Şiir

Şiir fikrin kesafetle ışıklanıp parlaması. Cümlelerin hisle nakışlanması. Kelimelerin gönüllenmesi.
Güzelliğe olan bitmez hasretin kelimeler dünyasındaki gülistanı şiir.

Şiir gözyaşı, figan, hüzün, coşku, heyecan, keder ve cesaret… Şiir biz. Varlığımızın, derun ve dehlizlerimizin kelimelerde aydınlığa kavuşması. Şiir perdesiz halimiz.

Şiir kılıç Haydar’ın ağzında. Hayber’in önünde tozu dumana katarak savaşırken kelimelerden süslü şulelerle rakibinin üzerine gönderdiği gönül delen kılıçlar.

Mevlana’da asırlara sesleniş. Halin ağırlığından kaçış. Mesajlarını şişeyle denize bırakmak. Teselli. Deryasından bize bir dere akıtması. Ve bir pencere. Hüsamettin hacip.

Şiraz’in Şeyhinde asudece bir uğraş. Kum çöllerinde devşirilen çiçek ve güller.

Akif’te sükûtun dile gelmesi. Hüznün figanı. Öfkenin sayhalaşması. Sükûttaki kıvılcım. Halin dillenmesi.

İnsan ki onun rûh ile insanlığı kâim,
Dâim oluyor cisminin âmâline hâdim;

Aforozlu Rıza Tevfik’te derbederlikten sıyrılmak… Filozofça hayata müderrisane bir düzen vermek. Meyhanelerde geçen gecelerin kefaretini vermek… Gözlerle konuşmak. Kuşlara nasihat. Koca Hasan Dayı’yla söz gibi ebede seslenen şu mısralarla hasbıhal etmek:

"Laleleri al al olmuş vahşi kara ormanın;
Kudret eli kalem çalmış şehidlerin kanından."

Yahya Kemal de melaldir şiir. Bitmez, sürekli, kesif ve baskın bir melal. Akıncıların coşkusunda da o. Sessiz gemideki hüzünde de o. Atik Valide'de karşılaştığı da o. Her mısrasında melal. Farklıymış şairin içiyle dışı. Aldırmaz bilinen ebedi misafir içliymiş. Mısraları onu ele veriyor. Melalliymiş. Hisliymiş Mehlika'yı efsaneleştiren. Veya efsaneyi ileten...

"Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daima yollar uzar, kalp üzülür:
Ömrü oldukça yürür her yolcu,
Varmadan menzile bir yerde ölür."

Bu şairlerdeki ölüm hissi… Nerdeyse hepsinde.

Yahya Kemal'e bu his hüzün verir ve melalini artırır.

Necip Fazıl'da coşkudur. Göğsünü gerer ölüme şair. Meydan okur aşağıdaki gibi mısralarla.

Gözlerim müebbette,
Günü gelir elbette...
Gelir Melek nöbette,
Safa geldi, hoş geldi.

Belki de cesaretinin sebebi ''Yoktur ölüm, Allah diyene!'' fikridir bilinmez ama Sultan uş Şuara'da diğer şairlerde görülmeyen ölüme karşı dik başlı bir tavır vardır.

Cahit Sıtkı da şiir bir liman. Fırtınasızlığın korkunçlaştırdığı dünyasında onu koruyamayan bir liman. Hep kaçmak istemiş şair. Yer bulamayınca bulduğuna sığınmış. Koruyamayana, melce olamayana…

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Orhan Veli’de şiir hayattır. Hayat ile şiir herhalde hiç bir şairde Orhan Veli'de örtüştüğü kadar örtüşmez. Mısralarını sanki siz okumazsınız da o size fısıldar. Denizden bahsederken onu görürsünüz. Kıyıda elleri cebinde sanki dolaşıyordur ve şairane dertlerine çare arıyordur.

Bakakalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam.

Şiirleri hayatı gibiydi Veli'nin. Kısa ve sade. Emelsiz ve basit.(anlaşılmalarıyla) Hayatını sundu bize Veli. Sadeliğin süsü olduğu ve sadelikle süssüz...

Haşim. Ateşin rengine âşık şair… Batış renkli dünyanın, denizleri kızıl gören, bülbülleri, kor ve yakut renkli suların akisleriyle kızıllaşan dünyanın, rengin vasfına ters asude gönüllü şairi. Kor ve kızılı naifleştiren meshur kelimelerin sahiri. Aslanların inkiyat ettiği en korkunç sahranın yolcusu.

Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvari geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi malül akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi.
Bir bakır tasta alev şimdi havuz
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvranarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar.

Necip Fazıl şiiri gibi anlatması zor Sultan… Şiir Sultan’da tasavvuftur. Onun dünyasını aydınlatan rad. Düşünceyle hissin yoğrulmasının kelimelere de geçmesi. Kelimelerin manayla katıklanması…

"Üstüste sorular soru içinde.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?’’

Anlaşılması gibi anlatılması zor Sultan. Zaten sultanlık biraz bu değil mi? Perdeler sultanlara muavin. Esrar, kudrete kudret.

Ve Fuzuli. Nesri şiir Fuzuli. Hayatıyla şair Fuzuli. Doğunun değer biçil(e)meyen değeri. Nihanlıkla mestur ışık.

"Kamu bimarına canan, devayı dert eder ihsan
Niçin kılmaz bana derman, beni bimar sanmaz mı?"

Nedim. Aşığında maktul bedbaht. Ecel şerbetiyle sermest olan. Korktuğuna uğrayan.

Aşıkların günâhı boynunda mıdır?

"Yok senin vasfettiğin dilber şu şehr içre Nedim
Bir peri suret görünmüş, bir hayal olmuş sana."

Şairler, bedbahtlar ve şiir cefanın çocuğu.
Hisliler ve hisleri keder.
Şiir, hisse mühür.

Kategori:

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

şiir

Şiiri şiir gibi anlatmışsınız.Şairleri de...

Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Selam ve dua ile.

Ayşenur Demirel | Cts, 21/04/2007 - 16:33

Wordsworth'a Göre Şiir ve Şair

Şiir:

"Poetry is the spontaneous overflow of powerful feelings; it takes its origin from emotion recollected in tranquility."

"Şiir, kudretli duyguların kendiliğinden dışarıya taşmasıdır; kaynağını dinginlik halinde anımsanan heyecandan alır."

Şair:

"Poet differs from other men not in kind, but in degree of sensibility, passion, and power of expression. Poets have greater organic sensibility than other people."

"Bir şair diğer insanlardan tür olarak değil, fakat duyarlılık, sevda ve ifade gücü mertebesiyle ayrılır. Şairler diğer insanlardan daha muazzam bir organik hassasiyete sahiptir."

William Wordsworth
Preface to the Lyrical Ballads (Lirikal Baladlara Önsöz'den)

WİLLİAM WORDSWORTH (1770-1850)

DÜNYA UZUN ZAMANDIR BİZİMLE

Dünya uzun zamandır bizimle, er yada geç,
Kazanarak ve harcayarak, gücümüzü tüketeceğiz:
Gördüklerimizin çok azı bizim tabiatta
Ucuza verdik kalplerimizi , kirli lütuflara
Bir deniz göğsünü aya gösteriyor
Rüzgâr saatlerce uluyacak

[Devamı:]

ve uyuyan çiçekler gibi toplanacak
Bunun için, herşey için, müziğin dışındayız
O bize tesir etmez. -- Yüce Tanrım!
Zahiri bir amentüden süt emen bir pagan olmayı yeğlerdim;
Böylece, bu sevimli çayırda dikilip
Beni yalnızlıktan kurtaracak sezgi anına,
Proteus'un denizden yükseldiğini görerek
Ya da yaşlı Triton'un kıvrımlı borusunu dinleyerek ererdim.

Türkçe Söyleyen: Mustafa Burak Sezer

The World Is Too Much With Us

The world is to much with us; late and soon
Getting and spending, we lay waste our powers:
Little we see in Nature that is ours;
We have given our hearts away, a sorbid boon!
This sea that bares her bosom to the moon;
The winds that will be howling at all hours,
And are up-gathered now like sleeping flowers;
For this, for everything, we are out of tune,
It moves us not. --Great God! I'd rather be
A Pagan suckled in a creed outworn;
So might I, standing on this pleasant lea,
Have glimpses that would make me less forlorn;
Have sight of Proteus rising from the sea;
Or hear old Triton blow his wreathed horn.

http://www.edebistan.com

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

Mustafa Burak Sezer | Paz, 22/04/2007 - 00:26

Bilmektir der şair şiire..

Yazının üstünde ve altında "..." varmış gibi geldi bana. Yazar derceder kalanını belki ama elbette bu bir okur merkezli yaklaşım.
Şiir gerek dil gerekse söz olarak kullanılsın onun havasında yaşamak bir başka anlam katıyor hayata. Şiir dünyaya yayılmış bir semaver; içinde kaynar kaynayabildiği kadar sözcükler, şairler, okurlar.... Müteşair geçinenleri ile sahih olanları ile kendi dünyasını bizimki ile birlerştiren başka bir alem.
Hayat tarzı değiştikçe kabuk atan yapısıyla yok olmamak için direnen canlı bir varlık; nasıl ki dil için aynı şeyi söylüyoruz.
"Fabrika yoksa, şiir de yoktur. Her şiir imâl edilmiştir; her şair ister esinlenmiş olsun, ister olmasın, bir imâlatçıdır." der Rahip Bremond. Seri üretmeyen ama gerçek bir imalatçı olan şairleri ile her dem bir mısra düşen şairleri ile şiir kendi yolunda tastamam ilerliyor.
Bazen onun herşeyini bilmeyen için lüks bir anlatım olduğu falan söyleniyor ama bence şiir her dönemde hemen her kesimde kendien yer bulabilir. islamiyetten önce ki Arap kabilelerinde şaire atfedilen değer anlatılır ve Peygamber şairi Hassan b. Sabit'in Peygamberimizin hayatındaki yeri. Şiir o dönemden beri büyülü bir ses olarak algılanır toplumda, öyle ki ayetleri yalanlayanlar O'na şair diye baş kaldırdıklarında
"Biz ona şiir öğretmedik"(36, 69) ayeti nazil olmuştur.

Herşeye rağmen kulağımın bir köşesinde taşıyorum "Aldanma ki şair sözü elbette yalandır"(Fuzuli)...

...mavinin derinlikleriydi gökyüzünde unuttuğumuz...

Sadri Genc | Cts, 21/04/2007 - 19:09

nasıl

ilk cümlenizi biraz daha açar mısınız sadri bey

resul davutoğlu | Pzt, 23/04/2007 - 08:24

siir düzmek..

Merhaba insanlar,bu yazinin üslup'u cok hosuma gitti,tesekkür ederiz resul davutoglu.Özelliklede Orhan Velide siir hayattir bu bölümü ilgimi cekti,ve kesinlikle katiliyorum,zira Orhan Velinin tarzini takip ettigim kadari ile,cekinmeden en basit düsüncelerini bile siire vermis,ve yer vermis oldugu bu basit düsünceler dahi anlam kazandirmis,bütünlestirmis.Orhan Velinin siirleri mükemmel,aslinda su siiri cok basit ya deseler de mükemmel,zira o,o an beyninde neler oluyor esirgemeden yazmis.

Benimde mi düsüncelerim olacakti.
Bende mi böyle uykusuz kalacaktim.
Sessiz sedasiz mi olacaktim böyle.
Cok sevdigim salatayi bile,aramaz mi olacaktim?
Ben böyle mi olacaktim.

Burda hassas nokta,"cok sevdigim salatayi bile,aramaz mi olacaktim",salatanin siir de ne isi var diyecekler belki:)lakin Orhan Veli bu, ne sevdi ise bunu aciklamis,ve düsüncelerini ne kapsamis ise eksiksiz katmis,diye düsünüyorum..Siir ile Hayat birbiri ile celismemeli,siir de hayat yoksa anlamsizdir,kaleme yazik olmustur..Siir renklerini Hayattan alir ve tekrar renklerini Hayata verir,"alan ve verendir"üzücü olan bir de ,su var ki,artik siparis üzere dahi siirler var,sirf siir yazmak icin siir yazanlar.Basarilar mi? mutlaka,neden olmasin sonucda ona benzer olaylar yasanmis,ve birileri kaleme almis,fakat önem arz eden bunu yasamis olmak ve siir ile yasatmak.Herkesin yazacagi bir siir vardir elbette hayat öyküsünden,bir deneyelim nasil olsa bedava:)Saygilar...

Bedava yasiyoruz bedava
Hava bedava bulut bedava
Dere tepe bedava
Yagmur camur bedava
Otomobillerin disi
Sinemalarin kapisi
Camekanlar bedava
Peynir ekmek degil ama
Aci su bedava
Kelle fiyatina hürriyet
Esirlik bedava
Bedava yasiyoruz bedava...(Orhan Veli Kanik)

Meryem Akgün | Cts, 21/04/2007 - 19:33

"Yok bu şehr içre senin

"Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dil-ber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana"

Pınar Deniz | Cts, 21/04/2007 - 21:45

derin

"derin" kelimesinin neyini beğenmediniz? "derun" nece? ve o cümle içerisinde nasıl durdu?

Mikail Kural | Paz, 22/04/2007 - 10:46

...

şiir dünyasından, gerçek hayata dönme vakti, tüm acıları göre göre ağlamadan,
duygularını dizelere dökmeden yaşamak düştü bana..
şimdi ne şiir dökülüyor dilimden, ne de şair uğruyor defterime...

Yağmur İLGÜN | Pzt, 23/04/2007 - 00:55