
Saçlarıma rüzgar değdiğinden beri yaralı bir çocuk gibiyim dedi su.
Işıltımı alıp götürdü rüzgar, saçlarımdaki pırıltıyı çaldı.
Oysa dostumdu rüzgar, konuşabiliyorduk sakince.
Ona anlatmıştım, hatta deniz suyu bile dökmüştüm avuçlarına,
sonra deniz kabuğu toplamıştım sahilden.
Bunları sakla demiştim.
Bunları sakla!
Eğer değerini bilirsen, eğer koruyabilirsen, birer inciye dönüşecekler.
Birden "vuuuuh" diye bir ses yayılmıştı.
"Hediyemi aldım ve seni anladım," anlamına geliyordu bu ses.
Sevinmiştim.
Sık sık anlatıyordu rüzgar, gezdiği diyarlardan, gördüğü ormanlardan,
dolaştığı patikalardan bahsediyordu.
Konuşurken avuçlarındaki pırıltıyı tutuyordu sıkı sıkı, saçlarımdan çaldığı pırıltıyı.
Her seferinde avuçlarında pırıltı varken parmaklarını kapatma diyordum, ama nafile! Bir türlü dinlemiyordu.
Avuçlarını sıktıkça parmaklarının arasındaki pırıltılar taşıyor, yere bile düşmeden yokulup gidiyorlardı.
Bu durum suyun hiçte hoşuna gitmiyordu ama, rüzgar her seferinde;
"tamam bir daha parmaklarımı kapatmam" diyerek onu ikna ediyor,
buna rağmen avuçlarının arasındaki pırıltıyı ziyan etmekten vazgeçmiyordu.
Sonunda dayanamadı su,son bir kez konuştu rüzgarla ve yine aynı vaadleri aynı kalıp cümleler içinde dinledi.
Sanki hiç birşey olmamış gibi, zaman istedi rüzgar.
"Benim biraz işim var, beni bekle!
Döndügümde saçlarının pırıltısını ve deniz kabuklarını eksiksiz geri getireceğim.
Sana söz veriyorum!" dedi.
Önce derin bir sessizliğe gömüldü su, sonra da kabul etti.
Herşeye rağmen rüzgara güvenmek istedi.
Ve rüzgar uzaklara gitti...
O uzun, o her biri birbirinden yavaş geçen günler sonunda bitmiş,
rüzgar geri dönmüştü.
Hiç birşey değişmemişti aslında.
Parmaklarının arasındaki pırıltının son huzmesini de, suya doğru yürürken düşürdü rüzgar.
Canı çok yandı suyun, "seni beklememeliydim" dedi.
Seni beklememeliydim...
Birden dev dalgalar kaynaştı suyun kalbinde.
Yosunlar, çakıllar ve kum taneleri birbirine tutunmuş korkuyla olacakları bekliyorlardı.
Yavaş yavaş çekildi su,hergün sevgiyle kucakladığı sahillerden santim santim uzaklaştı.
O kadar acılı bir sessizlikti ki bu, gökyüzü bile ağlamayı kesmiş, suyun
kendini tüketmesine yardım ediyordu.
Sonunda tükendi su.
Ve gazeteler ;
"Rüzgar suyun pırıltısını çaldı "
yerine
" küresel ısınma ilk denizimizi kuruttu "
diye yazdı.
Son yorumlar
18 dk. 35 sn. önce
2 sa. 42 dk. önce
6 sa. 7 dk. önce
8 sa. 12 dk. önce
9 sa. 40 dk. önce
10 sa. 50 dk. önce
11 sa. 48 dk. önce
13 sa. 58 dk. önce
14 sa. 6 dk. önce
1 gün 1 sa. önce