renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Siyah Şiir

Bana yüksek,
bana modern, bol pencereli
binalardan bakma karizma sahibi,
ne ben sendenim bu bitmeyecek savaşta,
ne de sen bendensin ben bombaları kucaklarken,

beni, ibrahim'i ateşlere atma teçhizat sahibi,
ateşimizi söndürecek bir karınca elbet bulunur,
yıkılan evlerin, şehirlerim işgal altındayken,
sancağı kaldıracak bir mehdi elbet bulunur....

beni yenilmiş, lanetli ve kafir görme inanç sahibi,
gökten inen bir isa elbet bulunur,
ve benim kardeşimi sonsuza dek uyuşturma,
unutma ilahı kalaşnikof mermileri seni de vurur....

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

güç

Güçsüzün gücü kesinlikle şiddet değildir fakat gerçektir. Ve gerçek güçten daha büyüktür. [Václav Havel]

Orkun Munibun'un şiirleri

Orkun Munibun'un şiirlerini merakla takip ediyorum. Şiirlerini okuyunca onun genç bir arkadaş oldğunu anlamıştım. Sonradan 90 doğumlu olduğunu da öğrendim. -Yanlış öğrendiysem düzelt Orkun-.

Şiiri seven ve sıkı takip etmeye çalışan bir genç olarak çok net gözlemlediğim bir şey var: Türkiye'de 10'lu 20'li yaşlarda olup şiire rağbet eden genç çok az. Gerçi şiire olan genel ilgisizlik her yaştan insanda var ama özellikle gençlerde Türk şiirinin yetkin örneklerine olan ilgi çok zayıf. 70'li 80'li 90'lı yıllarda bu böyle değilmiş. O yıllarda şiire başlayıp şimdi de ürün vermeye devam eden şairlere baktğımızda bunu görüyoruz bariz olarak. 80'li 90'lı yıllara kıyasla şimdi dergilerimizde ürün veren 19 20'li yaşlardaki kişi sayısı çok az. Bu tabi Türkiye'nin gidişatıyla çok alakalı. 70'li 80'li yıllardan şimdiye Türkiye'nin geldiği konum, Türk şiirinin geldiği konuma paraleldir. Genç yaşlarda ürün veren arkadaşların çoğunda, lirik-aşırı duygusal tarza ciddi bir yönelim var. Bunalımlı hâllerin dökümü şeklinde onların metinleri. Lirizmlerinin esasında da pek nitelik yok. Amiyane tabirle sümüklü lirizm denir buna. Bu arkadaşlar lirik duyarlıklarını, sadece birkaç örnek verecek olursak, üstat Sezai Karakoç'tan, Edip Cansever'den, Ülkü Tamer'den, Cafer Turaç'tan ve mesela genç şairlerden örnek: Kenan Çağan'dan, Zeynep Arkan'dan etkiyle değil de edebi düzeyi çok düşük metinlerden etkiyle oluşturuyorlar. Bu olumsuz bir durum tabi. Kimsenin iç dünyasına bulaşamayız ama, duyguların duyarlıkların bağlandığı yerin esasına yakışır ürünlerin peşinde olmak lâzım. Bu arkadaşlar duygusallıklarını, hüzünlerini, sevinçlerini hangi temel-kaygı üzerinde hissediyorlar, bunu bize sezdirmeleri lâzım. Gözümüzden dökülen yaş, elimizden çıkan işin yönüne koşut olmalıdır.

Şimdi bu bahsettiğim bence olumsuz olan yönelimlerin yoğun olduğu bir ortamda Orkun Munibun gibi hüznünü, mücadelesini: duyarlığını varoşulun, mücadelenin, savaşımın alanına yöneltmiş arkadaşların önemi daha da artıyor.

Orkun'un yukarıdaki şiirine gelince.. ben şiirin ilk kısmını sevdim en çok. O kısmı alıntılayayım buraya:

"Bana yüksek,
bana modern, bol pencereli
binalardan bakma karizma sahibi
ne ben sendenim bu bitmeyecek savaşta,
ne de sen bendensin ben bombaları kucaklarken,"

Şiirin en nitelikli, en şiir olan kısmının burası olduğunu düşünüyorum. Şiirin devamında bu düzey korunamamış maalesef, ama olsun. Orkun buradaki duyarlığın, sezişin alanından tarzını sürdürürse, daha güzel şiirlere imza atacağına inanıyorum. Bazı klişe söyleyişleri aşmak ya da onları deformasyona uğratarak ve dille daha yoğun ilişkide bulunarak daha sarsıcı dizelere ulaşmak gayretinde olmalı Orkun. Yukarıda alıntıladığım kısımda, önce karşısına aldığı karekteri-tipi-anlayışı resmetmiş Orkun, sonra kendisinin yerini ve durumunu belli ederek, savaşımının alanını belirginleştirmiş, bunu şiirleştirmiş. Şiirde böyle çizgiler çizebilme bunları bir arada tutup şiirleştirebilme, ve kendi davranışlarını, yaşadıklarını: tecrübelerini hikâye edebilme oldukça önemlidir.

Çok şiir okuyarak sahip olunan tarz geliştirilebilir, dönüştürülebilir. Orkun da bu bağlamda şiire ilişkin çabalarını artırırsa, daha güzel, çarpıcı şiirlere imza atacak bence. Epik şiirin örneklerini sıkı okumasını öneririm, özellikle İkinci Yeni'deki ustalardan. Sonra Arif Ay'ı, Necat Çavuş'u, Osman Konuk'u, bazı şiirleriyle Hakan Albayrak'ı, Filistinli şairleri özellikle Mahmud Derviş'i, Arap şiirinden Cezayir şiirinden örnekleri -dergilerde sunulan çevirileri-, bu ülkelerin şiirlerinden hazırlanan şiir antolojilerini v.s. onun tarzına uygunluğu sebebiyle daha çok okumasını öneririm.

Hep beraber okuyalım. Şiir demeye, Türk Şiiri demeye, Büyük Türk Şiiri demeye devam edelim.

Ama yazmaktan da önce amacımız; güzel olanı bulmak, güzel olanı okumak olmalı.

Kötü metinlerin yazarı olmaktansa iyi metinlerin okuru olmaktır, tercihe şayan olan, bence.