eleştiri
VLADİMİR NABOKOV: İnsan, Yazı, Tutku ve Büyü: Nereye Kadar?...

“Bir yazara üç noktadan bakılabilir,
Bir öykücü olarak görülebilir, bir öğretmen olarak,
Bir büyücü olarak. Büyük bir yazar bu üç niteliği
-öykücü, öğretmen, büyücü- birleştirir, ama onda
Ağır basan, onu büyük yazar kılan büyücülüğüdür…"
V. Nabokov
Sanki bütün dünyayı ve yaşadığı hayatı yemyeşil bir çayırda koşa koşa kelebek avlamaya çalışırcasına ruhuna, aklına ve kalbine takılan her şeyi de sanki bir kelebek kepçesine doldurarak ters çevirip sahiplenircesine yaşamak ister gibidir Nabokov, denilebilir ki, tüm yazınsal çabası da böylece şekillenmiş gibidir.
- Şahin Torun yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...
Bir Düşünürün Ölümü
“Bir düşünür, nefsinin şiddetle arzuladığı şeylerin süsüne kapılıp gittiği anda ölür”
Efektif çıngarların cadı kazanına dönüştürdüğü zihinsel dönüşüm çemberlerinin, eski, yeni, yetkin, yetersiz her bir insanoğlunu kuzu kürkü gibi sarıp sarmaladığını anladığımda… Düşlerin kahverengi atmosferinde, griye, siyaha ve daha çok her bir koyu renkten en iç karartıcısına dümen kıran talepleri çözüp, aklın duvarına bağladığımda… henüz bir çocuktum.
***
Efektif çıngarlar zihnin karnını deşip bağırsaklarını sokağa döküyordu. Ortalık kokudan geçilmiyordu. Kadınlar, erkekler, çocuklar, yaşlılar ve daha niceleri burunlarını tıkayarak geçip gidiyorlardı, her bir karışı dökülmüş bağırsaklarla dopdolu sokaklardan. Sadece burunlarını tıkıyorlardı ve geçip gidiyorlardı. Birbirine kör, birbirine duyarsız, kendi efektif çıngarlarıyla baş başa, hatta onlarla yüzleşmiş bir şekilde kendi bağırsakları dökülmesin diye kaçışıp duruyorlardı.
Halk: Hakikat Denizinin Köpüğü ya da Popülizm / Halkçılık Üzerine
“Canı canana vermektir kemali aşkın / Vermeye can itiraf etmek gerek noksanına” – Fuzuli
“Popüler kültürün popülist övgülerinin bazılarının, zamanımızın pastoralleri olduğunu söylemek mümkün. Pastoraller gibi bu övgüler de egemen değerleri kurgusal olarak tersine çevirip toplumsal dünyanın birliğine dair bir kurgu üretirler, böylece ezilenlerin boyun eğmesini ve ezenlerin tahakkümünü doğrularlar. Toplumsal düzeni oluşturan ilkelerin tersine çevrilerek kutsanması olarak pastoral, ezilenlere bir soyluluk atfeder. Bunun nedeni de ezilenlerin kendi koşullarına ayak uydurmasında, kurulu düzene itaatlerinde yatmaktadır (bunu derken argo ve daha genelde halk dili kültünü, eski tarz köylülüğe gerici övgüyü, suç çevrelerinin yüceltilmesini veya günümüzde rap kültürünü düşünüyorum.)” - Pierre Bourdieu
“Hakk’la irtibata geçmek için halkla irtibatı kesiniz” – Camilerde telefonu kapatma uyarısı
Mide Bulantısında 13 Kritik/Anti Anakronik Ara
Sokakta hamburger yiyorlar, liseli iki zirzop gibi... Hiç bir şey olmamışçasına rahatlar. Rus olanı kola içiyor. Amerikalı soğuk çay. Kırgızistan’da binlerce kişiyi birlikte öldürdükleri halde. Etlerini Hamburger’in arasına sıkıştırdıkları binlerce Özbek ve Kırgız’ın kanları sıcak sıcak duman tüterken. Nasıl, ha nasıl? Hangi mideyle?
(1. Kritik/Anti Anakronik Ara)
İçim, bir yıl dolmadan yedi kez kol kola gelen bu iki adamın midesine tükürmek istiyor. Nasıl? Nasıl konuşabiliyorlar, insanların, hele o minicik çocukların ölümlerini. Nasıl? Her seferinde nükleer başlık mı konuşuyorlar? Filistinli çocuklar, Afganlı kadınlar, Pakistanlı yaşlılar, ah! Midem bulanıyor…
- Alper Selçuk yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...
Kanaat Önderlerinin Etki Gücünün Sorgulanması ve Spekülatif Bir Örnek: Muhammed Fethullah Gülen

Düşüneceğiz; bu hengâmede zekâmızı/aklımızı ve nefsimizi Kur’an’ın kesin hükümlerine amâde kılarak düşüneceğiz. Başka çıkış yolumuz yok. Önce kişinin mükellefiyetine dair çerçeveyi inceleyecek, sonra bu hususta âlim veya bilenler sınıfına bakacak ve en son Gazze’ye insanî yardım götüren İHH organizatörlüğündeki filonun uğradığı saldırıyı ve gerekçelerini, kendi bakış açısına göre değerlendiren Muhammed Fethullah Gülen’in kanaat önderliğini tahlil edeceğiz.
***
Kanaat önderi tamlamasına ilişkin tahlillerin tenkit aynasında yer bulmasının zamanı geldi ve geçiyor.
- Alper Selçuk yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...
Leyla, Savaş Sanatı ve İsrail Gerçeği
Alexandra Cavelius imzalı Leyla adlı romanı okudum ve romanı bitirdiğim vakitler, Gazze’ye gönderdiğimiz yardım gemisinin elemli, bir o kadar da anlamlı encamına denk düşüyordu. İmanımın en zayıf derecesi olan haksızlığa buğz adına bir şeyleri karalamanın aklamaya dönüşebileceği zannıyla kalem ve kelam birleşti.
Bosnalı bir genç kız olan Leyla’nın başından geçen olayların okuyanı siyah barutla doldurup fitillemeye hazırladığı bir roman Leyla.
Kendi Müslümanlığı hakkında bildiği tek şey, onların domuz eti yememesi. Buna vurgu yapılan aynı sayfada (sayfa 22) şu ifade dikkatimizi çekiyor: “Dinin hiçbir zaman benim için özel bir anlamı yoktu.”
Her Kast Ayaktakımıdır İstanbul’da
“İstanbul, birinin doğurup büyüttüğü bebeği, diğerinin büyük bir iştahla gözlediği yerdir.”
İstanbul’un küçümseyerek taşra dediği diğer şehirlerin, her birinin bir karakteri var. Net, durağan, kimi zaman çıkıntı birilerini doğurmak için azıcık ikircikli, ama sıradan; binlerce yıldır salınan söğüt dalları gibi. Fakat İstanbul öyle değil. İstanbul, tüm bileşenleriyle ayrık ve bu ayrıklığıyla bütünleşik bir şehir. Bütünleşik, çünkü; başka çâresi yok.
***
İstanbul, ağlarına takılmış, o ağlarla kanına akıtılan her bir umdeye, ciğerlerine üflenen her bir nefese mahkûm olan insanların şehri iken, tohumlarına karşı ilkelidir. O insanlara ağlarını anlatmaz, o ağlarla yaşamaya mahkûm olduklarını hissettirmez. İstanbul insanı hangi türe yenik düştüğünü göremediği gibi, hangi türü doğuracağını da bilmez. Tipik İstanbul insanı fanustaki balıktır.
Devlet Ağa ile Kamuoyu Önünde Hasbihâl
"Benim özel hayatım toplumu ilgilendirmez, toplumu düşüncelerimin ilgilendirmesi lazım. Benim hayatım dümdüz bir ülkücü cizgidir, zigzag yoktur ki renkli olsun."
Devlet Bahçeli, MHP Genel Başkanı
Bugün 8 Mayıs 2010. Bugün güzel bir cumartesi. Ama ben şaşkınım. Şaşkınım, çünkü; gözlerim açık, bugün Devlet Bahçeli’nin ‘gerilim ve çatışma yüklü yeni dönemin baş aktörü‘ dediği AK Parti’nin eseri olan 17. Anayasa Değişiklikleri ile ilgili yaptığı yazılı açıklamayı okuyorum MHP’nin resmi internet sitesinden. Gerçeküstü bir dünyadayım ve muhteşem bir imitasyon filmi izliyorum, (ajitasyon değil, lütfen). İnönü, Demirel, Erbakan, Baykal, Cindoruk, Yılmaz ve benzeri bir yığın orijinal ağızdan sonra bu imitasyonu izlemek gerçekten hârika. Bu imitasyon muhteşem bir karma, maksikarma.
"Koçari Kimin Yari?"
“Liverpool limanındaki en ünlü esir tüccarı Sir John Hawkins’di. Hawkins, Batı Afrika kıyılarından 75.000 den fazla yerliyi “avlatmıştı”. Bu işte kullandığı tutsak gemisinin adı ise (Hz.İsa) idi. - Mc. Nell Dixon
Mayıs ayının buram buram iğde çiçeği kokan akşamlarını bırakıp da sıcak illere tatile gitme fikri bana ait değil. Ulul emre itaat çerçevesi içerisinde değerlendirilse yeridir. Evlilik müessesesinde bir de karşı taraf var. Ve bazı ortak planlara da imza atmak gerekiyor. Öne çekilmiş bir tatile gitmek gibi. Ama bir niyet şerhi düşülüyor ki dayanılmaz. Niyet güzel: “Arkadaş buluşması” Kaç senedir görülmemiş arkadaşlar görülecek. Dahası davete icabet bahsi de var. Davet edilen konumdayız. Hadi hayırlısı.
İşin gücün arasında hazırladığımız valizlerimizi kapıdan çıkarırken meraklı bir komşu nereye gittiğimizi sordu.
Leş Kargalarının Ellerinde Bir Eğri Top
"O Bir Curve Ball, O Hainlerden Bir Hain; O, Iraklı Ev Kozmetik Mühendisi Râfid Ahmed Elwân'"

CIA, o olmasaydı, başka birini veya birilerini bulacaktı; buna zerre kadar kuşku yok. Pakistan’ı ‘Taş Devri’ne döndürmekle tehdit eden ve Pakistan’ın mevcut hâli ile de bu vaadini yerine getirmiş bulunan George W. Bush ve ferikleri, Irak’ı Tunç Devri’ne döndürmekten çekinmeyecekti. Afganistan’ın mağaralar dönemindeki hâlini Ruslardan devralarak Karzai ve benzerleri ile daha da pekiştiren Neocon wampirler herhangi bir hain devşirmekte zorluk çekmeyeceklerdi.
- Alper Selçuk yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- devam...





Son yorumlar
4 sa. 8 dk. önce
5 sa. 31 dk. önce
8 dk. 9 sn. önce
7 sa. 1 dk. önce
8 sa. 50 dk. önce
8 sa. 53 dk. önce
9 sa. 21 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
2 gün 4 sa. önce