renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Tepük Yazısıdır Dikkat!

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

üzülme...

yorum yazılmadığına üzülme. yoruma açık bir yazı değil çünki. ama bu da sizin haklı olduğunuzu göstermez tabi..

keyifle okudum...

Faydasız saygılar

Bence de üzülmeyin fazla. :)

Bu yazıdaki beyler istisna mıdır bilmiyorum, demiş Ayşegül Genç hanım, ben öğreteyim, evet istisnadır. Neden bilemediniz anlayamadım?
Yazının son örneği çarpıcı; kahve köşesinde penaltının atılmasını beklerken kalp krizi geçirip ölmek...:) Bir an kendimi böyle hayal ettim. Sonra maç esnasında ölen futbolcular aklıma geldi. 2002 dünya kupasında biri ölmüştü böyle. Yazar haklı olamaz mıydı. :) -tamam kötü espri, ama maçları kahvede izlediğim için genelde, o ortam canlandı şimdi gözümde. Balıkçı Hüseyin abi: paso yalan söyleyen bir adam, çaycı hamit: işi gücü karı kız muhabbeti, çay dağıtan serkan: iddaacı hırbonun teki, minibüsçü mehmet: maç boyunca doksan dakka küfür makinesi, ..., ben.)

Yukarıdaki yazı, aile babası ve aile üzerinden gidiyor.
Evet, fazlaca kişisel ve kötü kişisel; verdiğiniz örnekler ve yazının tarzı da çok klasik, sıkıcı.. yorum olarak yazsaydınız bari bunları.
Çok klişe bir yazı kurma biçimi bu: Popüler bir konu, konunun uç örneklerinden oluşan alt alta paragraflar; yazıda direkt ifade edilmese bile, bu örneklerden bahsi geçen konunun tamamına bir itiraz... Futbola işte meselâ.
Faydasız bir şey bu bence. Ama işte bazılarına çok dokunuyor yaşadıkları, duyarsız kalamıyor adam, yazıyor. Kendi örneğiyle başlayıp kendi örneğiyle bitiriyor. Ufak değişiklikler belki sadece. Saygı duymalı. Faydasız saygılar...

yoksa siz yazınıza yorum yapılmayınca

üzülüyor muydunuz:))

ali düz beyefendi, ben de size bişey öğreteyim(yok öğretmeyeyim ne haddime)

kahvehanenizde bulunan herkesi tanımlamışsınız, kendiniz hariç "ben" deyip geçmişsiniz. yokmu sizi tamlayan kelimeler. durun ben bulayım (yok neyse bu kişilerle aynı ortamda olmanız sizi tamlıyor zaten)

yazıdakilere istisna demişsiniz sonra da aile babası üstünden gidiyor demişsiniz. çelişki.

faydasız yazı demişsiniz geçenlerde yazdığınız bloğun faydalarını ben mi göremedim. çelişki.

klişe bir yazı evet en az futbol kadar, onu kendinden geçerek izleyen adamlar kadar, "şu futbolu bükmeye nefsimiz el vermiyor bari öpelim" diyen yazarlar kadar klişe ve sıkıcı.........

faydalı saygılar...

"eddai"

Cevap

Önce şunları söylemeli:

Kendisine yöneltilen eleştiriye, kendi hatalarına ilişkin yapılan eleştiriye; başkalarının hatalarından başlayıp cevap veren, başkalarının yaptığı hatalarla kendi hatasını zayıflatmaya çalışan, böyle kendi hatasını savunmaya alan, ne yazık ki, matematiksel bir ifadeyle söylersek, sayı doğrusunun eksi bölgesindedir; mesafe almakta birkaç adım geride yani.

Kendisine yöneltilen bir eleştiriye, kendi hatalarına karşı yapılan eleştiriye; eleştirinin dilini, üslubunu kaba bulduğu için, cevap vermeyen ya da özde, konuda, eleştiride bulunanı konuşmak yerine dili, üslubu konuşmakla başlayan, ne yazik ki, sayı doğrusunun eksi bölgesindedir; özden mesafe almakta birkaç adım geride yani.

Ortada bir hakaret durumu yokken, hâkir görme söz konusu edilemezken, sanki kendisine şiddet uygulanmış gibi çözümü yine ancak şiddetle gerçekleştirmek durumunda kalmak... Kaldı ki, kaliteli adam, biri kendisine küfür bile etse, önce şöyle bir durur, niye bana küfür etti acaba der, sonra "haa şundan dolayı, evet"... Sonra küfürü konuşur konuşacaksa. Özde mesafe almak isteyenin önceliği budur.

Ben yorumumda Ayşegül Genç'in şahsına ilişkin bir şey söylemezken, onun benim şahsımla ilişkili cevaplar sıralaması, kalkıp beni tanımlamaya filan çalışması, kahvede beraber maç izlediğim birkaç adamla beni aynı hizaya getiren laflar etmesi, hakarettir denebilir, bu zorlama bir tevil olmaz. Yazdığı cevapta yaptığı sıralama onun nelere öncelik verdiğini ortaya koyuyor.

Yazdıklarım için "çelişki" dediği kısımda ise, çok aceleci davranmış. Biliriz ki, Türkçe bir metinde, bir cümle öncesinde ve sonrasında gelen cümlelerle okunur, ve anlamlandırılır. Cümlelerin nerede özelleşip nerede genelleştiğini, Türkçe'de anlamak zor değildir. Orada yazılanın bir örnek olduğunu ve altındaki cümlelerle beraber okunması gerektiğini görmeliydiniz...

Ayşegül Genç, "faydasız yazı demişsiniz geçenlerde yazdığınız bloğun faydalarını ben mi göremedim. çelişki." diyor. Çamur at izi kalsın tarzı bir şey olmuş bu da. Yersiz olmuş. Ey Ayşegül Genç, bahsettiğiniz blogla ilgili bir derdiniz varsa, bir eleştiriniz varsa, onu lütfen o blogun altında yazınız, cevap veririz korkmayın, buyrun hodri meydan. Bu yazının altı onun yeri değil... Ne diyelim işte böyle şeyler...

Yazınıza yapılan eleştiriye, ama hiç mi güzel yanı yok, diye cevap vermeniz, sizin, hatalarınızı önemsemediğinizi, ya da hatalarınızın zorunuza gittiğini gösterebilir. Öncelik... Farklı farklı açılardan kötü bir yazı işte filan.

Oysa bazen hatalar, doğrulardan; hatalı eylemler doğru eylemlerden daha değerlidir, önemlidir. Hatasını bilen hatasını hisseden, ve doğrusunu bilen doğrusunu hisseden, o doğrusunu kuşatabilmiş demektir. Doğrusunun dışını da kavrayabilmiş, onun zaaflarını görmüş demektir. Artık açığı olmaz o kişinin. Eylemini kuşatmıştır. İnsanın olgunluğa doğru ilerleyişi hataları ve nefsiyle temasla birlikte olur. Büyük cihat nefse karşı verilen cihattır. Çünkü nefsinle temas hâlindesindir sürekli. Esas ilerleme o ince noktada, o kuşatmadadır. Kâmil insan olma yolculuğu da böyle bir yolculuktur.

-Ayşegül Genç, yine yukarıdaki gibi bir cevap verirse, ondan sonra onun hiçbir yazısına ne okuyucu ne de yorumcu olarak yaklaşmayacağım... Bunu umursamaması da umrumda olmaz.

Re: Re: cevap

benim sizin yorumunuza kızmam kadar sizin de benim yorumuma kızmanız doğal....

şimdi ben size yorumunuzda canımı sıkan yerleri anlatsam, beni yalnış anlamışsınız desem, cevap adındaki yorumunuzda kafama takılan hatta tırmalayan yerleri anlatsam açıklasam cevap yetiştirsem sonuç ne olacak sizce...... sizde benim yazdığım yoruma bir kulp bulacaksınız vs.... uzayıp gidecek... "tarih-tekerrür" ...

vs vs...

sinire ve asabiyete lüzum yoktur. aklı başında olan kızsada gücense de yapılan eleştirilerden kendine pay çıkarır nasılsa merak edilmesin.

ben sadece şu ":))" işareti koyunca espiri yaptığım bilinsin isterim....

kimseye yazılarımı okuyun yada okumayın diye bir şey söyleme lüksüne sahip değilim. ama "geçinmeye gönlüm yok ki adını sorayım" tarzında yaklaşan kişileri de ancak kendi vicdanlarına bırakabilirim.

"eddai"

yazı yazarken de yorum

yazı yazarken de yorum yaparken de üslubumuza dikkat etmeliyiz.

ayşe hanımın iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum.

yazıyı bende keyifle okudum. selamlar

"ben yalnızca şiir yazdım, ben yalnızcaydım"

Murat SÖZER: tıpkı

Murat SÖZER:
tıpkı kadınların dizi izlerken ki tavırları gibi. uzun uzun yazmaya vaktim ve isteğim yok.
ama "kırmızılar mı türk" e güldüm.

ben böyle şey gördüm!

'kafa mekanizması' kadın erkek ayrımından dem vurmak istediğinde, boyuna cinslerin ortak zevklerinden ve tavırlarından yola çıkarak "olmamaslar"ı dipsiz kuyulardan çıkarılır durur; neticede tekrar aynı kuyuya rücu edeceğini bilerek. kime göre ve neye göre "olmamasılar" olduğunu hesaba katmaksızın, kadere bir isyanmışçasına birbirini yermenin ötesine geçmez bu fikirler, artık biliriz.

mevzumuz nedir, "futbol"mu, "erkekler ah erkekler" mi, " ayrılmayan ikili; futbol ve erkek " mi, "bakın bizde bunlardan rahatsız oluyoruz, artık sesimizi duyun" mu? aslında nedir? neye vurgudur?

"futbol" derseniz, bi futbol eleştirisi böyle -basite indirgenerek ve üstünkörü- olmamalı; derim. konumuz "erkekler ah erkekler" derseniz, hiç bi eleştiri bu kadar eleştirilesi bi dille yazılmamalı, " derim. "ayrlmayan ikili; futbol ve erkek " ise konumuz, şimdilerde yüzbinleri aşan kadın fanatikleri hesaba katmaksızın konuyu erkekler üzerinden yürütmeniz işgüzar bir abanıştan öteye geçmez der, birinci ve ikincimaddeyi de bir kez de buraya eklerim. Yok derseniz ki konu aslında "bi rahatsızılığı dile getiriştir, birileri sesimizi duysundur derdim" derseniz, baş eti yiyen söylenmelerden ibaret bi yazıyla karşıkarşıyayız derim.tıpkı dizilerden fırlamış bi karakter gibi. tıpkı, "kadınlar erkeklere neleri söylerlerse adamlar canlarından bezer" taktikleri gibi bir yazı ortaya çıkmış derim. kısacası olmamış, olmamış, olmamış derim ve selam ederim.

ilahi seda hanımcım hiç

ilahi seda hanımcım hiç mi olur yanı yok:))

bende size katılıyorum hiç bir eleştirilesi bu kadar eleştirilesi bi dille yazılmamalı(sizin gibi de efendim)

ben sadece;
erkekler kendilerini bir bayan gözünden izlesinler istedim hatta gülsünler istedim(evet evet belki de komik bir yazı yazacaktım da beynimin ciddi köşeleri bastırdı, yok aslında komedi değildi ortada olan, evet evet resmen komedi bir durum, yok hayır hayır :))).

belki de çekilmiş bir resimdir bu. iyi ve kötü yanları içinde bir resim. parağrafın sonunda belirttiğim gibi kimi güler geçer(m.sözer), kimi itiraz eder(a.düz). kimi kadın izleyicilerden dem vurur(seda eren)

bir bey de dizi izleyen kadınların resmini yazsın. ama belki onu da ben yazarım. hiç dizi de seyretmediğim için :)))

not; futboldan anlamayan biriyimdir, benden futbolun zararlarını faydalarını anlatacak bir yazı beklemeyiniz. zaten yeterince yazan şahıs var onları okuyunuz. bkz. ümit beyin verdiği link :)) hatta oradaki mustafa armağan yazısı birebirdir.

"eddai"

yorumumun

yorumumun "futbolun kadın izleyicileri de var ! " cümlesine vurgu olduğu fikrine kapılmanız , yanılgı içinde olduğunuzu söylememi gerektirir en fazla. ya da yazdıklarımla okuduklarınız arasındaki anlamsal kaymaya dalalettir..

ille de kadın erkek ayrımı yapılacaksa, dizi-futbol hiç iyi bir ayırıcı değildir zannımca . Gündeme popüler cümlelerle yürümek kaygısı olsa gerek tüm bu ayrımlara gidişler.

ben isterim ki, maksat dahilinde yazılsın bir şeyler ve okuyanlar maksadın hasıl olmasında işe yarar "işçiler" olsunlar. güldürecekse güldürsün, öldürecekse öldürsün; gülenler biz olalım, ölenler biz olalım.. ama ille de maksadın etrafında olalım, var olalım, sağ olalım, bir olalım hepberaber.

maksadı aşan yazı-

mıdır?

yazar "nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" sözünü hatırlatmış ya da okuyanları bu söz etrafına yaklaştırmışsa, maksat hasıl olmuş demektir. malum son paragrafta yazıyı ne maksatla yazdığını belirtmiştir. yok illede maksat aşılmıştır denirse kendisi buruk bir hüzün ile köşesine çekilecek ve bir süre futbol izleyerek kendini cezalandıracaktır:))

takdir cemaatin.

"eddai"

ÜZÜLMEYİNN..

Bence bu yazı futbolu eleştirmek adına yazılmış bir yazıdan ziyade daha çok feminist bir gözle erkekleri eleştiren yazı olmuş.Futbolun insanlar üzerinde yaptığı eksi etkileri vardır muhakkak bunu kimsede inkar edecek değildir.Yazarın da verdiği bir takım örneklerde yok değildir ama geneli kapsar mı kapsamaz mı tartışılabilecek bir konudur.
Başta da dediğim gibi futbolun eksilerini ortaya koymak yerine erkeklerin eksilerini ortaya koymaya çalışan bir yazı gibi duruyor daha çok.Yani amaç başka sonuç başka.Eğer amaç futbolun eksilerini tespit edip ortaya koymak ise başarısız bir yazı olmuş bence.Yok eğer yazırın amacı futbolun üzerinden erkeklere yumruk atmaksa gayet başaralı olmuş diyebiliriz.
Yorumumdan dolayı ÜZÜLMEYİN.

tekerrür

tekerrür sadece tarihe ait değildir. insanlar da birbirini/söylemlerini tekerrür eder. birileri "içme şunu evladım" deyince, karşı taraf "ama içime çekmiyorum ki" diyecektir. bu düzen de böyle devam edip gidecektir.

ama arşiv yazıları cidden çok hoş;
http://www.cemaat.com/node/612
http://www.cemaat.com/node/612#comment-2672

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

leblebi koy tasa...

Futbola düşkünlük biraz da dizi izlerken ne yediğini bilmeyen kadınlardan da kaynaklıdır diye düşünüyorum. Eli göbeğin de bitmeyen entrikalarla aylarca gözlerini tv den ayırmayan kadınlar olduğu sürece erkeklerin futbol saplantısı da olacaktır. üstelik bunlardan uyandığı zaman temaşa oyunu olan fotbola bakışı dizi birikimiyle olacağı için formalardan takım seçme saflığı da yadırganacak bir şey değildir. kadınların dünyası istisnalarını düşünerek yazıyorum fantastik ve romantik olunca:)) Ayşegül hanımın yakınmaları da yerini buluyor.
kırmızı cep boy kitapcıklar okunsaydı daha hayırlı olur diye düşünmüş olsa gerek ki böyle bir yazı yazmış :)) tebrik etmek gerekir...

kırmızı kışkırtır

nedir bu cazibe anlamadım doğrusu... tarkan misali öksürseniz revaçtasınız ::))((:: hatta ;)) ve de =') bi de ^_^

kırmızı'nın kışkırtıcı cazibesi olsa gerek... ve de okur yazarların kitab dostluğu... e ikisini bir arada kullanınca da böyle reytingleri toplarsınız... malum kırmızı kitablara karşı bu ülke insanının zaafiyeti vardır velev ki cumhurbaşkanı/başbakan dahi olsa... şöyle bir sallanırsa kırmızı kitablar sonrasında basına sulugözlü açıklama yapılır; "ama ben çok centilmenimdir fakat o bana kırmızı kitab fırlattı..." kırmızı kitab ve centilmenlik... bu ülkenin erkeklerinin vazgeçemediklerindendir... e bi de futbol! laf söylenirse alayına kadar gider ne centilmenlik ne de kırmızı kitabın kudsiyeti kalır...

insanı embesilleştiren tüm serilere karşıyım bunu da belirtmeden geçemicem... hatta cin ali serisine bile((::::)) filan yani! ama en çok erkeklerin embesilleşmesine karşıyım. çünkü dünyada nerdeyse tüm kral, başkan, başbakan, bakan...vs. gibi kallavi koltuklara sahip olan erkekler değil mi? o yüzden önce onlara çimdik atmak gerekir ki ev halkını sabah namazına kaldırsın^-^ ve de :>

velhasılı bu yazı da olmamış Ayşegül Genç... nice olmayan yazıya verilen tepki gibi bu yazı da gerekli tepkiyi almıştır. alınmaca, darılmaca, gücenmece, kırılmaca ve de küsmece yok... ne de olsa sizin dizileriniz var erkeklerin futbolu! bir şey söylemeye hakkınız kalmıyor zaten. aynı zamanda çok ısrar eder, iyi dans eder ve acaib centilmenizdir. bunu da gözardı etmeyiniz...

cık... olmamış((::)) ve <; ve de %) bi de :ı>

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Nasılsa izlenecek bu can sıkmaya ne gerek!

Ve penaltıı gollllllllllllllllllllllll

Yorumlar erkekler ve kadınlara dönmüş bir halde...
Erkeklerden futbol'un F'sini bilmeyenlerde vardır.Misalün misalaaani Eşim:)
Kadınlardan dizinin D'sini bilmeyenlerde vardır.Eh misalün misalaaani ben:)
Ama ben futboldan biraz çakıyorum:):) Kırmızılar türkmi sorusunu eşime değilde futbol fanatiği olan kayınpederime sorduğum çok olmuştur:):) ee misafir bizde el pençe karşılanır.Babalarımıza boynumuz kıldan incedir.İşte bu Kırmızlar türkmi ?sorusu varya bizim bir çok ortak yanımızı çıkartmıştır kayınpederimle:) Ve futbol tarihini ve biyografisini öğrenmişiz vesselam :):)

Hiç bir şey ve slogansız!

ilahi ümit bey siz çok

ilahi ümit bey siz çok yaşayın.

ironi ile yazdığınız yorum çok hoştu, çok güldüm. hatta "olmamış yazılar" yazmaya devam edesim geldi:)))

*okan bey; cevabı ümit bey vermiş zaten, ben de size ne diyeyim ne diyeyim bari esenlikler dileyeyim:))

"eddai"

Futbol Erkek Dizi

Erkekler Kadinlardan mükemmel, yok Kadinlar Erkeklerden mükemmel, bu gibi, buna benzer, buna yakin, tartismalar oluyor ise hala, "bu zamanda",ben bu zamana acirim.Evet Futbol erkeklere yakisir bir hobbydir,izleyen ve futbol oynayan kadınlar da var, lakin erkeklere yönelik daha az orandadir, tipki dizi izleyen erkekler gibi. Kadinlar dizi izlerken kendilerine binevi psikolojik zarar verirler, (tabiki konu suan kadin ve dizi degil) erkekler ise futbol izlemeyi evde tercih etmez,neden? cünki tavrini heyecanini kime gösterecek? evdeki hanimi zaten hic bir seyden cakmiyor nasil olsa.. Aslinda cakmadigi cok güzel, zira azar isite bilir dayak yiyebilir hatta öle bilir.. Sadece ve sadece karsisinda ki insanlara bulunmus oldugu ortam da "fotbol clubu mesela" burdaki insanlara fotbola karsi oldugu sevdasini göstermesidir (ne sevda) bu sevda ise küfür etmekle, sesini yükseltmekle, fotbol adina kendince anlamli sözler sarf etmekle,yeri gelirse adam dahi öldürmekle,sevdasini göstermeye calismasi! Futbol izlemeyin demiyoruz(m)kesinlikle, lakin lütfen bunun ölcüsü bilinsin, insanlar bile bile kendilerini bazi konumlarda aldatirlar, bu aldatmalarina kendileri dahi sonra inanirlar.. Carsiya yukari ciktim yalan söyledim, indim bende inanadim misali.. Mesela yalniz futbol izlediklerin de acep yine heyecanlanacaklarmi? yahut sinirlendiklerin de kendilerini mi vuracaklar:) .. napalim bazen komik olaylar oluyor is de... örnegin bir dizi üzerine tartisan bayanlar gibi.. Kenan imizaroglu yakisikli yok Polat alemdar yakisikli, olmadi bu dizi izlenirmi, yok sanki senin izledigin dizi daha güzel gibi...velhasil fotbol ile diziyi ayni kefeye koyduk, peki öyle olsun, ben aradaki fark sudur diyorum. Diziler insanlarin psikolojisini, (özellikle bayanlarin) etkiliyorsa da, Erkeklerin futbol sevdasi Kadinlarin dizi sevdasindan oldukca daha yüksek derecede zararli. Çok kisa yazacagim ve kapatacagim.. 1.evde izlemeyenler disarda oldukca cesitli zararlar verirler( bunlari belirtmistik) 2.evde futbol izleyenler, gözlerini tv ekranindan alamazlar yerinden kalkmazlar. Sürekli emir ederler hanimina ve cocuklarina, heyecandan (göya heyecandan) habire yer durur, yemeginden meyvasindan cayindan v.s...bu club,kafede yahut baska yerde izliyemiyen adam,evde izlemeye mecbur kaliyor, fakat hic bir noktasini kacirmaksizin... Ertesi gün arkadaslari ile bulusunca paylasmasi icin:).. (gördün mü nasil oynadi bizimkiler) yok sizin kiler ne yapti hee... velhasili kelam sizinkiler ile bizimkiler ile oyalama devam ediyor.... Dünyanin kahrini böyle cekmek varmis....

"falsolu kullarınız"

sanırım bu şiir için bi kaç dil bilmek gerekiyor ama olsun ben çok seviyorum bu şiiri. futbolu sevmiyor olsam da:)) yoksa içimde bastırılmış bir futbol sevgisi mi var, bastırılmış bir şiir sevgisi gibi:)))

DEPLASMANDA PLASEBO

Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino
yardımın gerekiyor Kadıköy'deyim stop.

Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
Alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
"Deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.

(Murat Menteş/Kökler-2)

şiir bloklarının altına da alınabilir sanırım bu şiir; şiir de farklı olmak, farklı bir tarz yakalamak konusunda örnek teşkil edebilir belki....

"eddai"

Futbool İzlemek

Ben önceden abim fotbool hastası olduğu için onunla beraber izlerdim.Fotbool izlemeye başladığınız zaman ister istemez kendinizi kaptırıyosunuz heyecan,coşku,üzüntü sevinci,sinir bozukluğu hepsini aynı anda yaşayabiliyorsunuz.Ben bile izlerken hadi vur, bu gol de kaçar mı ya.Gol olduğu zaman gol diye bağırıp ayağa zıplıyosun.Fotboolcuya hatalı vuruşlarından dolayı kızıyosun.Hatta okulda kız arkadaşımla yorum falan yapardık.TRT 1 de NBI Basketbool maçlarını verirdi macıel jorden,madık jansen yazılışlarını doğrumu yazdım bilmiyorum ama kısacası spor izlemeye başladığınız zaman kendinizi kaptırıyorsunuz tutku boyutunu ayarlayabilirseniz bence futbool izlemekte bir sakınca yok.

Saygılar...

ayar

Futbol izlemek de ayıp değil.
Dizi seyretmek de.
Bütün iş ayarı iyi tutturmak da.
Yani iradede....

Selam ve dua ile....

A.Demirel'e

Aysenur Demirel size katiliyorum, 1. yorumum da belirttigim gibi, ölcü bilinmeli bu sadece Futbol ile sinirli degildir, dizi dedik sadece dizi ilede sinirli degildir, örnegin gününü yemek icmek ile "mesgul" eden insanlar var. Dikkat ediniz" mesgul "eden dedim, mesgul etmek günün degerli vakitlerini cesitli yemek yapmakla ve zahmetli menüler hazirlamakla mesgul insanlar. Artik gün bitmistir, o günün planina baktigin da, tüm gününü yemek yapmak ve yemek icmekle mesgul oldugunu göreceksin. Kiymetli vakitleri degerlendirmek ise kendi ölcümüze, irademize birakilmistir. Futbol Dizi diyoruz Aysenur Demirelin de belirttigi gibi Futbol Dizi izlemek ayip degil, lakin bunun ölcüsü bilinmeli ve sevdigimiz ne varsa, hayatimizi negatif yönde etkilememeli, etkilememesi icin ayarini dozunu cok iyi bilmemiz gerekir, umarim ki saglikli bir ölcüye sahip oluruz, irademizi gerektigi gibi sabit tutar, hayata dair yasamanin manasini, anlamli yasar ve yasatiriz... Hoscakaliniz