renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

deneme

Bir Yaz Geliyor Gözümüzün Önüne

Bir yaz geliyor önümüze, şehir nasıl bir yaz getircek gözlerimizin önüne, adımlarımız bizi nereye götürcek, zihnimiz nereleri anlatcak, bakıp duracakmıyız güneşin renklerine. İkindi güneşinin yansıması ulaşırken pencerelere hangi hayatlar yaşanıyor olacak bilemediğimiz.

Bir yaz geliyor önümüze,bize birşeyler anlatmaya çalışacak bir çiçeğin açılışı, kendimize göre anlamladıracağız o açışı, bir kuşun ötüşünü duyunca garip bir haz duyacağız işte, serintilerle uyanacağız sabaha, insan yüzleri göreceğiz yorgun, terli yada sevinçli mutlu. Dostları göreceğiz sarılacağız onları görmenin sevinciyle, gözlerine bakıp anlatcağız, işte budur dost, "Bir hayat yaşıyorum işte, iyisiyle kötüyle, bak ellerim bir hayatı anlatıyor, senin ellerin neyi anlatıyor?

Sanat ve Edebiyata Dair

Maddeler dünyasından, duygular evrenine bir sırlı yolculuktur sanat. Ve her zaman böyledir ilk adımı, bu heyecan verici başlangıcın. Sonrasında ise, vardığı soyut âlemden, doğduğu somut kaynağa geri dönüş macerasının aksamadan işleyişi gelir. Bu çileli yolun yolcusu -başarabilmişse eğer- ürettiğinin sanat eseri niteliğine kavuşmasıyla, zamanı yenme mücadelesini başlatır. Çünkü ölümsüzlük arzusudur beslendiği iksir. Hülyası ise, ömür ötesi sınırlara sığınmak gayretidir dünya durdukça.

Tamamlanmış halinde bile; benliğini bütünüyle açığa vurmayan, gizemini kıskançlıkla saklayan, her biri kendisine özgü nadide varlıklardır sanat eserleri.

Pürüzsüz Patikalar II

“Düş kur sen; pişmişi sevmekten başkası yoktur senin için...Ta ki, fırını bilmeye vardığın an...an olmaktan çıkarsın...kainata açılır yüreğin...zamanı sınarsın. (Seçkin Deniz, 11.07.2002)

Altıncı Patika:

...iyi bir kasırga, deniz yüzeyinde hiçbir şey bırakmazmış, derler... binlerce yıldır, hiç ama hiç iyi kasırga görülmedi demek ki; baksanıza deniz yüzeyleri her kasırgadan sonra molozlardan geçilmiyor...bana her dakika bir asır gibi gelir felaket zamanlarında…bu ister hayalî-ruhî felaket olsun, isterse maddî-dünyevî...

Beklemenin Şaircesi

En fazla ihmal ettiğimiz kişilerdendir belki de. Adını her yerde duyduğumuz şair, adını her yerde andığımız… Anladığımızı sandığımız şair, Necip Fazıl.

Bize fert fert parmak kaldırmayı öğreten şair… Şeyhinin “keşke bu kadar zeki olmasaydın” dediği deha. Kendine sığmayan; taşan, taşan…

Ve bekleyen şair... Nasıl bekleneceğini öğreten…

Pürüzsüz Patikalar I

"...çapını ölçemediğin çemberin, geçişine izin vereceğini düşünmen kadar "aklına ihanet" içinde olamazsın...kavganı kendin için yapacak kadar budala isen, her çember senin için kenarından dolaşılacak kadar küçüktür..." (Seçkin Deniz 15.11.2002)

Birinci Patika

...parıldayan metaların bakışları nasıl etkilediğini düşünürken, düşünce gücünün parıldadığı zamanları da düşünürüm...düşünce gücü, özel sergüzeştlerin insan önüne çıkarıldığı zamanlarda parıldar...onu elinden tutarak insan önüne çıkaramazsınız...

Şarkısını Kaybetmiş Kadınlar Korosu

Başımda kırmızı örtüyle ellerime yakılan kınanın kurumasını beklerken… Kapıdan çıkarken, hayata karışırken, baba evinden kendi evime geçen sahnede olayları yalnızca seyretmekle yetinirken… Sahi, ben bir şey unutmadım değil mi anne. Yılın etek boylarını, topuklu ayakkabıların tokasını, vizyondaki filmin başrol oyuncusunu herkesten iyi takip ettim. Kilo almamak için kendimle yarıştım, kırışıklık giderici kremimi her akşam sürdüm, kadınlığın ‘altın kurallarına’ harfiyen uydum. İyi eş, fedakâr anne, maharetli gelin, hayırlı evlat… O zaman kalbimi sıkıştıran, nefesimi daraltan, göğümü karartan, rüyalarımı hafızamdan silip atan nedir?

Yazık

Tarih kan kus. Zaman fırtınalaş.
Sur'lar gelsin semadan, yerden, her cihetten.
Giryeler yokluk diyarında. Sayhalar varlıksız.
Zindanlaşan memeleket. Merhamet sürgün. Hak prangalı.
Uzak diyarlardan rüzgarlar essin. Kutlu savaşçılı orduların bayrakları ufuklarda belirsin. Gönüllerde hiçliğe isyanlar olsun. Gözler alevlensin.

Anlamak Vaktidir Artık

İman atmosferimizin merkezine çizili yaşamlardayız. Algılama renklerimizin sınır koyduğu beden coğrafyamızda, bir bütünün alternatifiyiz hepimiz. İnsan ve akıl bileşimli boyutlara teyelli nefeslerimizden şekilleniyor hayatımız. Ve bu hayatın da şekillendirdiği bir yer daha var unuttuğumuz ve unuturken utanmadığımız...

Irmaklaşan güneşlerin azat vaktiyle uyanır yaşam. Uyanan yalnızca yaşamdır zaten. İfrat ve tefrit gölgelerinde serinlediklerini sanan ahmaklar, buz kestiklerini anlamazlar güneşi görmeden.

Bana Hikâye Anlat

“düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız”
İsmet Özel

“Bana hikâye anlatma!” Karşımızda gevelemeye başladığını düşündüğümüz kişilere böyle söyleriz. Yani lafı dolandırma, yani bana neyse onu anlat hemen ve kapa çeneni.

Sükûtun Sesi ya da Akif'in Resmi

Mehmet Akif

“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince
Günler bu heyûlayı da,er geç, silecektir
Rahmetle anılmak ebediyet budur amma
Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecektir”

Mehmet Âkif Ersoy

Kudret her zamana, her hadiseye bir kahraman hazırlamıştır. Musa korkusuyla katledilen çocukların kuvvetinin Musa’da toplanması gibi. Yaşadığını sananların ölü, öldüğü sanılanların ebedi diriliği yaşadığı bir vasattayız.

İçeriği paylaş