renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

toplum

Bazıları Daha Eşittir

İngiliz yazar George Orwell, 1984 isimli romanında insanların yönetilmeye olan ihtiyaçlarından ve bunun yöneticiler tarafından kullanılmasından bahseder. Sürekli devam eden bir savaş ve ülkedeki huzuru tehdit eden düşmanlar vardır. İnsanlar, parti üyeleri ve diğerleri olarak iki kısma ayrılırlar. Parti üyeleri ayrıcalıklıdır. Onlar için özel yaşam alanları vardır ve bu bölgelerin dışına çıkmaları hoş karşılanmaz. Aslında hepimizin bildiği fakat artık bağışıklık kazandığımız için önemsemediğimiz bir gerçeği ayan beyan ortaya koyar;

Rüya Analizi Üzerine

Salvador Dali

Zamanın ve mekanın ötesinde, mantığımızı allak bullak eden, bizleri çoğu kez şaşırtan ve korkutan, bazı kereler de bizleri masallar diyarına götüren, aslında bilinmeyen bir karadeliğe benzeyen esrarengiz bir dünyadır rüyalar.

Yüzyıllardır insanlar niye rüya gördüklerini incelemişler lakin rüyaların herkes tarafından kabul edilebilecek bir tanımını ya da nedenini bulamamışlardır.

Yollar Arasın Seni, Deniz Baksın Yüzüne...

Rasim Özdenören

Bizimle aynı mahallede, belki aynı sokakta ya iki duvar ötemizdeki mesela 18 numaralı müstakil evde yada oturduğumuz apartmanda bir iki kat aşağıda ya da yukarıdaki kimi doğalgaz tesisatı döşenmiş kimi döşenmemiş sözgelimi 3 yada 7 numaralı dairelerden birinde oturan, yani çokça bize benzeyen ama bir biçimde de dolaplarını, vitrinlerini bizim süslediğimiz şeylerden başka şeylerle süsleyen,

Endüstriyel Sözlük

İnsan : Nisyan kelimesinden türemiş olduğuna inanılan çok katmanlı profesyonel unutkanlık mekanizması. Unutkanlığıyla malül pıhtılı toprak parçası. İyinin ve kötünün sınırları içinde sürekli bir gerilim cereyanına kapılmış müstehzi zorba. İki yakınlaştırıcı paletle ayakta durabilme maharetini en iyi sergileyebilen homo homoni lupus. Sınıfsal olarak diğer yaratıkların üzerinde bir imtiyaza sahip olmasına rağmen bulduğu her şeyi yememekte ihtimam gösteren ve fakat bulduğu her şeye karşı zapt edilmez bir tapınma eylemine kalkışan canlı türü. Ortaya sermiş olduğu bütün sanatsal, kültürel ve sosyo ekonomik faaliyetlerinin tamamında unutkanlığının sindirilememiş gayreti gizlidir. Teknik hata.

Mağdurun Adı Holdingzede!

Holdingzedeler yavaş yavaş paralarını almaya başladılar ya da almayı düşündükleri için yüzleri gülüyor. Zamanında sağdan soldan bütün basın, mazlumun kimliği sorulmaz ilkesince dertlerini dillendirmişler ve o dönem, ekonomik krizlerin içinde uzunca bir zaman da ülkenin gündemini meşgul etmişlerdi. Bu mağdurlardan bir kaçını ben de biliyorum. Paralarını verdikleri holdinglerin patron ve müdürlerine şimdi bile köpürüyorlar.

Bu “zedeler” üzerine acizane ben de bir şeyler söylemek istiyorum.

Bu şirketlere paralarını verirlerken dindar olmalarına, içlerinde Allah korkusu bulunduğuna inanarak vermişlerdi ki, sonrasında işler düşündükleri gibi gitmedi.

Nepal; Fotoğrafın Ta Kendisi

Nepal

Katmandu Havaalanı garip bir yer. Şehrin/ülkenin kendine has kokusuna alışmaya çalışıyorsunuz evvela. İstanbul’un hızından sonra, Doha’da yavaşlayan hayatın seyrinin burada iyiden iyiye irtifa kaybettiğini düşünüyorsunuz önce. Hiç kimsenin acelesi yok, pasaport kontrol görevlisi bir yandan birkaç gün evveline ait gazetesini karıştırırken aheste aheste basıyor pasaportunuza kaşesini. Vize için ödemeniz gereken 30 dolar için bozuk para arayan görevli kadının hiç de acelesi yok. Usulen doldurulmuş formlar dostlar alışverişte görsün babından bir o yana bir bu yana evirilip çevriliyor, sanki sakız çıkartma kâğıtlarından üretilmiş vize kâğıdı pasaportumuza alelade yapıştırılıyor.

Siyasî Liberalizm ve Türkiye

Türkiye'de siyasî liberalizm'in öyküsü, çok uzun bir öyküdür. Bu öykünün kahramanları da sanıldığı gibi çok fazla değildir. Üstelik böyle bir öykü gerçekte çok fazla kimsenin dikkatini çekmemiş, böyle bir hedefin gerekliliği üzerine de analitik anlamda kafa yorulmamıştır. Cumhuriyet öncesinde basit anlamda "çağrışım" değerli bazı çabalarda -mesela Tanzimat Fermanı'yla gayr-i müslim unsurlara ayrıcalık tanınmasında- dahi siyâsî liberalizmin esâmesi bile okunmaz. Cumhuriyet sonrasında yaşananlardan göze batanlar ise; Menderes döneminden az önce vatandaşlara tanınan bazı haklar, Menderes döneminde olabildiği kadar homojenize edilmiş, ekonomik liberalizm ve siyasi liberalizmi çağrıştıran bazı fırsatlardır.

Sigara ve İkinci Kadın

Aşağı yukarı 8 ya da 9 yıl önceydi, şoförler derneğinden yazılı bir evrak almam gerekiyordu. Yazılı evrakı hazırlayıp bana verecek olan yaşlı bir amcaydı. Evrakı bana hazırlarken sigara uzattım kendisine, almadı; iki gün sonra 8 yıl olacak bırakalı dedi ve ikramımı geri çevirdi. “Amca sen hala bırakmamışsın” dedim. Sigaraya olan alışkanlığının içmediği halde bu kadar sene sürmesini ve ondan uzaklaştığı günleri saymasına şaşırmıştım.

Aradan 7 yıl kadar bir zaman geçti şoförler derneğinin altındaki sigortacıdan arabanın sigortasını yaptıracam. Yıllar önce karşılaştığım amcayı yine gördüm. İnsanların simasını unutmamak gibi bir özelliğim var. İlkokul arkadaşlarımı şimdi bile görsem hatırlarım.

Pierre Loti Nâm Mekânı Tartışalım mı ya da Ölmüşlerin Ruhuna Bir Bardak Çay ve Kaşarlı Tost

Pierre Lotti

Modern hatta post-modern hayatın gereklerinden olan geçirilen vaktin ancak absürd mekânlarda anlam kazanmaya başlamasıyla birlikte kapitalist dünya da modern! insanlara bu tarz mekânlar sunmaya başladı. Daha önce burun kıvrılan semtler popüler dünyada nam salmasıyla birlikte en çok gezilen yerlerden oldu.

Bu kriterlere uyan semtler arasında en çok rağbet göreni belki de Pierre Loti’dir. Tevatür oldur ki 1850-1923 yılları arasında yaşayan ve asıl ismi Louis Marie Julien Viaud olan Pierre Loti nam zat-ı muhterem! ve dahi İstanbul aşığı! deniz subayı bir Fransız romantiğinin –kimilerine göre bir ajan- mıktar-ı kâfi ikâmet eylediği ve insanlığa muhteşem eserler! telif ettiği bu müstesna mekân konumu itibariyle de dikkat çekicidir.

Almanya'daki Türkiye

İkinci Dünya Savaşından büyük bir tahribatla çıkan Almanya, yeniden yapılanma için yoğun bir mücadele verdi. 1960’larda sanayi hamlesinde gerekli işçi potansiyelini karşılamakta çektiği sıkıntıyı, dış ülkelerden göçmen işçi getirerek aşmayı başardı.

1961’de Türkiye ile imzalanan anlaşmayla Türk kökenli göçmenlerin bu ülkeye olan katkısı tartışılmaz seviyededir. Türkleri o dönemlerde garlarda coşkulu törenlerle karşıladılar. Gurbetteki Türk vatandaşları dil, toplum, kültür bakımından kendi ülkelerindekinden tamamen farklı olan bu ülkede her türlü ağır ve sağlıksız işlerde çalıştırıldı.

İçeriği paylaş