renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

kitap

Ruhsuz "Diriliş"

Diriliş - Turgut Özakman

“Şu Çılgın Türkler”den sonra popüler bir yazar oldu Turgut Özakman. Eserin içeriği ve izlediği metod gereği, yapılan eleştirileri de nazara alarak o zaman okumamıştım. Hâlâ da okumadım. Ancak yazdığı eserin bir üçleme olduğunu öğrenip üçlemenin birinci kitabı olan “Diriliş”i okuma gereğini görünce ilk yayımlanan kitabı neden okumadığımı anlamış oldum.

Kitabı okuyan bir kişi, eserin “tez”li yazıldığını hemen anlayabiliyor. Hele hele giriş bölümü eserden bağımsız olarak algılanması gereken bir yermiş gibi duruyor. Özakman’ın okura neyi aşılamak istediği hemen buradan anlaşılıyor.

İhanet Çemberi/PKK'yı Yöneten Türkler

Apo

Kitabın yazarı Bülent ORAKOĞLU. 28 Şubat Sürecinin meşhur Emniyet İstihbarat Daire Başkanvekili. Görevli olduğu dönemde Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı’nda onbaşı olarak askerlik yapan polis memuru Kadir Sarmusak’a istihbarat yaptırmakla suçlanarak yargılandı. 56 gün hapis yattıktan sonra beraat etti. Orakoğlu’nun kitabında ileri sürdüğü en çarpıcı iddia:

Kim Kazandı? Bazarov mu, Nihilizm mi?

Babalar ve Oğullar

“Kapının üst kenarından başını uzatan uşak,
- Galiba geliyorlar, efendim, diye seslendi.”

Bana göre romanı hareketlendiren, olaylara bir revnaklık ve Rus edebiyatına bir karakter kazandıran müessir şahıs, yukarıdaki cümlelerle müjdesini veriyor. Gelen bir isyan adamı, her ne olursa olsun her türlü düşünceye şüphe ateşini salan adam geliyor. Adı: Yevgeni Vasilyeviç Bazarov. Biz onu daha çok Bazarov ismiyle tanıyacağız. Yanında onun kadar olmasa da taklitçisi Arkadi Petroviç’i unutmayalım. Ne de olsa bir yere kadar kader arkadaşı olacaklar.

“Tanrılarıyla Gerçek Yaratıcıyı “Öldürdük” Diyenlere Bir Nanik”: Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma

Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma

Nükteler Kitabı (Lamure Yayıncılık, 2006) ve Kuşunu Arayan Kafes (Gündüz Kitabevi Yayınları, 2007) ten sonra karanlık geceyi yırtan üçüncü kurşun da geldi Mehmet Akbulut’tan: “Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma”

İlahiyi bulmak için terennüm edilen bir slogan “Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma”.

“…Her şeyin zıttıyla bilindiği şu evrende böyle bir meselenin teline mızrap dokundurmak,” Bize ve okuyucuya bir şey kazandıracak mı?”sorusu, zihnimizi daima rahatsız etti. Fakat kabul etmek lazım ki bir ‘tanrılar’ meselesi var.”

Hay Hay Hayat

Hay Hay Hayat

İbrahim Demirci’nin son dönemde yazdığı yazılar “Hay Hay Hayat” adıyla kitaplaştı. Hayata ve insana dair yalın, inceden denemeler.

“Yaban Ördekleri” isimli yazıdan: “…Ne çok kar vardı! Eskiden ne çok kar yağardı Konya’ya ! Dünyaya, evet, dünyaya, ne çok kar yağardı eskiden…” Daha çok çağrışımlarla ilerleyen bir yazı ve tetikte bir dikkat sürekli.

“Karlı Yazı”isimli yazının ilk cümleleri: “ Çocukluğumda kar, kış sabahının şaşırtısı olurdu. Beyaz ve büyük, beyaz ve güzel, beyaz ve serin, beyaz ve temiz…”

İsmet Özel, Şiire Damıtılmış Hayat

Şiire Damıtılmış Hayat

İsmet Özel, çağdaş Türk şiirinin önemli temsilcilerinden biridir. Sadece Türk şiirine değil, Türk düşüncesine de bir katkı sağlamıştır.

Şiir, İsmet Özel için hayatî bir şeydir. Şiirsiz bir hayatın insan hayatı olmadığını düşünür. Ona göre, şiir, insan hayatının neye değdiği ile birebir irtibatlı bir şeydir.

İsmet Özel, “Halkın var oluş şartlarını, yaşama hakkını, özlemlerini, korkularını ve dünyaya bakış tarzını şiirin dokusu haline getiremeyen, halkın var oluşu ile kendi var oluşu arasındaki ilintiyi birinci mesele olarak almayan şairin herhangi bir atılım gerçekleştiremeyeceğine” inanır.

Elveda Ankara: Sakine Akça

Elveda Ankara“İnsanlar ölür ama sevgiler asla!”

"Bu kitap sıradan bir anı kitabı değil, dik durmayı başaran onurlu bir kişiliğin hikayesidir. Allah'ın rızasını terk etmeye karşılık dünyanın kendisine verileceğini bilen birinin, her şeye rağmen sırtını dönüp elveda demesidir. Ve bu kitap, insanın nasıl 'Ahsen-i Takvim' olup meleklerden de üstün olabileceğinin belgesidir.

O benim kırk kanatlı kuşumdu. Hep yükseklerde yaşadı. Rabb'imin onu yine çok yükseklerde ağırladığından zerre kadar şüphem yok... Onun örnek hayatının uyanık kalpleri sarsacağını biliyorum. Dünya hayatının Allah'ın rızasını istemek dışında hiçbir kıymetinin olmadığını anlamış bulunuyorum." (Sakine Akça - Arka Kapak)

'Drina'da Son Gün'ü Çok Anlamlı Okumak

Drina'da Son Gün

Savaş neyi tanımlar?

Aslında her şey tanımla başlar. Tanımlanamayan şey, insanın nazarında sevgiye ulaşamaz. Bu nedenledir ki maddî görünümü olmayan kavramları, onları bize yakın kılan hususiyetleriyle tanırız. Gerçi biz, maddî olan bir şeyi konu edineceğiz. Bir eser. Bir roman. Faik Baysal’ın ünlü romanı “Drina’da Son Gün”. Romanın giriş sayfasında her ne kadar “Bu roman gerçekten yaşanmış olayların yansısıdır...” dense de biz yine de gerçek olanın yorumlanmasından beri duracak değiliz.

Aytmatov, Ebedi Nişanlı ve Kapitalist Düzen

Dağlar Devrildiğinde

İrade-i cüziyye-i insaniye ve cüz-i ihtiyariyesi çendan zaiftir, bir emr-i itibaridir, fakat, Cenab-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaif iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır. Yani manen der: ‘Ey abdim! İhtiyarınla hangi yolu istersen seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes’uliyet sana aittir!(Bediüzzaman Said Nursî / 26. Söz-Kader Risalesi)

Aytmatov’un son romanı “Dağlar Devrildiğinde / Ebedi Nişanlı” şöyle başlıyor: “Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir.

Elveda Balkanlar Elveda!

Elveda Balkanlar

“İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya” diyen şaire rahmet. Kabri pür-nur olsun. İsmail Bilgin’in “Elveda Balkanlar” isimli kitabını okuyup da hakkında bir şeyler yazmak dürtüsü önce, bana bu dizeyi hatırlattı. Vatanlarından sürülen, sürülmekle kalmayıp zulme uğrayan onca millet arasından takdir edersiniz ki bana en yakını Türkler olsa gerek. Gönül ister ki hiçbir millet yaşadığı ve havasını teneffüs ettiği topraklardan koparılmasın. Ama ne yazık ki kâinatta her şey zıttıyla biliniyor. İyilik varsa kötülük de tezgâh açıyor. Adaletin olduğu yere yakın, mutlaka zalim zulmünü hazırda tutuyordur. Su ve insan teşbihini derhatır ederken su gibi insanın da vatanından başka yerlere aktığına şahit tutuyor bu kitap bizi.

İçeriği paylaş