renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

eleştiri

23 Nisan Çocuk Bayramı İçin Laik-Faşizan Çocuk Aranıyor!

23 Nisan

Ne olacak bu laik faşizanların hali diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Halk dersen bir bela, üniversite bir bela, demokrasi ayrı bir bela… Ne yapsalar ne etseler bir türlü kazançlı çıkamıyorlar, her geçen gün taraftar kaybediyorlar. Silahlı ve silahsız bütün güçleri, yerli yabancı örgütleri, Çinlileri gıpta ettirecek kargaşa çıkarma tekniklerini kullanmalarına rağmen bir türlü yol alamıyorlar.

Tevarüs Edilmeyen Yazarlık Öyküsü

Her beni tanı ve beni oku çağrısının arkasında bir benlik putu gördüğün için yalnızsın yazar arkadaşım. Taşra düşmenin cahil düşmekle eş tutulduğu kent hükümranlığında tüm tanıklıkların, tüm hissedişlerin, tüm çağrıların baştan sona okunmayacak bir değersizlikte. Belki sil düğmesini tıklatacak kadar bir ilgiye mazhar olursan kendini bahtiyar say. Yaşadığını ve kalbinde karşılık bulan şeyi yazdığın için anlamı ve açıklığı taşıdığın için sana yer yok. Olmadan görünmeyi, yanmadan yakmayı şiir ya da başka bir edebi tür olarak anlatamadığın için senin anlaşılır sözlerini kim niçin okusun? Hangi yazarın oğlu ya da kızısın, hangi üstadın derneğinin müdavimisin, hangi derginin yüz abone bulan bağlısısın ki sana bir yer açılsın!

Nihan Kaya Üzerinden Meçhule Yargılı Bir Eleştiri

[Türkiye üzerinde oyun oynayan insanların anlamadıkları tek kale kaldı: Şiir!]
İsmet Özel

Yazımıza başlamamıza Nihan Kaya’nın Dergâh’ın Aralık sayısında yayımladığı bir yazı sebep oldu. Derkenar başlıklı bölümde şu yazılar ilk bakıldığında yazara safi bir haklılık payı vererek hafızamıza kazınıyor; “Şahsi olarak bir eser hakkında kötü bir şey yazmaktansa yazmamayı tercih ederim… Bir kimse bir eseri kötü buluyorsa, o eser üzerine söz söylemeye neden zahmet eder; buna anlam veremiyorum.”

Popüler Kültürün Zombileri

Onlar için söylenebilecek sözlerin bir kısaltması olduğunu kabul etmenin insanı yanılgıya düşüren çok şaşırtıcı sebepleri vardır elbet. Çünkü onlardır sözün ve hayatın sahibi olduğuna inanan efendiler. Her şeye karşı fütursuz bir akışkanlık içinde olan hayatları vardır ve her girdikleri kabın şeklini alacak kadar da omurgasızdırlar. Omurgasız olmanın onlar için ayıplanacak bir yanı da yoktur üstelik. Çünkü ayıbın da övgünün de yaratıcıları olduklarına karşı kesin bir inanç beslenir içlerinde. Her şeyin en iyisini yapmaya karşı mahir olduklarını dillerine dolamış olsalar da işin aslının hiç de öyle olmadığını gösterecek büyüklükte sefil bir bayağılık içindedirler.

İyiliği Yaymak, Kötülüğü Ortadan Kaldırmak

Köhne dünyamızın içinde bulunduğu buhranı bertaraf edebilecek yegane potansiyel olan dinimiz İslam’ın müntesiplerine yüklediği en büyük görevlerden birinin formüle edilmiş şeklidir, yazımızın başlığı. İslam’ın inanç, ibadet, ahlâka ilişkin öğretilerinin yanında sosyal hayata ilişkin öğretilerinin de olması islam’ı diğer dinlerden ayıran en belirgin özelliğidir. “İyiliği/marufu yaymak ve kötülüğü/münkeri ortadan kaldırmak için çalışmak” islam’ın sosyal hayata ilişkin yönünün temel ayağını teşkil eder. Hayatını islam’ın öğretilerine göre dizayn eden bir Müslüman çevresinde olup biten çirkinliklere kayıtsız kalamaz..

Hangi Mevlana?

Mevlana

Mevlana’nın Hakk’a yürüyüşünün 734. yılı dolayısıyla Aralık ayı sonunda Şeb-i Arus törenlerinde devlet büyükleri, siyasiler, sanatçılar, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve birçok seçkin davetli bir araya geldi. Törende konuşmalar yapıldı, şarkılar söylendi, şiirler okundu, Mevlana’nın fikir ve görüşlerinden örnekler verildi; slâyt gösterileri oldu, salonun ışıkları yandı söndü. Alkışlar, alkışlar…

Peki, Mevlana Şeb-i Arus törenlerinde hakkıyla anlaşılabiliyor mu? Farklı yerlerde farklı zamanlarda yapılan konuşmalarda Mevlana’nın sözleri yerli yerinde kullanılıyor mu?

Facebook'tan Tiksinmek

Facebook

Bazı nesnelere karşı tavır almak yüceltirilir. Eskiden beri böyledir bu. Ortaokul yıllarımda abilerimiz ve ablalarımız vardı, kot pantolon giymezlerdi örneğin. Kot, Amerikan emperyalizminin bir şeyiydi ve giyilmesi bazı önkabulleri açığa vuruyordu onların anlayışında. Muhtemelen haklılardı, ama biz giydik. Onlara hep saygı duyduk ama. Bir şeye inanmak ve ideal uğruna "çoğunluğa katılmamak" bunun da ötesinde "çoğunluğu eleştirmek" önemliydi. Biz, onlara destek vermiş ve fakat uygulamada cezaret sergileyememiş insanlardık. Biraz da küçüktük zaten.

Kendi Girdabında Kaybolan Notalar: Fazıl Say

Fazıl Say

"Türkiye rüyalarımız kısmen öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı. Biz yüzde 30, onlar yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum. Hemen değil, ama ileride Türkiye'den ayrılmayı düşünüyorum. Biz artık azınlıkta kaldık, dışlanıyoruz. Çankaya'daki davete bile beni çağırmadılar. Böyle giderse, bir kızım var, onu da alır yurtdışına giderim"

Fazıl Say, Paris'te, Almanya'da yayımlanan sol - liberal eğilimli “Süddeutsche Zeitung” gazetesinin sorularını yanıtlarken işte bunları söylüyordu.

Richard Dawkins'e Sorulacak Soru: "Neden Aptalca Davranıyorsunuz?"

Richard Dawkins

İngiliz bilim adamı ve yazar Richard Dawkins’in “ateizmin başyapıtı” olarak kabul edildiği söylenen “The God Delusion-Tanrı Yanılgısı” adlı kitap ortalığı kasıp kavuruyormuş. Birleşik Devletlerde ve Avrupa da “best seller” olmuş. Birileri de bu kitap ile Türkiye’nin düşünce özgürlüğü ve laiklik özelliğinin test edileceğini savunuyor. Ayrıca kitabın dinî hassasiyetleri yüksek olan kesimlerce geçiştirildiği ve gündeme getirilmediği şikayeti de var. Kitabı henüz okumadım,ama kısmetse okuyacağım. Aşağıda aynı yazarın “The Selfish Gene-Gen Bencildir-“(Tübitak Yayınları, 1976) adlı kitabını okuduğumda kaleme aldığım bazı düşüncelerim var.

Postmodernist Sanat

Postmodern

Post-Modernizm nedir? Genel bir terim olarak (halen tartışma konusudur) 1940 ve 1950'lerden beri, edebiyat, sanat, müzik, mimari, felsefe ve vesair alanlarda meydana gelen (ve hâlâ meydena gelmekte olan) ilerlemeler ve istidatlardaki değişikliklerden bahsetmek için kullanılır. Post-modernizm, modernizmden farklı olmakla birlikte, modernizme karşı olan bir reaksiyondur. Diğer birçok -izmler de olduğu gibi Post-modernizmi tanımlamak kolay değildir.

İçeriği paylaş