından. Konuşmasının bir yerinde de, Bediüzzaman'ın siyasi platformdaki girişimlerinden ve istediği ortamı bulamayınca talebeleriyle, etrafındaki insanların imani tekamülleri için çaba sarfetme yolunu seçtiğinden bahsetti kısa bir sure. Küçük bir noktaya değinmeliyim, yazıda da belirtildi gerçi. Şehbenderzâde ismini duymuş ve eserlerini okumuş olmama rağmen, kendisinin islami çizgide onemli kilometre taşlarından birini oluşturduğunu açıkçası bilmiyordum, ogrenmiş oldum..
Bu arada, itiraf ediyorum, not almadığım için kısır bir dongude dolaştırdım yazdıklarımı : ). Soz uçtu ama yazı kalıyor işte, Ali Gorkem'in yazısında şahit olduğumuz üzere..
Hülâsa, Üstad konuştu, biz (hem madden, hem manen) doyduk.. Biraz terledik belki ama hamama giren kim terlemez ki..! : )
Allah, Karakoç'a hayırlı ve uzun bir omur ihsan etsin..
A.Gorkem Userin'e de notlarını bizimle paylaştığı için teşekkur ederim..
Selâmlar.
Düşünüşler, düşüşlerden evvel olmalı...
Dirildim
Salı, 29/05/2007 - 12:56 — Mustafa Burak SezerMerheba
Allah razı olsun Ali abi, senelerdir üstadı görmek istiyorum ama kısmet olmuyor, ne sohbetini dinledim, ne kendisini izledim, kitaplarından başka. Bu çok güzel bir haber oldu. Özellikle cemaatin arasına geri dönüp, topluluğa konuşması çok güzel. İnşallah bu yaz bize de kısmet olur kendisini dinlemek.
selamlar
"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-
Bir aşk çığır açıyor bütün aşklarda
Salı, 29/05/2007 - 13:24 — Ali DüzSezai Karakoç'u ilk kez gördüm. Bir türlü Diriliş Yayınları binasına gitmeye cesaret edememiştim. Üstada karşı ayrı bir çekingenliğim, utangaçlığım var sanırım, eserlerine karşı yani. Yani onun yazdıklarını okurken de hissettiğim bir şey. Ayrı bir sevgiyle seviyorum onu, emeklerini, aşkını. Ayrı bir sevgi yani. Bambaşka, parlak, tamamen o arada, sadece o bağlantıda bir sevgiyle seversin ya, öyle bir sevgidir üstat sevgimiz. Çok şükür taassuba, dogmaya, kutsamaya dönüşmeyen bir sevgi. Onun inancının, ciddiyetinin, işçiliğinin getirip Türkiye'nin ortasına koyduğu sevgi, aşk. Çığır açan bir aşk ama.
Bir aşk çığır açıyor bütün aşklarda desem böyle belki...
Diriliş Partisi'nin mekânı çok dar. Bilmem o kadar insan nereye sığacak ileride. L şeklinde bir salonda konuştu üstat, dinleyenlerin bir kısmı onu göremiyordu, sesini işitebildiler mi; bilmiyorum. Çünkü zaman zaman sesini kısıyordu bayağı. Malum, yaşlanmış da. 1933 doğumlu yani 74 yapar. Yine de oldukça dinçti, konuşkandı. 9 gibi başladı konuşmaya, 22.50 gibi bitirdi sanırım. İyi konuştu yani. Yeni ve özel kimi şeyler anlattı yer yer.
İki ay sonra seçimlerin olduğunu, ama seçimlerin yaşanacak olan daha sert gerilimleri sadece bir süre erteleyeceğini, daha gergin günleri ise seçim sonrası dönemde yaşayacağımızı söyledi. Ama bunları sürekli karamsar bir havada değil de, ümitvar olunmasını öneren bir üslupla söyledi. Zaten sonrasında, Doğu'nun Yedinci Oğlu diye beni söylüyorlar, oysa hayır ben değilim, o bu millettir, dedi. Yani bu milletin içinden çıkacak, ne zaman çıkacaksa. Üstat, seçim mevzuu üzerinde birkaç cümleyle durduktan sonra Necip Fazıl mevzuuna geçti. Oraları zaten Ali Görkem Userin yukarıda özetlemiş. Sezai Karakoç'un Büyük Doğu'yla ilgisini, Diriliş hareketinin Büyük Doğu'yla ilgisini daha bütünlüklü olarak anlamış olduk, üstadın konuşması sayesinde. Aktardığı bazı özel bilgilerin de yardımıyla.
Velhasıl, gayet güzel ve bereketli bir konuşma oldu. Allah bereketini artırsın. Üstada, bize, ülkemize, vatana kuvvet versin. Kuvvetimize kuvvet versin. İnşallah aksilikler çıkmaz da onu dinlemeye devam ederiz. Herkese de dinlemeyi öneririz.
İnşAllah bizde yetişiriz
Salı, 29/05/2007 - 14:46 — Habibe BaltaciİnşAllah bizde yetişiriz üstada.
Geçen sene İstanbuldaki son günlerimde hocam demişti, git gör, diye. Kitap almak için uğramıştım Diriliş Yayınlarına ve Üstad oradaydı. Çok kısa görmüştüm.
Konuşmalarına da katılmak isterdim.
İnşAllah yetişiriz...
çok güzeldi...
Salı, 29/05/2007 - 22:55 — Murat SÖZEREvet, karşımızdaki Sezai Karakoç'tu... Anılarını anlatıyordu. Hatta bazı yerlerde konuşmasının satır aralarında; bu anılarının hiçbir yerde yayınlanmadığını vurguluyordu. Karşımızdaki Sezai Karakoç'tu bu zaten bir şey. Bir de anlattığı anılar, Necip Fazıl ile yaşadıkları ve beraber dönemin küfrüne karşı dik duruşları... Gerçekten kaçırılacak bir şey değil bence de... Ben de Ali Görkem Userin abimiz ve Ali Düz kardeşim ile birlikte dinledim bu güzel söyleşiyi. Ama Görkem bey gerçekten iyi bir dinleyiciymiş ya hu:) Özetini okuyunca dedim; ne güzel özetlemiş yani. Eyvallah.
Kaçırmayın bence.
Bizde isteriz
Çar, 30/05/2007 - 14:12 — Adige BaturÜstadın sohbetinde olanlara ne mutlu... Benim -belkide sitedeki bir çok arkadaşın- bu toplantılara katılma imkanı yok. Ama bizde bu güzel sohbetten istifade etmek istiyoruz. Zaman zaman katılan arkadaşlar toplantının içerğini bizimle paylaşırsa çok memnun olurum...
Hüzünle titreyen kalbe ince bir âh dokunur
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...
Sezai Karakoç konuşuyor...
Salı, 05/06/2007 - 23:10 — Ali DüzToplantılar hakkında bilgi isteyenler için üstadın bu haftaki, yani 02/06/07 tarihli konuşmasının bazı noktalarını yazmış olayım:
Üstat her zamanki gibi selam diyerek başladı, sözlerimizin başı her zaman selamdır diyerek.
Sonra insanların hayatlarında düşülerin, yükselişlerin, duraksamaların varolduğunu İbn-i Arabi'nin şahsiyet çizelgesinden benzetmelerle anlattı. Bu düşüş, duraksama ve yükselişlerin devletler için de geçerli olabileceğini, düşüşlerin ilelebet olmayacağını söyledi. Bizim medeniyetimizin de düşüşler ve yükselişler yaşamasını Anadolu'ya Türklerin gelişinden Osmanlı'nın kuruluşuyla birlikte yaşanan önemli hadiseleri örnek vererek açıkladı. 1402-1453, 1914-1918 örneklerinden bahsetti özellikle. Bizim Cumhuriyetten sonra giderek batının karşısında daha da yenik duruma düşüşümüzün aslında tüm islâm aleminde benzeri bir süreçle ilerlediğini, hepimizin sorununun aynı olduğunu anlattı, Türkiye ile Pakistan'ın darbeler-iktidarlar sürecinin tarih olarak bile çok benzerlik arzettiğini, Pakistan'ın 80'den sonra islâmi bir rejim istemesini batı çok kuşku ve ciddi bir müdaheleyle karşıladığını anlattı. Pakistan'ın bir örnek teşkil edebileceği için herkese. Örnek..
Ama bu düşüşlerin geçici olacağını, medeniyetimizin çok cepheli bir silkinişle yeniden dirileceğini anlattı üstat. Bu diriliş için de bir aydın hareketinin gerektiğini, öncelikle tüm ülkelere yayılacak bir aydın hareketinin gerektiğini söyledi, sadece siyasi bir hareket olarak değil; siyasi, bilimsel, edebi... bir hareket yapılması gerektiğini, diriliş'in de yola bu amaçla çıktığını ve şimdiye kadar kimi engellere rağmen yeniden harekete geçtiğini söyledi..
Diriliş toplantıları
Salı, 12/06/2007 - 00:55 — Ali DüzSezai Karakoç'un İstanbul Fındıkzade'de Cumartesi akşamları gerçekleştirdiği Diriliş sohbetlerinin 09/07/2007 tarihli olanının içeriğini özetleyeyim:
Her zamanki gibi yine "Selam" diyerek başladı üstat. Önce ölülerimize yani atalarımıza, kendileri sayesinde bugün bu topraklar üzerinde bulunduğumuz insanlara selam, sonra da dirilere yani milletimize, halkımıza ve sizlere selam diyerek.
Üstat, demokrasi-islâm-cumhuriyet mevzuuna bu hafta da değindi, öncesinde bu konuların bir sohbette biten konular olmadığını bu yüzden her sohbette bir miktar bunları devam ettireceğimizi ve resmi böylece tamamlamaya çalışacağımızı söyledi.
Üstat geçen hafta eski bir ABD büyükelçisinin "islâm ve demokrasi demeyin, demokrası ve islâm deyin, demokrasi ve müslüman deyin, islâm tek başına bir inanç iken demokrasi tüm inançları ve değerleri kapsayan büyük bir sistemdir, müslüman da o sistem de müslümanlığını yaşayabilir, bu yüzden 'demokrasi ve müslüman' demeniz gerekir" kabilinden sözlerine değinmişti biraz. Kendisinin bu sözlere ilk Diriliş Partisi dönemindeki Pendik mitinginde cevap verdiğini de hatırlatmıştı. ABD büyükelçisinin bugünlerde de bir açıklama yaptığını söyledi bu sefer üstat. Ve bu konulara yeniden birşeyler ekledi. Demokrasinin batıda bir hayat tarzı olduğunu, batının ruhunu yansıttığını ve aslında hristiyanlık da demek olduğunu açıkladı. Demokrasinin bize tümüyle uymadığını zaten pek iyi de uygulanmadığını söyledi. Cumhuriyetten beri yaşadığımız halk-idare-seçim sıkıntılarına birazcık örnek şeklinde değindi.
Daha sonra cumhuriyet-demokrasi kavramlarının bize hep dışarıdan gelme olduğunu, kavramların her biri farklı kökten geldiği için sıkıntı oluştuğunu, aydınların da bu kavramlara farklı farklı yaklaştığını, bunların işte problem olarak karşımızda durduğunu ve çözülmesi gerektiğini, bu çözümün de toprağımızın ruhuna vakıf bir hareketle, akımla geleceğini bunun çok yönlü öncü aydın kadrosuyla oluşmasını gerektiğini anlattı üstat.
Ve diriliş hareketinin çok doğal bir hareket olduğunu, İşçi Partisi'nin Diyarbakır mitinginde söz alıp tam da diriliş'in bahsettiği düşünceleri açıklayan halktan birinin sözleriyle örnekledi. Bölgedeki kardeşlik imkânına dair.
Devamında üstat dirilişin, müslümanların kendi hakiki medyasını oluşturması gerektiğini söyledi. Kendisi ve "Masal" şiiri hakkında Zaman gazetesinde yazılan iki yazıdan bahsederek bu yazılar hakkında bazı eleştirilerde bulundu. Yazıların, yanlış taraflarından bahsetti.
Ve halkın yapacağı şeyin direniş olduğunu, milletimizin de bunu yüzyıllardır yaptığını ve fakat diriliş'in ise aydınların öncülüğünde başlayan bir hareketle geleceğini söyledi üstat.
Diriliş sohbetlerine katılan arkadaşlara soru
Salı, 12/06/2007 - 10:22 — Pınar DenizBu sohbetler kayıt altına alınıyorsa şayet, benim gibi uzakta olanların hiç olmazsa bu kayıtlardan istifade etme şansı yok mu?
cevap
Salı, 12/06/2007 - 14:59 — Ali Düzİki hafta önceki sobette üstadın yakınındaki kişilerden biri masaya bir kayıt cihazı koymuştu. Bu hafta ise kayıt alan olmadı. Masanın üzeri boştu yani, başka yöntemleri bilmiyorum. Devamlı not alanlar, zaman zaman not alanlar ve sadece dinleyenler oluyor. Sezai Karakoç'un ilk Diriliş Partisi döneminde farklı illerde yaptığı salon ve meydan konuşmaları bildiğiniz gibi Çıkış Yolu 1-2-3 diye kitaplaştırılmıştı. Fakat şimdi yaptığı türden sohbetler kitaplaştırılmamıştı. Ve sanırım şimdi yapılan bu Fındıkzade'deki sohbetler de kitaplaştırılmayacak. Ama işte dediğim gibi zaman zaman ses kaydı alanlar oluyor. Bizlerin ses kaydı alıp topluluk şeklinde bir paylaşıma girmesine müsade ederler mi; bilmiyorum, sanmıyorum, ama kayıt alıp kişisel paylaşımlar yapanlar olabilir herhalde.
Diriliş Konuşmaları..
Salı, 12/06/2007 - 17:42 — Beyhan DemirciBendeniz YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ İSTANBUL İL TEŞKİLATI'nın kurucularından biri olarak bu sorulara az buçuk, söz konusu üstad ve DİRİLİŞ olunca da haddim olmayarak cevap verebilirim..
Üstadın İsteği ile yakın zaman da - Başka bir şeye karar verilmezse- Diriliş partisinin web sitesinden bu sohbetlerin yayınlanma ihtimali olacak.
Ancak Video ve ses kaydına pekde sıcak bakmıyor gördüğüm kadarıyla. Arada bir münferid ataklar oluyor ama nedendir bilinmez devamı gelemiyor:))
Webden bu sohbetlerin verilmesini de teşkilatlanma çalışmalarını hızlandıracağı düşüncesi ile kabul ediyor..
İstanbul da olmayan ve Üstadın muhibbi olan arkadaşlara bir tiyo vereyim.:))
Diriliş partisi Ülke genelinde teşkilatlanma çalışmalarına başladı. Bulunduğunuz yerin teşkilatını kurabilirsiniz sizlerde. Bu sayede konferans yolu ile anbean üstadın sohbetlerini bulunduğunuz yerden takip edebilirsiniz..
İstanbul da ikamet eden ve Cumartesi günleri üstadın sohbetlerine katılabilen arkadaşları da İstanbul il teşkilatına dahil olmaya davet ediyorum.
Allahtan bir mani olmadıkça her cumartesi Üstadın sohbeti başlamadan bizler orada oluyoruz. Bu çalışmalarda bulunmak isteyen arkadaşlarla tanışalım ve gerekeni yapalım.
Orada bulunan arkadaşları sıkboğaz etmek istemediğimizden kimseye teklif de bulunmuyoruz, GELEN ARKADAŞLARDA KENDİ GRUP YA DA ARKADAŞLARIYLA GELDİKLERİNDEN pek etrafları ile ilgilenmiyorlar gördüğüm kadarıyla.
Sonuçta TEŞKİLATLANMA ÇALIŞMALARINI TAMAMLAMAYA ÇALIŞAN BİR PARTİYİZ BİZ:))
Özellikle Kadıköy ve Fatih ilçe teşkilatlarını kuracak arkadaşlarla diyalog kurmak çok iyi olur... Yapacak çok işimiz var.
Cumartesi haricinde DİRİLİŞ PARTİSİ ile ilginenen ve ne yapabilirim diye soran arkadaşlar için bana bir mail atmaları durumunda mesai saatinin bitiminden sonra (19:00) orada bulunabilirim. Ve çalışmalarımız hakkında Bilgilendirebilirim sizleri.
Ezcümle Ben bu DİRİLİŞE şahit olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Hiç bir parti çatısı altında çalışmamış ve bulunmamış biri olarak da bu yapılan işi önemsiyorum.. ( Haddim olmayarak)
"Zaman Diriliş Zamanıdır Arkadaşlar"
Miş_Miş..
Diriliş sohbetleri
Cts, 23/06/2007 - 00:27 — Ali DüzSezai Karakoç'un Fındıkzade'de Cumartesi akşamları yaptığı Diriliş sohbetleri devam ediyor. Geçen hafta verilen bilgiye göre Diriliş Parti'sinin internet sitesi kurulacak. Ve yakın bir zamandan itibaren sohbetler internetten de görüntülü olarak canlı yayınlanacak. İsteyen herkes izleyebilecek böylece inşallah.
16/07/2007 tarihli sohbetin kendimce bir özetini yazayım:
Üstat "Selam" diyerek, "Selam bizim şiarımızdır" diyerek başladı. Diriliş'in kendi içinde olduğunu şu an, ve zamanla Ergenekon emsalinde olduğu gibi kabuğunu kırarak, dışa doğru açılıp, genişleyeceğini söyledi.
Ayrıntılarının farkında olmanın, ayrıntıların şuurunda olmanın öneminden bahsetti. Ailesiyle ilgili iki hatırasını anlatarak ayrıntıları takip etmenin, o manevi ayrıntıları takip etmenin, onlara tutunmanın, sahip çıkmanın öneminden bahsetti. Ayrıntılarla geçmişe doğru gideceğimizi, ve bunlardan geleceğe doğru bir platform kuracağımızı söyledi. Kişi hayatımızdaki ayrıntılar, geçmişteki ayrıntılar, eserlerdeki ve siyasete karşı ayrıntılar...
Geçmişten büyük eserlere sahip olduğumuzu söyledi üstat. Bu eserlerdeki mirası anlayarak dirilişi, ölmeyenlerin dirilişini gerçekleştirmmeiz gerektiğini söyledi. Mesela Mehmed Âkif'in gününün insanı olduğunu, çağdaş bir insan olduğunu, gününün kavgasını verdiğini hatta bu yüzden neredeyse geçmişe vakti olmadığını; fakat onun da "Ben ezelden beri hür yaşadım hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" diyerek, geçmişten güç/güven aldığını, şuurunda bir geçmiş, ezel derinliği olduğu anlattı. Bugün çok zengin bir hayat yaşıyoruz dedi, yeter ki bunun şuurunda hareket edelim, zenginlikleri yeniden inşa edelim. Bu yüzden hiç ümitsizliğe kapılmamalıyız, dedi.
Şimdiki partiler, hareketler kalabalıklar seçim mitingleri yapanlar, büyük gözükenler yarın küçülecek olanlardır dedi üstat. Diriliş düşüncesi ise yarın büyüyecektir dedi. Çünkü büyüme özdedir, görüntüde değil, İslâm aleminin düşüklüğü de o içinde varolan özle çözülecektir, büyüme gerçekleşecektir safha safha dedi. Bugün insanların oy vereceğini, çoğunun AKP mi CHP mi diye düşündüğünü söyledi, üstat bizim kimseye şuna ya da buna verin diyemeyeceğimizi, fakat verilen oydan bir şey beklemememiz gerektiğini, oyun gerek şart olduğunu ama yeter şart olmadığını, çünkü en son AKP tecrübesinde de oyun, karabalıkların çözüm olmadığını, hukukun çiğnendiğini gördüğümüzü söyledi; bazı islâmi partilerin oyu amaç saydığını oysa oyun araç olduğunu, oydan önce bir altyapı oluşması gerektiğini, bir nesil, hareket oluşması gerektiğini, sonra da oyun lâzım olduğu söyledi üstat.
Bu doğrultuda Diriliş'in de genişlemesi gerektiğini, farklı farklı illerde şubeler çaılması gerektiğini, ve ama bu şubelerin sadece, parti, siyaset okulu gibi değil de kültür, iman, ahlak ocağı gibi çalışması gerektiğini söyledi. Farklı illerde Diriliş'in şubelerinin açılmasının gerektiğini, o şubelerde eğitim verilmesinin, tarih-ahlak-tasavvuf gibi eğitimler verilmesi gerektiğini söyledi. Seçimlerden sonra da canla başla çalışılması gerektiğini, inşallah şubelerin açılacağını söyledi.
Üstat, biz yüzümüzü güneşe çevirmeliyiz, oradan hayat almalıyız, dedi. Batıdan değil. Mevcut hiçbir şeyimizi küçümsemememiz ve abartmamamız, herşeyi yerli yerine koymamız gerektiğini anlattı. Batının en büyük zaafının hep kendine dönük olmak olduğunu, görünüşte gözlemci, aya, gezegenlere çıkan olmalarına rağmen gerçekte sınırlı bir gözlemlerinin olduğunu, empati kavramını üretseler de empati yapmadıklarını söyledi. İslâm'ın temel taşlarından birinin ise bunun tam tersi olduğunu, müslümanın kendisini başkasının yerine koyduğunu, ve atalarımızın bu genişlikten, açıklıktan dolayı başarılı olduğunu söyledi.
hakikat ayrıntılarda ve bir ayrıntı
Cts, 23/06/2007 - 01:40 — murat tuzcuselamun aleyküm
Sezai Karakoç hakikatin ayrıntılarda saklı olduğunu verdiği bir misalle anlattı. Mihrab örtüsünün arkasında ne olduğunu çocukken merak ettiğini ve annesine sorduğunu annesinin ise o örtünün arkasında sancağımız var dediğini söyledi. Çocukluğun verdiği merakla örtünün arkasına baktığını ancak bir şey göremediğini söyledi. Örtünün görünen yüzünde kelime-i tevhidin yazılı olduğu ancak arkasında bir şey olmadığını söyleyerek annesinin cevabını daha sonra anladığını anladığının ise bir zamanlar devletin sancağı olan kelime-i tevhidin mihrap örtüsünün bizatihi kendisi olduğu ve yeniden dışarıya çıkmak için özünden değer kaybetmeden içeriye doğru küçülerek mihrap örtüsünde beklediğini söyledi.
dirilirsek eğer mihrap örtüsü içten dışa doğru olan yoluna koyulacak.
inşallah...
Heyecanım Yarıda Kalacak mı?
Cts, 23/06/2007 - 00:49 — Zeki Bilgilizekibilgili
Güzel bir insan, güzel bir müsluman, iyi bir edebiyatçı, iyi bir düşünür.
Tüm bunlar tıplumun önünde gitmeye yeter mi? İnsanlarımızın ihtiyaçlarını karşılar mı?
Parti demek bir ihtiyaçlara bir reçete demek değil mi?
Lider olmak için yeter mi?
Edebiyatın büyülü dünyasına insanları çağırmak ve o büyüyü paylaşmak güzel.
Topluma bir şey söylemek gerekmez mi büyüden çıkarak.
Hep aranan olmak mı gerek? Aramalı değil mi?
Heyecanımın topluma bir şey söylemeyecek diye yarıda kalcağından korkuyorum.
son sohbetin özeti?
Salı, 26/06/2007 - 15:38 — Ali DüzSınavlarım nedeniyle bu haftaki sohbete katılamadım ben. Katılan arkadaşlardan biri son sohbeti (23 Haziran) özetlerse seviniriz. Sohbetlerin internet yayınına da henüz başlanmadı sanırım. Sezai Karakoç'un en azından nelerden bahsettiğinden haberdar olmak isteyenler için bir özet aktarılırsa memnun oluruz.
''bağımsız türkiye değil İSLAMİSTAN''
Salı, 26/06/2007 - 16:52 — murat tuzcuselamun aleyküm
sezai karakoç parpa parça olmuş islam milletinin kurtuluşunu birlikten geçtiğini söyleyerek İSLAMİSTAN olarak adlandırdığı bir devletin soluğunu anlattı bizlere. islam milleti ne zaman birleşir ve tek devlet çatısı altında yürümeye başlarsa kendisine yönelmiş ne kadar şer cephesi varsa onları geri püskürtür ve o zaman gerçek anlamda özgür olur.
islam milletinin tek devlet olmasını dinin bir emri olduğu için değil zamanımızın olmazsa olmaz şartı saydığı için gündemleştirmek istediğini söyleyen sezai karakoç yaşamak istiyorsak tek çaremizin İSLAMİSTAN projesi olmalıdır diyor.
Diriliş konuşmaları
Salı, 26/06/2007 - 20:15 — Beyhan DemirciSevgili arkadaşlar,
Üstad C.tesileri yaklaşık 90 dakikalık bir konuşma yapıyor.
Oldukça da hasretle dinliyoruz hepimiz bu konuşmaları. Tabi deşifre etmek gerekiyor o konuşmaları buraya yazmak için.
23 Haziran C.tesi günü parti merkezinde ilk online yayın yapıldığı için ses sistemi etkin kullanılamadı ve içeride olduğumdan ben konuşmanın tamamını dinleyemedim. Online yayının kontrolü ile ilgilenirken de not alma imkanı bulamadım..
Ancak yukarıda yapılan konuşmalardan fikir beyanlarından üstadın da ağzından çeşitli şekilleri ile başka versiyonlarını işittiğim ve bunun böyle olduğuna iman ettiğim bir kısım var ki İşin özü, Diriliş partisinin özü budur:
" yazıları siyasi bir programı, bir partinin programı olabilecek bir programı mündemiçtir. üstad, bunu bildiği için, ve bunu başka bir partinin ortaya çıkaramayacağını gördüğü için, kendisi parti işine soyunmuştur."
Bu sebepten hiç bir kaygı duymadan bir "parti" Çatısı altında rahatlıkla yer alabiliyorsunuz. Üsdaın yanında yer alıyoruz demek haddime düşmez. Ama güzel ve nezaketli bir üslup bu..
Allaha hamd olsun Üstadın desteği ve önem vermesi ile ilk canlı yayın denemesini başarı ile gerçekleştirildi. Emeği geçenlerden Allah Razı olsun dilerim.
İstanbul içi ve Anadolu hatta Yurt dışından bir çok arkadaş başarı ile izledi yayını..
Daha geliştirlecektir Allahın izni ile..
Şu anda http://www.yucedirilispartisi.org/video adresinden 16 Haziran tarihli konuşmasının video kaydını izleyebilirsiniz.
Online yayın için test aşamalarını geçip, çok sayıda IP'nin siteye bağlanmasını kaldıracak konuma ulaşınca buradan online izleme adresini de veririm.
Bu işle ilgilenen arkadaşlara danışmadığım için veremiyorum adresi malesef..
Belki bir iki gün içinde bu da olur..
Bol ve çok dua, Sağlık ve selamet için. Ve Yeniden Diriliş için..
Miş_Miş..
islamistan : önemsiyorum
Çar, 27/06/2007 - 02:11 — Fatih TEZCANve aleykumselam;
ve dahi selamunaleykum...
sezai karakoç'u dinlemek ve anlamak üzere bu cumartesi Allah'ın izniyle gelmeye veya gelemezsem bir şekilde seyretmeye/dinlemeye çalışacağım.
islamistan deyince düşüncelenmemek,hayıflanmamak mümkün mü?....
islamistan ...
hareketi takrib...
vahdet...
ittihad-ı islam...
ihvan-ı müslimin...
yani ümmet bilinci...
kimdirki bu hareketlerin bir satırında bir harekedir o ne büyük bir harftir...
gezegenin öbür ucundaki müslüman kardeşini ,
seni doğurtan baban,
seni doğuran anan,
nihayet senin özbeöz karındaşın gibi tasavvur;
ve dertlerini de bu tasavvurla tahlil etmen;
ve gereğini yapmak üzere bir biteviye endişe içinde bulunman...
işbu resimde çatık kaşlı ve mütebessim duruşundur tüm sermayen,unutma...
bu yoksa benliğinde
nasıl da benzersin kurdunu bekleyen koyuna...
evet...
ikbal...benna...kutub...humeyni...islamoğlu...karakoç...fadlallah...eliaçık....nasrallah...
albayrak...karagül...mahalli...meşal...şehid şeyh ahmed yasin...karaman...
ve diğerleri...
Allah'ım! yalvarırız sana ki "islamistan'ın muvahhid öğretmenlerinin talebeleri" sayfasının bir köşesine de olsun yaz adımızı!
yaz Ya Rahman yaz ki çokça cürmümüz ve fakat tek sermayemizle çalalım Rahmet kapılarını...
amin...ya muin!...
Eyvallah ahi...
Fiemanillah...
"Camilerde cemaat yerinde hep cemadat;
Siner de köşelerde Haktan beklerler imdat! .."
Necip Fazil Kisakurek.
yorum
Cum, 29/06/2007 - 19:30 — halil ibrahim d...Tarihten 3 isim bana hep heyecan vermiştir.Mevlana, muhammed ikbal ve sezai karakoç.mevlananın derinliği,ikbalin yenilikçiliği,sezai karakoçun samimiyeti.İstanbulda ikamet etmeyi nekadar isterdim!Onun sohbetine katılmayı ve topluma ve medeniyete onun gözüyle bakmayı .Yaşantısı toplumun sınırını aşmamış ve kendini hep toplumunun dirileşmesine adamış ve yeni bir medeniyet yaratmıştır.İslam medeniyetinin tarihteki gelişimine güç vermiş ve hız kazandırmıştır.Kurtuluş ve çıkış yolu onun fikirlerinde gizlidir.
Maskeler, Yüzler ve İz Düşümler... Ve Mevlana...
Cts, 30/06/2007 - 02:33 — yusa ırmakCahilin tekiyim. Buna Allah da şahittir. Belki kötü bir insanım. Konuşmalarımla kaç tane kalp kırdığımı bilmiyorum. Kıymetli cemaat yazarlarının yorumlarına bakıyorum. Yorumcularına bakıyorum. Yazıya bakıyorum. Bu bir duyuru... Nasıl olurda insanlar konuşunca diline hakim olamaz bilmiyorum. Yani gerçekten dilimiz ağzımıza bol geliyor. Çuval da değil ki bağlayasın... Bu kötü konuşmalar, kalp kırmalar, ve yanlış anlaşılacak söz ve fiiler neyin nesi Allah aşkına?... Şunu bilesiniz ki en kötü insan kötülüğü açıkça işleyendir arkadaşlar, hayasından dolayı gizli işleyene gelince o diğerinden birkaç mertebe üsttedir kanaati aczanemce. Vakıa insanlardan utandığından dolayı aleni günahlardan kaçınmak değildir asıl olan, Allah’tan haya etmek lazım. Fakat insanlardan da haya etmez hale gelen kişinin akıbeti büsbütün Rahman’a kalmış demektir. Modernite özlü çağların çok yüzlü görüntüsüne bakınca gayr-i ihtiyari doğuveriyor insan gönlüne şu ötelere uful özlemi. Diyorsunuz ki: Ben yazarım, Ben eleştiririm, Ben anlamam, Benim dediğim olacak, Ben herşeyi sizden iyi bilirim. Bizce bu sözlerin sahipleri sözlerinin ne kadar diyanetsiz olduğundan bi haber dahası dostlarına karşı da o kadar sadakatsizdir. Şu yorumlara bakınca yerin altının üstünden hayırlı olduğu zaman dilimi gelmiş diyorum...
Hatırlatmak istiyorum sizlere... Hani Konyamızın ufkundan dünyaya yükselen sevgi güneşi, vedûdiyet sultanı Mevlana Celaleddin er-Rûmî’nin enfes bir sözü var: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” diyor. Ne kadar isabetli ve gerekli bir tavsiye öyle değil mi?. Akla gelen bu ilk ve ana mana gayet doğru. Iç ile dışın bütünleşmesini salıklıyor. Yüzde yüz katılmamak mümkün değil. Ne var ki sırf bir hususa bilvesile vurgu yapabilmek için, şahsen edep ve nezaket sınırlarım dahilinde kalarak, biraz da cehaletimden aldığım bir cesaretle, vicdanımdan yükseldiğini sandığım bir dürüstlük serzeniş ve seslenişini kaydetmek mecburiyetinde kalıyorum, affımı talep ederek: -Karamsar bir yaklaşım olmayacaksa... Eğer Mevlana’nın dediği üzere, bazı yazarlarımız itibariyle olduğumuz gibi görünsek, acaba içimiz dışımıza nasıl yansırdı, ruh dünyamızdaki bunca günah çöplüğüne rağmen kaç kişi kalırdı etrafımızda, bilemiyorum. Ya da göründüğün gibi ol, diyor. Yine bir kısmımız itibariyle şayet göründüğümüz gibi olsak, yani zahirde gözüktüğü şekliyle küfür hal ve ef’alini hatırlatan günahlar, kötü söz ve fiiller, yukarıdan bakarak yapılan, edilen ve sarf edilen sözler, içimizi de tamamen küfür zulmetiyle karartmış olsa, ne kadar iman kalırdı, ne ölçüde vicdan, öyle değil mi? Bizim ekserî halimiz, kalbi imanlı, kalıbı çamurlu bir kulun durumu olmalı. Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün değil de, belki olman gereken gibi ol ve olmaya çalış ki gönlün gibi görüntün de olsun ve olgunlaşsın…
Diyoruz ki sözün özü, özün sözü: Ister Halık’la, isterse halkla hakikat özlü hak dostluklar kurabilmek, güzel bir ortam hazırlamak, dostane dostluklar kurabilmek ve gerçekte hak dost olabilmek için, görünen ve görünmeyen güzellikleri eşleştirip, eşli de olsa çirkinlikleri ise önce eşsizleştirip sonra da dulu ait olduğu ademiyete geri göndererek.. olmamız gerektiği gibi olalım diyoruz... Kötü söz, kalp kıracak yazıları kürekle yazmak bizce cahilliktir. Gelin sinirsiz hizmet edelim... Bu cemaatte çok hoş insanlar var bunu ayan beyan görüyorum. Ve mükemmellik şahikasının güneşi, gülüşünde güller açan Gül Nebi’nin: “Allahım, suretimi güzel yaptığın gibi, siretimi de güzelleştir.” duasına tevessül ile hepinizi en en derin sevgilerimle kucaklıyorum... vesselam...
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Diriliş konuşmaları
Per, 05/07/2007 - 21:35 — Ali DüzSezai Karakoç'un Cumartesi akşamları yaptığı Diriliş sohbetleri artık Diriliş Partisi'nin internet sitesinden de takip edilebilir. Sohbetlerin vidyo yayını yapıldığı için artık burada özet metin sunmamıza gerek yok sanırım. Sohbetler aşağıdaki bağlantıda:
http://www.yucedirilispartisi.org/video/
İnternetteki diriliş konuşmaları yayını
Çar, 08/08/2007 - 02:41 — Osman ŞarasoğluBen İstanbul'da olmadığım için Üstadın konuşmalarını internetten takip ediyorum. Son üç haftadır internette yeni konuşmalar yayınlanmıyor. Parti sitesineki son yayın 14 temmuz tarihli. Acaba Üstad mı ara verdi yoksa internet yayını mı sekteye uğradı? Bilen birisi aydınlatırsa sevinirim. Saygılar.
Diriliş Konuşmalarında son durum..
Çar, 08/08/2007 - 17:16 — Beyhan DemirciSelam olsun..
Üstad seçimden önceki hafta, seçim yasaklarından dolayı konuşma yapmadı, seçim haftası malum zaten, seçimden sonra ki hafta ise sadece haziruna bir değerlendirme konuşması yapmakla iktifa etti.
Geçtiğimiz hafta için ise benim de bir bilgim olmadı. Bunu öğrenip yeniden bildirimde bulunurum. Ama değişen bir şey yok. Üstadın web sitesi üzerinden konuşmalarının yayınlanmasına devam edilecek..
Budur durum..
Miş_Miş..
cafesiyaset cemaat'e uğrasın arasıra
Salı, 13/11/2007 - 18:07 — Ümit Demirkonuşmuyormuş, albayrak konuşturmuş...
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
parti değil, diriliş dergisi
Salı, 02/09/2008 - 01:11 — Ahmet Orsyorum, beğeni var ama oy yok! nasıl iştir bu?
diriliş nostaljisi, sezai karakoç ve seyyid kutub
Salı, 02/09/2008 - 11:01 — beytullah emrahsevenlerinin çoğu karakoç'a nostaljik bir öğe gibi yaklaşıyor. onu efsaneleştirdikleri için de anlama, yorumlama, eleştirme ve aşma cesareti gösteremiyor. sonuçta ortaya modern ama suni bir cemaat biçimi çıkıyor. nostalji güzeldir ama nostaljide kalma ve yaşama kalıcı değildir, kalıcı olması da ayrı bir sorundur zaten...
neyse. videoları indirip dinleyebilirsem, sezai karakoç'un son durumu hakkında da bir yorum yapabilirim belki...
bir de öğrendiğim kadarıyla seyyid kutub'un şehadeti sonrası istanbul'da düzenlenen programdaki iki konuşmacıdan biriymiş, diğeri de n.f. kısakürek. o döneme dair hatıralarını, tespitlerini ve sonraki süreçte kutub'a yaklaşımını merak ettim açıkçası. biliyorsunuz, necip fazıl kısakürek daha sonra tam bir 'cahiliye' tutumu takınmış ve Kutub'a karşı sert ama mesnetsiz itirazlar yükseltilmesine öncülük etmişti.
düşünün, kutub'un seyri her gün daha iyi bir çizgiye doğru giderken, necip fazıl kısakürek gün geçtikçe geriye düşmüş. öyle ki 1980 darbesi sonrası matbaya giden derginin sadece kapağını değiştirip, darbeyi metheden cümleler serdedebilmiş.
demek ki geçmişin ciddi bir muhasebesine ihtiyacımız var.