Gümüşün Kızı Srebrenica’ ya
-11 Temmuz 2005 / Srebrenica -
Yazdır, kandır, kızıldır
Temmuzdur.. terin silemem
Hangi türkü omuzlanır hardan hüznünü
Ten düşmüştür candan gümüşün kızı
Kan terlemiştir
Kan/
Terdendir
Dövdüğüm dizdir
-diz mi benimdir el mi-
Avuçlarım acır ağrıyan şakaklarımda
-bu el kimin bu ser kimin-
Takat senden düştü ölümü dizlerin sürdü
Ellerin canına susayan toprağa bulandı
Toprağına can verdin
Toprak/
Terdendir, kandandır
Zambakların döl silkeleyecek rüzgar bekler
Yağmurların toprağa düşmekten ar eder
Üşürsün, utanırsın
Kararır dünya; korkarsın
Dağlar seni örtmek için yürür
Dağlar/
Topraktandır, terdendir, kandandır
Bir yanık ses çocuklarının adlarını okur
Tabutlar daha yeşil olur gözyaşlarında
-bak gümüşün kızı bir göz daha yaşardı
mahşer iliklendi duana bir göz daha yeşerdi-
Ve her tabut bir mazlum düşürür cana
Can buğu tutar, mahşer gelir cana
Elin elime değer, can gelir cana
Can/
Dağdandır, topraktandır, terdendir, kandandır
Çok koştun
Suyu topladı ayakların
Bengisu oldun toprak seni özledi
Sen hep önde gidendin
Bize bestene söz düşmek düştü
Beste/
Candandır, dağdandır, topraktandır, terdendir, kandandır
Seni öldü bildiler ağıt yaktılar
Gözlerinde ateşi gördüğün nasıl yaş döker şimdi
Diplomat baylar söyler yine sözünü
Dişimizdir dudağımızı kemiren
Yumruğumuz tekbir naralar mezarlarına
Yumruk/
Bestedendir, candandır, dağdandır, topraktandır, terdendir, kandandır
Yıkılmıştır Mostar
Neretva yerin dibine akıtır içindekini
Doğurmaz Bosna’yı İgman
Drina kıpkızıl akarken
Onbir kemerden
Temmuzun onbirine salyalandıkça faşist çizmeler
Koca Sinan’la ağlaşır Süleymaniye
Ve Zvornik kalesi bir sancak bekler
Sancak/
Yumruktandır, bestedendir, candandır, dağdandır, topraktandır, terdendir, kandandır
Laleden habersiz ordular çiğnedi dillerini.. izan kirlendi
Sütü bozuk kasatura oyuncak bebekte can aradı.. mizan kirlendi
Dünya çetnik oldu bastı saçlarına.. yazman kirlendi
Bir de yıllar geçti üzerinden.. zaman kirlendi
Suskun gümüştür
Sözün sonu durur dimağında
Son söz/
Sancaktandır, yumruktandır, bestedendir, candandır, dağdandır, topraktandır, terdendir, kandandır
Srebrenica; gümüşün kızı;
Ay çırpındı, patikalar yol aradı hicretine
Bir Ensar’dı aradığın
Yazdı, kandı, kızıldı
Temmuzdu.. terin silemedim
Beglik şöyle dursun şâdlık bende yalan düştü
Ten düştü candan
Kan terledi.
---
Editörün Notu : Bu şiir Tezkire Dergisi'nin Saraybosna Sevgilim isimli özel sayısının Bosna Şiir Seçkisi ekinde yayımlanmıştır.
Yorumlar
Galiba Yusuf Armağan bizi...
Salı, 11/07/2006 - 16:40 — medine doganGaliba Yusuf Armağan bizi öldürmeyi düşünüyor, canı sağolsun, bir canımız var... Burada Kudüslu kızları da düşünerek okudum...
Yusufleyin..
Salı, 11/07/2006 - 17:18 — Ramazan ALTUNYusufleyin bir gündüz şiiri haşime inat. Bazı gündüzler yazılır mübarektir eminim. Dualar geri gelmeyen dualardır. Şiir biraz Urfa biraz İstanbul biraz da Niğde ama. Tadı damağımdan uzun süre gitmeyecek.
Ten Düşerse Cândan, Düş/Erse Câna...
Salı, 11/07/2006 - 17:31 — Fatih M. TiyanşanGülün bittiği yerdir, sözün bittiği yer...
Gül ki ateştir, tene değer, cânı yakar...
Gül ki kandır, akar durur, yakar vurur...
Gül ki güleyim der, gelir ve gider...
Dağların ardından dağların bağrına varır yollar...
Toprakla açılır, toprakla kapanır sayfalar...
Gül bitti, söz de öyle...
Eyvallah...
... Mutluluk anlamaktır ...
şiir kokuyor
Salı, 11/07/2006 - 18:01 — Rabia Yavuztam da şuara suresinde anlatıldığı gibi
'ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çokça anan ve haksızlığa uğradıktan sonra öçlerini alanlar müstesna'
diye bahsedilen şairlerden, şiirlerden biri... bu şiir benim icin artık yüreğin susmadığı ama sözün bittiği yerdir benim icin...
hürmetlerimle Yusuf bey,
editör notu
Salı, 11/07/2006 - 18:22 — ismail kılıçarslanşiir güzel. ancak, Yusuf Armağan, daha önce başka bir yerde yayınlanan bu şiiri, (bunu deklere etmemize rağmen) cemaatte de yayınlamış. şimdi birileri beni ilkesizlikle suçlamasın diye söylüyorum bunu. benim tamamen dışımda bir yayın bu. ancak, tekraren söylüyorum. şiir bence çok güzel.
selam ve dua.
bu ADAM işte-Adam bu işte
Çar, 12/07/2006 - 00:16 — Metah ÇAkkoİsmet Özel'den sonra bir 15 yıl da sen uğraşsan yine birşey değişmeyecek bu mahallede sanırım İsmail kardeş... Doğrucu Davut! Bunun için seni anlıyoruz, anlamak sevmektir. :)
Bir yorumda "her sene bu şiiri isteyen"lere baktığımda "Belirli Gün ve Haftalar" halkasına bir zincir daha eklenmiş hissettim bir an... Her Temmuz ağlayalım aynı anılarla aynı yazılarla, aynı şiirlerle; yeter...
Hakan Albayrak Kitap Qostası'ndaki(evet qosta yazıyor!) söyleşisinde İÇ-ERi girişiyle ilgili olarak İslami basının -bir kaç yazar hariç- sadece "yazık oldu Süleyman efendiye" tadında kendisine acıdığını, olayın özüne inilemediğini söylemişti. Aklıma o geldi...
Yine birileri ilgiyi kuramayacak ama ben bu sefer açıklamayacağım...
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Ahmet bey bu nasıl bir küstahlıktır böyle..
Çar, 12/07/2006 - 02:21 — Selim SevkiogluBenim yorumum İsmail'in rağmına yazılmadı Ahmet bey, bilakis kendisini rahatlatmak ortalığı düzeltmek gayesi güdüldü. Az önce kendisinin şairliğini fuzuli yere sogulayan (eleştiren değil) iki adet yorumu da ben sildim. Sizin yorumlarınız patır patır silinirken onları yayınlayan tek kişi de bendim. Bunu da uslubunuzu ve yazdıklarınızı onayladığım için değil sadece adalet yerini bulsun diye yaptım. Kelimeleri kullanma hususundaki maharetinizi ve cedel hususundaki pervasızlığınızı da göz önüne alarak sadece şunu söylemekle kifayet edeceğim. Özel gün aşığı değilim. 'Siz ilkokula girderken ben Srebrenitsa dolaylarındaydım. Hakan kardeşim içeri girdiğinde sadece hakkında yazmadım.. yanına da uğradım.
Nedir yani şimdi bu! İsmail sen adamsın, diğerleri değil. Yanlış yerde ve yanlış kimselerle birlikte duruyorsunu mu ima ediyorsunuz. Birlikte durmayı beceren insanların arasına husumet tohumları ekmek midir sizin adamlıktan anladığınız. Hiç bir şeyin cılığını, culuğunu sevmedim. Doğru-culuğu bile. Siz doğru olmak ile pervasızlığı ara sıra biribirine karıştırıyorsunuz.
Alışık olunmayan üslubumdan ötürü Cemaat'ten özür diliyorum. Hususen son dönemde yoğunlaşan, üslupsuz ve dikkatsizce kaleme alınmış yorumlardan duyduğum rahatsızlığa bir tepki olarak kabul edin lütfen.
Not; bir süreliğine İstanbul'dan ve dolayısı ile bilgisayardan uzak olacağım..
SELİM ŞEVKİOĞLU
Çar, 12/07/2006 - 03:02 — Metah ÇAkkoSayın Hocam,
Siz benim yazdıklarımdan nasıl "diğerleri adam değil", "yanlış yerde duruyorsun" çıkarımını yaptınız bilmiyorum ama benim demek istediklerimin bunlar olmadığı kesindir.
Ayrıca yaptığınız iyilikler (adalet ve insanlık çağımızda iyilikten sayılıyor maalesef) için Allah razı kalsın diyorum. Ama keşke "balık" değil "Halık" bilseydi.
Hakan Albayrak'la ilgili de kimilerini -ki siz de bu öbeğe dahilmişsiniz, sevindim- ayırt etmiştim.
"Birlikte durmayı göze alabilen insanların arasına husumet tohumu mu ekmektir sizin adamlıktan anladığınız?" "Doğruculuğu bile sevmem..." Benim öyle bir niyetim yok ama ayıp olmasın diye de yalan söyleyecek ya da gizleyecek değilim. Ve böyle yapan insanları seviyorum, demek istediğim buydu. Bakın siz de böyle yaptınız. Ama bunun adı pervasızlık değil ki... Bence haklı eleştiriyi sindiremeyenlerin hakaretleri (size demek istemiyorum) pervasızlıktır.
Tanımasam da size saygı duyuyorum, tarzınızdan iyi niyetli olduğunuz anlaşılıyor. Ancak şu "yaş" konusunu bir türlü aşamadık burada: Ben ilkokuldayken nerede olursanız olun sadece benden daha yaşlı olmanız değerli kılmaz ki sizi...Bu örneği daha önce verdim mi bilmem: Hz. Muhammed'in inanmayan amcaları ondan yaşlı değil miydi? (bu sadece örnek, buna takılmasın kimse, -haşa- kendini peygamberle bir mi tutuyorsun diye sığlık yapmasın, öze bakılmıyor zira sıklıkla, sıklıkla açıklamak zorunda kalıyorum)
Alışık olmadığı bu yumuşak üslubumdan ötürü özür diliyorum cemaatten... :) Son zamanlarda yoğunlaşan sığ, basit ve bilgisizce "karalanmış" yazılara duyduğum tepkisiz bir yorulmuşluk bu bendeki.
Not: Kelimeleri kullanmam konusundaki düşünceleriniz için teşekkürler. Evet cedelleşirim, eğilip bükülmem. Ama ben cedeli pervasızca değil, karşımdakinin tarzına göre yapıyorum. Yani sapan taşına füze değil; güle gül, kana kan... Bu yorum buna örnektir.
Ancak "küstah" demenin de "küstahlık" olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Ve onu size ne yazık ki iade edeceğim.
Bir de hocam Mahmut bey Türkçe Olimpiyadını savunmuyor yazısında, zaten de "canı cehenneme" dedi yorumunda... Okumadınız sanırım.
Bana olan bu yersiz ve gereğinden fazla şiddetli tepkinizi de bu konularda(nURculuk) yazdığım yorumlara bağlıyorum. Ne olur yanıldığımı söyleyin!
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
yanılıyorsun metah kardeş
Çar, 12/07/2006 - 10:01 — ismail kılıçarslanSelim abi, senin "kapalı" yorumuna, belki gösterdiğin hassasiyeti de tam manasıyla kavramadan, zımba gibi bir yorum girmiş. Ben, kendi adıma, senin yorumundan "İsmail, sen ilke milke diyorsun, ama Türkiye'de ilke milke demek boş işlerle uğraşmakla eş anlamlıdır" sonucunu çıkardım. Yoksa bu güzel şiire bir şey demediğin açıktı bana kalırsa.
Ayrıca, Selim Şevkioğlu ile Metah Çakko, gene bana kalırsa, aynı meselenin derdini çeken iki insandır. Arada bir ayrılık-gayrılık yoktur. Hele senin nurculuk hakkında yazdığın yorumlar yüzünden sana bunu yapıyor değildir Selim Abi. Sadece, inandığını yüksek sesle beyan ediyor.
Bir not Şadan Ercan'a: Şadan beyciğim. Eylüle doğru şu birinci büyük cemaat buluşmasını yapalım. Birbirlerini tanısalar (bkz: Metah-Selim ikilisi) çok iyi arkadaş olacak insanların sanal sanal kavga etmelerinin önüne geçelim. Çoğalalım. Muhabbet insanları olalım. Ankaralı Mustafa taklidi yapmak benden. Çay paraları da. 500 çay içsek. Maaşı verdik la mekana:)
Bir not da Selim abiye: Aşkolsun abi. Benim sizinle muhabbetim cemaatteki küçük tartışmalarla bozulacak bir muhabbet midir?
Baki selam, baki dua.
ANlaşıyoruz
Çar, 12/07/2006 - 23:32 — Metah ÇAkkoİsmail Kılıçarslan ve Şadan Ercan'ın şahsında tüm saygıdeğer cemaat üyelerine duyurum(uz)dur:
19.07.2006 tarihinde Nadir Marmara, Nisan Hatemi, Fatih Mehmet Tiyanşan,(belki Aysun Yollardagezer), Asım Gültekin, Metah Çakko, Zarif Çoban bir aksilik çıkmazsa, öğle namazını Sultanahmet'te kılıp oradan (bana kalırsa) Küçükayasofya'ya geçmeyi düşünüyoruz. İsteyen herkes gelebilir. Çaylar (gelirse) İsmail'den, elma çayları benden! Gelmezse hepsi benden... :) Muhabbetle...
Not: Yanıldığıma sevindim: ANlaşılmak ne güzel! ANlaşmak da... Doğru çıkarımların için de teşekkürler İsmail kardeşim... Ayrıca özellikle merak ettiğim İsa Marangoz, Ali Düz de katılırsa çok sevineceğim.
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Güzel Olur
Per, 13/07/2006 - 18:56 — Ali DüzBöyle bir buluşmanın düzenlenmesi güzel olur. Böyle değerli büyüklerimizle bizzat tanışmak çok güzel olur. cemaat.com'u takip edenlerin bizzat tanışması da belki farklı anlaşmazlıkları da ortadan kaldırır.
Hem benim gibi arkadaş sıkıntısı çeken, dost sıkıntısı çeken biri için de güzel olur.
Hayy Allah İyiliğini Versin...
Cts, 15/07/2006 - 01:22 — Metah ÇAkkoGüzel yorumunu keyifle okudum Jerfi QazaQ kardeşim ama Ali Düz'ü unutmuşsun.
Şimdilerde İsa Marangoz'un yorumunu veya olursa yazısını merakla beklediğim gibi eskiden de seni merakla beklerdim Jerfi QazaQ kardeşim! Seni unuttuk sanma, sen kendini unutturmaya çalışsan da...
Hancıların kapısı büyük olurmuş: Yüreğimiz herkese açık...
Tarih ve saat konusunda haklı olduğun görünüyor ve arkadaşlar da (eğer "bu ne ya, ikide bir..." demezlerse) uygun görürlerse ve katılım daha çok olacaksa 22-23.06.2006 (Cumartesi veya Pazar) günlerinden birinde toplanabiliriz.
Teorilerine gelince... En son okuduğum kitap "Hitler'in Psikopatolojisi"... Var ötesini sen düşün! :) Anahtar işine gelince Tansu'nun iki anahtarına dönmesin de! :)
NOT: Neşe Yeşilova neden artık yazmıyor ve onsuz eksik kalacağız gibi... Neşe hanım! Lütfen evinize dönünüz... Çocuklarınız sizi çok özledi. Buradan 80 milyona (bu da gittikçe artıyor: 60, 70, 80, 90, 100 arabada yüz, denizde yüz... Sulukule işi...) sesleniyorum: Neşe hanımı gören duyan varsa insanlık namına haber versin (Kayıp Aranıyor Programı gibi oldu)...
***Yoruma kapatılmış sanırım orası, ondan buraya yazdım: şu bağlantıya bir bakınız ve sevgiyi görünüz. www.firaset.net adresinden tamamen alıntıdır.
"Gülen'in Rap Şarkısı Çıktı (DİNLE)
Fethullah Gülen'in sevenleri Gülen'e sevgilerini rap şarkısı çıkararak gösterdi.İşte o şarkı. tıklayınız.
http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=3251
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Hayret Bir şey
Çar, 12/07/2006 - 10:55 — Şadan ErcanCeyhun Efendi 7 aydır bu sitedesiniz ama sanki dün üye olmuş gibi yabancısınız. Bu sitenin müdavimleri Selim Şevkioğlu'nu çok iyi tanırlar. Sişz de zahmet edip eski yazılarına ve yorumlarına bakınız bakalım başka kimlere hakaret etmiş? Bulursanız bize de haber veriniz. Allah aşkına ne kolay, ne ucuz hükümler bunlar yahu. İnsaf, izan, vicdan !...
Selim'i bizatihi tanırım, çok oturmuşluğumuz vardır. O'nu üzmüşlüğümüz, belki kalbini kırmışlığımız da vardır ama asla hakaret görmedik. Eğer konu edepse kendisinin öğrencisi olmak isterim. Son yorumu şimdiye kadar yazdığı en sert yorumdur ki ben burada da bir hakaret göremiyorum. Birileri yazarken düşündüğü ya da aklına eseni bir çırpıda yazıverdiği için laflarının kime ne kadar dokunacağının hesabını yapamıyor.
Tek not İsmail Kılıçarslan'a:
Cemaat.com toplaşması meselesi arz-talep meselesidir. Bu konuda bir kaç kişi dışında bir talep almadık cemaat.com insanından. Eski toplaşmalarımızdan da dilimizin yanığı geçmedi hala. -Paşalı'ya karşı bizi çok mahcup etmişlerdi mesela- Motivasyon lazım anlayacağın.
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Şadan Bey Efendi'ye
Çar, 12/07/2006 - 14:44 — Mümine KAYAAcizane düşünüyorum ki, Selim Bey başkalarına hakaret etmedi diye bu tavrının hakaret olmadığına hüküm çıkarmak en basit tabir ile abestir. Neden doğruyu dillendiren insanları eziyoruz aramızda. Madem biz cemaatiz-tüm cemaatlerden azade Allah kulu ve Rasul ümmeti olarak- aramızdan kim doğruyu söylerse şahsını değil ama haykırdığı hakkı tutup kaldırmamız gerkmez mi. Ceyhun Bey'e şu konuda katılıyorum ki bu site takip edilmeye değer tek site neredeyse. Bu siteyi birbirimize hakaret ederek batırmamalıyız. Selim Bey kardeşim öfkelenerek bir an yanlışa düşmüş olabilir. Maksadım kimseye karşı kimseyi savunmak değildir. Çünkü ne Selim Beyi ne Ahmet Beyi ne de sizi tanırım şahsi olarak. Benim-bizim olsa daha mutlu olurum-kaygım siteyi kaybetmemek. Zira hakaretleşmek bizi ancak alçaltır. Ne kadar sinirli olursak olalım hepimizin emeği olan bu siteyi ve birbirimizi incitmeyelim lütfen.
"Ha Demeden Hayran Olur"
Per, 13/07/2006 - 02:18 — Metah ÇAkkoŞadan Efendi, (Kızmayınız, sizden alıntı!)
"Birileri yazarken düşündüğü (düşünmediği olacaktı sanırım) ya da aklına eseni bir çırpıda yazıverdiği için lafların kime ne kadar dokunacağının hesabını yapamıyor"dan kast ettiğin bensem derim ki:
Evet, kime ne kadar dokunacağı zerrece umrumda değildir. (Bunu patavatsızlık anlamında değil hakkı her durumda savunmak olarak algılayınız lütfen... )
Evet, bunun hesabını da yapmıyorum. Çünkü kimseden bir beklentim yok, kimseyle bir hesabım yok ki hesabını yapayım!
Düşünmeden yazmaya gelince: Ben en küçük yorumumu dahi çok düşünerek ve özenle seçerek yazıyorum (bunu yorumlarımdaki şekilsel özelliklerden de çıkarabilirdiniz) ama başımda kavak yelleri aklıma eserek değil!
Editör olabilirsiniz, sitenin sahibi de olabilirsiniz ama üyelerin de sahibi değilsiniz.
Müdavim olmak ayrıcalık gerektirir mi? Veya şöyle söyleyeyim: Ben de -iddia ettiğiniz üzere- aklıma eseni yazsaydım ve bu editör maharetiyle yayınlansaydı en çok blog yollayanlar listesine girerdim. (Kimseyi kast etmiyorum ama 28 haftada 1 yazı...) Siz bana "biraz sabır" dileyiniz...
*Son olarak sitenin "Yazarlar" kısmında "Metah Çakko" adını ben mi göremedim yoksa yok mu? Oysa bu sitede yazısı yayınlanan herkesin adı var...
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Metah Çakko
Paz, 16/07/2006 - 23:47 — Metah ÇAkkoBu soruma yetkili olarak cevap verecek kimse yok mu sitede? Metah Çakko adı neden yok "Yazarlar" kısmında?
Bir de bu buluşma için "katılım artacaksa hafta sonu olsun" önerimize "olur" diyen biri çıkmadığına göre biz önceki dediğimiz tarihte (19.07.2006-İkindi Namazı -Sultanahmet) toplanacağız demektir.
Esenlikle ve şenlikle...
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Usandık gayrı !
Çar, 12/07/2006 - 11:01 — Abdullah BirokurPolemik, eleştiri belli dayanakları olduğunda, somut verilere ulaşıldığında güzeldir.Yoksa bir tatsızlık alır yürür.Nedir bu hırçın tavır, bu mahalle kavgası ağızları !.. Eleştiri yazmanın da kendine has bir güzelliği vardır.Biz eleştirel okumalardan ziyâde kısır kavgalara tanık oluyoruz.Tefekkür adına bir anlam ifade etmeyen çıkışların sonu kırgınlık, yorgunluk, bıkkınlık... Usandık gayrı !
Eyvallah
Çar, 12/07/2006 - 11:40 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Abdullah Bey çok haklısınız, bu tartışmalar bizi yıpratıyor. Usülüne göre olmayınca yaralıyor bizleri. Site genelinde yaşanan sert çıkışlar, çekişmeler, söz kavgaları bizleri bir sonuca götürmüyor, götürmez de. Bizler kardeşiz, birbirimize tahammül etmek durumundayız. Elbette bu, doğru bildiğimizi saklamamız anlamına gelmiyor. Ancak bunu ifade ederken mümkün olduğunca karşı taraftaki insanı kırmadan, incitmeden bunu yapmalıyız. Hepimiz zaman zaman kızıyoruz, sinirleniyoruz, aşırı tepkiler verebiliyoruz. Sonuçta insanız, ama bunu olabildiği ölçüde engellememiz icap etmez mi? Cemaat.com bünyesindeki arkadaşlar birbirlerine değer vermeli, onları bir düşmanmış gibi görmemeli. Buradaki insanların iyi niyetinden benim şüphem yok, diğer arkadaşların da olduğunu zannetmiyorum. Bu konuda biraz daha müsamahakar olursak sanırım daha güzel olacak. Burada güzel bir birlikteliğimiz var, Allah(cc) razı olsun bizi bu şekilde biraraya getirenlerden, buna vesile olanlardan. Bence bu birlikteliğin kıymeti bilinmeli, ona göre hareket edilmeli. Bu sözleri en başta kendime söylüyorum. Siz değerli arkadaşlara da selamlarımı ve muhabbetlerimi iletiyorum...
Hayırlar bizimle olsun inşaallah...
... Mutluluk anlamaktır ...
Kendini bilen, ne konuşması gerektiğini de bilir!
Salı, 17/07/2007 - 11:41 — Nevin CesurAllah razı olsun. Bu siteye üye olalı bir hafta kadar oldu ama ben de usandım bu kayda değer olmayan eleştirilerden (kavgalardan!). her şey insanın istediği gibi olmaz tabi ki ama; bir eleştiri yapılacaksa da saygı çerçevesinde yapılmalı. ama saygı nerde? arıyorum eğer bulan bir kardeşimiz olursa haber versin.
selametle
İyi olunca, nasıl da "güzel" diyesi geliyor adamın !
Salı, 11/07/2006 - 19:21 — Emre UğurBurada; uyku sanır, ölümü çocuklar!
Ta ki, denk düşünceye dek, herhangi bir yerde, herhangi bir şekilde " adam adama "
Ve sanmanın ötesine düşer çocuk ve çocukluk!
Ölümdür uyku.
Uykudur ölüm.
Ve burda;
Kendini düşte sanırsın,
Sevdiğini sayıklarsın,
Sesini kısarsın,
kıstıkça yanarsın.
Sloganlar eşiliğinde güzel diyecektim şiirine , lakin özenti olur şimdi bir yerlerde durup dururken :))
Dizeler eşliğinde kutluyorum, güzel şiir.
muhabbetle
Seneye bugün,
Salı, 11/07/2006 - 21:19 — Selim SevkiogluSeneye bugün, hakkında yine başka bir telif elimize ulaşmazsa şayet, bu şiiri burada yine görelim Yusuf. Yayınlanmış olsun.. alıntı olsun.. ama illa olsun. Tüm özel günlerimiz için bu böyle olsun. Bir tane ve iyi olsun da.. artık nasıl olursa olsun.
Özel günlerin bu kadarcık hatırı olmasın mı! Eli kalem tutan pek çok kişi, daha önce hakkında bir şeyler karaladığı için böylesi günlerin boş geçmesine bence müsaade etmemeliyiz.
Yüreğine sağlık..
şiiriniz harika
Salı, 11/07/2006 - 23:03 — oğuzhan gencerokudum, etkilendim... harika bir şiir. yani söylenecek fazla söz yok aslında, her şey ortada. şiir böyle olmalı.
yüreğinize sağlık
Çar, 12/07/2006 - 11:24 — Şükriye DertliYüreğinize sağlık çok güzel bir şiir. Manen oradaki çekilen acıları hissetmemize vesile oldunuz ve bir kez daha biledik kinimizi.
Selam ve dua ile...
Çok yönlü okumalara muhtaç şiir...
Çar, 12/07/2006 - 11:27 — M.Mustafa UZUNHamdolsun bu şiir güzel şiir.
Çok yönlü okumalara, sözde derinlikli cümlelere, sadece yazanın anlayacağı ifadelere hapsolmamış ve bence şiir bu. Ne dediğini anlatıyor, akıp gidiyor sözcükler. Şiir, okuyanı anlamak için zorlamalı diyenlerle uğraşmıyorum.
Hoşça bak zatına ağabey, teşekkür ederim.
Vesselam
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Uzakları yakın eden şiir
Çar, 12/07/2006 - 11:50 — Abdullah Birokur"Kardeşim dedim, acılarıma da kardeş olur musun ? " Cahit Zarifoğlu
Ufkumuzu açan bir şiir...
Yaşanan acılara duyarlı bir yürek, sınır taşlarını aşıyor : "Ten Düştü Candan / Kan Terledi".Evet, sınırların ötesindeki kardeşlerimizi hatırlatan, şehirlerimizi hatırlatan...
Bu duyarlılığı önemsiyorum ben:Ümmet bilinci.
Edebiyatımızda sınır taşlarını aşan bakış son devirde özellikle Sezai Karakoç'un, Cahit Zarifoğlu'nun, Erdem Bayazıt'ın, Osman Sarı'nın şiirlerinde dile gelir.Bu tavır sanki son yıllarda terk edildi.Kendinden hareket edip yine kendine dönen; başkalarını görmeyen/göremeyen bir şiir üretiliyor.
"Ten Düştü Candan / Kan Terledi" şiirinde şair, dağın ardından haber veriyor:Yangınlardan, yıkımlardan, ölümlerden...
Mazlumlara yakın şair, kardeşliğin çağlayanı şiir !..
Forum Sayfasına Olan İhtiyaç
Çar, 12/07/2006 - 14:08 — Nuh A. TUNASevgili Yusuf abi gördüm ki şiirine girilen yorumlar
alakasız kalmış.Üzüldüm doğurusu..Tez elden cemaat.com'a bir forum sayfası lazım..Yoksa böyle olmayacak..Kabak tadı verecek :(
Not : Fikirlerimiz birbirine ters düşse de karakterlerimiz ters düşmeyecektir.İyi insanlar birbirini tanımalıdır vesselam..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Güzel
Per, 13/07/2006 - 00:09 — aysun yollardagezerŞiir gelmiş, kalemi dinlememiş, akmış, akmış... Şiir kendini yazdırmış, işte bu güzel.
Bu şiiri okuyunca içeriden bir yerlerden geldiğini anlamayacak insan var mıdır acaba?
Güzel güzel güzel...
Bosnam güzel, şiir güzel.
Şiire konu olacak acılarımız olmasın, yaşatmasın Rabbim...
Merak ettim, acıya güzel denir mi?
Paz, 16/07/2006 - 13:08 — Hacer Nazan Toy (doğrulanmadı)Kelimeler arttıkça artıyor son! söze kadar ...
Arttıkça acıtıyor, acıttıkça son söz aslında ilk söz oluyor...
Henüz son söz söylenmiş değildir...
Henüz hiç bir şey söylenmiş değildir...
Henüz hiç bir şey sonda değildir...
Bir derin sükuttayız, belli ki imanın en asgari noktasındayız...
Aradan geçen 11 yıl unutturmadı gözler önündeki katliamı, kıyımı...
Şiirin birbirini açan kelimeleri çok yerinde olmuş... Birbirini açtıkça içimize nakış edildi kelimeler ve tekrarda fayda vardır düstürü ile artarak devam eden tekrar...
Birbirini açan kelimeler şiirin manasına mana katmış...
Merak ettim, acıya güzel denir mi?
Ya da şu şekilde söylense yerli yerince değil midir?
Allah bir daha böyle şiirler yazdırmasın... Şiirinizle acımızı tazelediniz... Kaleminizin kuvveti gönlümüzün katılığını kırmaya yetti...
...
Anlayışınıza Hayran Kalmamak İmkansız
Paz, 16/07/2006 - 20:31 — aysun yollardagezerHacer Nazan Hanım,
Şiir güzel, olay güzel değil -ki bunu da belirttim. Edebi metin analizinden anlamayan bir kalem sahibi bana çok tuhaf görünüyor. Cümlelerin güzelliğini takdir etmemi de eleştiriyorsanız ben size ne diyeyim. Polemikgülü olmayayım diyorum, susayım diyorum, çoğu zaman da susuyorum.
Fakat şimdi size özel açıldı kutum.
Ayrıca Bosna güzel. Güzel demeye devam ediyorum güzel güzel...
armağan
Salı, 18/07/2006 - 22:40 — Can AslanYusuf Armağan'dan güzel bir armağan oldu...Teşekkürler
Derdime Vakıf olan simurg bile çaresiz
Unutmadık! Unutturmayacağız da...
Salı, 17/07/2007 - 10:33 — Jerfi QAZAQDünyayı 'Balkanlaştırma'ya Balkanlar'dan başladılar...
Unutmadık! Unutmayacağız! Unutturmayacağız da...
http://www.dusuncegundem.com/sayi-32/roportaj-srebrenitsa-katliaminin-12.-yilinda.html
Kardeşlerimi Düşünüyorum...
Cum, 24/08/2007 - 00:28 — yusa ırmakKardeşlerimi düşünüyorum
Uca tepelerinde Karabağ'ın
Kızgın sahralarında Cezayir'in
Ve köpek Sırp'ın pençesindeki...
Bosnalı çocuklara
Dua ediyor Bosnalı çocuklar
Soğuktan üşüyen günahsız elleriyle
Karanlıkta sabahlayan körpe yavrular
Güneşi görecekler masum gözleriyle...
Geceler artık daha güzel geliyor bana
Isınıyor kardeşlerim inananların duasıyla
Nasıl gülüyorlar bilmem âhlâksızca
Çekilen acıların utancıyla...
Söyleyin ne olur güneşe doğmasın bir daha
Acılar içinde inleyen dünyaya
Beni de ısıtmasın bundan sonra
Bosnalı çocuklar ısınmadıkça...
Izdırap çölüne bir damla gibi şiiriniz. Çekilen çilelerin korlaştığı sineler bilmem bu damlalar ile teskin olur mu? Şiirinizin her dizesindeki bu tonlu bitişler benide uzak diyarlara götürdü... Ben isterdim ki orada olayım... Allah razı olsun hissettikleriniz için. Sizden daha güçlü ve güzide şiirler bekliyoruz üstad. Selam ve Sevgiler...
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Srebrenitsa için birileri bir şeyler yapıyor!
Cum, 24/08/2007 - 19:10 — Nurbanû HûdaHer 11 Temmuz geldiğinde, hele ki toplu mezarlardan çıkmış kişilerin definişlemleri de varsa bizim medyamızda Srebrenitsa'da yaşananlara atıfta bulunulur. Okuruz hepimiz.
Mevzuyu aslında herbirimiz yakinen biliyoruz. Hollandalı askerler, Sırpların Sırbistan'dan gelerek soykırıma giriştikleri, silahsızlandırılmış bölge olmasına rağmen bunların yaşandığı, BM nin falan üzerine düşeni yapmadıkları, direnen Aliya'yı -canı rahmet istedi- bu katliamla Dayton'a mecbur ettiklerihep okuduğumuz bildiğimiz şeyler.
Pekala olayın üzerinden tam 12 yıl geçti...
Orada kalanlar hakkında ne biliyoruz? Srebrenitsa Anneleri diye bir oluşumdan haberdar mıyız? Bosna sadece kahve içilecek,-erkekler için söylüyorum bunu- güzel kız hayali kurulacak, köprülerden -özellikle Mostar ve Drina-ve tarihi eserlerden ibaret bir yer midir? Bölge ile entellektüel iletişim denemesi mümkün değil mi?
Onlar için az çok ellerinden geldiğince çaba sarfeden kişiler tanıyorum. Eksikliklerini görmesin ümmet!
Bir de Boşnakların en usta kalemlerinden İsnam Taljiç'in kaleme aldığı Srebrenitsa'nın Öyküsü isimli kitap çıkıyor yakında piyasaya. Kitabı Profil Kitap yayına hazırlamış. Yayınevi'nin sitesinde Yusuf Armağan'a teşekkür var. Belli ki kitabın yayımında ciddi katkıları var. Anlaşılan bu şiirin sahibi Yusuf Bey sadece ağıt yakmakla kalmayanlardan.
İslam coğrafyasıyla irtibat ve iletişim içerisinde olalım elimizden geldiğince.. bakın bu çok önemli!
Selam ile...
http://www.maviagac.com/t1HaberDty.aspx?o=0&Sno=19
Şu yorumun üzücü tarafı...
Cts, 25/08/2007 - 15:54 — yusa ırmak"Bosna sadece kahve içilecek,-erkekler için söylüyorum bunu- güzel kız hayali kurulacak, köprülerden -özellikle Mostar ve Drina-ve tarihi eserlerden ibaret bir yer midir? Bölge ile entellektüel iletişim denemesi mümkün değil mi?"
Bosna böyle mi görülüyor çağımızın modern erkekleri tarafından... Bu yorum bir hayli üzdü beni Nûr Banu kardeşim... Öyle düşündüklerini sanmıyorum hemcinslerimin... Öyle düşünecek kardeşlerimin ise ben aklının başında olduğunu sanmıyorum...Biraz yüzüm kızardı yorumu okuyunca...
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Ölüler Yer Açın Dirilere!
Per, 11/06/2009 - 22:54 — semira esenölüler...
yer açın dirilere
kalas yığınları gibi dim dik duruşlarımız var
ayaklarımıza bulaşan kanmış...
ne çıkar
çıkarsamalar yapmaya ne lüzum var.
çakma demokratlar
kazma liderler
kınayın!
aman nutuk atmayı ihmal etmeyin....
birilerinin acısı gözlerimden yüreğime sızıyor
beni de kınayın hep bir ağızdan.
kınamanız ne işe yarıyor merak ediyorum!
ölümler yağarken başımızdan
sükutumun çirkinliğinden sıyırsın birileri beni...
Yusuf Armağan;
temmuz yakar bedenimizi,
şiiriniz kül eyledi ruhumuzdan elde kalanı...