kitap
Hidayetin Bitmeyen Öyküsü ya da Cennete Otostop
Bir kitap çalışması dolayısıyla tanıştığım fotoğrafçı Yoray Liberman ile Türklerin başka dinlerin mensuplarıyla ilişkileri konusunda sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. Ortadoğu’yu ve Batıyı az çok tanıyan biri olarak yabancıya -burada kendi cephesinden Yahudilere- yaklaşımımızı ilginç bulduğunu itiraf ediyordu Yoray. “Benimle” diyordu “İsrail’in politikalarını konuşmak istemiyorlar. Ne zaman Filistin meselesi açılsa, hemen konuyu değiştiriyorlar.” O, bu durumu, bizlerin sosyal ilişkilerle siyasi konuları ayırt edebilmemize bağlıyordu. Bana göreyse hadise, emperyal geçmişimizden kaynaklanan bir tür kibirle ve kal dilinden ziyade hâl diline önem vererek örnek olmayı yücelten tasavvufi dokumuzla ilişkiliydi. Tabii bu sohbet yapıldığında ne Davos’taki “One minute” olayı yaşanmıştı ne de Mavi Marmara katliamı.
Egemenlik El Değiştirirken
“Türkiye’nin kaderi halkın temsilcilerinin eline bırakılamazdı. Bu konularda son söz daima bürokratik kurumlarda, orduda, yargıda veya o eksende yer alan bir siyasi partide olmalıydı. Bunların sisteme müdahalesi ise hiçbir zaman “siyaset yapmak” olarak nitelendirilmeyecekti. Parlamento, ekonomik konularla, sosyal programlarla, işsizlik meselesiyle, bankacılık gibi konularla, yani “aş” ve “ iş” meselesiyle uğraşsın ama başka bir şeye bulaşmasın. Darbecilerin siyasetteki uzantıları da yapısal konularla yani sistemi demokratikleştirmeyle ilgilenmeye çalışan siyasi aktörleri, “halkın aş ve iş gibi çok önemli sorunları varken, bu konulara neden zaman harcıyorsun?” biçiminde eleştirecekti.
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
İyi olandan başlamak, iyi olanı telaffuz etmek temel prensibimiz olmalı. Hele ki tarihe doğru bir yolculuk yapıyorsak geçmişimizin güzelliklerle dolu olmasına rağmen bir takım çirkinliklerden bahsetmek hiç de hoş değil.
Tarihimizin ve kültürümüzün bir değerler bütünü var. Bu değerler bütünü genç nesillere ne miktarda aktarılabilirse o oranda sağlam bir toplum elde ederiz.
Hırsla ifşa faaliyetine giren sanatçı yetişen genç nesillere geçmişi konusunda bir güzellik sunamaz.
Elbette bizim toplumumuzun geçmiş yaşantılarında da hatalar olmuştur. Bu yanlışlıkların yanında hatta kıyas bile edilemeyecek ölçüde doğrular, güzellikler yaşanmıştır.
Bir "İstanbul Hatırası"nın Hatırda Kalanları

Kitabın adını duyduğunuzda bir tarih kitabı ya da İstanbul ile ilgili anılar okuyacağınızı zannediyorsunuz. Ne var ki bu düşünce uzun süreli olmuyor, yanılıyorsunuz. Daha roman ilk cümlesiyle “kurban” kelimesini zihninizin cinayet penceresine emanet ediyor. Ta ki kurban kelimesini yedi rakamına muttasıf kılana kadar.
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizesi inatla şehir içindeki yedi maktulü seyrettirir konumdadır. Ve bundan sonra okur, adeta bir gerilim girdabına sürüklenmeye çalışılır. Son 30-40 sayfaya kadar da gerilim devam eder.
Direniş Teolojisi
Kuran’ın ve İslâm’ın politik perspektifi nedir ve nasıl olmalıdır? Bu konularda araştırmaları ile tanıdığımız teolog İlhami Güler politik teoloji diline son derece hâkim bir akademisyen. Yazarın politikayı teoloji ile birleştirirken her iki alana olan hâkimiyetini rahatlıkla hissedebilirsiniz. Yıllardır bu konularda çeşitli vesilelerle konuşmalar yapıp yazılar yayınlayan İlhami Güler, son kitabıyla da bu konuda bir kez daha söyleyecek sözünün olduğunu bizlere gösterdi. İslâm insanın hayatının her anına, her dönemine hitap eden bir dindir. Bunu Kuran‘da çok rahat görebiliriz.
İlhami Güler, özellikle politik açıdan birçok teologdan farklı düşünür. (Yazar kendisini teolog olarak tanıttığı için, ben de burada ilahiyatçıdan daha çok teolog unvanını kullanmak istedim.)
Pastörize Tek Tip Süt ya da Homojenize İnsan Sürüsü İmalatı: Paketlenmiş Sosyalizasyon

Kitap, insan-eğitim-modernite ve tektipleştirme-kitle yönetimi ana başlıkları altında pastörize kitle üretimini incelemekte olup, ev hanımlarının üç günde, ev beylerinin iki günde, akademisyenlerin bir ikindi vaktinde keyifle sözlük kullanma gereği duymadan okuyabilecekleri açıklıkta ve akıcılıkta 254 sayfadan müteşekkil; devlet adamları ve emir kullarının anlamalarını imkansız kılan bir İNSAN DİLİ'yle yazılmıştır.
Gülsüm İnek' e ithafen...
İçeriğe İlişkin Kişisel Bir Tanıtım
Pastörize süt ya da evcil insan. Hemen hepimizin kullandığı homojenleştirilmiş paket sütlerin imali, sütün doğal imalatçısı Gülsüm İnek'ten alındıktan sonra da zorlu bir dizi işlemi gerektirir.
Kanuni... Kılıcın Yapamadığını Adalet Yapar mı?

Okay Tiryakioğlu’nun son romanı “KANUNİ” hakkında konuşalım biraz. Kitap dostlarına hasbıhal edecekleri bir menfez aralamak asıl amacım. Bunun yanında edebiyatımız için genç yazarların ne kadar da ehemmiyet taşıdıklarını dile getirmek sevdiğim başka bir yön. Okuyan ve o nispette dolduktan sonra yazan, yazdıklarıyla bir hizmeti deruhde eden yazarları sahiplenen yayınevlerine de buradan selam olsun.
Evet, kılıcın yapamadığını adalet yapar. Romanın ön kapağında “Muhteşem Süleyman”ın KANUNİ adının altındaki bu ifade, şimdilik Süleyman’ın ADALET libasına girizgah olmuş. Neden?
- mehmet akbulut yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...
Ateşin Düştüğü Yer

Aslında söze nasıl başlayacağımı kestiremiyorum. Amacım Demet Tezcan’ın yeni çıkan kitabının bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak. Öncelikle sorularla başlamak ve kendi cevaplarımı sona bırakmak istiyorum.
Soruların cevabını herkes kendi içinden, vicdanının orta yerinden versin.
Kimse kimsenin cevabını duymasın…
Soruları sormaya başlayabiliriz.
Kaç çeşit ateş vardır?
Ateş yakıcı mıdır gerçekten?
Veya ateş nasıl yakar? Yananı başkaları görebilir mi?
Türk Peygamber: Hz. Öktem
“Tüm Peygamberleri kendi kavimlerinin diliyle gönderdik ki onlara Allah’ın emirlerini iyice açıklasınlar.” (İbrahim suresi, 4.ayet)

Arab’ın Acem’e, Acem’in Arab’a üstünlüğünün olmayıp üstünlüğü sadece “takva”da dillendiren selamet dini “İslâm”ın “Gönderici”si, yüz yirmi dört bin Peygamberin “Sahib”i Allah’a şükürler olsun ki üstünlüğü “ırk, millet ve kavim” üzerine bina etmedi.
Kavmiyetçiliğin ve milliyetçiliğin yanlış telakkilere sevk edilebileceği bir asırda yaşıyoruz. Bu sebepledir ki “Bozkırın Sırrı / Türk Peygamber” romanı irdelenmeye değerdir. Ahmet Turgut’un romanı için söylenecek şeylerimiz vardır ve dikkate değer hususların da “üstünlük” açısından değerlendirilmemesi gerekir.
- mehmet akbulut yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...
İskender Pala'yı Nasıl Bilirsiniz?

“İskender Pala’yı bilmeyen mi var?” diye başlamak benim için inanın çok benimsenmiş bir ifade. Çünkü bir edebiyat öğretmeni ve edebiyat-sever olarak onun kitaplarıyla edebî terbiyemi kemal yolunda tamamlamaya ve o nispette devama gayret bana bu soruyu rahatça sordurabilir. Yine de İskender Pala adı, Türkiye gündemi için bu günlerde farklı kesimlerce aynı algıya misafir kılınmış gibi geliyor bana.
Yeni kitabı “İki Darbe Arasında” onun adını gündemimize konuşlandırdı. Farkı şu: Bu sefer okuduklarınızın divan edebiyatı ile alakası yok.





Son yorumlar
3 sa. 49 dk. önce
5 sa. 12 dk. önce
6 sa. 38 dk. önce
6 sa. 41 dk. önce
8 sa. 30 dk. önce
8 sa. 34 dk. önce
9 sa. 1 dk. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
2 gün 4 sa. önce