renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Siz

İsterseniz Yunan dostlarımızla birer bardak "iyi ilişki” şarabı içelim İnebahtı’nın ulu anısına. Ancak içilen şarap illa ki “inebahtı” olsun.
Ya da Kankam Thedorakis’i çağırayım da iki şarkı patlatalım şöyle bol yosunlu, bol 12 adalı.
Ya da Kıbrıs’tan asla vazgeçmeyelim stratejik önemine binaen. Belki olurda yan gelip yatanların inadına oturur bir liman kayalığına tüfekle İsrail denizaltısı vururuz.
Yahut balonlarla su taşımaya devam ederiz “yavru vatan” a.
İsterseniz hepimiz çoban olalım. Olalım ki oylarımız kendini çoban zanneden sığırlarla bir olmasın.Ya da "şeker testi" yapan sığırlardan olalım.
Ya da sırf sizi kırmamak için “karlı kayın ormanında” "Rock’n Cock” festivali düzenleyelim aydınlıklar ve çağdaşlaşma adına. Bana yakışmaz ama iki de bikini giyen bulursak Vahdettin’in hainliğini de kanıtlamış oluruz.

Yahut Cumhuru”ye”t okuyalım bu ülkenin aydınlık geleceğine destek vermek için. Belki on beş kupona bize de Danıştay krokisi gönderirsiniz.

Zürriyet ve Zilliyet’i “sabah” “akşam” bir “posta” okumamıza da müsaade edersiniz değil mi? Hem okumazsak nereden öğreneceğiz kime ne zaman nerede düzdürdüğünüzü?
Ancak Zaman gazetesinin tersten okunuşunun “Namaz” olduğunu fark edip buradan paranoyalar üreten geri zekâlılardan olduğunuzu lütfen bize söylemeyin.

İsterseniz ortak bir çıkış noktası bulalım. Mesela siz bize 4 Milyon Dolar verin biz de inkar edelim. Üstümüze yürüyen olursa da bir büyüğümüze şikâyet ederiz olur biter.
Ya da 4 Milyon doları verin size oldukça sıkı bir Cumhuriyet Mitingi kitlesi oluşturalım. Hem miting çıkışında konkene gider çağdaşlığımızı arttırırız.İsterseniz “bizkacyavsagiz.com” ismiyle site bile kurarız
Ya da herkes kendi yerine geçsin. Mesela 19 Mayıslarda soytarı gibi giydirdiğimiz gençler ellerindeki kalın sopaları Sovyetlerden kalma bir marş eşliğinde size doğru sallasın. Ve siz de buradan bir gurur tablosu çıkararak ruhsal bir boşalma yaşayın.
Olmadı mı?
O halde 23 Nisan’da ilkokul çocuklarını Polonya’ya işgale giden Hitler ordusu gibi giydirip kendinizi de Sezar yerine koyup selamlama da bulunun.
Daha da olmazsa oradan Anıtkabir’e geçeriz.
İsterseniz “sıkmabaş” olayına daha da tepkili olun. Ordumuzu göreve çağırın. Demokrasiniz bunu gerektirmiyor mu?
Ya da İslam Dini bir hoşgörü dini olarak nitelendirip Mevlana’yla ilişkilendirin. Mevlana’yla hayat tarzlarınız zaten uyumlu. Ne de olsa kıvırma ve dönme üzerine sizden de iyisini tanıyamadık.
Bedrettin’i de yanınıza aldığınızda okeye bir adam eksik kalıyor. Nesimi ya da Deniz Gezmiş’ten birini tercih edip alın. Kare tamam olur.
Yortularda hindi hüpletip kurbanlara cinayet diyenlerden olmak nasıl bir fikir?

Belki de Çanakkale gezinizde yumulduğunuz Anzak kızları Çağdaşlığınıza ve entegrasyonunuza artılar katar.

Ancak yine de siz ekranın sağ üst kısmında yer alan Türk bayrağına bakıp bikinili televole kızlarını magazinden takip ederek Türklüğünüzle gurur duyabilirsiniz...
Din vardır ve gereklidir kelamı zihninizi kemiren şüpheyi ortadan kaldırıyorsa amenna!
"Evet, Zülfü dinleyip türkü Cafeye gitmek aydın olmaktır" diyorsanız ona da saygı duyarız.
Bu belki de Ufolara inandığınızdandır.
Ya da insanların Ufolaştıklarına.
Eğer şık birinciyse kesin Kur!an'nın şifresiniz de çözmüşsünüzdür.Ya da okumadığınız Nutuk’un.
Divan edebiyatına "Ayol bu ne yahu" diyen tatlısuculardan da olabilirsiniz. Onda eski olduğundan dolayı iğrenilecek bir şey olduğunu düşünerek.
E o zaman Tonyukuk'a başvuracaksınız?

Yalakalık köşe kapmasında eline kimsenin su dökemeyeceklerinden misiniz?
Yoksa karteliniz mi delindi ki yeterince yağlayamıyorsunuz?
İnanmıyorum! Yoksa hepiniz Hrant değil misiniz?
E kardeşim darbe günlükleriniz de yok!
Ne dersiniz şöyle Sincan da tanklarla bir sortiye?
Hem paletleri açılır gariplerin.
Ama Abededen gece görüşü ve insansız uçak aldık değil mi ya?
Yahut gemiciklerle tuttuğunuz yükleri büyük patronun eteğine dökelim.
Belki de en güzel dinler arası diyalog çağrısıyla Müslümanları altın tepside Hristiyanlara ve Yahudilere sunmaktır
İsterseniz Medya patronlarına daha şevkle yalakalık yapalım ki yerimizi sağlamlaştıralım. Sınır tanımayalım yalakalıkta. Her taraf yapış yapış yağa gitsin.
Yeter ki İran’a gitmeyelim. Orası yobaz!
İsterseniz hepimiz bir butik üniversite bitirerek damgalanıp piyasaya sürülelim. Çil yavrusu gibi gazetelere dağılıp faztazilerle süslü bir köşe oluşturalım.ve buradan da yine bazılarını şalap şalap yalamaya devam edelim.
Fakat boğazınıza kadar battığınız fosptikten sizi Hazan Mezarcı’da kurtaramaz Nazım Hikmet’te.
Ayrıca sokaklarda yürümekten de korkmayın. Yetiştirdiğiniz ve “övünç” duyduğunuz çağdaş gençlik ola ki sizi güpe gündüz soyarsa kafanıza da takmayın. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı gelir çıplak yerlerinizi bir bir kapatır. Tabi başınız hariç.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Siz... ve Biz....

Azizim, Neyzen diyordu ki: Sövmek müsekkin-i asaptır. Yani ki sinirleri yatıştırır. Hayli kızdığın ortada. Ancak bir gerçek daha var: Nasıl yaşıyorsak öyle idare ediliyoruz. Hırsızın suçu var da ev sahibinin hiç mi yok? Biraz da toplu iğneyi tenimize değdirsek mi diyorum... Ne dersin...

İğneli fıçı

Yukarıda anlatılan bir ortamda çok da fazla kendinizi geliştiremiyorsunuz(İslami gelişim!kitapları varsa bilmem.) Serkan bey kızmakta haklı. Her yanımızı saran bu yanlışlar manzumesinde adımlarımız sınırlı gibime geliyor.
Zaten iğneli fıçıda yaşayana iğne batırmanın duyarlılık bakımından yararı olur mu bilemiyorum.
Evet bizdendir boyutunu hatırlıyoruz zaman zaman. Fakat bazen ben de kızıp ne gerek tevazuya, hem aşırı tevazu kibirdendir diyorum.
Kızıyorum ama mazlum tarafta olduğum için de seviniyorum. Ya bir de nasipsiz olup da zalim tarafta olsaydım.
Ben bu hayattan sadece çıkarılacak bir kelimelik özet buldum başka bir şey anlamadım. O da "sabır".
Allah yar ve yardımcımız olsun.

Cevaben

Sevgili Hemşirem

Evvela teşekkürleri şahsınıza ve şahsınız üzerinden sizin gibi düşünen herkese sunmak isterim.
Esasen mazlumların arasında olmak insanlara haddini aşan eleştrilerde bulunmak için yeterli bir sebep olmasa da şahsi tercihimi bilerek ve isteyerek hep bu yönde kullanmayı tercih ettim.
Fakat sabır herkesin taşıyamayacağı aziz bir kambur.Ben işi yine kendime göre yontup hayattan çıkardığım yegane özeti size sunmak isterim:
Denge
Dua ile

Eyvallah Derim

Lakin değerli kardeşim ben sövme konusunda kendimi bir ulvi misyonun çekirdeğinde hissediyorum. Yani kendime iğneyi batırdığımda "siz" lafzına muhatap olanlara ne batırmam gerektiği konusundaki fikirlerim de beni sövmeye götürüyorsa benim yolum bu kadar diyebilirim.
Sanırım sövmek en kolayı. Belki de en adaletsiz olanı. Ancak inkar bundan daha büyük bir kabahat:
Madem Türksün,Küfret Ürksün...

İlistir ve biz

Gerçekten de yazıyı okuyunca çok güzel bir eleştirme deyip rahatladım.Ancak durumumuzun acayipliği bir kez daha canımı sıktı.

Sistem,yıllardır atılan her iyi adımı geri çekme politikasındadır.Ne zaman bir şeyler yapılmaya kalkılsa,hep bir kaos darbe sıkıntısı bizleri taviz vermeye zorlamaktadır.Böyle böyle iyinin kötüyle savaşında bir kısır döngü alıp başını gider.

Her adım zamanını beklemeli fakat doğru zaman geldiğinde her şeyi göze almak gerekir. Başörtüsü konusunda 'yanlış yapıldı,şimdi zamanı değildi' diyenlere acaba zamanı hangi vakit diye sormaktan kendimi alamıyorum.Çok merak ediyorum bu zaman ne zaman gelecek?

Hürmetler...

Batı dünyası, yanlışlar üzerinde yaşadı.
Doğu dünyası, doğrular üzerinde uyudu.