renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Tevhidi Anlamak

"Kelime-i Tevhid" yani "La ilahe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)".

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem(a.s.)'den, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)'e kadar tüm peygamberlerin insanları inanmaya davet ettikleri hakikattir "Tevhid". Hz. Adem (a.s.)'den sonra gelen bütün peygamberler bu 'Tevhid' hakikatini insanlara hatırlatmak üzere gönderilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de:

"Andolsun ki her ümmete 'Allah'a kulluk edin, tağutlardan kaçının'diye peygamberler göndermişizdir." (Nahl, 36) buyuruluyor.

Tevhid'in ifadesi olan "La ilahe illallah"ı inceleyecek olursak, "La" sözünün "İllallah'tan önce geldiğini görürüz. Bu kıyamete kadar böyle sürecek olan bir hakikattir. Kul, önce bir "red"le "hayır"la başlayacak, yani önce kalbini tüm sahte ilahlardan, putlardan temizleyecek, sonra "illallah" gelecek, "yalnızca bir olan Allah vardır" diyecek. Çünkü kalbin takvaya erebilmesi için önce fücurdan temizlenmesi gerek. Nasıl ki, içinde pislik bulunan bir bardağın üzerine temiz su ilave edilemezse, yani temiz su ilave etmekle temizlenmiş olmazsa, şirkin üzerine de "Tevhih" bina edilemez. Önce kalbin şirkten temizlenmesi gerek. Allah (c.c.)'tan başka her şeyin kalpten atılması ve orada yalnızca Allah (c.c.)'ın hüküm sürmesini sağlamak gerek!...

Kelime olarak "bir"leştirme anlamına gelen "Tevhid", Allah (c.c.)'ı hayatın her alanında "bir" kabul etmektir. Tabi bu "bir" Allah (c.c.)'ı sadece sayı olarak "bir" kabul etmek değildir, bununla birlikte bir çok gizli hakikati -hayatın tamamını- içinde barındıran bir kelimedir "Tevhid".

Günümüzde Allah (c.c.)'ı sadece yaratıcı ve sayı olarak "bir" kabul etmek gibi çok kısır, gerçek anlamının yalnızca çok cüz'i bir bölümünü ifade eden bir anlam yüklenmiştir "Tevhid"e. Oysa "Tevhid" insanın, hayatının her alanında, birey olarak veya toplum içinde tek hüküm koyucunun, tek iktidar sahibinin Allah (c.c.) olduğunu kabul etmesidir. Yani insanın yerken, içerken, otururken, kalkarken, konuşurken, giyinirken bütün bir gün, dolayısıyla bütün bir ömür tüm fiillerini işlerken Allah(c.c.)'ın ne dediğinin, ne istediğinin kul için önemli olması ve uygulanmasıdır "Tevhid". İşte Mekke müşriklerinin Allah (c.c.)'ı bildikleri halde kabul etmedikleri hakikat buydu. Çünkü onlar, "La ilahe illallah"taki gerçek manayı, Peygamber (s.a.v.) tebliğe başladığı ilk andan itibaren kavramışlar ve bilinçli bir şekilde reddetmişlerdi. Onlar Allah (c.c.)'ı tanıyorlardı. Ankebut suresi 61. ayet-i kerimede:

"Eğer onlara: 'Gökleri ve yeri yaratan kimdir? Güneş ve ayı musahhar kılan kimdir?' diye sorsan 'Allah'tır' derler. O halde nasıl döndürülüyorlar?" buyuruluyor. Ki, ilk nail olan ayet-i kerimelere bakılırsa, ayetlerde Allah (c.c.)'ın varlığının ispatlanması gibi bir gayretin olmadığı görülür. Peygamber (s.a.v.)'in ilk andan itibaren onları davet ettiği şey "La ilahe illallah"tır. Yani Allah'ın var olduğu değil, Allah'tan başka ilah olmadığıdır. Tabi bu, Mekke müşriklerinin çıkarlarına ters geliyordu. Bu husus , sadece Mekke müşrikleriyle alakalı değil elbet. Bu bizi ve bizden sonra kıyamete kadar gelecek bütün insanları içine alan bir husus.

İslamın temelinin kavranabilmesi için ilk önce "Tevhid"in öğrenilmesi gerek. Tabi bu öğrenme yaşamayı da beraberinde getirdiği zaman bir anlam ifade eder. Çünkü "Tevhid"i bilmesine rağmen hayatına geçirememiş bir müslümanın davasında istikrarlı bir şekilde devam etmesi çok güçdür. Günümüzün en büyük problemi de bence budur.

Tevhid'in bir gereği olarak, insanların yaratılış nedeni olan imtihan ortaya çıkar. Allah (c.c.) kullarının Tevhid'ini yani bu sözü söylerkenki samimiyetini imtihan eder. Sözünde durup durmayacağını test eder. Kulun başına gelen her şeyin Allah (c.c.)'tan olduğunu bilip, buna razı olmasını ister. Yani teslimiyet ister Allah. Ve bize peygamberi İbrahim (a.s.)'ı gösterir:

"Rabbi ona 'teslim ol' dediğinde, İbrahim 'alemlerin Rabbine teslim oldum' dedi." (Bakara, 131)

İbrahim (a.s.) gibi teslim olmamızı ister Rabbimiz. Onun için kimi zaman sıkıntı ve üzüntülerle imtihan eder, kimi zaman da refah içinde bir hayatla. Birinde sabır ister, diğerinde şükür. Her ikisi de kendi alanında zordur muhakkak. Ancak dünyanın düzeni, yaratılışın gayesi bu: "İmtihan". Yani "sünnetullah" bu. Eğer böyle olmasaydı hayatta meydana gelen hadiseleri anlamak insanlar için çok güç olurdu.

"İnsanlar sadece 'iman ettik' demekle bırakılıvereceklerini ve imtihana çekilmeyeceklerini mi zannederler? Doğrusu biz onlardan evvelkilerini de imtihan ettik. Allah sadık olanları da yalancı olanları da bilir." (Ankebut, 2)

İşte hayat, bu sadık olanlarla yalancıların belirlenme alanıdır. Ve bu belirleme verilen imtihanlarla gerçekleşir.

Baştan sona bir imtihan olan bu hayatta, "Tevhid"i gerçek manasıyla anlayıp yaşayan ve bu imtihanda muvaffak olan kullardan olmamız dileğiyle...

Dönüş ancak O'nadır.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Ah şu Krallar!

"Krallar buna çok kızacak" demişti o zaman biri, muvahhid olmak için gereken şartın "La ilahe illallah" demek olduğunu duyduğunda. Hala öyle.

Yine Krallar çok kızıyıor bu kelimeye.. Kralcılar da! Kim onlar? Her kisvenin altında varlar.

Bunları düşününce, bizden iman etmemiz istenen, Rasulüllah'dan as rivayetle cennetin anahtarı olduğu ifade edilenin; manası ve açılımı itibariyle hiç de basit bir cümle olmadığını fark ediyor insan.

Bu konu gündeme geldiğinde, meşhur alim Münib bin Münebbih'in (rh.a) sözü de aklıma gelir. Der ki; "La ilahe illallah" cennetin anahtarıdır lakin bu anahtarın dişleri vardır. O dişlerden biri kırılırsa kapı/kilit açılmaz.

selam ve dua ile..

Tevhidin mertebeleri

Arkadaşım, yazın için teşekkür ederim.
Tevhidin çok mertebeleri, manaları , açılım ve projeksiyonları olduğu da malum. Bu meyanda Allah c.c lafzının ihtiva ettiği sıfatlara göre bakarsak mesela:
Şifa veren, merhamet eden, emniyeti tesis eden, cevap veren, korkulması gereken, sayılması gereken, şaşırtan, doğrultan, hor kılan, güçlü kılan, hep O ve sadece O'dur c.c. gibi manaları muhtevidir.
Mazharların , tecelligahların kabiliyetlerine görede muhteliftir.
Nasıl ki insan bedeni de hücre, doku,organ, sistem, duygular, ihtiraslar, emeller, ruh ve beden,millet, vatan, ümmet, psikososyoekonomik mertebelerinin herbirinde de bir ve birlik içinde olduğu veya olması calib - i dikkat se , bu birlikler tevhide bakıp ondan medet umduğu gibi tatbikatta canlı Kur'an olan Hz. Ahmedi Mahmud s.a.s herşey de olduğu üzre tevhidde de örnektir.
Zaten Kelimei şehadetin ilk kefesi tevhidse diğeri "Muhammedurrasulullah"tır. Vesselam.

Tevhid ve diğer terimler

Bu güzel blogu okuduğumda aklıma Mevdudi'nin ''Dört Terim '' isimli kitabı geldi aklıma..Orada da Din,Tevhid,Rab,İlah gibi kavramları incelenmiş.Kelimenin çıkışı ilk anlamı,yan anlamları ve şimdiki algılanan hali ile başlanmıştı analize ve devam ediyordu..Reyhan'ın bu blogu üzerine ilgililere tavsiye edilir mezkur kitap.
Uzun bir süredir dini içerikli çok blog geldi geçti ama ben bunu tuttum zira çok önemli bir konuya temas edilmiş ama kısa olmuş..Bol örnekli (su-bardak gibi) daha uzun (çok uzun değil ama) olursa bu yazılar tutar...Kalemine kuvvet,yüreğine şifa,eline sağlık demiyorum...Çünkü bu kibire kapı açar...Çalışırsan daha iyileri olur vesselam...

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...(imza)