renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Türkiye Müslümanlarının “cemaat.com”u

Cemaat, son dönemlerde tartışmalara, küskünlüklere, öfkelere ve bu arada özgün üretimlere sahne olmaya devam ediyor. Bu aşamada bazı hususların tekrar dile getirilmesi ve doğru anlaşılabilmesi için iyi etüd edilmesi gerekiyor zannımca. Bu sitenin editöryal çalışmasına katkı sağlayanlardan biri olarak böyle bir zorunluluk hissediyorum. Bunun için bazı konuları dikkatinize sunmak isterim.

1.Bugün Türkiyeli Müslümanların internet üzerinden kendisini ifade edebildiği en önemli oluşumlardan birisi “cemaat” tir. Zira ciddiye alınması zaruri bir kitle tarafından takip edilmekte ve katkı sağlanmaktadır. Bugünün Türkiyesi’nde müslümanca duyuş ve düşünüş kalıplarını araştıran / merak eden herkesin başvuru kaynakları arasındadır. Bir medya / iletişim kolu olarak internet üzerinde, ciddiyetini ve sürekliliğini muhafaza edebilen ender fikir / düşünüş sitelerinden birisidir. Biz de bu ciddiyeti / sürekliliği sürdürmek ve niteliğini arttırabilmek için çaba sarfediyoruz arkadaşlarla birlikte. Bunun için şiirlere editör notu düşülüyor, imkan ölçeğinde gerçek kimliklerle muhatap olunmaya çalışılıyor, yazılar editöryal işlemden geçiriliyor ve konu eksenli buluşmalar tertip ediliyor.

2.Cemaat bir gruba, hizbe, partiye, hocaya, dergaha, vakfa vs intisablı değildir. Ve fakat cemaatte bütün bu yapılardan ve düşünüş / inanış biçimlerinden insanlar vardır. Bu özelliğiyle Türkiye Müslümanlarının / halkının genel eğilimlerini yansıtır. Elbette tartışıyoruz, elbette hoşlanmadığımız fikirler dile getirildiğinde kıyasıya eleştiriyoruz. Ben bu aşamada eleştiri ahlakından yoksun insanlarla da muhatap olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Kıyasıya eleştirmekle, merhametsiz / ahlaksız eleştirme arasında bir fark var ve bu da usul bilgisiyle ilgili bir şey. Kendi doğruluğunu başkasının yanlışları üzerinden kotarmak fikri süreç bağlamında ucuz ve acizce bir yöntemdir. Kendini başkalarının üzerinden temize çekmeye çalışmak sıradan insanların sıklıkla başvurduğu bir yöntem.

3.Diğer sitelerle ve ifade iletim araçlarının birçoğuyla karşılaştırıldığında “cemaat” içinde özgün ve dikkate değer üretimler karşımıza çıkıyor. Bu da cemaatin ciddi bir izleyici kitlesine ulaşmasına sebep oluyor. Bu arada birçok tanıdık kalem erbabı da cemaat üzerinden fikirlerini okuyucularla paylaşıyor ve buradaki yorumları dikkate alıyor. Bu durum gösteriyor ki “cemaat” yakın bir zamanda çok daha önemli işlevler taşıyacaktır.

4.İnternetin imkanlarından biri de ( yüzyüze olunmadığından bu aynı zamanda bir zaaf ) insanların düşüncelerini daha rahat dile getirilebilmesi. Bu sebeple birçok yapı ve oluşumda tabu olarak üstü örtülen / tartışılmayan / eleştirilemeyen husus dile getiriliyor. Özgürleşme ve özgürleştirme sürecine önemli bir destek sağlamaktadır bu site. Samimiyet ve ciddiyet sürdürüldükçe Türkiye toplumunun her kesiminin özgürleşmesine katkı oluşacaktır.

5.Kitlesel karşılaşmaların olduğu her ortamda kendisini öne çıkarmak isteyen / artistlik yapan, popülerleşmeye çalışan, manipülatif söylem üreten, “öteki”leştirdiklerine öfke yağdıran tipler de çıkacaktır. Cemaatte bu tip art niyetlere müsamaha edilmemesi çabası vardır. Zira böyle tiplerin ilk anda cemaatle ilişkisinin kesilmesine dikkat ediliyor.

6.“Asra yemin olsun ki insan hüsrandadır / ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı birbirlerine tavsiye edenler müstesna” Asr Suresi

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

cemaat hakkında bir kaç not, bir kaç kelam

Adım İsmail Kılıçarslan. Tarık Tufan'ın ve Yusuf Armağan'ın yakın dostuyum. Cemaat'te yer alma nedenim de bu dostluktur. Şadan Ercan'dan başlayarak, Selim Şevkioğlu, Faruk Yücel, Nadir Marmara gibi çok değerli arkadaşlarla tanışmama vesile olmuştur bu "yer alma" durumu. Ayrıca, uzun yıllardır görmediğim Metah Çakko'yu görmeme vesile oldu mesela. Tiyanşan'ı, Davud Yücel'i, Tekin Karagöz'ü, Nisan Hatemi'yi, Fatih Ketenci'yi bildim cemaat sayesinde. Yazı yazma alışkanlığıma katkı sağladı mesela. Halihazırdaki İslamcılığın ve son zamanlarda da Nurculuk ile Ülkücülüğün düzeyi hakkında fikir sahibi olmamı sağladı.

Sonra şiir editörlüğüm geldi. Şiir hakkındaki teorik düşüncelerimi pratize edebilidiğim bir imkan oldu cemaat.

Doğrudur. Cemaat, bence ümmetin "vasat"ını gösteren, dahası o vasatı temsil eden bir sitedir. Şeyhi yoktur, hocası yoktur, kocası yoktur, takıntısı yoktur.

Doğrudur. Cemaat, pek çok arkadaşımıza siyasal-kültürel anlamda enformasyon sağlayan bir oluşum olmuştur.

El hasıl, Tarık Tufan'ın cemaat için yaptığı bütün açıklamalar yerli yerindedir.

Şurası önemli: Günde iki (rakamla 2) TV programı yapıyorum. Ayda ortalama iki (rakamla 2) film senaryosu yazıyorum. Ticari işlerim var. Projelerim var uğraştığım. Şiir yazıyorum falan filan. Yani, fena halde yoğun bir adamım. Ancak bu yoğunluğuma rağmen, günümün neredeyse 2 saatini cemaate ayırıyorum. Gelen şiirleri okuyorum. Yayına uygun olanlarını seçiyorum. Uygun olmayanlarını siliyorum. Yayınlanan şiirlere "editör notları" giriyorum. Yorumların neredeyse tamamını okuyorum. Yorumların bazılarına cevap veriyorum. Yazı yazıyorum site için. Düzenlenen etkinliklere katılıyorum.

Bütün bunları para için yapmıyorum. Bu kesin. Şanım şöhretim yürüsün diye de yapmıyorum. Bu da kesin. O halde niçin yapıyorum?

Şu: Ben bu sitenin kalbi atan, profesyonel duruşlu, farklı toplumsal kesimlerden katılıma açık halini çok önemsiyorum. Genç insanların yer aldığı canlı ortamını çok seviyorum. Sadece bunun için. Yani Nadir'i, Faruk'u, başka arkadaşları takip etmek için bile harcadığım zamana değer. Hele hele, editör notlarım falan bir işe yarar da bir şair yakalarsam harika bir iş yapmış olacağım.

Gelelim bir başka meseleye. Hani şu, "yorumların düzeyi" meselesine. Yorumların düzeyi, aslında yorumları yazanın düzeyiyle ve karakteriyle yakından ilgili. Söz gelimi ben, çabuk parlar ve refleks tepkiler veririm. Bu da yorumlarıma yansır. Ancak, bu, kimi zaman yanlış anlaşılan bir şey olabilir. Niçin çabuk parlıyorum? Burası çok önemli. Dolayısıyla bir örnekle açıklayayım bunu. Söz gelimi ben, bir editör notumda şair arkadaşa "şiirini 2. yeniye ve epiğe doğru genişletmeyi başarabilirse" şeklinde bir cümle kullandım. Yusuf Bahar isimli bir üyemiz, "neo-epik anlayışı cemaate hakim kılmaya çalışıyorsun" şeklinde bir yorum girdi. Ben de "neo-epik"le "epik"in birbirinden farklı kavramlar olduğunu söyledim. Yusuf Bahar yorumunda "belli bir anlayışı dikta etmeye çalışıyorsun" dedi bana. Ben de "benim anlayışım sana uymuyorsa Ardıç dergisine takıl" dedim. Bunun üzerine Yusuf Bahar yeni bir yorum girerek "ne o epik" ile "neo-epik" arasında fark olduğunu söyleyerek, Ardıç dergisi ile ne alıp veremediğim olduğunu sordu. "Benim Ardıç dergisiyle bir alıp veremediğim yok. Ardıç dergisi konu dışıdır, sen de konu dışısın. Dolayısıyla Ardıç'a takıl" dedim. Bunun üzerine Yusuf Bahar "madem Ardıç konu dışı, yazında niye ismini zikrettin" diye sordu. Söz de bu noktada bitti. "Konu dışılık" kavramından haberdar olmayan bir arkadaşla karşı karşıya olduğumu anladım ve sözü bitirdim. Bu uzun ve sıkıcı örneği niçin verdim? Şundan: Geri çekilmeyi bilmeyen insanlar haline getiriyor internet bizi. Yusuf Bahar, vaktinde geri çekilmeyi başaramadı. "Yahu adam yorumunda gerçekten neo-epik değil, epik demiş" demeyi başarabilseydi geri çekilmeyi de başaracaktı. Dolayısıyla bu anlamsız tartışma uzamayacaktı. Kafanızı şişirmeyecekti. Burasından bakıyorum ben olaya.

Yani mesele en çok düzey ve Türkçe meselesi. Türkçe'yi biraz daha iyi konuşabilsek, yorumlar hakarete, tartışmaya dönüşmeyecek.

Diğer yandan, üyelerde artık refleks haline gelen bir unsur haline geldi cemaat editoryasını tartışmaya açmak. Bir kez söylemiştim. Gene söylüyorum. Yahu, beğenmediğin, onaylamadığın, hoşuna gitmeyen bir yerde kalmak zorunda değilsin ki. Bir sürü alternatifin var. Hatta, kendi "blog siteni" oluşturma şansın var. Teknoloji gelişti yani. Hem beğenmeyip hem de sürekli burda olmanın ne anlamı var? Buna da net bir örnek vereceğim. Mesela nicki bende mahfuz bir üyemiz var. Yorumlarının mantıksal düzlemiyle hepimizi (cemaat editoryasını kastediyorum) usandırdı bu isim. Hiç bir şeyi onaylamıyor, hiç bir şeyi beğenmiyor falan filan. Ama gitmiyor da. Gitsin istiyoruz. Ama gitmiyor. Sebebi açık: Bir tatmine dönüştürmüş bunu. Hatta ben, bu arkadaşın üyeliğini sürdürmesinin bir "psikolojik sapma" olduğunu düşünüyorum. Hakaret edebilmek, kendince dalgasını geçebilmek için üye adam buraya. Bugüne kadar bir tek yazısını yayınlamadık. Ama en çok yorum da ona ait. Bakın burası da önemli. Cemaat bu adamın "ciddiyetsiz" olduğunun farkında, ama çok seslilik adına bariz bir terbiyesizliğini görmediğinden üyeliğini silmiyor. Nerde gördünüz böylesine hoşgörülü bir uygulamayı?

Bir nokta daha var. Burası da önemli: Cemaat editoryası için en önemli kavramlardan biri "emeğe saygı." Cemaatin yürümesinde "fedakarlık" ana kavram. Bu fedakarlığa önem vermeyen tavırlar bizi sinirlendiriyor doğal olarak. Gene bir örnek vereyim. Benim, çok ciddi emek vererek yazdığım editör notlarına üyelerimizden biri oturduğu yerden, son derece bozuk bir Türkçe ile üstelik, sallıyor. Siz olsanız kızmaz mısınız?

Ve son bir nokta daha.. diyeceğim şudur: İnsanların yüzüne (de) söyleyemeyeceğiniz ağırlıkta sözleri "nasıl olsa sanal alem" diyerek buraya yazmak, bence ahlaksızlıktır. Ölçü bu olursa cemaatin düzeyi de yükselir bence.

Cemaat, bence pek yakın bir gelecekte, şimdikinden çok daha önemli bir noktada olacaktır.

Bu vesile ile, sevgili kardeşim Tarık'ı yazısı dolayısıyla bir kez daha kutlar, Cemaatin tüm üyelerini selamlarım.

Allah a Ismarladık Gardaşlar !

" Mesela nicki bende mahfuz bir üyemiz var. Yorumlarının mantıksal düzlemiyle hepimizi (cemaat editoryasını kastediyorum) usandırdı bu isim. Hiçbir şeyi onaylamıyor, beğenmiyor falan filan. Ama gitmiyor da. Gitsin istiyoruz. ...şeklinde devam eden bir paragraf "

Bu yorum okunduktan sonra, cemaat.com dan tanışıp mailleştiğim arkadaşlarımdan, epey bir mesaj geldi. sağolsunlar. Genel olarak mallerin içeriği şu şekilde idi:

-sen mi kastediliyorsun burada?
Emre:- sizce?

-galiba sen.

-evet. Bende öyle düşünüyor ve zannediyorum.

....................................................................

Sonuç olarak, ilgili paragrafta yer alan, rüya yada sayıklamayı, arkadaşlarında izlenimleri sonucunda Emre uğur'a yordum. Doğru yada yanlış, artık farketmiyor. Zira "haksızlığı hak zannedene karşı hak dava etme gayretide bir nevi haksızlık sayılır" gayrı.( Bu ifade de haksız bende olablirim, muhatapta, aynı yöne bakmadığımız sürece sonuç değişmez)

Bir yıldan fazla olmuş üyeliğimiz, bu isimle herhangi bir yazımız yayınlanmamış evet, lakin daha evvelinde nick le girerken bir iki şiirimiz yayınlanmıştı, Yusuf abi yakalamıştır sanırım.:) Yorumcu olarak yada çok yorum yapan biri olarak, muhabbetini herdaim hissettiğim Hüseyin Cahid Doğan, Faruk Yücel kardeşlerime özellikle teşekkürü bir borç biliyorum.

Ve dahi; bunca zaman zarfında tartıştığımız ama asla kin ve garez boyutuna ulaşmayan ve mutlaka sonunda dua ile ayrıldığımız, sayın selim Şevkioğlu, Ulvi Alacakaptan, QAZAQ ve Yusuf Armağan ve tabiki Şadan Ercan. Yani yönetim. Eyvallah.

Sonuç olarak; Neşe ablamın (Neşe Yeşilova) dediği gibi! "Gözümüzü budaktan, sözümüzü dudaktan" esirgememişiz. İş bu sebepten; iyi etmişiz yada kötü etmişiz, doğru yada yanlış yapmışız, kime göre? neye göre? artık bununda önemi yok.

İsmail Kılıçarslan; ifadelerinizden anlaşılan şu ki; sanırım yaşınız benden büyük, zira 1977 doğumluyum ben. Daha da tanımanız gerekirse: harita mühendisiyim. Bir mühendislik şirketim var. 5 yllık bir şirket( babadan kalma değil, gariban edebiyatı yapmayacağım elbette:) şükür verene. Ve Şu anda G.Antep ve Konya da olmak üzere iki şantiyem var, doğal olarak abdestli namazlı onlarca çalışanınımız.elhamdülillah. Bunları niye söylüyorum, tanıdığınız kadarıyla yetinmeyesiniz diye. Çünkü sizi isminizin yanına eklediğiniz iş ve meşgalelerinizle değerlendiriyorum ben şahsım adına.

Neyse gene uzattık lafı, hakkınız helal edin. Lafın özü şudur: Bunca zaman vermiş olduğumu düşündüğünüz rahatsızlığın boyutunun bu kadar vahim derecede olduğunu inanın düşünmemiştim. Tüm cemaat.com üyelerinden, misafirlerinden, blenden bilmeyenden şahsım adına özür ve helallik dilerim. Zira ben hakkımı (varsa şayet) helal eder, buluşacağımıza inandığım o büyük günde mütebessim bir şekilde yeniden kaynaşmayı Allah tan dua tadında dilerim.,

Evet; Ocaktan geldim. Elhamdülillah müslümanım evvela, Türküm ve Ülkücü olma gayretindeyim inşaallah. Ama asla faşist vede ırkçı bir tutumum olmadığı gibi, bu tür yaklaşım ve yakıştırmalarıda aynen iade ederim muhatabıma.

Allah a Ismarladık. Mevlam, cümle cemaat.com üye ve misafirlerinin yolunu açık eyler, ömürlerini keskin kılar inşaallah.

muhabbetle

eyyvallah

Benim yorumumda kastettiğim kişinin kim olduğunun herhangi bir önem ifade etmediği bir zamanda yazdığımın farkındayım. Aslında yukarıdaki yorumumda zikrettiğim kişi bir kişilikten çok, bir hareket tarzını ifade ediyordu. Bu noktadan sonra ne desek anlamsızdır.

Emre Uğur benden yana hakkım helaldir. Bu böyle biline. Lakin senden de helallik istiyorum.

Görüşmek ümidiyle..

Selametle...

Tam çıkarken!

Aceleden olsa gerek, kusura bakmayasın. sana da helaldir hakkım elbette.

Bir Emre Uğur vardı!. Bir varmış, bir yokmuş. :))

Neyse, kalın tekrardan sağlıcakla.

"gayrı gider olduk kardaşlar ve de kız kardaşlar"( A.kaya)

muhabbetle

Ötüken Yolu

Emre Kardeşim,
Cemaatin "yazma kuralları" ile ilgili sayfasında "yazılar kadar en az yorumların da önemli olduğu" söylenmiş.
Yazıya yorum olmazsa o yazının ne anlamı var?
Bizi "sigaya çeken Molla Kasım"lar olmazsa "Yunus" olabilir miyiz?Bak Yunus dedim de Emre geldi aklıma... Sabrın ve edepli duruşun için ayrıca tebrik ederim. Sevgili İsmail, öyle bile olsa "Gitsin istiyoruz ama gitmiyor" çok ağır olmuş, bunu ben bile yapmazdım. :)
Neşe Yeşilova bence gizliden izliyor bizi... :)) (en azından öyle temenni ediyorum.)
Madem Ahmet Kaya'dan yazmışsın ben de ondan yazayım:
"Bir de sen gitme!"
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

Irrelevance Olan Şeyler...

Emre Abi (yaşını yazınla beraber öğrenmiş olmamın getirisi Abi hitabı), yazını bir dostumun uyarısı ile fark ettim. Bu noktada muhabbet mekandan münezzehtir demeliyim.

Bir dostumun böylesi bir durumda bırakılması üzücü. Bazen "kimi şeyleri/insanları/mekânları reddetmek gerekiyor". Nitekim gitmek de bir reddiyedir. Bu iyi. Zira onur ekmektir.

Bu onuru yadsıyacak değilim. Burada senin ayağına bir diken battı. İşte biz de o dikeni çıkarıyoruz.

Vedaet.com

Kardeş nereye? Her gün birinin ardından niye küstü ki diye düşünmek zorunda kalıyoruz. Birisine kızıp da herkesi birden neden cezalandırıyorsunuz? Yapmayın. Kızdıranlarda kendilerini haklı çıkaracağız diye bin dereden su getirmesinler. Özür dilesinler. Ben şahsen Emre Uğur'un gitmesini istemiyorum. Ocaktan falan değilim ben. Sakın ilgi kurmayın. Yazıyor adam. Ne oldu da kırıyorsunuz milleti.
Ben de mi gitsem ne yapsam. Moda olduğundan değil.
Ya dönün ya da bana istek kağıdı gönderin ben de gideceğim.
Beriki:Gidiyorum işte gör hayalde gör düşte gör.
Öteki:Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık
Bekliyoruz şu mübarek günde.. Dönüşünüz muhteşem olacak biliyoruz.Bak gidip Serap Ezgü'ye katılacağım (doğru mu ki ?Özgü müydü?)Dönün diye hepinizin ismini vereceğim.Yönetimi de seksen milyonun önünde özür dilemeye getirteceğim.Neşe hanım hatta mısınız?Hatta kalın size döneceğim. Ben semazen sayılırım.Bak proğrama bile çıktım.Yapmayın ya.

bu konuda son açıklamam

moda olmaya başladığı için böyle bir başlığı seçtim.

cemaat'in değerli üyeleri. bir iki noktayı saraheten belirtmekte fayda görüyorum:

1.Örneğin, pek çok diğer gazete gibi Hürriyet gazetesi de, yorumsuz ve su katmadan yer verdiği yazılar ve haberler yüzünden "gazete olmayı hakeden" bir kuruluş değildir. Bunu yapanlar bültenlerdir. Hürriyet, tam aksine, haberleri sunuş biçimiyle, habere karşı takındığı tavırla "gazete"dir. Ha keza, görmediği, yok saydığı haberlerle de...

Burada, cemaati cemaat yapan temel unusurun da tercih ettikleri değil tercih etmedikleri olduğunu söylemeliyim. Mesela, kötü şiir yayınlamayı tercih etmiyor cemaat. Editoryal kontrolden geçmeyen yazıları yayınlamıyor. Forum sayfası açmıyor. Üyelerin kendi aralarında mesajlaşmasına izin vermiyor. Küfre izin vermiyor. Yorumları okumadan yayına vermiyor. Ancak böylelikle "ciddi, aktif ve etkili" bir site olabiliriz zira. Son zamanlarda artan tartışmalara rağmen hem üye sayısını hem de izlenirliğini kat kat artırması da bu ciddiyetin getirdiği bir sonuç olarak değerlendirilmeli.

2.Şu tavra öteden beri, ama öteden beri sinir oluyorum: "Cemaat bizimdir." Bir kez daha, bir kez daha söyleyeceğim. Kızacaksınız bana. Sinirleneceksiniz; ama söyleyeceğim. Cemaat, Şadan Ercan isimli bir vatandaşındır arkadaşlar. Daha sonra da editör kadronundur. Ve sitenin bir istikameti vardır.. site bu istikamet üzere yönetilmektedir. Yazarının, okurunun, yorumcusunun değildir cemaat. Niçin değildir? Ya da niçin olmamalıdır? Cevaplayayım: Cemaat, bağımsız kalmalıdır, bağımsız bir platform olmalıdır da ondan. Milli Gazete, Yeni Şafak, Vakit, Zaman olmamalıdır da ondan. Okuyucusuna, yazarına, yorumcusuna uygun bir yer değil; okurunu, yazarını, yorumcusunu "sahibi" olarak değil sosyal paydaşları olarak görmek zorundadır da ondan. Cemaat, belki bir süre sonra İslam dünyasından düzenli haberler geçen, farklı bölümlere açık, fikrin-politikanın-sanatın kalbinin attığı bir site haline gelecek! Bir söz vardır bilirsiniz: "Zafer biraz hasar ister!" Biz, eyyyamcı, oportunist, okuruna "sahip" muamelesi yapan, "okuruna bağlı" bir medya haline geleceksek bugün kapanalım daha iyi.

3.Siteden gittiklerini deklare eden bir kaç arkadaşımız oldu. Olabilir. İnsanlar, artık bir değer atfetmedikleri, aynı ortak zemini paylaşmadıklarını düşündükleri yerlerden gidebilirler. Peygamberimiz de Mekke'den Medine'ye hicret etmişti desem spekülasyon olur şimdi. Ama bu biraz da böyledir. Kalma hakkı vardır insanların, ancak "gitme" hakları da vardır. Cemaatin bu konudaki tavrı (bu benim editör kimliğimin falan tamamen dışında ortalama cemaat üyesi olarak fikrimdir) "gidene güle güle, gelene başım gözüm üstüne" tavrı olmalıdır. Aksi takdirde, diyelim "bu hareketi çekmeyelim, bu eylemi yapmayalım" diye düşünürsek yol alamayız. Mesafe kat edemeyiz.

4.Zaman zaman "yorum yaptım yayınlamadınız" serzenişleri alıyoruz. Buna da şöyle bakmak gerekir bence. Buraya üye olan herkes, "yorumlarının yayınlanmama" ihtimalini göze alarak yorum girdiklerinin farkında olmalıdırlar. Serzenişte haklısınız. Emek verip yorum yapıyorsunuz. Ancak, bize de hak verin. Yorum yayınlamama hakkımıza da saygı duyun lütfen.

5.Bir diğer serzenişte şu: "Kime göre ya da neye göre yazıları ya da yorumları yayınlamıyorsunuz." Tamamen "kafamıza" göre yapıyoruz bu uygulamayı. Editoryal kadronun ortak kafasına göre. Ben mesela, çok tartışmalı hiç bir yorumu, Yusuf Armağan'a sormadan girmedim. Kimi yorumlarda oturduk hep birlikte yayınlanıp yayınlanmayacağına karar verdik. Bir yorumun yayınlanmaması gerektiğini düşündüğümüzde gerekçelerimize dair kayıtlar düştük, yayınlanmasını istediklerimiz hususunda sebeplerimizi sıraladık birbirimize.

Türkiye Müslümanlarının Cemaat.com'u ibaresi, çok şık durdu. Bu şıklığı sürdürebilmenin derdiyle cemaat kamuoyuna saygılar sunarım.

NOT: Şu ara yoğunlaşan işlerim nedeni ile belki bir süre "editör notu" giremeyeceğim şiirlere. Gene yayınlanıp yayınlanmama kararını ben vereceğim. Yoğunluk geçince telafi ederiz inşaallah. Selam ve dua.

Bu da Benim Son Yorumum

Öyleyse Şadan Ercan’ın Cemaat’i bizim değildir. Olmamalıdır da. Zira bu mefhum bir İslami anlam içerir ki bu anlam da öyle ferdiyetçi -hatta batıdan devşirme “personalist”- anlayışla kümelenen bir topluluğun adı olmamalıdır. Zira bu ad bireylerin tekelinde değildir. İman şuuruna sahip her Müslüman, yani “Kim la ilahe illallah, Muhammed ün Rasulüllah derse, cennete girer” hadis-i şerifinin hükmünün işaret eylediği şerefe nail olan her birey aynı zamanda Müslüman camianın bir üyesidir ve üyeliğinin tüm gereklerini yerine getirmeye de mükelleftir. El an veri tabanında isimleri anılan tüm arkadaşlarım da –ki gidenlerde dâhil olmak üzre- cemaat şuuruna sahip insanlardır.

Katılımcıların gönderdiği yazı ve şiirlerde elbette nitelik ve kalite aranmalı. “Bu nitelik ve kalite dediğimiz kavramları hangi kıstaslara göre tanımlıyorsunuz?” Sorusu da samimiyetle sorulmalıdır. Federico Fellini ile dilimize pelesenk olan paparazzi sözcüğünü böyle seçkin bir muharrir topluluğunun bulunduğu ortamda kullanmak istemezdim. Bazı yazılara düşülen yorumlarda bu anlayışı görmek beni ziyadesiyle üzmüştür. Madem editör kadro böyle ince eleyip sık dokuyor da, o halde neden bir birine çanak tutan yorumlarla bazı arkadaşlarım günlerce rencide ediliyor. Bu rencidelerden editör kadro sorumlu değil mi? Sanat hiç şüphesiz ince bir işçilik, emek ve ahlak işidir. Şurada anlaşalım, eğer biz bir anlayışı temsil etmek için buradayız diyorsanız. Tıpkı Fransa modelinde görüldüğü üzre; bir anlayışı temsil eden seçkin insanların bir dergi etrafında toplanarak çeşitli edebi alanlarda ürünlerini sergilemeleri ve bu minvalde bir akıma yol açmalarında olduğu gibi, sizin de önünüze koyduğunuz böyle bir hedefiniz varsa lütfen bunu açıkça deklare ediniz. Olmadı bir manifesto da yayımlayabilirsiniz. Böyle bir durumda biz de içerden değil de dışardan bir okur olarak sizleri takip ederiz.

Sözün özü: El an konumlandığınız yer bizim yerimizdir. Getto vari bir stratejiyle bu işi yürütürüz diyorsanız, daha çok rahatsız olursunuz. Bilvesile tüm inananların kandilini tebrik eder, bu mübarek gecenin dirilişe ve kıyama vesile olmasını dilerim.

Hamiş: Şahsıma verilmek üzre kaleme alınan cevaplar lütfen blogdan azade tutulsun. Varsa mail adresime yazılan eleştiriler samimiyetle cevaplandırılacaktır. yunusnadir@gmail.com

Cemaat.com ismini bir kenara

Cemaat.com ismini bir kenara koyarak ismail kılıçarslan'ın tespitindeki haklılığı kendisine teslim edelim. şöyle ki: bilenler bilir, sayha dergi bazı dostların vakıf olduğu bir site idi. çoğumuz benimsedik, iştirak ettik. uzun zaman problemsiz devam eden site, sahibi Kâni Çınar'ın aldığı bir kararla ki hâlâ net değil bu kararı niçin aldığı, kapanma kararı aldı. yani sahibi kapattı dükkanı. hadise biraz da ona benziyor gibi.

ismail kılıçarslan lafı doğrudan söylüyor. evet cemaat güzel bir site, seviyesi yüksek, katılımcıları kaliteli, yazıları doyurucu vs. nadir marmara'nın siteye yönelik değerlendirmeleri de hesaba katılarak nihayetinde sahibi bir kişi olan bir site... umalım da "sırtımda yumurta küfesi mi bu yaw" deyip atıvermesin ayakta durmak direncini.

yunus nadir'e

mail atmak değil, burada deklere etmek istedim.

senin gibi "iyi olacak" bir şairi cemaat'te görmemek üzüntü verir bana. bilmeni istedim.

selam ve dua.

İsmail Bey'e

Efendim yorumumu bir kaç su yıkamama rağmen demekki dilimizden rücu eden kelamdan maksadını aşan anlamlar hasıl olduysa şimdiden tüm camianın affına sığınırım. Ki böyle mübarek bir gecede yaptığım duanın tam aksine söylemde bulunmak bir munafıklık alametidir ki - Rabbim cümlemizi böyle tehliklerden korusun- ben böylesi bir tutumdan uzakta durmaya çalışıyorum. Sanırım yoruma koyduğum başlık yanlış anlaşılmaya sebep oldu. Demek istediğim şudur ki şahsım adına ben de okuduklarım karşısında elbette bir reflekste bulunacağım. Yaptığım yorumda böyle algılanmalıdır. Aynı zamanda konuya natuf ilk ve son yorumumdur. Buna mukabil ürün göndermeyeceğim demedim. Ki şimdiye kadar ürünlerim pek öyle görücüye çıkmış değildir. Oldum olası vitrinleri sevmedim. Vizyonunuza uygun bulduğum ürünlerimi elbette göndereceğim. Samimi eleştirinin her zaman yanında oldum ve beni çoğalttığına inandım. Selam ve dua ile ...

Oligarşik Mukavemet

Nadir beye birçok konuda katılıyorum.İsmail Bey ;
sitemdir , malımdır işinize gelirse anlayışınızı benimseMiyorum.Açıkçası bu okurları ve yazarları (üyeleri) hiçe sayan hakir gören ve derinden yaralayan bir düşüncedir.Yanlış efenim yanlış.Bu agresiflik ve tepeden inmecilik hiç iyi değil..!!!!!!!

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''

Halk-Anayasa

Anayasalar mı halk içindir yoksa halk mı anayasa içindir? Bu da sorulur mu demeyin! Halka rağmen yapılan ve değişmeyen anayasadan en çok zulüm gören bir kesimin ortak oluşumu olduğunu savunduğumuz bir sitede, bu tip "beğenmeyen çektirip gitsin" şeklindeki açılımların yeri çok gariptir. "Love it or leave it!" (Türkçesi: Ya sev ya terket!)... Bunu buradaki herkes -güya- eleştirirken bir de...

İnternet sitesinin katılımcılarıyla var olduğu bir gerçektir. Yani buradaki üyeler olmayacakdıysa üyelik sistemi neden açıldı? Ha şu da var: Şadan Ercan çıkar da derse ki "Kardeşim burası benim malım, istemeyen çeker gider" o zaman burasının "kendileri çalıp kendileri oynayanlar"ın mekanı olduğu anlaşılır. Ki bizim ne işimiz olur o zaman böylesi yerde?

Bu siteyi yüceltecek de batıracak da üyelerdir.Yok ama kalmamızdan çok gitmemiz gözleniyorsa bunu şimdiden belirtsinler. Sonra editörlerin ortak görüşü nefretine uğrayan Emre Uğur gibi şok olmayalım.

"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

Yüksek Müsadenizle...

Bende yüksek müsadeniz ile burdan bir açıklama yapmak istiyorum...

Öncelikle şunu belirtmeliyimki, Cemaat.com'u beğeni ile takip ediyorum.. Burada yazı yazan istisnasız tüm kalem sahiblerinin yüreğine sağlık...

Bu beğeniden dolayıdır ki burda yayınlanan çok değerli paylaşımlardan Bazılarını yönetim kadrosunda da yer aldığım siteye kaynak vererek taşıyorum...

Sanırım Cemaat'e olan bu yoğun ilgim burdaki paylaşımları alıntı yaptığım sitede yanlış yorumlara neden oldu..

Bana neden sürekli cemaat.com'un reklamını yapıyorsun? Hatta cemaat babanın sitesi mi? diyenler dahi oldu :) 'hayır arkadaşlar ne reklam yapmak derdindeyim (ki reklama ihtiyaç yok) ne de 'Cemaat babamın' desem dahi bazıları tarafından Türkiye Müslümanlarının Cemaat.com'u namı diğer Tuba'nın babasının sitesi olarak anılmaya başladı...

Bana komik gelen bu söylemler son olarak 'ifşa etmek istemiyor olabilirsin' şeklinde bir yorum alınca sıkıcı bir hale dönüştü sanki...

Elbetteki bu durum sizi ilgilendirmiyordur ve komik de gelebilir fakat arşivde Tarık abinin yazısını okuyunca da burdan seslenmek istedim mensubu olduğum sitenin üyelerine...

Cemaat.com, İsmail abinin de deyimi ile 'Şadan Ercan isimli bir vatandaşın' ki bu vatandaş da benim babam değil fakat babam kadar değerli abilerimin sitesidir.

Yayınlamama olasılığına rağmen böyle değerli bir siteyi kişisel bir mevzu ile meşgul ettiğim için hoşgörünüze sığınıyorum.

Baki olana emanet olun...

Cemaat com'un saf tutuşu

Camaat com'un "cemaat" yorumundaki duruşu ve saf tutuştaki hatırlatmaları, önemli bir "imkanı" ön plana çıkarıyor: Cemaat anlayışı...

Mevcut cemaat kültürümüzdeki "hiyerarşiye dayalı saf tutuştaki saflıklar bütünü; aitlik psikolojisini bir isim üzerinden anlamlandırma krizi; ötekileştirici ve itici üsluplar;daha önemlisi Dini akleden ve hakkı tavsiye eden birliktelikler yerine teslimetçi ve tekrar edici zihinsel kültler oluşturucu kümelenme..." özelliklerinden uzak durmaya çalışan cemaat com'un "ismi ile müsemma" olma gayreti dikkate alınmalıdır.

Daha dikkatli bakılırsa eğer; cemaat olamamış kişilerin takıldığı bir yer değil; cemaat olma bilincinin aşılandığı ve reel/gerçek hayata oranla daha bir cemaat duyarlılığınmın sergilene bildiği bir iletişim platformudur.

Aynı camide saf tutup; omuz omuza gelip iletişimsizlik içinde olan yığınlar; aynı grup içinde kalıplanmış ve iletişime kapalı nesneler arasında cemaat com her şeyden önce doğal bir cemaattir!...

Doğallığı bozup saf tutmak adına kimsenin kimseyi hizaya getiremediği bir iletişim iklimi olarak önemlidir!...

Herkese özelde Tarık kardeşime cemaate hakkı ve sabrı tavsiyesi için saygılarımla....

Cemaat Provası

"Tek başına bir halt olamayanların,cemaat olduklarında da bir halt olacaklarına dair umut yoktur."

Yanılmıyorsam bu söz,İsmet Özel'e aittir.Ne kadar doğru olduğu ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber,bu siteye üye olurken ve daha sonraları,bu sözü kendimde dahil kaç kişiye hatırlatacağıma dair endişeler taşıyordum.Bu yüzden bir blog açma cesaretini bulamadım kendimde.Ve okuyucu olmakla yetindim.

Elbetteki endişelerim yersizdi.Çünkü,"cemaat"sayfası,adına yakışır şekilde hangi amaç için toplandıklarının bilincinde olan insanlardan oluşuyordu.Tüm editörlerin ve istisnasız her üyenin;istişare adabına uygun,entellektüel ve seviyeli tartışmaları,gerektiğinde sözlerini geri alıp özür dileyebilme erdemini gösterebilen hassas müslümanlar olmaları bana doğru yerde olduğumu hatırlatmaya yetti.Bence bu,bir sürü büyük lafı alt alta sıralayarak tatmin olmaktan daha önemli.

Bu yüzden bu cemaatin sanal düzlemden gerçeğe geçmesi fikrine olumlu bakıyorum.Hatta bir sabah Eyüp Sultan'da,bir öğle Sultanahmet'de ya da bir ikindi vakti Süleymaniye'de yanyana gelip,saf tutmanın ve cemaat provası yapmanın dualarımızı çoğaltmak adına önemli olabileceğini düşünüyorum.Bu cemaatin içinde,arka saflarda da olsa yeralabilmeyi hiyerarşi olarak görmüyorum.

Olumlu yorumlarımın,editörya tarafından inandırıcı bulunmayıp yayınlanmama ihtimali yüksek olsa da,"editör notları"hakkında da bir şey söylemek isterim.Bir edebiyat forumunda,"siz önce şiir yazmayı öğreninde,öyle gelin"şeklinde bir tepkiyle karşılaştıktan sonra,bir daha şiir yazmaktan vazgeçmiş biri olarak,İsmail Kılıçarslan'ı takdir etmemek ne mümkün.Şiirin ne kadar kırılgan,ne zor yazıldığının farkında olan ve bu sorumluluk bilinciyle yeni bir şair keşfetme çabası içindeyken -belki de fevri mizacına ters düşecek şekilde- hassas ve özenli yorumlarda bulunan gerçek bir şairle karşılaşıyoruz.Kendi adıma,ben bu notlardan çok yararlandığımı belirtmek isterim.

Not:Sevgili Tarık Hocam,size şunu söyleyebilirim ancak.Evet;zaman zaman bilim kurgu filmlerindeki, o kötü gülümsemeyi hiç beklemediğim kişilerin yüzünde görüyorum.Ama bu vazgeçmek için yeterli bir sebep değil.

"Aydınlık sabahı düşün,ve durgun,karanlık geceyi.Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı . . ."(Duha,1/5)

Cemaatleşmeyen Cemaat

Bu tespitlere katılmamak mümkün değil... Ama yaşından veya bir öbeğe mal olmuşluğundan dolayı -onlar istemediği halde yine de onlar adına- dokunulmazlık isteyenler "Sen onu nasıl eleştirirsin? Bunu nasıl söylersin? Bizden olsun çamurdan olsun!" mantığını aşılabilirse işte o zaman okkalı olacaktır bu site...
Özellikle belirtmek istediğim ise "özgür" cemaatin her zaman daha üretken olacağıdır.
Sitede herkes kendine bir yer bulabilmektedir ve yazılarda da tahammülü zorlayan yorumlarda da (benimkiler de dahil) genel bir özgürlük sağlandığı açıkça görülmektedir.
Bu sitenin birleştiren ve doğurgan yapısı bozulmadığı sürece, tüm gazetelerin -matbu olanları demek istiyorum, internet sayfaları çoktandır öyle zaten- okur katılımlı hale getirilmeye çalışıldığı (örnek: posta gazetesi şiir köşesi -en çok satan-, radikal-genç eki tamamen okur kaynaklı v.s.) günümüzde, Müslüman kanat adına çok iş yapacağı gün gibi ışıldamaktadır.
Ben bütün bunların yanı sıra akşamları, sanki bir dost meclisine gelmişim gibi çayımı yudumlarken bütün yazıları -yorumlar da dahil- okumaya çalışıyorum onca işim arasında. Ama boş zamanlarında(!) kitap okuyanlar gibi değil, kitap okumak için özellikle zaman ayıranlar gibi ilgileniyorum(bu kelimeyi özellikle seçtim, en uygunu buydu) bu siteyle...
Safları sıklaştıranlara selam olsun!
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

cemaat.com

cemaat.com dan Yusuf Armağan ın Hilal tv deki İz bırakanlar programında "Hey Malcom" yazısının okunması ile haberdar oldum. Ertesi gününde siteye üye oldum. adı cemaat ama ilk bakışta herhangi bir cemaate bağlı olmadıkları belli. Bir anlık sinirle kağıda dökülmüş tek yazım yayınlanmazdan önce kalemin ağırlığını taşıyabilecek gücün bende mevcud olmadığını farkedemedim. Bu zamana kadar da çöpe attığım buruşturulmuş kağıtlardaki yazıların siteye yakışmayacağını düşündüğüm için sadece sıkı bir takip ile yetindim. İyi de kardeşim bize ne bunlardan diyebilirsiniz. Bu zamana kadar angaralı mustafa da oldum cebindeki küçük hobby çikolatalarla teravih çıkışı birkaç çocuğu ışıktan evlere davet eden bir şakirt de oldum tarikat sohbetlerinde davetlilerin gördüğü bütün rüyaları "senin intisab etme vaktin gelmiş" e yoran şeyhlerin önünde diz çöktüm..
Ulaşılması gerekene ulaşmak için binilen araçlarda gördüğüm her kusur beni biraz daha ötelere iterken cemaatlerden bağımsız bir cemaat den beni haberdar eden Allah a hamdolsun..

Küçücük bir kıymık batması ile feryad figan edenler kıymığı çıkarıp devam etmesi gerekirken batan kıymığı parmağında bırakıp halihazırda üretim aşamasında olan mobilyanın işçiliğinden kaçmasından başka birşey değil.. Ben bu mobilyacıda çırak olmak istiyorum. Kendi evimin bodrumunda birkaç tabureden başka bişey yapamayacağımı bildiğim için ...

"cemaat" yorumlarına devam

Arkadaşların yaptığı yorumları dikkatle okudum. Bütün bunlar "cemaat"in ne kadar önemli bir yerde durduğunu pekiştirir nitelikte. Buradan hareketle birkaç hususu daha dile getirelim.

1. Cemaat düzleminin kurucusu ve büyük emekçisi Şadan Ercan'ın, yine büyük emekçilerinden Yusuf Armağan'ın gayretleri belli bir seviyenin muhafaza edilmesi açısından önemli ve takdire şayandır. Bu iki adam ve diğer editör arkadaşlar benim hayatımda gördüğüm en temiz adamlardandır. Güvenilmesi gereken adamlardır ve siteyle ilgili iradelerine saygı duyulması gerekiyor. Ancak eleştiri ve öneri kapısı her daim açıktır. / Tıpkı ictihad kapısı gibi.

2. Cemaat üyeleri ve takipçileri bu çağın müslümanları olarak önemli bir sorumluluk taşımaktadırlar. Üretmek, söylemek, yaşamak ve arkasında durmak gibi. Buradaki bütün arkadaşlara emeklerini çoğaltmalarıyla ilgili çağrıda bulunuyorum. Daha çok yazın, daha çok üretin, daha çok söyleyin, daha çok yaşayın. Nuri Bey birbirimize tutundukça bıçakların ucu kapanacak diyor. Biz burada da birbirimize tutunabiliriz bana kalırsa. Buradan Türkiyeli Müslümanlar bir ahlak, duyuş, düşünüş biçimleri devşirebilirler. Bunun önünü açacak platformlar oluşturulabilir.

3. Bir nur talebesi, bir ehli tarik, bir ülkücü, bir kürt, bir partici, bir radikal, bir şii, bir sünni ve bilmem hangi birileri hiçbir siyasal / sosyal ortamda buluşup tartışamayacağı, paylaşamayacağı şeyleri burada konuşabilir. Böylece bu toprakların çocukları ait oldukları medeniyetin kodlarını kavrayıp birbirlerini de anlayabilirler. Bu ülke önemlidir baylar! Bu ülke tarihiyle, coğrafyasıyla, medeniyetiyle, içindekilerle birlikte önemlidir. Biz burada böyle bir iletişim kanalı oluşturabiliriz.

4. Buradaki okunma sayıları / raiting ölçümü bazı konuların daha çok okunduğu gibi bir izlenim yaratıyor. Ciddi meseleler burada okunmaz öyleyse spekülasyon yapayım diyen insanlar çıkabilir. Gerekirse bu okunma sayıları da kaldırılabilir. Nitelik ve estetik bağlamından kopmadan yazı yayınlatmak hepimize büyük katkılar sağlar. Gerek duygu gerekse fikri yoğunluk hepimiz için besleyici olacak.

5. "Biz müslümanlardanız diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" Mübarek Kitap

Odysseus'un Son Yorumu(m)

Cemaat.com'u uzun süredir takip ediyorum.Gelişimesini ve devamını can u gönülden istiyorum.
Ayrıca burada bir sırı ifşa etmek istiyorum.Ben yani eski Odysseus , Nuh A. TUNA'nın ikinci müstearıydım.Kalp kırdımsa affola.Benden yana hakkınız ise helali hoş ola.Bugünden itibaren O.Deniz Yemenli adına yorum girmeyeceğim.Sebebine gelince bende kalsın istiyorum.Fakat İsmail Kılıçarslan başta olmak üzere ateşli bazı arkadaşları yorum yaparken itidale davet ediyorum.En azından yazıyı okuduktan bir saat sonra yorum girme yolunu tavsiye ediyorum.Zira ben çoğu kez böyle yaptım ve pişman olmadım.Hatta bazı vakitler lan odysseus diye başlayan mail sahibi arkadaşlara 15 gün sonra mail geçtim.Ve birçoğuyla sıkı dost oldum.Mesele aslında biraz da birbirimizi anlamak ve egolarımızı dizginlemek yolunan geçiyor.Her neyse....
Son kez sülüklü imzamla bir yoruma daha son veriyorum.Allah'a emanet olun dostlar...

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

....

Evet güzel bir amaca hizmet eden güzel bir site. Sitede emeği geçenlerden ve üyelerinden Rabbim razı ve memnun olsun inşaAllah.

Belirtmek istediğim bir konu var. Burada yazdığım her kelimenin arkasındayım. Her zaman ve her yerde bunları söylemekten asla çekinmem. Bu olmazsa zaten bir anlamıda kalmaz sanırım.

Hakkı haykırmadıkça, hak elde edilemez!

Selam ve dua ile ...

özlenen cemaat

İki gün şehir dışındaydım ve cemaat'i takip edemedim. Bu sabah anladım ki "cemaat" özlenen birşeymiş.
Güzellikler çoğalsın, kırgınlıklar azalsın, Allah bizi cemaat'ten ayırmasın.
AMİN...

cemaat.com

Öncelikle Tarık Tufan'ı duyarlı yaklaşımından dolayı kutluyorum.
Cemaat.com'un birliği adına güzel bir yazıydı.

Cemaat.com öncelikle üyeleri, okuyucuları ile vardır.Bu durumu göz ardı etmek yanlışlara sebebiyet verecektir.Yeter sayıda ve nitelikte okuyucusu olmayan bir site, bir müddet sonra kapanacaktır elbet.

Site yönetimi ile üyeler arasında yaşanan sorunların aşılmasında karşılıklı iyi niyet esas olmalı derim.Yapılan eleştirilere "düşünce"yi öne alan, "bilgi"yi öne alan cevaplar verilirse sorunlar büyümeyecektir.Farklı görüşler, yaklaşımlar siteye bir zenginlik katacaktır.

Selam ile...

Cemaatin sahibi (!) kim?

Irgatbaşı olarak bir kaç hususu açıklığa kavuşturmak istiyorum;

- İsmail Kılıçarslan, "Cemaat, Şadan Ercan isimli bir vatandaşındır arkadaşlar." cümlesiyle başlayan ve müteakip cümlelerde devam eden ve "bağımsızlık" fikrini vurgulayan görüşlerine katılıyorum. Ancak şöyle bir düzeltme yapmalıyım. Cemaat.com bir web sitesidir ve cemaat.com domaini bendeniz tarafından kaydedilmiştir. Hasbelkader sitenin de kurucusu ve yöneticisiyim. İsmail Kılıçarslan'nın cemaat diye kastettiği şey cemaat.com'dur. "cemaat" kavramının sahibi olmak gibi bir şey zaten düşünülemez. Yunus Nadir Eraslan "Öyleyse Şadan Ercan’ın Cemaat’i bizim değildir. Olmamalıdır da" cümlesiyle başlayan yorumunda haklıdır. Bu kavram kimsenin tekelinde değildir. Kaldı ki biz cemaat ismini "lügat" anlamında kullandığımızı; "Cemaat, insan topluluğu anlamına gelen bir kelimedir, Site üyeleri, yazarları ve okurlarıyla bir topluluk olması hasebiyle bu ismi almıştır." cümleleriyle deklare etmiş bulunmaktayız. Ortaya koyduğumuz bu çalışma, esas olarak web ortamında ancak zaman zaman daha geniş platformlarda da sergilemeye çalıştığımız kültürel bir çalışmadır. Cemaat.com'un, kavramın ıstlahi anlamda ifade ettiği organik bir yapıya dönüşmek gibi bir amacı yoktur.

- Nuh A. TUNA'nın "sitemdir, malımdır işinize gelirse anlayışınızı benimseMiyorum" görüşüne ben de katılıyorum. İsmail Kılıçarslan'ın da böyle bir şey söylemediğini görüyorum, bu manayı kastetmediğini biliyorum. Zaten emin olun böyle olmasaydı, bu düzeyde bir katılım olmazdı. Ama yine şundan emin olunuz ki bu sitede editör olmak gerçekten çok stresli ve yıpratıcı. Zaman zaman ben ve arkadaşlarım öyle olaylar yaşadık ki hakikaten tahammülü çok zordu hatta biliyorsunuz bir ara bu nedenle site yayınına ara vermişti. Bu nedenle sizlerden en çok istediğimiz şey hüsn-ü zan ve hoşgörüdür. Sadece bizim için değil herkes için hüsn-ü zan !... Elbette zaman zaman bizim de hatalarımız olabilmekte. Bu noktada hüsn-ü zanla bizi uyaran herkese çok teşekkür ediyorum.

- Editör arkadaşların hepsi iyi niyetli ve samimi arkadaşlardır. Hiç birimizin bir fikri dayatmak gibi bir derdi yoktur ve olmamıştır. Ağalık yapmak gibi bir derdimiz zaten olamaz. Bizimkisi olsa olsa ırgatlık olur.

Bu vesileyle Servet Hocaoğulları'nın yazıyla ilgili yorumunu çok önemsediğimi ve Tarık Tufan'ın kalbimden geçenleri okurmuşcasına kaleme aldığı bu değerli düşünceleri için de kendisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Gitmesen keşke

cemaatte pek online olmuyorum, misafir gibi gezinmek daha çok hoşuma gidiyor. Bu sitede ne yalan söyleyeyim en çok yorumları bekliyorum, onları okumak daha çok hoşuma gidiyor. sanki yorumlar sayesinde daha farklı ve çeşitli perspektifler yakalıyorum.

Özellikle Emre Uğur yorumlarını hiç kaçırmamaya dikkat ediyorum/dum. Kısa, öz, değişik ve hayatın içinden, yaşarken, gelenekten moderne doğru doğal bir bakış. Bir çok kere başkaldırı, yalansız, yalın. Keşke gitmesen be abi, sen bilirsin ne yapacağını, ama gitmesen keşke.

Bütün yorumlarını okudum, takip ettim, delikanlısıydın bu sitenin. En çokta diyalog ve kıssalı yorumlarını özleyeceğim. Üzüldüm böyle bir karar almana, sağlık olsun, sen daha iyisini bilirsin elbette.

Allah yolunu açık etsin.

Hüseyin Cahid Doğan güzel demiş, "senin ayağına bir diken battı ve biz onu çıkarıyoruz"

selam ve dua

Cemaat.com komm(alm.:gel)...

Hergün bilgisayari'mi actigimda ve internete baglandigim da önce maillerimi okur, ardindan gazetelere göz atarim. Ve ücüncü durak her nedense bu site oluverdi. Ücüncü sira da olmasina yakinmayin, bu sira da olmayi hak edecek birkac site daha var hafizam da.
Her nedense dememin hikmetini pek anliyabilmis degilim dogrusu:

a)Sanirim rumuz kullanmama tavsiyesi ilk etkenlerden biri. Rumuz kullanip ta yazi yazmak beni hep rahatsiz etmistir. Dürüstsüzlük demesem de dürüstsüzlüge hep yakin görmüsümdür. Burada herkes olmasa da bircogu asil ismiyle kendi yazilarina gelebilecek elestirilere ragmen yine de rumuzlara saklanmayip hesab verebiliyor veya yazdiklarina imzalarini atabiliyorlar ise , bu sanal dünya'yi faydali kilmak demektir.

b) Namli namsiz diye ayirt edilmeden, herkesin yazi, siir vs. yayinliyabilecegi bir mekan olmasi. Ve ben pek tanimasam da, baskalarinca taninmis ve sevilmis insanlarin buraya zaman ayirip, yine namli namsiz (yani menfaatsiz) ayirt etmeden yazilanlara zaman harcamalari ve deger vermeleri iyidir. Bu, menfaat iliskiler disinda, dost-akraba cevresi disinda, yalakalik disinda emeginin degerini bilinmesi ve allahu alem taninmasi demektir her üye yani yazar icin.

c) Herkesin kardes oldugu icindir herhalde...

d) Türkiye'nin gelecek neslinden bir parcacik burada yansimasi ve benim bunun üzerinde düsünmem ve ümitvar olmam'dan dolayi da olabilir...

neyse, bu övgü isini gercekten pek becerebilen biri degilim.

selam ile...

Not:
a) Umarim gurbettekiler baslik geregi ayirt edilmiyorlar=)
b) Tarik agabey herhalde bin pisman yaziyi yayinladigindan. Ters tepki yapmis oldu görebildigim kadariyle. Neyse, cemaat'de olur böyle seyler... üc gün sonra, insaallah, yine selam eylerler.

Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!

Giden Her İsimle "Sen" Yalnızlaşıyorsun

Gitmelerin arttığı bir Cemaat.com dönemi yaşıyoruz. Oysa, içinde bulunduğumuz dönem, birçok meslek için transfer sezonu olarak biliniyor. Bizim ise birilerini uğurlamaktan kolumuz taş kesildi. Sıradakini dört gözle bekler olduk.

Öyle sanıyorum, bu yapı böyle sürdükçe gidenlerimiz daha çok olacaktır. Aslında sorgulamamız gereken şu: Gidenlerin gitmesinden haz alıyor muyuz? Neden geldiler, neden gidiyorlar? Gidenlerin sorunları çok da, bizim yok mu? Bizi bu sitede bir araya getiren nedir? Neden buradayız? Neden burada yazıyoruz? Neden onca zamanımızı buraya ayırıyoruz? Bazılarımız saatlerce bu yazıların tamamını ve yorumların bütününü okumaktadır. Onca saatlerini neden buna harcıyorlar? Diyelim, bütün bunların tek bir yanıtı yok. Diyelim, butün bu soruların herkesce özel bir cevabı var. Ama, sanırım bu sitede olmakla her üye ve okur "bu sitede olmak" duygusunu paylaşmaktadır ve bu duygu anlamı ve özelliği ne olursa olsun ortak bir duygudur. Hiçbir anlamı olmasa bile bu "olmak duygusunun" bir anlamı vardır.

Bilmiyorum, belki benim yüzümden de bu siteden gidenler de olmuştur. Ki vakti zamanında bu sitenin kapanma olasılığı vardı ve gerekçe olarak benim bir yorumuma atıfta bulunulmuştu. Bu olay beni çok üzse de varlığımı yine sürdürdüm. Çünkü, bu siteye üye olduğum günden ilk yorumumu yazdığım güne kadarki 2-3 aylık süre içinde Cemaat.com'da varlığımı sürdürmek için kendime hedefler koymuştum ve hâlâ bu hedeflerimin peşinde koşmaktayım. Birçok tartışmanın ortasında yer aldım. Bana göre hepsinde haklıyım, başkalarına göre de haksız olan bendim. İnkar etmiyorum ve kimsenin gerekçesi benim gerekçem karşısında hükümsüzdür demiyorum. Eğer yorumlar dikkatlice takip edilirse en çok benim cinsiyetim sorun edilmiştir bloglar altında. Evet, bunda benim de hatam olabilir. Siteye üye olduğumda elimde Nilgün Marmara'nın "Kırmızı Kahverengi Defter" adlı günlüğü vardı ve ben Nilgün Marmara adını nick olarak kendime seçtim. Bu adı seçmemde bir gerekçe de Nilgün Marmara'nın günlüğündeki şu satırlarıydı: "Ben hakimim, Masum Bey! Hayat, hep yüzünle seviştik, tersinin hatırı kaldı". Son bir gerekçe ise, cemaat.com okur ve üyelerinin karşısına intihar girişimi, nihilist düşüncesi ve ayarsız yaşamı ile seçilen bir ad altında çıkmaktı. Bununla şu mesajı vermektir aklımca: bu coğrafyada yaşayan hiçbir kimlik bize yabancı değildir; yeter ki ortak bir bili ve anlayışı yakalayalım. Muhakkak, ama muhakkak hepimizin bir son noktası vardır ve bu nokta bile bizi bütünleştirmektedir.

İsim olarak bunu başardığım pek söylenemez, ama yorumlarımda kendimce bu üslubu taşıdığıma inanıyorum. Bütün gerekçeleri ve alternatifleri görerek konuşalım istiyorum. Çünkü, içinde yaşadığımız çağda maalesef biz güçlü bir millet, güçlü bir devlet, güçlü bir kimlik ve güçlü birer insanlar değiliz. Sahip olduklarımızı bir İsrail, bir Amerika, bir Avrupa, bir Rusya, Çin ve hatta İran kadar diretecek, savunacak konumda değiliz. Ufak cemaatler, ideolojiler, partiler, gruplar, kimlikler altında ufalanıp gidiyoruz. Biz, bir Batılı gibi bütün özgürlükleri kullanıp kendi benliğimizi rahatlıkla ifade edecek bir lükse sahip değiliz. Belki bir Çinli, bir İngiliz olsaydık "bana ne, ben kendimi yaşayayım, nasıl olsa benim haklarımı savunan bir devletim var, nasıl olsa benim dini ve kültürel söylemlerimi yaşatan bir rejimim bulunmakta" diyecek gücü kendimizde görebilirdik. Ama biz böyle bir konfora sahip değiliz.

Bu sitede öyle sanıyorum, bu ülkenin vatandaşlığını taşımadan blog giren, yorumsal katkıda bulunan bir tek ben varım. Bu durumda en fazla umursamazlığın benden beklenilmesi gibi doğal bir durum olamaz. Ama, ben bu ülkenin vatandaşı olmasam da bu ülkenin değerlerinin benim bir parçam olduğunu biliyorum. Aynı dini duyguları, aynı kimlik değerlerini, aynı mitolojik söylemleri paylaştığımı biliyorum. Bu değerlerin korunduğu dünyada neresi varsa orası benim vatanımdır. Yeterki orada Türk diline konuşayım, yeterki oradaki insanlarla aynı kaynakta yoğrulmuş hislerle samimiyet kurayım, yeter ki orada aynı dini, kültürel, düşünsel değerleri yabancılık çekmeden konuşayım ve paylaşayım. Bir başka bünyeye dışarıdan katılmış, ancak almak zorunda olduğum bir sistemin yabancısı olarak kalmayayım.

Cemaat.com'da çok sayıda mesaj aldım, çok sayıda dostluklar kurdum. Burada tanıştığım ve kardeş olduğum insanları da eleştirdim. Örneğin, cemaat.com sayesinde tanıştığım ve dostluktan öte arkadaşlık kurduğum sevgili Yusuf Armağan, sevgili İsmail Kılıçarslan'ı belki en sert ben eleştirdim. Ama sadece eleştirdim. Bugün bu iki isimle biz bir araya gelince oldukça samimi biçimde muhabbet etmek ve en deruni duygularımızı paylaşmak için adeta can atıyoruz. Bu benden değil, bu şahısların yazı ile kişiliği birbirinden ayıracak büyüklüğü sergilediklerinden ileri gelmektedir. Gerek Şadan, Yusuf, İsmail, Faruk, Selim, gerek son dönemlerde sitede görmediğim İskender, Melike gibi arkadaşlarım ve sitenin teknik kurgusunu oluşturan ve bu konuda büyük emek veren sevgili ve kadim dostum Şamil olsun bunlarla selamlaşmanın hemen sonrasında cemaat.com'dan konuşmaktayız. Oysa, bunlar bu sitenin editör ve yöneticileri olduğundan hukuki olarak benimle bu konuları paylaşmama hakkına sahiplerdir.

Ben, bu siteye üye olan herkesin farklı duygularının, düşüncelerinin, fikirlerinin, ideolojilerinin, anlayışlarının, kültür düzeylerinin, yaşam anlayışlarının, kaygılarının olduğundan eminim. Asıl bu farklılığın olmadığını düşünmek yanlış olurdu. Ama bütün bunların hiçbiri bireysel bir hüküm yürütmekle sonuç bulamaz. Çünkü bütün insanların özgürlükleri, diğerlerinin özgürlüklerinin başladığı yerde bitmektedir. Bizi birleştiren kişisel haklarımızı, özgürlüklerimizi, yaşamımızı birbirimize kanıtlamak ve bunları üst düzeyde savunmak değildir. Bunu ancak gerçekten de her anlamıyla ve bütün değerimiz bazında egemen olduğumuz bir düzen içinde yapabilirdik, ama şimdi asla. Bizim kişisel varoluş kaygılarımız, toplumsal varoluş kaygılarımızın baskısı altındadır. Biz hala Biz olgusunu yok sayıp Ben kimliği ile varlık mücadelesi sürdürecek bir ortama sahip değiliz. Belki bu bizim kaderimizdir, ama Ben olmanın ideali Biz olgusunu dünyaca egemen kılmamızla mümkündür. Benlik, ancak bizim çok özel yaşamımızda hüküm sürebilir, günümüzde. Cemaati de bu şuurla görmemiz gerekmektedir. Bizden kopanların gidişine alkış tutmamalıyız. Birgün bizde aynı kırılmış, alaya alınmış biçimde buradan kopabiliriz. Bu ayrılmayı hiç umursamasak bile, en azından bir şahısla bile kurduğumuz dostluğu merkezine Cemaat.com adı gelip kendiliğinden yerleştiğinde hafif de olsa burukluğumuzu ifade edeceğiz.

Ha, sevmediğimiz insanlar olmayacak mı bu ortamda? Kuşkusuz olacaktır, olmaması için de bir neden göremiyorum. Ancak onlarla kişisel yüzleşmenin kapıları sonsuza kadar açıktır. Kişisel anlamda bu insanların burada birebir irtibat kuracakları bir çok yol vardır. Cemaat. com üyesi olan her şahıs, siteye girdiği iki satırlık yorumla bile olsa yazdığı birkaç sözcükten dolayı bile yazar ve tartışmacı kimliği taşımaktadır. Aslında, burada her kalem mesuliyet altındadır. Sonuçta bu site de bir arenadır. Taşıdığımız isim ve özellik ne olursa olsun, her üye bu ortamda öncelikle yazar kimliği ile ortaya çıkmaktadır. Yazarlık, bir havas olma değeri taşımaktadır. Dolayısıyla farkında olsak da olmasakta biz hepimiz bir aşama katederek burada kendi kimliğimizi ifade etmekteyiz. Bu bile kendiliğinde küçümsenmeyecek ahlaki sorumluluk taşımaktadır. Ahlakın ölçüsü öncelikli olarak kul haklarına saygı göstermektir. Lübnan'da yaşananlar insanlık dıramı da, burada şahsi kaygılarımızla yorum girmek ahlaki dram değil mi? Bu kaygıyı sahiplenmeyen insanlar ne kadar göz yaşı dökseler de inandırıcı olmayacaktır. Bize dayatılan dışardaki sorunlar ne kadar ürkütücü ve kanımızı donduracak kadar büyük ve vahim olsa da, bu sorunlara yönelmek ancak kendi ortak ahlaki saygınlığımızı korumakla mümkündür. Dinsiz toplumlar da dünyaya egemen olabiliyorlar der Allah, çünkü "kendi aralarındaki ortaklıkları asla hafife almıyorlar". Çalışan her insan, muvaffak olur mantığı insanın bir şey üzerine çalışmasıyla gerçekleşmektedir.

Öyle sanıyorum, bu siteyi sahiplenem duygusu herkese açıktır. Peki, hangi sahipkar, kendi değerlerinin linç edilmesine göz yumabilir? İsrail’in yaptıklarını lanetlemenin yolu, önce kendimize lanet yağdırmakdan geçmemelidir. Cemaat olmak için bilgiden, düşünceden, zenginlikten, fakirlikten önce ahlaklı olmak gerekmiyor mu? Daha birkaç gün önce siteye üye olan bir arkadaş, bu sitede onlarca blogu, yüzlerce yorumu olan birisine daha sitede girdiği ilk yorumunda neredeyse “def ol git” diyecek ahlakı kendinde buluyorsa ve bu satırlar suskun suskun yorumlar içinde kendi masumiyetini koruyarak yüzsüz biçimde haklılığını sırıtacaksa, bizi birleştiren büyük ve kutsal değerlerin akli korumasını asla yapamadığımız hükmü ortaya çıkmaz mı? Bu haksızlığı gidenin arkasından taş fırlatmakla örtbas ederken, sonraki gitmelerin de kapısını açmıyor muyuz.

Sevgili Alacakaptan’ı ben şahsen tanımıyorum. Onu birebir tanımamam onun kişilik haklarını çiğnemem anlamına gelmez. Sanırım, Alacakptan’a daha ilk yazısında ilk eleştirel yorumu ben yazmıştım. Evet, Alacakaptan’ın şiir ve şairlerle ilgili görüşlerini hepimiz biliriz. Ama bu bir görüştür. Gerekçesi açıklanarak geçilebilir, ki zaten İ. Kılıçarslan böyle bir yorumda da bulunmuştur. Ama, ister Alacakaptan olsun, ister Mettah Çakko olsun, ister Emre Uğur olsun, ister Yunus Nadir olsun ve diğerleri bunların kimlik haklarını yok saydığımız anlamına gelmemeli. Bütün yazarların yazılarında ortaya koydukları düşüncelerin yetersizliği, anlaşılmazlığı, bilgi seviyesi, içeriği, üslubu tartışmaya açıktır. Her okur ve üye, yazısı olan her yazarı yazın kuralları içinde değerlendirme, eleştirme, olumsuzlama hakkına sahiptir ve bu onun en doğal hakkıdır. Bu hak günümüzde en meşru haktır. Yeterki, biz yorumlarımızda yazılan yazının bir başka alternatifine, sunulan bilgilerin doğruluğunun test edilmesine dikkat çekelim. Eleştirilmek bizim öğretimizdir. Yaşamı büyüklerimizin uyarıları ile öğrenmedik mi? Yazı yaşamının uyarıları da eleştirdir. Bu ahlaki bir değerdir. Bunu kişisel duygularımız için feda edersek, ahlak idealini yok etmiş oluruz.

Bu uzun yorum için hepinizden özür dilerim. Saygılarımla…