renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

kadın

Kadınlar İçinde Kadınlar

Elektrik direklerindeki kayıp ilanlarından alınmış yüz ifadesiyle, bir Adilcevaz masalının içinden geçercesine yürüyor Süreyya yağmurun üstüne. Günlük güneşlik zamanlardan kalma beyaz ayakkabısı, iki kat üst üste giyilmiş hırkası ve kolunda parlak, çiçekli çantasıyla buralı olmaya alışıyor belki de. Kimi zaman kulpundan tutup kaldırdığı, kimi zaman sürükleyerek aşındırdığı siyah torbası fazlalık geliyor onun dışında cadde boyunca yürüyen herkese. Siyah torbadan etek, bluz, çocuk elbisesi taşıyor. İki odalı evlerden şehrin en kalabalık caddesine hastalıklı ve kırgın haberler taşıyor. Torba aşınmış, ıslanmış… Genç kızın eli acımış… Göğüs kafesindeki can her an çıkmaya hazırmış… Kimin umurunda. Yokuşlar çıkmalı, yokuşlar inmeli… Caddedeki kaldırımı sonuna dek takip etmeli Süreyya. “Her Salı öğlen on ikide…” diyor işleri teslim alan kadın. “Parça başına iki yüz elli kuruş alırsın”.

İslamcılarda Kadın Liderliği; Hülya Şekerci Örneği

Türkiye’de hareketlerin sosyolojik olarak yapıları irdelenmemektedir. Devletin sürekli olarak ülkedeki yapılanmaları kendi algısı içinde tasnife tabi tutar. İrticai, bölücü, dış kaynaklı gibi sınıflandırmalarla hareketleri mahkûm eder. Devlet, tüm enerjisini bu hareketleri nasıl pasifize edebilir, yayılmasını engelleyebilir ve yok edebilirim üzerine kurmuştur. Hareket- ideoloji mensupları ise, içe ve dışa dönük sosyolojik okumalara girişmekten ziyade; kendi mensubiyeti olduğu hareket- cemaat- ideolojiyi yüceltme, diğerlerini ise red etme, küçümseme ve yok sayma tavrına girmektedir.

Shuda

Kadınlar, zavallı yaratıklar. Kadınlar nankördür, haindir. Bütün kadınlar aşağılıktır…

(Tipitaka, Khuddaka Ananda, Kunala Jataka)

Gecenin sessizliğini bozmaktan korkan çıplak ayakları, taş merdivenlerin soğukluğunda birbiri ardına uçuşuyordu. Rüzgar öyle kuvvetliydi ki fildişi bir tarakla ensesinde topuz yaptığı saçları, şakaklarında isyana başlamıştı. Keşişlerin açık ufku kalbinin çırpınışlarını duyar mıydı? Yakalanır mıydı hakkı olmayan duası göklere ulaşmadan?

El Kapısı

Şiraze sokağının girişindeki gecekonduda oturuyor Zeliha, kayınvalidesi, büyük eltisi ve onun üç çocuğuyla. Yaşadıkları ev; apartmanların arasında sıkışmış kalmaktan, her kiracı taşındığında biraz daha yıpranmaktan ve belki de içinde yaşananları dışına hiç taşırmadığından… Asansörlü katların, süper lüks dairelerin arasında biraz yıkık, biraz mahzun kalıyor. Eski evin yeni gelini olmaksa kilimleri sabahtan çırpmak, çay demlenirken bahçe mozaiğini süpürmek; akşamdan kalan sofra bezlerine, çocukların mama önlüklerine ‘iki su vurmak’ anlamına geliyor. Büyük gelin haftada üç kez gündeliğe gittiğinden ve yatalak kayınvalidenin gücü ‘kendi parasını kazanan’ gelinine yetmediğinden… Zeliha oluyor tüm kırılmış bardakların suçlusu, tadı kaçmış yemeklerin davalısı ve davacısı.

Dünyaya Kadın Eli Değdi: Rice - Livni

İnsan; kadın ve erkekten müteşekkildir. Her biri ayrı bedeni, akli ve kalbi özellikleri bulunur. Bu özelliklerine binaen bireysel, toplumsal ve kamusal alanlarda görevler üstlenir. Modern zamanlarda bu görev ve sorumluluk alanlarında çeşitlilik ve genişleme yaşanmıştır. Annelik, ev sorumluluğu, çocuk eğitimi merkezli alanlardan yönetici, kamu görevlisi, ev geçimi gibi bir çok alanlarda sorumluluk almaya başlamıştır.

Dünya tarihinde kadının görev alanı genelde ev merkezlidir. Eş ve çocuk sorumluluğu önceliği taşır. Siyasal hayattaki bulunuşu çok nadirdir.

Düş Döküntüsü

Hayatta kabul ettikleri ve kabullenemedikleri arasında gezinecekleri o kapı…

Kabul günü… Asansörde, bahçede, kapı aralığında ya da balkonda ‘çoluk çocuğa sesini yetirecek kadar nefes alma’ sırasında karşılaşan on kadın; her Çarşamba sırayla birbirinin evinde toplanıyor. “Aaa… Çarşamba günleri işim var benim, olmaz ki ama…” diyerek bazı kadınlar söylense de, hayata mola verme anlamı taşıyan bu özel toplantıları bir gün bile ertelemeye kimsenin gücü yetmiyor. Sıranın kendisinde olduğu önceden belirlenen ev sahibi, büyük bir telaşla başlıyor o haftaya. Pazartesi günü bütün ev, iğneden ipliğe kadar elden geçiriliyor; halılar itinayla süpürülüyor, yerler siliniyor, aynalara ve camlara dokunmamaları konusunda ev halkı defalarca uyarılıyor. Sonra börekler, tatlısından tuzlusuna hamur işleri, pastalar yapılıyor.

Peki Başörtülü Kızlar Kiminle Evlenecek?

-Yirmibeşi aştıktan sonra evlenmek zordur. Kimseyi beğenmiyorsun. Vakit çok geç olmadan taliplerinden birini kabul et. Bak söylemedi deme yoksa evde kalacaksın!

Bu günlerde annem aynı nakaratı diline dolamış, temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüme sürüyor. Eee yaş yirmibeşe yaklaştı ya, bizim için de alarm kurulmuştu artık.İyi güzel de sanki evlenecek biri vardı, ben evlenmiyordum. Bahsettiği taliblere gelince... Hepsi birbirinden muhteşem, seç beğen al! Hangisinden başlasam?

Salı Pazarı

Yaz mevsimi… Erkenden uyanmak, okula gitmek, öğretmenler cetvelle masaya vurunca yerinden sıçramak yoktu. ‘Aile’ konulu kompozisyon ödevlerine ‘mutlu aile’ başlıkları yazıp tüm sınıfı mutlu ve huzurlu olduğum /olduğumuz/ masallarıyla uyutmak, resim derslerinde kaybettiğim yeşil kalemi _bütün çimleri boyama hırsıyla_ yerlerde sürünerek aramak, yaş problemlerini herkesten önce çözdüğüm halde kocaman okuldaki tek arkadaşım olan Süheyla’yı da kaybetme korkusuyla hiç bilmiyormuşum gibi davranmak...

Ta'ciz

Ben; Zehra Hanım, eşinizi seviyor musunuz?
Zehra; Beni bu kadar üzen birini sevebilir miyim ki? Hayır, asla!
Ben; Onsuz yaşayabilir misiniz?
Zehra; Ben onsuz çok güzel yaşarım ama o bensiz yaşayamaz.
Ben; Neden? Sizi çok mu seviyor?
Zehra; Hayır o beni sevdiğini zannediyor, ben onun için sadece bir alışkanlığım.
Ben; Ayrılmayı düşünüyor musunuz?
Zehra: Hayallerimin başladığı yer onsuz bir hayat…

"Çeyiz ve Elişine Son!" Değil Tabi, Ama...

dantel Dikiş kursu görmüş, geçirmiş biri olarak, “çeyiz ve elişi” mevzusunu dillendirmeyi üzerime vazife edinmiş bulunmaktayım. Zira ben kursta cicili bicili kıyafetler dikme derdinde iken; sözlü, nişanlı, kısmetini bekleyen ablalarım da çeyiz dikme derdinde idi. Bir çeyizde nelerden, en az kaçar tane bulunması gerektiğini ilk defa o zamanlar öğrenmiş ve adeta yarış haline gelmiş bu duruma karşı şaşkın bakışları yine ilk o zamanlar sergilemiştim.

İçeriği paylaş