renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Tarih Boyunca Müminlere Atılan İftiralar

Tarih boyunca Allah'ın dinini tebliğ eden peygamberler ve diğer elçiler hep inkarcı kavimlerinin kendi mevki ve makamlarını kaybetme korkuları dolayısıyla iftiraya uğramışlardır. Bu Allah'ın değişmez bir sünnetidir.

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz" demişlerdir. (Sebe Suresi, 34)

Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran Suresi, 186)

GEÇMİŞTE İNANANLARA ATILAN İFTİRALAR

"Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır…" (Yusuf Suresi, 111)

"… Allah'ın kanununda kesin olarak bir değişiklik bulamazsın." (Ahzab Suresi, 62)

Kuran'da bildirilen bazı iftiraları inceleyelim;

Hz.Musa ve Hz.Harun'a atılan iftiralar:

Menfaat ve İktidar Peşinde Olduğu İftirası

Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler. (Yunus Suresi, 78)

Büyücülük İftirası

Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik; Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu,) Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler. (Mümin Suresi, 23-24)

Yalancılık İftirası

Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum." (Kasas Suresi, 38)

Hz.Yusuf'a atılan iftira:

Zina İftirası

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım. Çünkü O benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez." Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?" (Yusuf Suresi, 22-25)

Hz.Meryem'e Atılan İftira

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın." "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi." (Meryem Suresi, 27-28)

Bir de dini tebliğ eden elçilere yöneltilen bazı sözler vardır ki bunların amacı bu mübarek insanları halkın gözünde küçük düşürmek ve şevklerini kırıp tebliğ yapmalarını önlemektir. Ama inkarcıların yaptıkları tümden boşa çıkıcıdır.

Şımarıklık ve Kendini Beğenmişlik İftirası

"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır." (Kamer Suresi, 25)

Delilik İftirası

Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. (Müminun Suresi, 70)

Onlar: "Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler. (Hicr Suresi, 6)

Araf Suresi, 66-68 de Hz.Hud'a; Müminun Suresi, 25-26 da Hz.Nuh'a; Şuara Suresi, 27 de Hz.Musa'ya delilik iftirası atıldığı bildirilmiş.

Sapkınlık İftirası

Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi. Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi. Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi. Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır" derlerdi. (Mutaffifin Suresi, 29-32)

Ama Allah bu iftiraları atanların cehennemdeki durumlarını şu şekilde bildirmektedir:

Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz." Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?" Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi, 62-64)

Yakın Geçmişteki İftiralar

Bediüzzaman Said Nursi de iftiralarla engellenmeye çalışılmıştır. Bediüzzaman'a atılan iftiralardan bazıları şöyledir: mefaat peşinde koşma, delilik, zina, içki içip geceleri alem yapma, dini sapkınlık (cuma namazına gitmeme gibi). Bediüzzaman ise bu iftiraların karşısında en güzel şekilde sabretmiş ve bu iftiraların etkisini şöyle ifade etmiştir: "On aydan beri, münafıkların bir resmi memuru elde edip bütün desiseleriyle yaptıkları hücum en küçük bir şakirdi sarsmadı. O iftiralar hiç hükmündedir...böylelerden böyle iftiralar, binden bir tesiri bize olmadığı gibi, inşaAllah Daire-i Nur'a da zararı olmayacak" (Şualar s.410)

Müminlere Atılan İftiralara Karşı Diğer Müslümanların Tavrı Nasıl Olmalıdır?

Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir.Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu.O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah Katında çok büyük (bir suç)tür.Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?Eğer iman edenlerden iseniz, bunun gibisine bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir. (Nur Suresi, 11-17)

Başka ayetlerde de yine iftira haberlerine karşı nasıl davranılması gerektiği şöyle bildiriliyor:

Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.(Hucurat Suresi, 6)

Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler'. (Enam Suresi, 116)

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yakın geçmişte tek iftira mı olmuş?

Konu ile alaklı Kur'an'daki ayetler tarandıktan sonra yakın geçmişte sadece Said-i Nursi'ye atılan iftira zikredilmiş. Başka İslami şahsiyetlere yapılan benzeri ithamlardan da bahsedilseydi daha güzel olurdu.