renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

eleştiri

Yazarlar ve Ücret Tarifeleri

Kendini ifadelendirmenin bir aracı olarak yazarlık bir benlik tasavvurudur. Yazarlık ciddi bir emeğin ürünüdür. Yazar; kendini ait hissettiği alanda kendini geliştirmeye çalışır. İyi niyetle, gayretle çalışmalar yapılır. Yazar ilk tanınmadan önce kendi yazı ürünlerini yayımlamaya çalışır. Bunun için dergi, kitap ve sanal ortamda paylaşımlarını sürdürür. Samimi bir şekilde öncelikle paylaşım ön plandadır. Tanınırlık, ün veya şöhret onun amacı değildir. İnsanlar okusun, bilsin, anlasın ve yaşasın; onun için yeterlidir. Okuyucunun ilgisi onu mutlu eder. Kendisine yönelik her türlü eleştiriyi zenginlik olarak alır. Düşünce ve duygularını paylaşım fırsatını aldığı anda her türlü fedakârlığa hazırdır.

Tanrı ‘Ne’ midir ‘Kim’ midir?

Sofistik ve sufistik karmaşa ile kendilerini dengelerin uzağında dinlenmeye bırakan şahısların, niyetlerinin dinlenmeye kalmak olmadığını, aksine insanlar tarafından izlenen, ilgiyle merak edilen ve kendilerinden daima ‘ilginç şeyler’ beklenen birileri olarak algılanmak olduğunu düşünmek daha sofistike ve sufistike geliyor bana. Ki; elbette insanın aranan biri olmayı istemesi doğaldır, bunda garipsenecek bir şey yok. Asıl garipsenecek olan şey bu değilse işte tam olarak şudur; aldatmak. Hem insandan uzak durmayı murad edip bu uzaklığı pazarla hem de insanlardan uzak kalmak için hiçbir şey yapma; aksine insanlar senin hakkında ne demiş, senin hangi dediklerini senin anlattığın ya da anlatmadığın şekilde anlayıp anlamadıklarını takip et, sonra otur-kalk seni anlamadıklarının cehaletlerini basit veya mürekkep cehaleti diye ikiye ayır.

İslam Düşüncesi Tartışmalarında Asabiyet, Yerellik Sorunu

Kur’an’dan mülhem geliştiği varsayılan İslam düşünce geleneğine göre aslında birbirlerinin mütemmimi sayılabilecek Asabiyet, Milliyetçilik, Ulusalcılık, Irkçılık, Turancılık, Anadoluculuk, Yerellik, Vatancılık gibi kavramlara Müslümanlar açısından mesafeli olmak zorunluluğu vardır ki bizim kanaatimiz de odur. Çünkü Kur’an, muhatap alınan ilk nesil, dil ve metin bağlamında yerel ve tarihi özellikler taşısa da mesajı itibariyle evrenseldir ve ne yerelliğe, ne milliyetçiliğe ve ne de diğer kabullere müsamaha gösteriyor değildir.

Ama gelin görün ki günümüz İslam düşüncesi tartışmalarından da anlaşılacağı gibi bize ait olan, buradan, bizden olan ve kendi tarihimizden miras kalan İslami bilgiler ve o bilgilere bağlı oluşmuş disiplinler önceliklidir, olmazsa olmazdır.

İslam Düşüncesi Tartışmalarında Tahakküm Sorunu

Kur’an’a göre..
İslama Göre..
Kur’an’da Mucize..
Kur’an’da Şefaat..
İşte Kur’an…
Kur’an mesajı..,
Yaşayan Kur’an..
Kur’an dışı oluşumlar..vs.vs.

Bunlar Türkiye koşullarında İslam/Kur’an merkezli çalışmalara verilen başlıkların en bilinenlerden birkaç tanesi,daha onlarcası var çünkü..

Gölgenin Kaybedeceği Şey Karanlıktır

…yüksek yıldızların ışıltılı kılıçlarına esrik bir nefes üflüyor; ötüyor gölgenin karanlığı…”

Gölge, cismin ardında ışığın düşemediği yerdir. Işığın gücü artıkça gölgenin karanlığı azalır; ışık, düşemediği yerin karanlığını azaltır. Biz insanlar buna şeffaflık diyoruz. Şeffaflık artacaksa ışık güçlenmeli… güç dengelenmeli.
***
Her kararsızlık kendisini korumaya meyillidir ve kararsızlık da istikrar ile kendi kararlılığını oluşturur. Gölgenin karanlığı, derin kararsızlığıyla mücehhez kararlılığını korumaya direndikçe de ışıkla gölge büyük bir mücadele içine girer.

Vatan Tehlikedeyse Gerisi Teferruattır

'... Bilinenin aksine devrimci bir sinemadır hollywood sineması. Mesela katilin, katili arayan dedektiflerden biri olduğu film deşifre eder emperyalizmin üçüncü dünya ülkelerinde çalışma biçimini...'

Söze nereden başlayacağımı bilmiyorum, bu iyiye işaret, anlatacaklarımın sorumluluğunu üstlenmeme hakkı verebilir bu bana. Öyle bir umut kırıntısı istiyorum, iyi birşeyler olsun, bu kadarcık en azından, olur mu, bilmiyorum!

Tarihi sevemedim. O da beni sevmiyor biliyorum, hissediyorum. Tarih bu çağda bir matematik işlemi sağlamasıdır. Kim iyi, kötü, kim haklı, kim haksız, kim kutsal, kim alçak, kim azize kim...

İsmet Özel'i Kim Öldürdü?

İsmet Özel

İsmet Özel’in hemen hepimizin düşünce dünyamızda önemli bir yeri var. Farklı yerlerde dursak da, farklı yerlere baksak da içinde bulunduğu toplumu, anlamak isteyenlerin, yaşamakta olduğu şeylerin arka planıyla ilgili fikir sahibi olmak isteyenlerin dikkate almadan geçemediği bir isim Özel. Egosunun mu beslediği şairliğinin, yoksa şairliğinin mi beslediği belli olmayan egosunun içinde kendine has bir duruş barındıran, şiirini içinden geçtiği düşünsel yolculukta bile özenle korumasını bilen, düşüncenin namusunu adeta bir şövalye gibi muhafaza etmenin derdinde olan bu büyük yazar şüphesiz düşünce dünyamızda önemli bir yer edindi.

Muhammed Fethullah Gülen Hakkında Sansasyonel Olmayan Bir Çalışma

M.Fethullah GülenŞu güzelim gökyüzü neler görmüştür ilk yaratıldığından bu yana, nereden bilebiliriz ki? Tarihçilerin derme çatma notları ile hükümdârların yahut menfaatdârların lütfu hayrına, yağ-bal kombinasyonu içerisinde terkib edilmiş tek yanlı metinlerden elde ettiklerimizin çürüklüğüne bakarak sağlam bilgi edinmemiz neredeyse imkânsız. Tarih, müddeilerinin aksine, kendisine hâs yöntemlere ve kıstaslara sahip olmasına rağmen bu yüzden bir bilim dalı değildir.
***
Hâl bu hâl üzere iken yaşadığımız dönemi anlatmak, en azından öncekilerin yaptıklarından daha fazla hakkaniyete uygun ve adil olmak mecburiyetine mahkûmdur.

“Son Derviş" Bizim Derviş mi?

“Zaman, İslamiyet fedaisi olmak zamanıdır.” diyen büyük bir adamın romanı yazılırken en azından romanı yazılan şahsın hayatı ve eserlerinin çok iyi tedkik edilmesi gerekir. Bunun akabinde de o şahsın davasının müdavimlerinden ona yakın olanların fikirlerine müracaat gelir.

Metin Aktaş’ın Alternatif Düşünce yayınlarından çıkan “Son Derviş” adlı romanından sohbeti koyulaştıralım diyorum. Hayli emek harcandığı en azından hacimli olma vasfı öne çıkarılarak görülebilir.

Tasavvur Ölü Adamların Yapılmış İşidir; Ekmek Kapısı’dır

“Yağmur varsa bulut da vardır”
Moustapha Méditerrané

Berzah âleminden çıkıp gelemeyeceklerine eminim. Söyleyeceklerime itirâz edemeyeceklerini de biliyorum. İtiraz edemedikleri için söyleyeceklerim doğrudur, demeyeceğim. Söyleyeceklerim, onlar iz sürücülerinin iddia ettiği gibi ‘gelemeyecekleri için’ doğrudur. İddia ediyorum ki; tasavvur ölü adamların yapılmış işidir ve onlar tasavvur işini yaparak geçinmişlerdir. Tasavvur onların diri iken ekmek kapısıydı, şimdikiler de dimağlarına sürülmüş parlak mistik yağlar için heveslenip aynı ekmek kapısında dileniyorlar.

İçeriği paylaş