renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Toprakları İşgal Altında Olan Bir Milletin Lideri Konuşuyor !

www.almalaf.netAmerikalılar sömürgeci işgalden bağımsızlıklarını kazanmalarının yıldönümünü kutlayıp demokrasinin keyfini sürerken, biz Filistinliler bir kez daha kendi işgalcilerimiz tarafından kuşatıldık.

İşgalci, altyapımızı imha etti, yönetime saldırdı. Hükümet bürolarımız ateşe tutuldu, vekillerimiz hapse atıldı ve yargılanmakla tehdit edildi.

Mevcut Gazze işgali, bu yılki adil seçimlerin sonuçlarına zarar verme çabasının son örneği. Bu, ABD ve İsrail'in başını çektiği beş aylık ekonomik ve diplomatik savaş kampanyasının doruğa çıkması. Amaç, ortalama bir Filistinliyi artan güçlükler karşısında verdiği oyu 'gözden geçirmeye' zorlamaktı. İsrail'in aşırı saldırganlığı ve toplu cezalandırması, bu stratejinin sonucu. 'Kaçırılan' asker Gilad Şalit ise aylar önce planlanan bir işi uygulamaya bahane.

Hükümetimizi devirmenin ötesinde, İsrail aramızda bir liderlik savaşı olduğunu iddia ederek Filistinlileri birbirine düşürmeye çalışıyor. Filistin liderliğinin farklı fikirleri olabilir ama karşılıklı güven noktasında birleşiriz. Dahası, Gazze işgali ve liderlerimizin kaçırılması, hükümet, el Fetih ve diğer fraksiyonlar arasında varılan anlaşmaların altını oymayı amaçlıyor. Fakat, toplu cezalandırma birlikte çalışmaya yönelik ortak kararlılığımızı güçlendiriyor.

Amerikalılar ne düşünüyor?

Maddi yardımlar ve uluslararası çabalar, F-16'lar ve ABD yapımı füzeler tarafından yine yerle bir edildi. Yıkıntıları teftiş ederken, Amerikalıların zihninde ne olduğunu düşündüm. Kuşku yok ki, rehin askeri düşünüyorlar. Amerikalılar, İsrail'in 'teröristlerle mücadele ettiğini'ne inanıyor. Ama, nükleer İsrail dünyadaki en büyük 13. orduya sahip.
Bu ordu New Jersey büyüklüğünde bir toprağa hükmediyor ve 'düşmanlarının' konvansiyonel silahlı gücü yok. Bu durumda, ABD'nin tarafında olduğunu söylediği mazlum hangisi?

Amerikalıların tarihsel gerçekleri göz önüne alan bir yaklaşım sergileyeceğini umuyorum. Böyle yaklaşırlarsa da, İsrail gibi 'meşru' bir devletin on yıllardır tabi durumdaki göçmen nüfusuna karşı bir tek hedefine ulaşmaksızın niye savaş yürüttüğünü sorgulayacaklarını düşünüyorum. İsrail'in tek taraflı adımları barışa kapı açmayacak. Gazze'den geçici olarak çekilmek ve Batı Şeria'ya dikilen duvar, ihtilafın gerçek nedenlerine hitap etmeyen sembolik adımlar. İsrail'in Filistinlilerin üzerindeki mutlak kontrolü ortada. İsrail'in yayılma, askeri kontrol ve suikast politikası, egemenlik veya iki taraflılığa dair her kavramı yerle bir ediyor. Topraklarımızdan geçen duvarın bir arada yaşamayı amaçladığı söylenemez.

Barış şansı hâlâ var ama...

Fakat çare var. Önceliklerimiz, Filistinlilerin haklarının, mültecilere dair 1948 tarihli BM kararının ve 1967'de işgal edilen topraklarının geri verilmesinin kabulü, İsrail saldırılarının ve yayılmasının sona erdirilmesi. ABD medyasının yaydığı bilgilere rağmen, ihtilaf sadece Gazze ve Batı Şeria'dan ibaret değil. Bu, ancak Filistin'in haklarının tüm boyutları ele alındığında çözülebilecek bir ihtilaf. Bu da, Batı Şeria ve Gazze'de bir devlet, Arap Doğu Kudüs'ün başkent olması ve 1948'deki mülteciler meselesinin uluslararası hukuk temelinde çözülmesi demek. Yayılmacı olmayan, hukuka bağlı bir İsrail'le müzakereler, ancak bundan sonra ilerleyebilir.

Amerikalılar, 50 yıldır İsrail'in savaş kapasitesi için ödediği 160 milyar dolardan sonra bu çılgınlıktan bıktı. Bazı Amerikalılar akan kan ve paranın, ABD politikaları tarihsel gerçek ve adalet temeline oturtulmadıkça Filistin için vahim sonuçlar yaratmaktan başka işe yaramadığını sorguluyor olmalı.

Biz lütuf ve yardımlarla yaşamak istemiyoruz. Demokratik haklar, ekonomik egemenlik ve adalet istiyoruz. Arap dünyasındaki en adil seçimi yapmamızın yankı bulacağını sanmıştık. Ama hükümetimiz aleni sabotaja maruz bırakıldı. Bu saldırganlık, dünyanın en büyük cezaevinde yaşayan 3,9 milyon sivile karşı sürüyor. ABD'nin bu savaş suçları karşısındaki kayıtsızlığı bir cümlede saklı: "İsrail'in kendini savunma hakkı var." İsrail sivilleri ailecek öldürürken kendini mi savunuyordu?

Mesajımız şu: İsrail, Filistinlilerin barış ve birlik içinde yaşamasına izin vermezse, İsrailliler de bu haklardan yararlanamayacak. Kendimizi işgalciye ve saldırganlığa karşı savunma hakkımız, Cenevre Sözleşmesi'nde belirtildiği gibi bir hukuk meselesi. İsrail adil biçimde müzakere etmeye ve 1948'in temel meselelerini çözmeye hazırsa, kalıcı barış da mümkün. Düşmanlığın giderilmesi temelinde Kutsal Topraklar'ın bölgenin Semitik halkı için istikrarlı bir güç merkezi olması fırsatı hâlâ var.

(Filistin Başbakanı İSMAİL HANİYE, 11 Temmuz 2006)

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Editörün Notu

Yukarıda yer alan yazı www.islamdunyasi.com isimli internet sitesinden alınmıştır. İçerisinde bulunduğumuz şu günlerde, alıntı da olsa, cemaat okurlarıyla paylaşmak maksadıyla bu konuşma metnini cemaat.com editoryasının onayına sunan Ayşenur Bulut ile aynı hassasiyetlerden hareket ederek metni cemaat.com okurlarına takdim ediyoruz.

Selam ve dua ile...

Alıntı referansı

Sevgili Yusuf, haberin referansında sanırım bir sorun var. Zira radikal gazetesi de aynı haberi "İsrail tek taraflılığı bırakırsa birlikte yaşamamız mümkün" başlığı ile yayımladı ancak orada kaynak olarak "The Washington Post" görünüyor. Ben de bir şerh düşeyim dedim.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

parantez

Bize ait olmayan yazıların kaynağını belirtmek elbette ki ahlaki bir kaygıdan ileri gelir. İsmail Haniye'nin bu yazısını sair sitelerde de gördüm, asıl ve birinci kaynak neresi tam bilemesem de önceliği toprakları işgal altında olan bir milletin konuşan liderinin neler söylediğine vermek daha elzemdir diye düşünüyorum. Yazı içeriği bakımından çok etkileyici idi cemaat.com okurları ile paylaştığınız için ben de şükranım. Saygılarımla...