renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

kültür-sanat

Eylül'de Yine ve Yeniden Ölebilmek!

Rüzgarın biraz asabi biraz hırçın darbeleri sessiz gecesine eşlik etmişti .Yüreğindeki savruluşlar gibi, savrulmuştu bahçesindeki her bir ağaç.Endişelenmişti kendisine endişelenişi kadar onlar adına. Hırpalanmışlar mıydı acaba? Bu vehminin yerini bir başka düşünce alıvermişti hemen.Sanmıyorum dedi..Sanmıyorum., her yaratılmışa bahşedilen acizlik kadar gücüde birlikte barındıran özellik geliverdi aklına.. Kendisini seyredişinde gördüklerinden yola çıkarak... Bir gün doğuşu ile batışı arasındaki anlarda ne çok iniş çıkışlar yaşardı.Ne çok umutsuzluğun ve karamsarlığın, içini yakışlarında dualarda felah bulup rahatlardı. Rahatlardı da hayata yeniden tutunuverirdi. Öylesi bir tutunuş ki; hüzünlerinin varlığından şekva etmemecesine...

Kaygımın Sevdiği Mevsim

Sancımın buzul çağı mekan tutmuş ensemi
Kör topal düşüyorum bir kuşun mevsimine

İki kişilik inan ilknur hayat güzeldir diye!
Yüzgörümlüğünü yırtan bir hırçın gelindir o.
Ama hırçın ama müsvedde, ama çok güzel…
Yamadır bir erkeğin diline değil dizine

Ben Osman Paşa; Plevne’de Unutulan Kumandan

Merhum Ali Ulvi Kurucu şöyle başlar Bediüzzaman Said Nursi’nin “Tarihçe-i Hayat”ına yazdığı ön söze:

Tarihe şerefler veren erler anılırken
Yükselmede ruh en geniş âlemlere, yerden...
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden,
Geçmiş gibi, Cennetteki gül bahçelerinden...

Evet, tarihin derin ve belki de sonrakilerin okudukları hakikat zannedilen şeye en yakından bakan bizce tarih olmuş şahsiyetlerdir.

Yağmur Duası

Avni önünde uzanan bozkıra boş gözlerle bakıyordu. Bir de kurada burayı çektiğinde tebrik etmişti il müdürü;
" Tebrik ederim.. çok güzel, çok sakin bir yerdir Çığlık Kasabası.. hayırlı olsun!" sahte bir tebessümle karşılık vermişti diğerleri gibi;
" Teşekkür ederim!"
Adında meymenet yoktu ya neyse! Çığlık Kasabası. Bir hayalperest, bir romantik için ilginç bir addı kuşkusuz. Ama kendisi için hiçbir anlamı yoktu. Hiçbir şey çağrıştırmıyordu. Çığlık Kasabası Lisesi'nde göreve başlayacaktı. İlk göreve çığlıkla giriyordu. Tren yolculuğu ne de uzun sürmüştü. Ne de yorucu olmuştu.

Yüzyıllık Kuşatma'nın Pençesinde Müslümanlar

"Dallar meyvaya dursun toprak tohuma dursun
İnsan barışa dursun selama dursun zaman
Sabır savaş zafer. Adım : MÜSLÜMAN."
-Erdem Bayazıt-

Yüzyıllık Kuşatma - Hristiyan Siyonistler, Kutsal Savaş ve İslam Dünyası- kitabı ibrahim Karagül'ün 2001-2005 yılları arasında yazdığı yazılardan müteşekkil bir kitap. Yüzyıllık Kuşatma kitabının 2005 yılında ilk baskısı yapılmış olmasına rağmen ancak geçtiğimiz günlerde elime geçti.

Hangi Sevgi?

"Gökyüzünün düşü maviydi,
Yeryüzünün düşü yeşil,
İnsanın düşü beyazdı
Karalara boyandı..."

Cümleler daha bir sessizleşince ve anlaşılmayı zamana bırakınca,yüreğimi avucumda tutamaz oldum. "Sabret biraz" desem de hep sana doğru koşuyordu ve ben ondan ayrı düşüyordum.

İçeride ya da Dışarıda Olmak

İç veya dış ne manaya geliyor bunlar bilinmeden, tanım getirilmeden içeride yada dışarıda olmanın ne manaya geldiğini kavrayamayız.
İç denilince insanın iç alemi ve bulunduğu , içinde olduğu faaliyet alanları , oluşumlar akla geliyor.
İnsanın iç alemi dışarıdan tamamen bilinemez. Yalnızca tahmin edilebilir, veya güçlü delillerle sezilebilir. Onun için insanlar dış görünüşe göre davranırlar çoğu zaman. Hükümlerini anlayabildikleri sezebildikleri kadarıyla verirler. Bu hüküm de her zaman isabetli olmayabilir. Çünkü içimizi ve dışımızı tam anlamıyla ancak Allah(cc) bilebilir.

Kas Gevşetici

Belimden topuklarıma doğru inen sıcak bir yanma beni uyandırdı. Ne olduğuna dair bir fikir yürütmesi yapmadan geçmesini bekledim. Beklemek, yatakta dayanılmaz olunca yerimden kalkmayı denedim; ama nafile. Belim tutulmuştu. Saatime baktım. Henüz sabahın beşi. Birlikte kaldığım Aykut’a seslendim. Biraz sonra gözlerini ovuşturarak yanıma geldi. “Abi buyur. Bir şey mi oldu?” “Aykut, bana bir şeyler oldu. Belimi kımıldatamıyorum.” Bu saatte bir yere gidemeyeceğimizi söyleyerek, kendi odasından bana bir kas gevşetici getirdi.

Bedel

Bayram yoldan çıkardı beni. Ben söz dinler birisiyim. Annemin babamın sözünden asla çıkmam. Ve bu yüzden de;
“ Ne olacak ana kuzusu işte!” derler. Şuncacık suçum yoktu benim. Bayram çok yalancıymış. Onunla bir daha oynamayacağım. Ve evimize almayacağım. Bende de suç var.. işte annemin sözünü dinlemedim. Nasıl da yüzü kızarmadan yalan söyledi abisine. Güya ben demişim;
“ Hadi sinemaya gidelim!” Oysa kendisi söylemişti. Ben evin önünde kendi kendime oynuyordum ne güzel. Çamurdan kale yapıyordum. Annem izin vermişti. Üstümü başımı fazla kirletmeyecektim. Ellerimi ağzıma götürmeyecektim.

Âsâbı Bozuk Şiir

gözlerinden üsküdar akan kıza ithafen...

sen böyle güzelken bana söz düşmez
bakma, şiirler yazdığıma

(ibrahim tenekeci)

dibace:

akordu bozulmuş keman sesi karışıyor geceye
sokak lambaları nöbeti devretmeye hazır

İçeriği paylaş