sinema

Büşrâ: Lâhikâ1, Bilgi Destek Planı, Faaliyet Sıra No: 7

“Takva, Büşra gibi filmler kavanozu dıştan yalıyor.” Mesut Uçakan, Yönetmen

Film, asimetrik bir psikolojik harekât operasyonu. Bu sebeple filmi kendi ruhuna uygun bir atmosferde analiz etmek zorundayız. Teorilerin legal- illegal olmak gibi yasal zorunlulukları yok. Filmin geliştirdiği teorilere karşılık, bir teori geliştirmek hiç de zor değil; bu film TSK’nın köşe noktalarına çöreklenmiş faşist bir zihniyetin ürünü.

Başörtülü genç kızları ve kadınları etkin toplumsal katmanlardan uzaklaştıran, yıllarca kamusal alan tanımı yaparak bu hayalî alanının sınırlarını her gün biraz daha genişletip hedef kitleyi dar alanlarda kıstırıp yalnızlaştıran ideolojik faşizmin, bu yalnızlığı kişisel bir suç/tercih olarak başörtülü insanlara dayattığı son cümlesi, son sorusu: “Yalnızlığını ne kadar gizleyebilirsin?”

Kategori:

Mızrak Çuvalı Her Zaman Deler; Adalet Peşinde -Law Abiding Citizen-

“Biraz adalet hiç olmamasından iyidir…” Nick Rice, Savcı

Adı ve afişiyle sıradan, klasik bir Hollywood aksiyon filmi önyargısı doğuran film; şiddet, gerilim, suç değişkenlerini kullanmasına karşın tematik bir film; senarist psikolojik ve sosyolojik eleştirel bakışını Amerikan Adalet sistemi ve uygulayıcıları düzleminde konumlandırmış, filmin kışkırtıcı ses tonunun Amerikan yargı sisteminin anti-demokratik genlerini filme ve yapımcılarına karşı harekete geçirmemesi için yüksek ölçekli susturucular kullanmış.

Savcı Nick Rice’in kişisel başarı istatistiklerinin düşmemesi gibi küçük ölçekli kaygılarla sabote ettiği bir davanın kelebek etkisi ile birçok insanın ölümüne neden olmasını temel paradoks olarak kullanan Law Abiding Citizen, sistematik hukuk eleştirileri için yeni bir kapı açıyor olmasa da, insanlık tarihinde kangrene dönüşmüş olan adalet arayışının sürmesi adına, Uğur Yücel’in Ejder Kapanı kadar öğretici ve etkileyici.

Kategori:

Ortaya Karışık Misyoner Bir Film: Tanrı’nın Kitabı -The Book of Eli-

"Batılılar geldiklerinde ellerinde incil vardı, bizim elimizde topraklarımız.. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmemizi söylediler..Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde incil, onların ellerinde ise topraklarımız vardı." Jomo Kenyatta, Kenya'nın İlk Devlet Başkanı (Doğumda konulan adı Kamua Ngengi, Hıristiyanlaştırılarak John Peter adı verildi, adını Johnstone Kamau olarak değiştirdi.)

Tam 30 kış, yani yıl, güneşten kavrulmuş Amerika’nın doğusundan batısına kadar yürüyen bir misyonerin öyküsünü anlatıyor film.

Kategori:

Psikoanalitik Mantığın Kırılganlıklarında Çırpınan Kriminal Dehâ; Sherlock Holmes

“Hiçbir şey bariz bir gerçekten daha anlaşılmaz değildir.” Sherlock Holmes

Sherlock Holmes

Sinema’nın kategorik olarak estetik hâz duygusuna hizmet etmesi bir yana, senaryonun, kurgunun ve yönetmenin, uygun elemanlarla bir bütün hâlinde seyircide yaşattığı ritim duygusu çok önemli. Sinema ne hızlı ne de yavaş akışlar için iyi bir taşıyıcıdır; denge ister, seyirciye keyif aldıran bir denge…

Herhangi bir film, yönetmeninden, yerinde ve zamanında seyredenini koltuğundan kaldırıp filmin içinde yaşayan bir parçaya dönüştürmesi için gerekli ve yeterli olan akış hızını sağlamasını ister. İzlerken sıkıldığınız, bir an önce geçmesini istediğiniz sahneler -sizdeki keyfin boyutlarını/kalitesini dikkate almadığımızda - yönetmenin başarısızlığının en büyük kanıtlarıdır.

Kategori:

Ötenazi Planlayarak Öldürmektir, Jack; Bilmiyorsun! -You Don’t Know Jack!-

Al Pacino“Bu bir katil yüzü mü?”

Filmin afişinde Al Pacino (Alfredo James Pacino)’nun alnına yazılan soru bu: “Is This The Face Of a Killer?” Çenesinin altında da ötenaziyi savunan Jack’ı anlamayanları suçlayan bir bakış açısı var, filmin adı: “You Don’t Know Jack". Bir İskoç dosta çek ettirdiğim gerçek anlamı ise şu: “Jack’ı tanımıyorsunuz!” Fakat, başlığa Jack’ı suçlayan bir anlam yerleştirdim. Medya onu şöyle tartışmıştı: "Merhametin doktoru mu; seri katil mi?"

Yapımcıların, afiş kompozitörlerine verdiği tâlimat ve filmin içeriği, izleyicilerin Dr. Jack’ın katil olmadığına inanmaları tabanında tasarlanmış.

Kategori:

İnsanları Tanrılar Karmaşasıyla Tanrı’ya Karşı Kışkırtan Film: Titanların/Tanrıların Savaşı -Clash of the Titans-

“Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka tanrılar edindiler.” Kur’an/Meryem/81

“Ve insanların ibadetleri sayesinde, tanrılar onlara hükmedebilirler.” Louis Leterrier, Yönetmen

“Heyecanlı türde bir patlamış mısır serüveni.”
Sam Worthington, Perseus, Filmin Başrol oyuncusu

Sam Worthington’un bahsettiği gibi film gerçekten patlamış mısır serüveni mi? O kadar basit mi? Yoksa Filmin yönetmeni Louis Leterrier’in gizlemeden, saklamadan ifade ettiği gibi, insanları Tanrıların/Tanrı’nın hükümdarlığından kurtarmanın tek yolu, onları Tanrılara ya da Tanrı’ya ibadet etmekten vazgeçirmek mi?

Kategori:

Zülfü Livaneli’nin Avunmak İçin Çektiği Amatör Bir Film; Veda

Web sayfası filme çok büyük bir amaç biçmiş: “Veda’nın amacı, Atatürk’ü sadece Türkiye’ye anlatmak değil, aynı zamanda tüm dünyada Atatürk’ün tanınmasını sağlamak.”

Ama gerçekleşen ve çoğu ilköğretim okulu öğrencisinin zihninde tortu olarak kalan şu: ‘Fikriye’ ye çok haksızlık yapıldı, Latife hanım kötü, geçimsiz kadın ve Atatürk'ün arkadaşı çok kötü intihar etti.’ Yani, biçilen kumaş dikilememiş, sinematografik unsurlar öksüz ve yetim kalmış; ‘Bir Livaneli filmi’ geçmişi olmayan, samandan alev olarak kalmış afişlerde…

Livaneli, Mutluluk romanında yaptığı gibi mutlu olmak için bir film çekmiş.

Kategori:

Sırpların Redd-i Mirası yahut Kilise’ye Tematik İsyan; Aziz Georgije

Sveti Georgije ubiva azdahu-Свети Георгије убива аждаху- St George Shoots The Dragon-Aziz George; Efsanevi Ejderha Avcısı

“Başka hangi ulus güneşe bizim gibi lanet eder ki? Güneşe lanet ederiz, ama kanlı güneş; O bir mucizedir. Her zaman bizim üzerimizde parlar. Güneşle birlikte nimete, Meryem Ana’ya ve hatta Tanrı’ya bile lanet ediyoruz. Bu olgulara lanet okuyan bir millet nasıl olur da bir umut taşıyabilir ki?” Filmin Dedası'ndan

Böyle bir film çekilmiş ve varmış! Fakat bizim haberimiz yok; biz yüzlerce yıl özellikle bize karşı kullanılmış olan bir baskın kültür kodunun çözülüşünü atlamışız, evet hem de büyük bir ihmalle Aziz Georgije filmiyle Sırpların 11. Yüzyılda üstlendikleri ve 20. yüzyılın sonuna kadar bütün Hıristiyan Dünya’sını temsilen karşılaştıkları her Müslüman’a karşı büyük bir şevkle tutundukları/ oynadıkları yok edici/koruyucu Aziz Georgije rolünden bir çırpıda vazgeçtiklerini fark edememişiz.

Kategori:

Ejder Kapanı: Cinsel Saldırılarla Paradoksal Döngülerin Çıkış Yolu Aradığı Sıra Dışı Bir Film

Bu filmi analiz etmek kolay değil. Baştan sona şiddetin ve bu şiddetin gerekçelerinin analiz edildiği Ejder Kapanı’nda yönetmen Uğur Yücel Türk sinema geleneğinde örneği bulunmayan bir çalışmaya imza atmış. Yücel’in çift çıkışlı son yolla jenerik müziğinden itibaren sorgulanan filmi için söylenebilecek çok şey var.

Çekilen sahnelerin dozu yüksek şiddeti ve aynı şiddete entegre edilen vahşi cinselliği filmin bir aile filmi olamayacağına dair net kanaatler üretiyor. Bu film aileyle izlenemeyecek bir film. Fakat Yücel’in Abbas karakteriyle kişisel kaoslarına Camii’de bulduğu çözümün ve Kenan İmirzalıoğluna oynattığı Akrep Celal’in intiharına neden olan paradoksal döngünün önemi mukayeseli izlemeleri gerekli kılıyor.

Kategori:

Vahşi Amerikan Gambiti: “Tükür ve Kanı Sil!”

6 Oscar Ödüllü Ismarlama Film; The Hurt Locker-Ölümcül Tuzak-


“Savaşma arzusu güçlü ve ölümcül bir hastalıktır. Savaş bir uyuşturucudur.”

Film, New York Times’in Pulitzer ödüllü muhabiri Christopher Lynn Hedges’in bu ifadeleri ile başlıyor. Filmi izledikten sonra bu girişin, büyük aldatma operasyonunun bir parçası olduğunu anlıyorsunuz. Film, Amerikan gençliğinin askere gitmeden önce birbirlerini motive etmek için kullandıkları sloganlarla dolu: “Iraktaysak, öldük demektir.”

Kategori: